Kenan Karabulut

Kenan Karabulut

YazarÇevirmen
8.4/10
117 Kişi
·
303
Okunma
·
0
Beğeni
·
152
Gösterim
Adı:
Kenan Karabulut
Unvan:
Yazar
...
Ben yeryüzündeki
insan göçünü
ve
yalnız kalacak
bir seyyahı
düşünüyorum
Kenan Karabulut
Sayfa 23 - Papirüs Yayınları, Ferişte Yemini Şerif (Salina) - Ya Kayıptır
üşüyen ellerimi
boş ceplerime soktum.

Bütün caddede
yalnızlığımın endişesini
onu ellerine bırakabileceğim
Bir el olmadı...
Kenan Karabulut
Sayfa 87 - Papirüs Yayınları, Nahid Kebiri - Yağmurla Gelen Adam
- Gece mi yoksa gündüz mu?
- Hayır dostum, günbatımı sonsuzdur.
Kenan Karabulut
Sayfa 40 - Papirüs Yayınları, Furuğ Ferruhzad - Sonsuz Bir Günbatımında
Senin boş yerin
bahçesiz evde
toprağın kefen hasretinde
ölmüş bir kanaryadır.
Kenan Karabulut
Sayfa 18 - Papirüs Yayınları, Ferişte Sari - Senin Boş Yerin
Gölgeler
saçlarımı tutup
beni toprağa çekiyordu
Kenan Karabulut
Sayfa 25 - Papirüs Yayınları, Ferişte Yemini Şerif (Salina) - Zaman, İkimizin Davul Vuruşları
Bunlardan daha fazla, ah, evet
bunlardan daha fazla suskun kalınabilir mi?

Saatler boyunca
ölülerin bakışları gibi, sabit bakılabilir mi
bir sigara dumanına gözünü dikebilir mi
bir fincanın şekline
halıdaki renksiz bir çiçeğe
duvardaki belirsiz bir yazıya dalabilir mi?
Kenan Karabulut
Sayfa 38 - Papirüs Yayınları, Furuğ Ferruhzad - Oyuncak Bebek
104 syf.
Geçen gün bir tahlil yazısında, övülen bir şiir kitabının hararetli savunmasında, okur, o bir sayfaya üçbeş dizenin iliştirildiği, şiirlerin bir solukta okunup bitirildiği şiir kitaplarının yüzlerce sayfalık felsefe, tarih ve sosyoloji vb. kitaplarının yanında, okunmuşlar listesine yakışmadığı konusunda bizlere telkinler veriyordu. Oysa bazen bir solukta okunduğu iddia edilen o dize, ruhun perdesini öyle bir kımıldatıverir ki, o notlar aldığımız, en baştan defaatle okuduğumuz yüzlerce kitabın size veremediğini, bir emanetmiş gibi hürmetle bırakır heybenize...

Sadece bir dize, bazen hiç şahidi olmadığınız sırlı bir rüzgâr gibi, toprağı eşeleyip, içine oyuncağınızı sakladığınız günlerden haberler fısıldar size... Tıpkı kalbini görebildiğiniz birisiyle konuşmanın sizleri getirdiği o yepyeni, o aydınlık, o şaşırtıcı cümleleri, söylediğiniz ama bir yabancı gibi uzaktan hayretle dinlediğiniz o bilinci aşan dakikalar gibi...

Furüğ Ferruhzad'ın şiiri bana Fransız yazar George Sand'ın satırlarını anımsatır hep, etkilendiği yazarlar arasında yer aldığını düşünmekle birlikte, elimizde bu hususta kesin bir bilgi bulunmamakta :) Ama Sand'ı okuyanların inanılmaz benzerliği onaylayacağını tahmin ediyorum...

İlk şiir mecmuası 'Esir' ile şiir serüveninin ikinci yarısını başlatan 'Tevellud-i Diger' arasında inanılmaz bir değişim söz konusu...Esir'i serazer bir ruh ikliminde, Romantizmin tesiri altında özgürlük ve şahsiyet mücadelesi içerisinde kaleme aldığını, şiirinin ikinci yarısında felsefi ve sosyal konulara eğilim gösterdiğini gözlemliyoruz.

Füruğ, kadın şairlerin boşluğunu (sayıca azlığını) büründüğü katıksız, korkusuz, yalın ve içten duruşuyla aşabilecek kadar şair...'Kadından şair olmaz' kabulünü de bence ziyadesiyle al aşağı etmiştir.

Beni en çok büyüleyen, Onun kendisiyle konuştuğu şiirleriydi...Hitabında ki ince sızı, bir o kadar keskin ve hırçın, bir anda ölesiye yalnız, bir anda sevginin en alımlı çağında derin bir tebessüm ve onu besleyen sayısız hüzün...Evet hüzün kaybı, tebessümü öldürür...

Füruğ 'un dayatmalardan kendine bir doğrular ekseni yarattığına okuduğum diğer eserlerinde de şahit olmuştum, şöyle ki ona göre hâkikât onu bağıranların sönük bakışlarında değil, yaşayanların halisâne pişmanlığında...

"Ah eğer denizlerime bir yol olsaydı
Dalmaktan bir korkumuz olmazdı."

Füruğ Ferruhzad, şiirle olan bağını şöyle dile getiriyor;

"Belki şiir görünüşte beni mutlu kılamaz , ancak ben mutluluğu kendim için başka türlü yorumluyorum.Mutluluk benim için güzel elbise iyi yaşam ve iyi yemek değil.Ben , ruhum memnun olduğu zaman mutluluk duyuyorum ve şiir benim ruhumu memnun ediyor..."
...

Marcel Khalife 'in olağanüstü performansını ve Oumaima Khalil'in bu nefis yorumunu , "Kederli İpek" in ruhuna çok yakın bulduğumdan, sizlere de duyurmak istedim...

https://youtu.be/kr1jR-EA_fo

Şiir okumalar...
247 syf.
·1 günde
Fûruğ'un mektupları, söyleşileri ve yazılarıyla dolu bir kitap bırakıyorum buraya.

Fûruğ hakkında uzun yıllardır araştırmalar ve okumalar yapıyorum ama ilk defa Fûruğ hakkında yazılmış bu kadar kapsamlı bilgilere erişme fırsatım oldu. Kitap baştan sona Fûruğ kokuyor. Her cümlesi her detayı özenle ve araştırılarak yazılmış. Kitap aslında bir nevi biyografik bir eser olsa da Furuğ'un kendi kaleminden okuduğumuz mektupları bir nebze mektup roman biçimini yansıtıyor.

Kitap bölümler şeklinde ilerliyor ve ilk bölümde Fûruğ' un hayat öyküsü detaylı bir şekilde anlatılıyor. Şöyle ki hangi şiirini hangi psikolojiyle ve neden yazdığını ya da hangi şiirini ne üzerine kaleme aldığını basamaklar halinde gözler önüne seriyor. Daha sonra Fûruğ için yazılmış birkaç şiir karşılıyor sizi. İlerleyen bölümlerde ise Fûruğ' un mektupları karşılıyor sizi ve bu muhteşem bir his uyandırıyor çünkü onu ondan dinlemek çok kıymetli.Daha sonra Fûruğ' un Avrupa'ya olan yolculuğuyla ilgili notları, hatıraları, yazıları ve söyleşileri sayfaları dolduruyor.Kitabın bir bölümü ise tamamen Ev Karadır belgeselinin senaryosuna ayrılmış.(Ev Karadır belgeseli Fûruğ' a dünya çapında başarı getiren ve üst üste ödüller aldıran, konusunu da cüzzam hastalarından alan belgeselidir.Yönetmenliğini yapmıştır ve cüzzam çok bulaşıcı olmasına rağmen 15 gün cüzzamlılarla beraber yaşamıştır. Ve orada anne ve babasını cüzzamdan kaybeden Hüseyin adındaki çocuğu da evlatlık edinmiştir.)

Kitabın son kısmı ise Fûruğ 'un oğluna ayrılmış ve benim de kuşkusuz en etkilendiğim kısmı bu oldu. Son kısımda oğlu Kamyar Şapur ile olan röportajı yer alıyor ve oldukça etkileyici bir bölüm.

Fûruğ'u gerçekten tanımak isteyenler için müthiş bir kaynak. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim şimdiden.
218 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Etkileyici... Kaç parçaya bölünebilir insan acaba? Kaç farklı ruha beden olur, kaç farklı bedene de anlam katan ruh olabilir? Bu kadar farklılığı da bu kadar özdeşleştirebilir. Kelimelerin ruh ve kişilik, ruhun ve kelimelerin kişilik olduğu bir anlatım.
Kendi içinde iç içe geçmişliğin romanı ve ifadesi. Alışkanlıklarınızın dışında bir okuma deneyimi... Merak edenlere duyurulur..
254 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Şiir için "şiir benim tanrımdır" onsuz yaşayamam demişti şiirin Tanrıçası Füruğ. Bu kitabında şiirlerine pek yer verilmemiş onun hayatını ve "Ev Karadır" filminin senaryosu da dahil olmak üzere kısaca onun acılarına değinmiş. Nasıl anlatmalı seni bilmiyorum. Hangi sözcük çektiğin acılara karşılık gelebilir bilmiyorum. Bana eğer sorulsaydı en büyük başkaldırıyı onun yaptığını söylerdim. Sadece topluma degil her şeye herkese hatta acı çekeceğini bilmesine rağmen kendisine bile. Çünkü o hayatla şiir arasında önüne bir seçim şansı geldiğine o şiiri seçmişti. Onun için siir her şeydi. Ondandır tüm yaralarının kapanmaması. Kitap çok güzel hazırlanmış ilk başlarda diğer kitaplarında geçen şiirlerden bazı parçaları aktarılmış ama söz konusu Füruğ olunca kitabın değil daha çok kendisini incelemeyi daha doğru buluyorum. Çünkü genelde onun hakkında yazılan her şey onu anlatmaya çalışıyor, asla tam olarak onu yansıtamaz çünkü böylesine güzel şiirler yazan bir şairi bir kitaba hapsedemezsiniz.
104 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kederli İpek : Furuğ’un Esir, Duvar, İsyan ve Yeniden Doğuş kitaplarından oluşan bir şiir kitabıdır. Furuğ Ferruhzad'ı ne zaman okusam kadının kederli hayatını gözler önüne getiriyorum. Yaşadığı zorlukları , çocuğundan ayrılması , ailesi tarafından özellikle babası tarafından dışlanması... İnsanı derinden etkiliyor. En büyük şanssızlığı İranlı ve belki de kadın oluşuydu. Yaşadığı coğrafyanın etkisi onun hayatına yön verir . Ama o bunu kabul etmez . İran genelinde ikiyüzlü insanlar yüzünden dışlanır ve ahlaksız olarak adlandırılır. Furuğ Ferruhzad'da kendini , yaşadıklarını, hissettiklerini şiirler aracılığıyla tüm dünyaya duyurur. Buna rağmen İran ve çevresinde anlaşılmadığı gibi şiirleri de cinsellik barındırdığı , ahlaksızlık getirdiği gerekçesiyle yasaklanır.
112 syf.
·1 günde·6/10
Ben kitaptan önce kitabın yazarının yaşamına ilişkin bir kaç kelam edip oradan kitaba geçiş yapacağım. Kitabın yazarı Sadık Hidayet İran asıllı bir yazar. Üniversite okuması için ailesi tarafından Fransa'ya gönderilen Sadık Hidayet 25 yaşlarında iken Paris dolaylarında bir marinada intihara teşebbüs eder ancak çevreden yetişen bir sandalcı tarafından kurtarılır. Ancak, anlaşılan bu inithar düşüncesi yazarda sürekli yaşamaya devam eder. Daha sonrasında 48 yaşında Paris'te uzun günler süren arayışlar sonrasında havagazlı bir ev kiralar. havanın çıkış yapabileceği tüm delikleri tıkar. Daha sonra traş olur, üstüne oldukça şık kıyafetler giyer. Yanında bulunan bütün müsveddeleri yakar ve ardından havagazını açar ve 25 yaşında denediği ancak başarısız olduğu intiharı bu sefer gerçekten gerçekleştirir. Kör Baykuş, yaşamı bu ruh haliyle geçmiş ve ilginç bir intihar girişimiyle hayatını sonlandırmış Sadık HİDAYET'in en ünlü eseri. Yazarın hayatına yer verdim zira, eser yazarın ruh halinin adtea bir yansıması. Kimi eleştirmenler yazarın uslubunu Franz KAFKA'ya bira benzetiyorlar. Bir yakınıma Franz KAFKA'nın "Dönüşüm" isiml eserini okumsı için vermiştir. Yakınım kitabı okuduktan sonra "Ben ne okudum lan" şeklind tepkide bulunmuştu. Şuna kesinlikle eminim ki, Sadık HİDAYET'in Kör BAYKUŞ'unun yanında Franz KAFKA'nın Dönüşüm kitabı adeta "Cin Ali'nin Serisi" gibi kalıyor.
254 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Furûğ'un hayatı, mücadelesi, şiir ile olan yolculuğu, fars edebiyatı üzerine başlıca nima,şamlu, sohrap,hafız ve çoğu şair üzerine düşüncelerinin yer aldığı, bir kadın olarak toplum ile mücadelesini aktardığı, bilgi sahibi olunacak sağlam bir kaynak, oğlu kamyur'un bir röportajı da yer alıyor, ve son olarak inanalım soğuk mevsimin başlangıcına...
112 syf.
·1/10
Konu olarak güzel bir kitap. Kitabı bitirdim. Beğenmedim.
Afganistan'a Kahire'den gitmek isteyen jonturklerin hikayesi. Konu ilginç geldi,binbir zahmetle Afganistan'a geldiler.Orda bitti.Olay örgüsünun yarım kaldığını düşünüyorum.
254 syf.
·2 günde·Puan vermedi
kitap meşhur İranlı şair Füruğun hayatını ele alıyor. çocukluğu, babasının baskısı, buhranları, intihar girişimleri, evden kaçış ve avrupa yolculukları tek tek anlatılıyor. en acısı ve beni en çok etkileyen kısmı ise yaşadığı yoksulluk. bazı yerler o kadar can alıcı ki okurken acılarını, ızdıraplarını sahiplenmek istedim. ayrıca kitaptaki İran'ın sosyo kültürel yapısı, İranlı erkeklerin kadına bakışı vb toplumsal problemler ve bunların füruğ üzerindeki etkisi incelikle değinilmesi gereken bir nokta. füruğ okurken satırları arasında kendimi gördüğüm nadir şairlerden. yaşasaydı bütün içtenliğim ile boynuna sarılıp ağlamak isterdim..*

Yazarın biyografisi

Adı:
Kenan Karabulut
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 303 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 275 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.