İsa Yusuf Alptekin

İsa Yusuf Alptekin

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
13
Gösterim
Adı:
İsa Yusuf Alptekin
Unvan:
Doğu Türkistan asıllı Devlet Adamı ve Siyasetçi
Doğum:
Kaşgar, Çin, 1901
Ölüm:
İstanbul, 17 Aralık 1995
1901 yılında Doğu Türkistan'ın Kaşgar vilayetine bağlı Yenihisar kazasında dünyaya geldi. Öğrenimini Doğu Türkistan'da tamamladıktan sonra çeşitli memuriyet görevlerinde bulundu.

1926 yılında Batı Türkistan'a geçerek burada milli mücadele taraftarlarıyla irtibata geçti. 1931'de Hoca Niyaz tarafından başlatılan ayaklanma sırasında Doğu Türkistan'daki valilerin halka yaptıkları zulmü Çin hükümetine anlatarak, bu durumun önlenmesini, aksi takdirde ayaklanmanın yayılacağını, Rusya'nın işgalinin sözkonusu olacağını anlattı. Ayaklanma sırasında ve sonrasında milliyetçilik faaliyetlerini sürdürdü.

1936 yılında Çin Meclisi üyeliğine de seçildi. Mücadelesini daha çok siyasi alanda yoğunlaştırmıştı. 1944'de İli'de başlayan ayaklanma neticesi kurulan hükümete girmesini İlililer istemedi. Ancak 3 yıl sonra Doğu Türkistan Hükümeti'nin başkanlığı Türkler'e verildiğinde hükümetin genel sekreterliğine getirildi. Bir yıldan fazla kaldığı bu görev esnasında, milliyetçi, anti-emparyalist ve anti-komünist politikalar sebebiyle, Rusya'nın ve Çin'in tepkilerini üzerine çekti.

1949'da Çin'in Doğu Türkistan'ı işgali ile birlikte o günkü Hindistan'ın Keşmir eyaletine iltica etti.

1954 yılında Türkiye'ye geçti. Türkiye'ye gelir gelmez İstanbul'da Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti'ni kurarak, bundan sonraki faaliyetlerini Doğu Türkistan davasının dünya kamuoyuna anlatılmasında yoğunlaştırdı. Yabancı ülke yöneticileri nezdinde olduğu kadar Türkiye hükümetleri nezdinde de Doğu Türkistan davasının anlatılması için mücadele verdi. Parti liderleriyle görüştü. Başbakan ve cumhurbaşkanlarıyla görüştü.

Bu günden itibaren Doğu Türkistan Türkleri'nin durumunu bütün dünyaya anlatmaya devam etti. Bütün ömrünü bu konuya vakfetti.

İsa Yusuf Alptekin 17 Aralık 1995 gecesi vefat etti.
Doğu Türkistan halkının bu yasaklara uyma mecburiyetinin yanında, yine yapmaları gereken mükellefiyetler de vardı. Bunların bir kısmı şunlardır:

a - Mao'ya «diri Allah» diye hitabetmek.
b - Diğer hayvanlarla birlikte domuz beslemek.
c - Yabancılara karşı, hayatlarından memnun görünmek.
ç - Komünistlerin her dediklerini, kayıtsız şartsız kabul etmek.
d - Türkistan lehçesindeki Arapça, Farsça ve Rusça terimler yerine, Çince terimler kullanmak.
e - Çinlilere «ağabey-milelt» diye hitabetmek
f - İki odadan birini Çin kolonicilerine tahsis etmek.
g - Para ve servetleri hükumete teslim etmek.
h - Hayvanları belli yerlerde tezekletmek.
ı - Her gün, belli miktarda çöp, tezek, yaprak, ağaç kabuğu ve sivrisinek toplayıp bunları hükıimete teslim etmek.
i - Toprakları yılda beş defa sulamak, üç defa gübrelemek, on defa otlarını almak, az bir topraktan çok hasılat kaldırmak.
j - üç mil mesafeye kadar olan yerlere vasıtasız gitmek.
k - Bir elbiseyi dokuz sene giymek.
Çolpan Batı Türkistan'daki esareti şöyle dile getirmiştir.
Gülen başkalarıdır, ağlayan menem.
Oynayan başkalarıdır, inleyen menem
Hürriyet masallarını işiten başka,
Kölelik şarkısı dinleyen menem.
Hür başkalarıdır, esir menem.
Hayvan katarında sürülen menem.
Mesela, Türkleri sindirebilmek için Ruslar birtakım suçlar uyduruyorlar ve bunları zavallı Türk halkının itiraf etmesini istiyorlardı. Bu cümleden olarak 125 çeşit işkence ve 28 çeşit öldürme ususlü ihdas edilmişti. (2) bunlardan birkaç tanesini aşağıya alıyoruz:

1 - Kadın ve kızların tenasül organlarına elektrik lambaları sokmak ve bunlara cereyan vermek suretiyle işkence etmek.

2 - Başı ve ayakları ayrı ayrı iki vasıtaya bağlayarak, her iki vasıtayı ters istikamette hareket ettirmek suretiyle eziyet etmek.

3 - Vücutta bir delik açıp buraya düğümlü bir ip sokarak iki gün beklettikten sonra, yaranın içinde ipi testere gibi sürterek işkence yapmak. 4 - Askeri eğitimde, insanları hedef yapmak.

5 - Maden ocaklarında zehirli gazlarla öldürmek. (Altay kahramanı Şerif Han Töre böyle bir ocakta şehit edilmiştir).

Rus mütehassısları bildiklerini Çinlilere de öğretmek niyetiyle birçok kurslar açmışlardır. Kurslarda; işkence usulleri nasıl uygulanır, siyasi polise bağlı daireler nasıl sevk ve idare edilir, sır saklamak nasıl olur, mahpuslar nasıl muhakeme edilir, yapılmayan suçlar nasıl itiraf edilir? vs. gibi hususlar hakkında bilgi veriyorlardı.
Bir defaya mahsus olsa dahi, Çin askerlerinin ayak bastığı (mesela Batı Türkistan, Kore, Hindiçini, Tayland, Burma vs.) her yer «Çin Vatanı»na dahildir. işgal ettikleri topraklardan atılsalar dahi, er veya geç, o ülkeyi Çin'in hudutları içine almak için devamlı fırsat kollarlar istila ettikleri her yabancı ülkenin adını, şehir, dağ, ova, nehir vs. gibi yerlerin isimlerini derhal Çinlileştirirler.
Ve Türkistan halkı şu beytin heyecanıyla dolup taşmaktadır.
<Ağlama yurdum eğer ki bugününde yoksa bahar
Gelecek günlerinde baht yıldızı elbet doğar>
... ülkede kapılar vardı fakat kilit nedir bilinmezdi.
Çünkü o ülkede mal, can, ırz ve namus emniyeti tam idi. Velhasıl
öyle bir ülke idi ki, güleni şöyle dursun, ağlayanı bile bahtiyardı....
Bu ülke, fasılasız 2500 senelik Türk yurdu olan Türkistan'dı .
Bugün artık o ülke bir ülke değildir. Parça parça edilmiş, sözde
devletçiklere ayrılmıştır. Ne havası, ne toprağı , ne suları ve ne de insanları ve hayvanları hürdür artık....
Çin milleti kendisini, «dünyanın en büyük ve en üstün bir milleti» olarak telaki eder. Yedisinden yetmişine kadar bütün Çinliler, bu inançla yetiştirilmektedir. Onun için hiç bir milletin yaşayışı, dil, kültür ve kıyafeti Çinliler tarafından taklit edilmez. Bilakis istila ettikleri yerleri, kendi dil, yaşayış ve kıyafetlerine uymaya mecbur ederler.
Kızıl Çin idaresinin tatbikat ve icraatından kısaca bahsetikten sonra şimdi de işkence usullerinden ve zulüm sahalarından bahsedelim.

a - Kor halindeki kızgın kömür parçalan üzerinde yalın ayak gezdirmek.
b - Tırnakların arasına çivi çakmak.
c - Vücuda kızgın yağ dökmek.
ç - Baş ve vücutların derilerini yüzmek.
d - Günlerce ayaküstü ve uykusuz bırakmak.
e - Kışın, çıplak olarak, ıslatılmış çuvallar içinde ağaçlara asmak.
f - Yine kışın, çıplak halde, buzla doldurulan dolaplara sokmak.
g - Burnuna kırmızı biber üflemek.
h - Tel kamçılarla döğmek.

Kızıl Çinliler; çok az bir kısmından bahsettiğimiz bu işkence usullerini, Sovyet Rus idaresi zamanında öğrenmişlerdi.
a) Türk ve Türkistan kelimelerini kullanmak.
b) Hacca gitmek, namaz kılmak, oruç tutmak, dini tedrisat ve propaganda yapmak.
c) Yabancı üklelerden gelen kitap, gazete, dergi vs. leri okumak ve yabancı ülkelerin radyolarını dinlemek.
ç) Yabancılara rastladıklarında, onlara hüzünlü olduğunu belirtecek bir tavır takınmak.
d) Evlerinde misafir adam yatırmak.
e) izinsiz seyahat etmek.
f) Evlerinde mücrimleri (takip edilen milliyetçileri) saklamak.
g) Bu mücrimlerin ailelerine maddi ve manevi yardımda bulunmak.
h) idam edilen yakınlarına yas tutmak, ölülere hürmet göstermek.
ı) Hizmetçi kullanmak.
i) Hükumet sırlarını ifşa etmek.
j) Düğün ve cenaze merasimleri yapmak.
k) Çinlilere «Hıtay» diye hitabetmek.
ı) Etli ve yağlı yiyecek yemek.
m) İpekli ve yünlü elbise giymek.
n) Eski elbise varken yenisini giymek.
o) Evde para ve kıymetli eşya saklamak.
İTHAF
Hür ve bağımsız ülkeler temsilcilerine, defalarca duyurulan insanca yaşama isteklerimizin, mutlaka makes bulacağı ümidiyle, bu kitapçığı; Doğu Türkistan Davası'nda, samimi alakalarını esirgemeyen ülkelerdeki dostlarımıza ve aziz Türkiye’mizde bu davayı benimseyen Türk gençliği ile Türk parlamenterlerine ithaf ederim.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsa Yusuf Alptekin
Unvan:
Doğu Türkistan asıllı Devlet Adamı ve Siyasetçi
Doğum:
Kaşgar, Çin, 1901
Ölüm:
İstanbul, 17 Aralık 1995
1901 yılında Doğu Türkistan'ın Kaşgar vilayetine bağlı Yenihisar kazasında dünyaya geldi. Öğrenimini Doğu Türkistan'da tamamladıktan sonra çeşitli memuriyet görevlerinde bulundu.

1926 yılında Batı Türkistan'a geçerek burada milli mücadele taraftarlarıyla irtibata geçti. 1931'de Hoca Niyaz tarafından başlatılan ayaklanma sırasında Doğu Türkistan'daki valilerin halka yaptıkları zulmü Çin hükümetine anlatarak, bu durumun önlenmesini, aksi takdirde ayaklanmanın yayılacağını, Rusya'nın işgalinin sözkonusu olacağını anlattı. Ayaklanma sırasında ve sonrasında milliyetçilik faaliyetlerini sürdürdü.

1936 yılında Çin Meclisi üyeliğine de seçildi. Mücadelesini daha çok siyasi alanda yoğunlaştırmıştı. 1944'de İli'de başlayan ayaklanma neticesi kurulan hükümete girmesini İlililer istemedi. Ancak 3 yıl sonra Doğu Türkistan Hükümeti'nin başkanlığı Türkler'e verildiğinde hükümetin genel sekreterliğine getirildi. Bir yıldan fazla kaldığı bu görev esnasında, milliyetçi, anti-emparyalist ve anti-komünist politikalar sebebiyle, Rusya'nın ve Çin'in tepkilerini üzerine çekti.

1949'da Çin'in Doğu Türkistan'ı işgali ile birlikte o günkü Hindistan'ın Keşmir eyaletine iltica etti.

1954 yılında Türkiye'ye geçti. Türkiye'ye gelir gelmez İstanbul'da Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyeti'ni kurarak, bundan sonraki faaliyetlerini Doğu Türkistan davasının dünya kamuoyuna anlatılmasında yoğunlaştırdı. Yabancı ülke yöneticileri nezdinde olduğu kadar Türkiye hükümetleri nezdinde de Doğu Türkistan davasının anlatılması için mücadele verdi. Parti liderleriyle görüştü. Başbakan ve cumhurbaşkanlarıyla görüştü.

Bu günden itibaren Doğu Türkistan Türkleri'nin durumunu bütün dünyaya anlatmaya devam etti. Bütün ömrünü bu konuya vakfetti.

İsa Yusuf Alptekin 17 Aralık 1995 gecesi vefat etti.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.