Julian Young

Julian Young

Yazar
9.6/10
42 Kişi
·
43
Okunma
·
2
Beğeni
·
626
Gösterim
Adı:
Julian Young
Unvan:
ABD li akademisyen yazar
Hiçbir insanın beni sevebileceğine inanamayacak kadar gururluyum: Sevmesi için benim gerçekten kim olduğumu bilmesi gerekirdi. Birini
sevebileceğime de bir o kadar az inanıyorum: Bu da kendi kadememden bir insan bulmamı -mucizelerin mucizesi olurdu- gerektirir, bunu unutma ...
Savaşçı içgüdüsünden utanan ve onu kökünden sökmek isteyen Hıristiyanlığın aksine, Nietzsche bu güdüyü, doğru şekilde "manevileştirildiğinde” kişisel ve ortak büyümenin temel faili olduğu için över: "Farklı düşünceler ve onların orduları arasındaki (barutsuz!) savaş”övülmeli ve geliştirilmelidir.
Lou'nun erkeklerle aynı bağımsızlığa sahip olma arzusu her evlilik teklifini reddetmesine yol açtı. Evliliğin cinsel ilişki anlamına geldiğini ve güvenilir doğum kontrol yöntemleri olmadığından bunun da çocuk doğurmasına ve geleneksel kadın rolüne hapsolmasına yol açacağını biliyordu.
Yaratıcılar önce halklardı, bireyler ancak ondan sonra yaratıcı oldular ... sürüden duyulan zevk, insanın Ben'den duyduğu zevkten daha eskidir; vicdan rahatlığı sürü diye adlandırıldığı sürece, yalnız vicdan
azabı “Ben” der ... kurnaz “Ben” sürünün kaynağı değildir.
Kimi zaman akademisyenler Nietzsche’yi daha az şoke edici hale getirmek için “güç istenci”nin sadece “kişinin kendisi üzerindeki gücü" olduğunu söylerler. Fakat böyle yaparak Nietzsche'nin şoke edici olmak istemesi gibi temel bir noktayı kaçırmış olurlar. Güçlünün zayıfa"baskın çıkması” ve onu “sömürmesi” nin hayatın özüne ait olduğunu söylediğinde, hiç de başka bir şey kastetmemektedir.
Yaşamın kendisi aslında bir el koyma sürecidir, yaralama, yabancı ve daha zayıf olanı yenmedir; baskı altına alma, sertlik, kendi formlarını kabule zorlama, kendisine katma ve en azından, en yumuşağından sömürüdür.
Nietzsche'nin kafasının karışmış olmasına rağmen, aslında yeterince yetenekli kadınların yüksek eğitim almasını destekleyen başta ki eğilimini hiç kaybetmediği tahmininde bulunabiliriz. Onu korkutan
kadınların güce erişmesi, Lou gibi kadınların canavarca rejimler kurmasıydı: "kadınlar daima erkeklerden daha az uygarlaşmıştır,” diyordu
"Ruhlarının zemininde vahşilik vardır." Bana kalırsa, sıklıkla tekrarlanan "Insan kadınların özgürleşmesini istiyorsa bunu erkekleri hadım ederek başarabilir" hissinin ardında yatan budur
Nıetzsche güzel Rus'u neredeyse kesinlikle önceden hazırlamış olduğu bir Romeo ve Juliet yankısıyla selamladı: "Hangi yıldızlar bizi burada bir araya getirdi?" diye sordu
968 syf.
·9/10
Nietzsche'nin doğumundan ölümüne kadar hayatının akışıyla beraber eserleri hakkında detaylı incelemelerde bulunan en güncel (ilk basımı 2010) kitaplardan biri. Julian Young objektif bir bakış açısıyla daha önceki belli başlı Nietzsche incelemelerini de göz önüne alarak meşakkatli bir çalışmayı başarıyla tamamlamış. Bülent O. Doğan'ın akıcı çevirisi de takdire değer. Nietzsche'nin mektupları ve eserlerinden alıntılar, çevresindeki görgü tanığı insanların yazdıkları, fotoğraf arşivi ve hatta internet üzerinden takip edilebilecek şekilde düzenlenmiş kendi besteleri ile bütünlüklü olarak tanımak için değerli bir kaynak.
968 syf.
·8 günde
Nietzsche'yi doğumundan ölümüne dek; çocukluğuyla, öğrenciliğiyle, dostlarıyla, babasıyla, annesi ve kız kardeşiyle öğrenmek isterseniz; Schopenhauerci, Wagnerci Nietzsche'den materyalist Nietzsche'ye, idealizmden pozitivizme geçen Nietzsche'ye ve dahası aşklarıyla, hüsranlarıyla, hastalıklarıyla bir dev'i tanıma fırsatı sunacaktır bu kitap.
Rahip bir adamın dindar, içli oğlu. Çocukluğunda rahip olmayı düşler. Babasını, canını, erken yaşta kaybeder. Annesi ve kız kardeşiyle yaşar. Derken başarılı bir eğitim, erken yaşta Filoloji kürsüsünde profesörlük...
Schopenhauer üstadıdır.
Wagner, başının tacıdır.
Fransa Almanya arasındaki savaşa tıbbi subay olarak katılır. İnsanların ölümüyle, felaketlerle ilk temasıdır. Bunalıma girer.
1876 yılında Nietzsche, geçmiş fikirleriyle köprüleri yıkar. Allah ile köprüsünü yıkar.
Yalnız Nietzsche. Hayalleriyle yalnız.
Lou Salome'ye aşık olur. Karşılık bulmaz.
Gözleri görmez derecede bozuktur, başı ağrır, kuytu köşelerde gezer. Işıktan gizlenir.
Işık olur bizlere.
Ama kendisi... Otel odalarında, bilmem hangi şehrin yalnızıdır.
İnsan Nietzsche, hepimiz kadar sefildir.
Filozof Nietzsche de bir o kadar kudretli.
968 syf.
·147 günde·Beğendi·9/10
Nietzsche kimdir? Nedir? Neden bu kadar önemlidir? Hangi buluşları, icatları vardır ve neden bu kadar dillerdedir?..
Bütün eserlerini okusanız dahi daha pek çok uzatılabilecek bu soruların cevabını bulamazsınız. Zira Hristiyanlık ve tanrı aleyhtarlığı dışında, bir felsefesi, bir görüşü, bir icadı, buluşu yoktur Nietzsche’nin. Lakin bu konuda da tutarsız ve samimiyetsizdir. Zira Hristiyanlığı ve Hristiyan Tanrısını inkâr eder ama kendini İsa yerine kor, kendine vahiy geldiğinden, kendisinin bir tanrı olduğundan söz eder. Tek tanrılı dinlerden çok daha sapkın ve tutarsız olan Yunan tanrılarını kurtarıcı olarak görür.
“Tanrı öldü” der, tanrısız dinsiz bir hayat arzular fakat bunun yerine koyacak bir argümanı yoktur ve kız kardeşine: “Gönül huzuruna ve mutluluğa kavuşmak istiyorsan inan; yok, hakikatin talebesi olacağım diyorsan sorgula” der.
Hayatı hezeyanlarla dolu, megaloman, ruhen ve bedenen fena halde hasta, bir gün öyle, öbür gün başka şeyler söyleyen bir zavallıdır Nietzsche. Öyle anlaşılacak, merak edilecek bir tarafı da yoktur Nietzsche’nin ki, kendisi de kitapları hakkında zaten “artık onlardan tiksiniyorum” diyecektir.
Hayatta yegâne dostları Lou Salome, Wagner ve tüm kadınlar hakkında söyledikleri, onlarla ilgili tutumu, muhatap olduğu herkese, bir süre sonra hakarete başlaması, “yok-öldü” dediği tanrından kendini daha önemli görmesi bile onun acınacak derecede hasta, zavallı biri olduğunu yeterince gösterir.
Sapkınlığını, dengesizliğini, ruh hastası olduğunu kendisi de itiraf ediyor aslında ama galiba ateistler, dini ayak bağı olarak görenler, “ah şu dinler olmasa her şey güllük gülistanlık olacak” diyecek kadar sığ düşünenler sarılacak daha tutarlı bir dal bulamadıkları için ona sarılıyor olmalılar.
Bence burada asıl tartışılması gereken Nietzsche’nin neden çocukluktan itibaren bu derece hasta olduğudur? O neden bu haldedir?.. Sadece kendisi de değil, kardeşi Elizabeth’de acınacak derece dengesiz, sapkın ve ruh hastasıdır? Beni ilgilendiren asıl konu budur ki, burada da onların çok küçük yaşta baba sevgisi, baba koruyuculuğu, baba modelinden yoksun kalmalarının onların bu hallere düşmesinde başlıca neden olduğu kanaatindeyim. Diğer insanlarla kıyaslandığında babasız büyüyen çocukların ileride, şiddete başvurma, ruh hastalığına yakalanma durumu ne durumdadır? Bu konuda güvenilir araştırmalar var mıdır bilmiyorum ama Hz. İsa ve Hz. Muhammed de babasızdılar ve sonradan her ikisinin de “Peygamberliğe" soyunmaları, hatta İsa ve İsevilerin daha da ileri gidip, "Tanrılık ve tanrının oğlu" oldukları iddiasında bulunmaları, dikkate şayan değil midir?
Onu anladığını söyleyenler, onun bir görüşü, fikri olduğunu, insanları aydınlattığını iddia edenlerin de pek tutarlı olmadıklarını, dinlerin toplum üzerindeki yıkıcı, olumsuz etkileri karşısında Nietzsche’ye sarıldıkları bana daha mantıklı gelmektedir.
“Ah şu dinler olmasa her şey güllük gülistanlık olacak” diyecek kadar sığ düşünenler, sarılacak daha tutarlı bir dal bulamadıkları için ona sarılıyor olmalılar. Fakat sadece böyle tutarsız, dengesiz, hayatı zırvadan, hezeyandan ibaret birisi ile yan yana durmak bile onların savunulacak bir tezlerinin olmadığına işarettir herhalde.
Oysa bütün tanrılar ölse-öldürseniz de insanların tanrısız yapamadıkları, kendilerine hikmetinden sual olunmaz, her şeye kadir ve nadir bir kurtarıcı aradıkları bir vakıadır. Nitekim Nietzsche’de Napolyon’un doğduğu Korsika’daki Corte’ye gidişini “bir hac ziyareti” diye niteleyerek, (Sayfa 656) bir bakıma Napolyon’u tanrı yerine koyar? Firavunlar, Yunan kralları, Roma İmparatorları, Hitler, Mussolini, Atatürk, Menderes, Saddam, vb. bütün Ortadoğu, İslam halife ve kralları da “hikmetinden sual olunmaz” birer tanrı değiller midir?
Görebildiğim kadarıyla Nietzsche’nin yegâne faydası, tanrıyı alenen ve inatla inkâr ederek binlerce yıldır devam eden, çoğunluğun tanrıya inanmayan azınlığa “Sen benim tanrımı inkâr ettin, dolayısıyla da seni linç edeceğim-ateşe atacağım” mantığı ve anlayışını yıkmasıdır. Ve bu sayede Darwin ile Nietzsche’den sonra en azından Batı'da özgür düşüncenin önü açılmış, ruhban sınıfı, ilk kez saldırıdan savunmaya geçmiştir. Bu da çok önemlidir ama bunun ötesinde, Nietzsche’yi yol gösterici bir model-kılavuz olarak görmekle şu bizim Necip Fazıl, Cübbeli, Fethullah vs’yi irşat edici olarak görmek, onlardan medet ummak arasında pek bir fark olduğunu zannetmiyorum.
Nietzsche’nin dinsiz-tanrısız-tapınmasız bir hayatın yolunu göstermesi, bunun için bir rol model-kılavuz olabilmesi elbette bütün insanlık için bir kazanım olurdu fakat ne yazık ki, aşağıdaki alıntılardan da anlaşıldığı kadarıyla o, bundan çok uzak. Oradan oraya savrulan, kendisi kılavuza, tedaviye muhtaç, görüşlerine itibar edilmeyecek kadar, tutarsız ve hasta birisidir.
Nietzsche’yi gerçekten tanımak, onun etrafında koparılan fırtınayı anlamak için, Young’un eserini okumayı özellikle tavsiye ederim. Zira yazar, eserinde size bir Nietzsche portresi çizmek yerine, onun hakkında yazılıp söylenmiş her şeyi ortaya dökerek, okuyucunun kafasında sağlıklı bir Nietzsche portresi oluşmasına yardımcı olur.
Nietzsche: “Almanya’daki en zeki insanlardan bazıları delirdiğimi, hatta bir tımarhane köşesinde öleceğimi düşünüyor. Hiçbir insanın beni sevebileceğine inanmayacak kadar gururluyum: İnsanların beni sevmesi için gerçekten benim kim olduğumu bilmesi gerekirdi.
Birini sevebileceğime de bir o kadar az inanmıyorum: Bu da kendi kadememden bir insan bulmamı –mucizelerin mucizesi olurdu. Hristiyanlığın kurucusunun bana kıyasla yüzeysel kaldığını düşünüyorum.” (Sayfa 566)
“Nietzsche: ‘Kendisi ile kıyaslandığında Mesih’in (İsa) yüzeysel bir figür olduğunu’ iddia eder, ‘Tanrı’nın var olmamasına üzüldüğünü çünkü en azından kendisiyle aynı düzeyde bir dostu olmasını isteğini’ söyler” (Sayfa 582)
“Mevcut kadınlar ebedi dişiler erkekçe işleri yapacak kapasiteden yoksundurlar. Kadınlarda doğruluk kaygısı yoktur- en büyük yetenekleri kölece yalancılıktır” Sayfa 642)
“Kadınlar dehşet vericidir ve barbarlık potansiyeli taşır – Kadınlar sıkı erkek kontrolünde olmalıdır. Bu da doğrudan barbarca terörizm kapasitelerinin bir sonucudur. Şarkta kadınlar “mal” muamelesi yapılması bu yüzden muazzam ölçüde rasyoneldir – Özgürlükçü hareket, eşit haklar, hiyerarşinin demokratik yıkımının, Avrupa’nın dümdüz edilişinin bir parçasıdır.” Sayfa 643)
“Silvana Gölü etrafında uzun bir yürüyüş sırasında duran Nietzsche, çevresinde otlayan ineklere monoton ve uzun bir söylev çekmişti.” (Sayfa 650)
“Nietzsche: Bir tapınak kurmak için, bir tapınak yıkılmalıdır” (Sayfa 706)
“Nietzsche’nin gözünde Yunan tanrıları övgü dolu otoportrelerdir, derin kendine güvenin ifadeleridir. Buradan da yine, insanın kendinden nefretini değil insanın kendine saygısını öne çıkaran tanrıların Nietzsche’nin ideal geleceğine ait “tapınağı” dolduracağı sonucunu çıkarabiliriz.” (Sayfa 706)
“Nietzsche’nin amacı Roma ile Yahuda arasında alttan alta süren savaşı açığa çıkarmak ve Roma’nın kazanmasını temin etmektir” (Sayfa – 706)
Kardeşine gönderdiği mektubun bir pasajında "ilahiliğimin kirletilmesidir". (Sayfa 784) diyordu.
Nietzsche'ye Vahiy Nasıl Geliyordu!!!
Nietzsche: "Bi şeyin birdenbire görülür duyulur olması anlamına gelen vahiy ...onu duyarsınız; aramadığınız bir şey, kimden geldiğini sormaksızın alırsınız; bir şimşek gibi çakan, kaçınılmaz düşünce ...Hiçbir şeyi asla ben seçmedim ...Hepsi de irademin dışında olan şeyler ...Her şey kendiliğinden gelip sundu kendini." (Sayfa 785)
Nietzsche: "Benden önce eşi benzeri görülmemiş bir iyi haber taşıyıcısıyım" (Sayfa 787)
“Nietzsche’nin tek ömürlük arkadaşı, şaşmaz destekçisi Franz Overbeck, Nietzsche’nin karakterini değerlendirirken: “Nietzsche sahici anlamda büyük bir adam değildir. Daha ziyade onu gerçekten yönlendirip etkisi altına alan şey büyüklük özlemi ve hayat rekabetindeki ihtirastı.” (Sayfa 806)
“Hiç doğru dürüst felsefe tarihi eğitimi almamış eski bir klasikçi olan Nietzsche sadece Yunanlıları gerçekten biliyordu. Sokrates öncesi filozoflara hayrandı ve biricik eğiticisi Arthur Schopenhauer’ı tanıyordu. (Sayfa 806)
968 syf.
·10/10
piyasada bulup bulabileceğiniz en iyi nietzsche çalışmalarından birisi. aslına bakarsanız bundan iyi bir nietzsche çalışması okumadım. eser tek kelimeyle muhteşem. nietzsche sever birinin bu kitabı okumamış olması kayıpların en büyüğüdür.

bu kadar övdükten sonra kitaba dair iki üç şey mırıldanabiliriz. julian young, nietzsche'nin hayatını didikleyerek bu kitabı hazırlamış. nietzsche hakkında bilmediğiniz birçok şeyi gün yüzüne çıkartıyor veya bildiğinizi sandığınız birçok yanlışı düzeltiyor. her ne kadar biyografi kitabı olsa da nietzsche'nin yazdığı eserlerin felsefi incelemesi de yapılmadan geçilmiyor. zaten benim kitapta en beğendiğim nokta tam olarak bu oldu. yazar oldukça cesur saptamalarda bulunuyor. yer yer nietzsche'yi gömüyor, yer yer onu eleştirenleri nietzsche'yi anlamamakla suçluyor. ayrıca eserleri irdelerken günümüz gelişmelerinden yardım alarak daha anlaşılır bir yorum sunuyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Julian Young
Unvan:
ABD li akademisyen yazar

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 43 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 69 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.