İsmail Alaca

İsmail Alaca

Yazar
9.0/10
4 Kişi
·
7
Okunma
·
1
Beğeni
·
15
Gösterim
Dinlerin, ülkelerin, ten renklerinin, dillerin ne önemi var ki? Hepimiz insanız; aynı sindirim sistemine sahibiz. Hepimizin gözyaşları sevinsekte, üzülsekte gözlerimizden akıyor ve hep aynı berraklıkta ve aynı tatta. Sonuçta hepimiz insanız yani değil mi ?
İsmail Alaca
Sayfa 114 - Alfa Psikolojik Yayınları
Keşke savaşlar hiç olmasa insanlar, çocuklar, kadınlar ölmese çok zor biliyor musun insanın birbirini sevmesi çok zor, şimdi çok iyi anlıyorum sevselerdi savaşlar olmazdı. Kaç yıl geçti aradan ama hala  savaşlar var ve çocuklar ölüyor, nerede öldüğünün hiç önemi yok. Irkının, ülkesinin, dininin önemi yok, insan insandır. Maalesef ama birbirimizi sevmeyi beceremiyoruz.
İnsan kaderinden kaçamıyor kızım unutmak istediği ne varsa aslında unutmuyor sadece unutmuş rolü yapıyoruz ve bu role o kadar alışıyoruz ki zamanla gerçekten unuttuğumuzun sanıyor ve hiç aklımıza getirmiyoruz. Ama en önemli şeyi atlıyoruz, insan geçmişi ile vardır iyi veya kötü yaşanmış bir geçmişimiz var . İnsan geçmişini unutmasa , yüzleşmesine de gerek kalmayacak bir şekilde, geçmişlerimizi unutmak istiyoruz ama eninde sonunda geçmişimiz bizde kırgın ve kızgın bir şekilde yüzleşiyor, unutmak istemezsek iyi veya kötü birer mazi olarak kalacak her şey.
İsmail Alaca
Sayfa 239 - Lukka Kitap Yayınları
464 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
HURMALI KURABİYE

“İnsan kaderinden kaçamıyor unutmak istediği ne varsa aslında unutmuyor sadece unutmuş rolü yapıyoruz ve bu role o kadar alışıyoruz ki zamanla gerçekten unuttuğumuzu sanıyor ve hiç aklımıza getirmiyoruz. Ama en önemli şeyi atlıyoruz, insan geçmişi ile vardır iyi veya kötü yaşanmış bir geçmişimiz var. İnsan geçmişini unutmasa, yüzleşmesine de gerek kalmayacak bir şekilde, geçmişlerimizi unutmak istiyoruz ama eninde sonunda geçmişimiz bizle kırgın ve kızgın bir şekilde yüzleşiyor, unutmak istemesek iyi veya kötü birer mazi olarak kalacak her şey.”

Tarık Eman, Amer, Emani, Bahira, Alya, Zafir amca, Lia, Rauf usta, Sabina, Joen, Hisham amca, Yaser, Abdel Faysal, Dr. Dike ve Armin dayı ile çok farklı hayatları yaşadık beraberce okuma süresinde…

Eser için nasıl yorum yapacağımı bilemedim. Şuna emin olun, ben ne kadar yorum yapsam da eser için yetersiz kalır. Kitapta yazım ve basım hataları olmasına rağmen, eserin akıcı, anlaşılır ve muhteşem ötesi yazılmasından dolayı diğer hataları görmüyorsunuz bile… Güzelim Palmira’nın savaşta ne hale geldiğini düşünmek bile çok kötü… Orada yaşayan masum halkın yaşadıklarına şahit olmak, o küçük yavrucukların sarın gazından zehirlenerek acılar içinde kıvranarak can vermesi, orada yaşayanların her an bombalanma korkusunu okurken bende o korkuyu yaşadım desem yalan olmaz… Eseri okurken adeta kendimden geçtim ve okumaya doyamadım. Bittikten sonra kendimi bir boşlukta hissettim.

Savaş sırasında Tarık’ın bulunduğu binaya bombanın isabet etmesi sonucunda olanlar ve Alya’nın başına gelenler fazlasıyla üzülmeme sebep oldu. O an gözlerimin önünde canlandı ve dayanılacak acılar değil… Savaş ortamında bir ekmeğin bile ne kadar kıymetli olduğunu, oradaki insanların neler çektiğini okudukça içim acıdı. At arabası olan Hisham amca ve eşi ile Tarık’ların da birlikte onlarla yola çıkması, atın uzun yola dayanamaması ve atın son durumu kötüydü.  Sınıra giden başka insanları görüp onlarla gitmeleri ve kaçış yolundaki yaprak dökümü… Sınırda Hisham amca kulübesinin önünde otururken Tarık onu gördüğünde o anda içimden bir şey geçti, neden yerde toprak üstünde oturduğu konusunda… okumaya devam ettiğimde benim aklıma geleni Hisham amca Tarık’a söyledi. O anda aaa diyerek sesli bir şekilde kendimi kaptırıp benim aklıma gelmişti dedim…

Suriye’de yaşanan mutluluklar, aşk, heyecan, hüzün ve acı bütün duygular sırasıyla hepsi hissedilir derecede anlatılmış. Yaşadığım yerde gördüğüm Suriye’lilere daha farklı bakacağım. Onların durumuna önceden de üzülüyordum ama bazılarının vukuatlarından dolayı kızıyordum da… (Bir anımı yazayım yorumda. Daha önce çalıştığım bir firmada Suriye’liler vardı ve çat pat Türkçe konuşuyorlardı. Savaşı anlatmaya çalışıyorlar ve her gün bom bom vardı dediklerinde çok üzülmüştüm… 2 yıl öncesi marketin önünde dilenen bir Suriyeli çocuk vardı ve ben markete girip onun için mendil, çikolatalar ve boş bir koli aldım. İsmi yanlış hatırlamıyorsam Murat’tı. Aldığım mendilleri koliye koydum ve dilenme bunları sat ve harçlığını çıkar diyerek diğerlerini de verdim, bunlarda senin dediğimde çocuğun gözlerindeki mutluluğu görmeliydiniz. Birkaç gün sonrasında başka marketin önünde mendilleri satarken gördüm. Tekrar mendil ve yiyecekler alıp kendisine verdim. Evden de fazla olan hırkalardan götürdüm. Ertesi hafta yine marketin önünde melodika çalarken gördüğümde çok sevindim. Ona dilenerek değil, kendi başına bir şeyler yaparak kendisine harçlık çıkarmasını öğretmiş olmanın mutluluğu ile evime gittim.)

Dr. Dike ile tanışmadan önce yolda karşıdan karşıya geçerken olan kaza sonucu Bahira ve Zafir’in durumu beni çok etkiledi. O kadar üzüldüm ki içim paramparça oldu. Tarık ve Emani’nin üst üste yaşadığı acılar yetmemiş gibi tekrar acı üstüne acı yaşanması her insanın dayanabileceği bir şey değil…

Eserin sonunu daha fırtınalı olur diye düşünüyordum ancak iki tarafta fazla esmedi. Belki de yürekleri müsaade vermedi buna… Tesadüf sonucu karşılaşmalar, üzücü hatıralar, yaşanan acılar, pişmanlıklar, hatalar her biri özenle işlenmiş esere. Yazarımızın ilk eseri olmasına rağmen eser muhteşemdi. Benim bu eseri okumama katkısı olan Emineciğime teşekkür ediyorum. Yazarımızın eline yüreğine sağlık diyorum.

#ismailalaca #hurmalıkurabiye
464 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
#kitapyorumu
#okudumbitti

Aşk, ayrılık, savaş, özlem ve pişmanlık... Başta kitabın isminin neden Hurmalı Kurabiye olduğunu merak etmiştim. Bu merakımı tamamen tatmin etmek için okurken kendimi çok farklı olayların içinde buldum. Kapağına göre kendimce aşk kitabı olduğunu düşünmüştüm, fakat bir aşk konusunun ötesinde derin bir savaş konusu da vardı: Suriye Savaşı. Okuduğumda zihnimde canlanan savaş manzarası ve savaşın içinde yaşayan insanların zorlukları ağlattı. Hurmalı Kurabiye merakı işte bu savaştan etkilendiğim an aklımdan uçup gitti. Tabii neden Hurmalı Kurabiye olduğunu öğrendim ama bunu siz okuyucular okuyarak öğrenmeniz için elbette söylemeyeceğim. Biraz içeriğinden bahsedeyim. Tarık Palmira'da tur rehbercisi olan ve işini yaparken hayatının kızını bulan biri. Evlenirler ve ikiz çocukları olur. Bundan sonrası Lia'nın pişman olacağı şeyler olur. Bu olan şeylere hayret ettim, bir anne bunu yapabilir mi diye çok düşündüm. Kitabın başında olan savaş sahnesi bundan sonra da kendini gösterir ve işte beni bitiren, duygularımı yoğunlaştıran sahneler başlar. Savaştan önce ise Tarık için bambaşka bir hayatı olur.
🤔Peki savaştan sonra Tarık için gelişen bir takım talihsiz olaylar nasıl sonuçlanacak?
🤔Lia ile Tarık arasında nasıl bir durum olacak?
🤔Çocuklarına ne olacak?
🤔Savaş Tarık'ın hayatını nasıl değiştirecek? İşte bu kitap beni en çok etkileyen kitaplar arasında yer alacak. Kesinlikle okumalısınız. Yazarımızın ilk kitabı ama gayet başarılı. Arada ufak tefek yazım hatası var ama kitabın akıcılığı o hataları örttü. Yani pek bundan rahatsızlık duymadım. Neyse kalkıp bir hurmalı kurabiye mi yapsam? 🤔 Etkinlik için Emine'me çok teşekkür ederim.
#kitap #roman #aşk #tarık #lia #hurmalıkurabiye #ismailalaca #neokuyorum #eylül #kitap #kitapalıntısı #kitaptanıtımı #kitapyorumu
@ismailalacaofficial
@reyhan.erdgn
@okumaya_engel_yok
@alfa_lifee
@lukkakitapp
464 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Aşk, açlık, savaş,pişmanlıklar,yalanlar ve oynanan oyunlarla dolu bir kitap okudum. Okuduğum her satırda yaşadığım ortama ülkeme şükür ettim.
Kitap Suriyede rehberlik yapan bir gencin turda tanıştığı kıza olan aşkla başlıyor. Bu aşka önce aile sonra savaşlar engel oluyor.
Çocuğunun birini bırakıp gitmek zorunda bırakılan anne o acıyla ne kadar yaşayabilir ki?
Sevdiği kadının terk ettiğini düşünen bir adam . Bunlar yetmezmiş gibi ailesiyle savaşın ortasında kalması. Savas,açlık,sefalet ve ölümler de üstüne gelir yaşayan bir ölü.
Savaştan kaçarken yaşanan ölümler. Insanı en çok yıkan evlat acısını yaşayan anne buna ne kadar dayanabilir?
Arkada bırakılan çocuk ne oldu?
Bütün bu oyunları oynayan kimdi?
Bu yaşanan savaşlar da esas suçlu kimdi?
Ne kadar yazım hataları olsa da olaylarım örgüsü konunun akışı çok güzeldi.
464 syf.
·Puan vermedi
Paris ve Palmira arasında yaşanan bir sevgi öyküsü. Tarık Paris'ten gelen kafileye turist rehberliği yaparken Lia ile tanışır ve aralarında karşı koyamadıkları  bir sevgi oluşur. Lia Tarık'ın yanına gelir, ikiz çocuk doğurur.  Mesafelere ve ailelere karşı sevgilerinin arkasında durabilecekler miydi? Suriye  de çıkan savaş Tarık ve Lia için nelere gebedir? Kader onlar için nasıl bir olay örgüsü örmüştü? Heyecan dolu bir roman, soluksuz bir maceraya hazır mısınız?

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Alaca
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.