Geri Bildirim
Jacques Ellul

Jacques Ellul

9.0/10
3 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
271
Gösterim
Adı:
Jacques Ellul
Unvan:
Fransız Dinbilimci, Sosyolog, Yazar
Doğum:
Bordeaux, Fransa, 6 Ocak 1912
Ölüm:
Pessac, Fransa, 19 Mayıs 1994
6 ocak 1912'de doğan, 19 mayıs 1994'de aynı kentte ölen fransız dinbilimci ve sosyolog.
Ellul partizan değildi. O, dünyaya ve dünyanın mekanizmalarına bakıyor, dünyayı hareket ettiren güçleri çözmeye çalışıyordu
Biz daima, baş­langıç noktamız olarak basit olgulara, sağduyuya ve klişe sözlere döneriz. Çünkü, bilelim ya da bilmeyelim, hoşlanalım ya da hoşlanmayalım "herkes lokmasını çiğner ve ekmeğini gündelik hakikatlere ve sınırlamalara göre pişirir"
''Kökleri ve tarihi unutun. En basit, en dolaysız tecrübelerimizi ele alalım. Önüme bakıyor ve ufukta kaybolan denizi görüyorum. Etrafıma bakıyorum: sağıma ve soluma, uçsuz bucaksız sahil şeridini, onun arkasındaki kum tepelerini algılayabiliyorum, uzaydaki her şeyi algılayabiliyorum. Bakışımla uzayı kendi uzayıma dönüştürü­yorum. Nesneler açık ve net. Kum tepelerini yerinde tutan sazların etrafında kıvrılan rüzgarı görüyorum.
Bu imajları tek tek kaydediyorum ve onların yan yana konulması bana içinde yaşadığım dünyayı, etrafımı kuşatan dünyayı gösteriyor. Bu uzayı baştan sona tarayan ve benim oradaki her şeyi bilmemi sağlayan görme araçlarımla ben, bu evrenin merkezindeyim. Bu gerçeklik imajlarını birbirine bağlayarak, onu bir bütün olarak kavrıyor ve bakma eylemimin bir sonucu olarak onun bir parçası haline geliyorum. Ben, kendinden yola çıkılarak evrenin ve uzayın düzenlendiği kalkış noktasıyım: vizyonum beni ve başka her unsuru, her birini ait olduğu noktaya yerleştirerek konumlandırır. Bakarken, düzeni keşfederim. Bakışım, bana çevremdeki her şeyin adım adım ilerleyen keşfini sağlayan art ardalık vasıtasıyla bu dü­zeni oluşturan şeyin bizzat kendisidir.''
''Gerçeklik belirsizleştiğinde, müthiş bir kuşku bizi ele geçirir; Çünkü, sise boğulmuştur. Bu yüzden, görme beni kullanışlı, açık, garantilenmiş imajlarla donatmayı başaramaz ve artık kuşku götürmez enformasyon kaynaklarına - vizüel imajlara - sahip bulunmadığımdan, eylemde bulunamam. Karanlık korkusu, aynı belirsizliğin sonucudur. Dünya merkezi noktasını kaybeder. Artık onu göremediğimden, merkezsizdir. Merkez, her yerde olabilir. Her yerde olabilir ve hiçbir yerde olmayabilir. Artık yerimi belirleyemem. Nesneler, bundan böyle bana göre konumlandırılamaz. Yönler ve renkler ortadan kalkar. Konumuma müdahaleye yeteneksiz, konumumu değiştirme yeteneğinden mahrum, hareketsiz ve beklemede kalırım. İmajlarsız, birdenbire felç olurum.''
''Tarihimizin akışı içinde, her zaman, bir kişi veya bir grubun, sözlerinin hakikatle özdeş olduğuna inanarak veya hakikatin 'baş­ka bir yerde' olamayacağına veya 'başka bir şey' olamayacağına inanarak, bütünüyle hakikati dile getirdiklerini iddia etmiş bulunmalarından doğan dehşeti gördük. Bütün diktatörlüklere, baskılara, yalanlara ve katliamlara meşruiyetini bu tutum vermiştir. Bir kişinin diğer kişiye karşı sözü, duruma göre hareket eden bir pusula gibi, hakikatin biricik hassas ibresidir.

Hakikat konusunda insanın bir onurlu, seçkin köşeye sahip bulunma iddiasından çok ayrı olarak, hakikati olduğu gibi ele geçirebilsek, onu israf etmeksizin, ona herhangi bir şey karıştırmaksızın nakledebilsek bile, hakikat bizi kendi ağırlığı altında ezerek yaşamamızı önler. Yaşamak için biz hakikatin, en hassas temsilci tarafından ifade edilmiş olmasına ihtiyaç duyarız; öyle ki, dinleyici özgür kalabilsin. Geçerli olanı yakalamamı­za imkân sağlayan huzursuzluk, hakikati bütünüyle asla kavramaya muktedir olmadığımızı veya hayatımızla hakikati özdeşleştirerek maceramızı bir sona ulaştırmaya muktedir olmadığımızı bilmemizi gerektirir.''
''Konuşulan söz, temel bir bildiriyi veya bir dahinin düşüncesini içeriyor olsa bile, eğer biri tarafından işitilmiyor ve yeniden bulunmuyorsa, boşunadır; ölür ve ortadan kalkar. Oradaki okyanus, onu hiç kimse düşünmediğinde bile, olduğu ve olmuş bulunduğu
şey olarak durur.''
Bu kitabın oldukça az bir kısmından sorumlu olsak da bilmeden bütün bölümleri okuduğum için tarihe geçer. Tabii sorumluluğumu önemsememem de kitabın dili ve anlattıklarıyla alakalıdır. Kitabın başında geçen 'Önce söz vardı.' ayeti herhalde kitabı anlatmaya yeten en güzel cümle olsa gerek.
dün hayatını kaybeden değerli üniversite hocam prof.dr.Hüsammettin arslanın çevirdiği çok değerli bir kitaptır derslerde anlattıkları olsun ve okuttuğu kitaplar olsun hayatımda eksik kalan yerleri tamamladı ve bu kitapta onlardan biridir . modernite ; yani sözün yerini imajın aldığı kapitalizmin çağıdır Nietzschenin tabiriyle nihilistik bir çağ . Bu çağda insani varoluşun anlamı, sözün/anlamın düşüşüne paralel olarak yok olmaktadır . bu yüzden sözden çok imajları tercih ettiğimizde daha az insan oluruz çünkü imaj yalnızca gerçekliği sunarken somut delilken , söz hakikattir ve bu yüzden çok anlamlıdır , söz insani özü taşır zihin basamaklarında dolaşmamızı sağlar ama imaja indirgediğimiz hayatlarımız zihni kapatır bir tek gerçekliğe odaklar insanı özünden uzaklaştırır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jacques Ellul
Unvan:
Fransız Dinbilimci, Sosyolog, Yazar
Doğum:
Bordeaux, Fransa, 6 Ocak 1912
Ölüm:
Pessac, Fransa, 19 Mayıs 1994
6 ocak 1912'de doğan, 19 mayıs 1994'de aynı kentte ölen fransız dinbilimci ve sosyolog.
Ellul partizan değildi. O, dünyaya ve dünyanın mekanizmalarına bakıyor, dünyayı hareket ettiren güçleri çözmeye çalışıyordu

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.