Kerim Güney

Kerim Güney

YazarÇevirmen
8.7/10
155 Kişi
·
674
Okunma
·
0
Beğeni
·
251
Gösterim
Adı:
Kerim Güney
Tam adı:
Prof. Dr. Kerim Güney
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Isparta, Türkiye, 28 Şubat 1962
Öğrenim Durumu:

Lise: Isparta Şehit Ali İhsan Kalmaz (ŞAİK) Lisesi, 1979, (Takdirname derecesiile mezun oldu).
Lisans: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü, 1983,(Dönem birincisi olarak mezun oldu).
Y. Lisans: İ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Elektronik Mühendisliği AnabilimDalı, 1988, (Üstün başarı derecesi ile mezun oldu).
Doktora: Erciyes Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Elektronik Mühendisliği Anabilim Dalı, 1991.

Akademik Ünvanlar

Arş. Gör.: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü,1983-1991.
Yrd. Doç.: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü,1991-1995.
Doçent: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü,1995-2001
(Telekomünikasyon Anabilim Dalının Antenler Bilim Kolundan Doçentlik ünvanı almıştır).
Profesör: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Bölümü, 2001-Devam Ediyor (Telekomünikasyon Anabilim Dalından Profesörlük ünvanı almıştır).
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
165 syf.
Ali şeriati kimdir?
Necidir?
Dini nedir?
Mezhebi nedir?
Kimlerdendir diyenler...

Ayrıca...

Tehlikeli biri, sapık, okuma, dinden çıkarsın,
muhabbetlerini duya duya okudum...

Eğer Ali şeriati'yi okuyup dinden çıkacak bir imana sahipseniz zaten siz hiç okumayın; ne onu ne başkalarını ...

Ali Şeriati' yi bir alim bir din adamı olarak okuyanlar bir şey kazanır mı kaybeder mi ayrı mesele, Ama bir sosyolog bir felsefeci olarak okuyanlara muhteşem bir sorgulama yeteneği kazandırıyor.

Bu kitapta;
Din üzerinden geçinen, halkını din üzerinden sömüren , Hiçbir şey yapmadan kısa yoldan cennete gitmeyi arzulayan, Dindaşlarını aza kanaat getirtip kendileri lüks içinde yaşayan din sahtekarlarını ele alıyor.

Allah'ın indirdiği dini, atalarının ve babalarının dini olarak yaşayan, Yola çıkmadan yürümeden, ter'siz çabasız hiçbir şey yapmadan, ağlayarak sızlayarak sadece dua kitaplarından dua okuyarak kurtuluşa ereceğini düşünen din bedavacılarını ele alıyor.

Spoiler içermez, İyi okumalar...
165 syf.
Kitap iki bölümden oluşmakta,
KitabınBirinci bölümünde gelenekçi dini anlayışı aynen kabullen diklerinden dolayı, dine karşı ve batı düşüncesinde okumuş kesimin, gelenekçi dindar kesimin anne-babalarına yönelttikleri suçlama ve eleştirileri ele almaktadır.

İkinci bolümde ise, gelenekçi din mirasyedileri ile, gelenekçi dini anlayışı aynen kabullen diklerinden dolayı, dine karşı ve batı düşüncesinde okumuş kesimi karşısına alarak eleştirmekte, özellikle genç kuşağa kavram ve ibadetlerin nedenini ve amacını sunmaya yönelik soru ve cevaplar içermektedir.

Kitap kurgusu her ne kadar Şia üzerine olsa da, ön yargısız okunduğunda benzer durumların Sünni kısımda da aynı şekilde süregeldiği ve halende devam ettiği kaçınılmazdır. Kitapta ki sorular öncelikle okuyanına geliyor, ister Şia ister Sünni olsun, cevabını verebiliyorsak ve evet ben bu düşüncede dinimi yaşıyorum diyebiliyorsak, aşmışızdır artık en büyük engelimizi. Bir muhasebe, bir neden ve niçinler kitabı. Kitabı okur iken ülkemizdeki görsel basına çıkıp, özellikle Ramazan ayında ve mübarek günlerde fakir Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) ve garip sahabelerin hayatlarını anlatır iken, anlatan din istismarcısı hocaların nasıl zengin oldukları geldi aklıma. Adeta masal anlatır gibi anlatıyorlar ve uyutuyorlar dinleyenlerini. Sorgulamadan uzak kalsın, nedenini ve niçinini sormasın. Biliyor ki öğrenirse ve sorarsa onun gelir kapısı kapanacak. Ülkemizde ki çoğu cemaat ve tarikatlar da da durum aynı ne yazık ki. Müslüman sorgulayıcı, araştırıcı az ile yetinen olmamalı, yıllarca ta bulaştırıldı dini konular, soranlar yandı, araştıranlar kötü ilan edildi ve işte bu yüzdendir ki en güzel vasıflarımızı bile kaybettik artık ülke olarak. Biz ülke vatandaşı olarak 21. Yüz yılda hala sakızın oruç bozup bozmadığını öğrenememiş isek suçu çok uzaklarda aramamak lazım. Birey olarak bizden başlamalı düzelme, yoksa sonumuz çok yakın ve çok kötü olacak maazallah… Soruları merak eden ve muhasebe yapmak isteyen kitap dostlarına tavsiyemdir.
165 syf.
Her kitabında insana ve insana dair her şeyle yakından ilgili olan Ali Şeriati bu eserinde evlerimizin içine kadar ne kadar toplumun parçası olduğunuzu bize aşama aşama anlatır. Her düşüncesine katılmasamda haklı olduğu çok konu var.

En çok bilinen tiradı ile “Sizi rahatsız etmeye geldim.”


Eserin içeriği ve içeriğindeki konulara değinme aşamalarına geçmeden önce biraz kendi toplumuzdan söz etsem yerinde olacaktır. Zira Ali Bey zamanının alimi ve eğer dini konularla ilgilenmese aydınların onun için “alimlerin ilahı” olurdu dediği bu dimağ bize toplumu nasıl oluşturduğumuzu neden ve sonuçları ile anlatıyor. Kendisi sağlam bir kaynakla ve bazen red edilmez gerçekliklerle dimağınıza misafir oluyor.


Toplumumuz. Benim bununla ilgili bir anım var. Ali Şeriati’nin alimlerin toplum üzerindeki etkisine binaen hatırladığım bir anı.

Bir yardım platformunda gönüllü olarak okullarda öğrenciler ve öğretmenlerle kütüphane düzenleme ve kaynak temini için bir ziyarette bulunmuştuk. Ziyaret ettiğimiz okul büyük şehrin kenar mahallesinde bir okuldu. Müdür Bey ve öğretmenler gerçekten okul için yapılabilecek tüm özveriler için hazır ve çalışma halindeydi. Gayrı ihtiyari okulda kız öğrencilerden daha çok gördüğüm erekek öğrenciler dikkatimi çekti. Bir arkadaşımızın da dikkatini celp etmiş olcak ki okula hala gönderilmeyen kız çocukları ve bu konuda yaşandıkları sorunlar olup olmadığını sordu. Müdür Bey o konuda muhtar ve imam eşliğinde ev ziyaretleri yaptıklarında daha olumlu cevaplar aldıklarını bu şekilde daha iyi iletişim kurduklarını söyledi. Tevekkeli mahalle imamı bu konuda hep yanlarında olmuş. Bizim yenemediğimiz yerde onu kırmazlar, dedi. Yani toplum üzerinde bir din aliminin görüşlerinin güçlülüğü aşikar.


Ali Şeriati genellikle bu konular üzerinde yoğun konuşmalar yapar. Bu eseri de belki en keskin ve cesur eserlerinden biri. Alimlerin hoşuna gitmeyecek birçok konuya değinmiştir. Buna önce kendisinden başlar. Kendi meramını anlatır, çünkü bir alim bu illa bir dini alim olmak zorunda değil, kendisini normal bir insana anlatmakta zorlandığı kadar kendi çevresinde alim diye nitelendirilen çevrede de anlatma gereği duyar. Bu yüzden kitaba:

Ali Şeriati kimdir?
Ali Şeriati’nin ilgileri neden vardır ve gerekliliği nendendir?
Dini konuları bir aydının es geçememesinin zorunluluğu vardır? Bu zorunluluk nedir?
Neler okumuştur?

Bunların kısmen cevap niteliği olabilecek şekilde alıntısını yapmıştım. Tabii kitapta fazlası var. Ali Şeriati’nin bakışını merak edenlerin ya da bu incelemeye ilgi duyanların okumasını rica ediyorum.

#68216611


#68219439


Ve kendini tanıtan, aydınları ve bazen kendi yetiştirdiği aydınların sözleri için kendini eleştiren bir Ali gördünüz.

Sonra toplumun temel yapısına çekirdek aileye yönelir ve anne, babalar dinleyin! der. Toplum kendi içindeki en küçük topluluk olan ailenin varlığı ile şekillenir, bunun eğitimini üstlenen anne ve babanın bilinçli birer birey olması çok çok önemlidir. Aileler çocuklarını eğitirken temel olarak dini inançlar ışığında ve salih evlatlar yetiştirme gayesi taşıyarak bunu yaparlar.

Peki başarılılar mı?
Başarılı olmama nedenleri nedir?
Bir ebeveyn ve çocuğu arasında çağın gereklilikleri ayrım yaratmıştır diyerek bu eksikliğin vebalini boynundan atmak reva mıdır?


Bu soruların tam cevabını karşılaşmamakla beraber kısmen fikir olması açısından bir alıntıya yer vermem toplum temelli ilk anlatımımın nedenini bir nebze karşılamış olmayı umuyorum.


"Annelere söylüyorum:
Niçin kızlarınız sizinle, siz de kızlarınızla konuşamıyorsunuz? İki ayrı dili konuşuyor ve iki ayrı havayı teneffüs ediyorsunuz? Ne onlar sizin için söz dinleyen, iyi geçinilen biri; ne de siz onun için mantıklı ve çekici bir öğütçüsünüz.

Babalara söylüyorum:
Oğlunuz ahlâkî bir bozulma nedeni ile değil; belki düşünsel ve akidevî delillerle sizden kaçmış ve size yabancılaşmış...
Günümüzün İslâm'a inanma, dünyada egemen dinsizlik ve imansızlık çağında imanını koruma, akîde ve amelini sürdürme iddiasında olan, öte yandan müslüman, dindar olma
sorumluluğuna sahip çıkan sizlere aile ve çocuklarınızın kurtuluşu için apaçık Kur'an'la çalışmanız gerektiğini hatırlatıyorum. Sadece hatırlatmıyor, haykırıyorum da:

"Ey iman edenler! Kendinizi ve ehlinizi yakıtı insanlar ve taşlar
olan ateşten koruyunuz." (Tahrim: 6)

Evet! Ben, sizin iman ve düşüncelerinizi kuşatmış bu ateşi size haber vermeye geldim.

Niçin dininiz ve imanınız sarsılmaktadır diyorum?
Niçin akidenizi kollamanız zorlaşmıştır?
Niçin her kuşaktan sonra daha bir yalnız kalıyor ve daha bir zayıflıyorsunuz?
Niçin bu çağın ruh ve düşüncelerinin karşısında geri çekiliyor; kendinizi aciz hissediyor; çağdaş kuşağın ıslâhı için duaya yönelmekten başka yol izlemiyorsunuz?"


Son cümlenin anlamına dikkatinizi cezbetmek istiyorum. “...çağdaş kuşağın ıslâhı için duaya yönelmekten başka yol izlemiyorsunuz?" Burda gelenekçi ve modern bir toplum arasında sıkışmış bir yeni nesil için arayışın olmamasına değiniyor. Yani artık dua yerine tedbirler alın, gelişin, okuyun , öğrenin, yeni nesillere bir şeyler bırakın diyor. Bir miras illa bir maaş değildir, hep derler ki ölünün arkasından üç şey onu takip eder bir şey onunla kalır. Akraba, aile ve amel. Akraba ve aile evine döner ameli insana kalır. Bu yüzdendir ki amellerimiz yani yaşama metodumuz konusunda biz kendinizden önce çevremizden sorumluyuz. İnsanın evladı bir nevi ölümsüzlüğünün yani çok önem verdiği soyunun devamıdır. Bu yüzden birey anne, baba olma konusunda büyük bir sorumluluk bilinci taşımalı çocukların eğitiminde en açık şekilde onlarla iletişim kurmalıdır.


“Onun dil, çağ, istek, arzu ve mantığına dini yerleştirecek, onu dine yöneltecek nelere sahipsin? Senin onu tatmin etmeyen sözlerine o kulak vermez. Bu yüzden, sizi suçlamaya devam
eder..."

Anne, baba ve onun yolunu aydınlatırken Kur’an mana ve anlayışına değil, daha çok Arpçasına yönlendiren bir anlayışa karşıdır. Okumaktan çok anlamaya odaklanılması gerektiğine vurgu yapar.

Bunu bir ailede iki farklı dünya yaşama nedenini şu sıralamayı yaparak toplum nezdinde anlatır.

1. Gelenekçi, mirasyedilerden oluşan dindar kesim.
2. Geleneksel dinî anlayışı aynen kabullendiklerinden dolayı dine karşıt ve batıcı (Garbzede) okumuş/. entellektüel kesim.
3. Her iki kesimin de saldırısına uğrayan ve dini gerçek yapısıyla algılamaya çabalayan kesim.

Birinci kesim alimler, anne, baba, kızlar ve oğullar arasında yaşanan gerçeklik. İkinci kısım dini anlamaya ve anlatmaya çalışmayı gerici sayan, yazdığı bir kitabın dini kitap kategorisinde algılanmasından korkan entellektüel ve bu entellektüel ekolün getirdiği bakış açısı. Bir insan Avrupa gördüyse o insan aydındır düşüncesi.

Batı’nın toplumlar üzerine etkisi üzerine..

Bu hususta Türk edebiyatından Batı etkisinde gelişen kısımda Batı’nın eserlerimize yerleşen ahlak yapısının incelenmesi yeterli olacaktır. Zira hep aldatma ve partilerde, eğlencede,kadın erkek toplu eğlencelerde olma durumu anlatılmıştır. Batı’nın ilim ve fenini almaya yönlendiren bir bakışından sıyrılmış ahlaka giden yol mevcuttur. Bunu tüm eserler için söylemiyorum, zengin bir edebiyatımız olduğunun altını çizerim. Batı etkisinde gelişen toplumu anlatan eserlere dikkat çekmek istiyorum. Bakarsanız eserelere bunun ayrıntıları verilmiştir. Klasikler ağır gelecekse buyrun Ömer Seyfettin’in Harem adlı kitabını ya da Halit Ziya’nın Aşk-I memnu eserine bakabilirsiniz.

Bu konu sadece bizim değil, diğer ülkelerde de böyledir. Ali Şeriati durumu yani ekonomik bakımdan Avrupa seyahatine çıkan kesimleri anlatırken onlara Batı’nın sağılacak inek gözüyle baktığını çünkü geri kalmış psikolojinin yani dini olgusunun yerine orda onları eğlence ve alışverişin karşıladığını, paraları bitince eve dönüşte bir entellektüel havayı kendilerinde bulduklarını ifade eder. Onları beyinleri ve çenelerine vurmuş boş lafızlarla yerli halk üzerinden Avrupa deneyimlerini övmelerini hicvederek anlatır.

Yine bu açıdan bakarak, kendi toplumunu ve yaşam koşullarını sadece dinin üzerinden yargılayıp bunun inine inmeden Batı düşünce ile beslenen aydınlar ortaya nakliyecilik yapan düşünceler dışında bir kazanç sağlamamıştır. Batıya karşı bir görüşüm varmış gibi algılanmasın, sözlerim bilim, sanat ve sosyolojide ilerlemek adına taklitten ibaret olup her dini vecibenin zikrinde insanlara yobaz muamelesi yapan kesimedir.


Üçüncü kısım ise Ali Şeriati’nin benim içinde bulunduğum kesim budur dediği grubu oluşturur. Ki zaten eserine başlarken kendisini anlatma nedeninin nedeni bu alimlerin ve aydınların eleştiri ve görüşleri yüzündendir. Hep dışlandığını ve aydın kesim ve alim kesim tarafından red edildiğini ifade eder. Anlattığı, etkilendiği Ebuzer gibi hissediyordur belkide . Yalnızlığa mahkum olmamışsa Ali kendi anlatmayı meramını bu kadar dile dökmezdi. Çünkü o da Ebuzer gibi sosyal hak savaşçısı gibi görür kendini.



“Ali şöyle buyurur: "Benim düzenimde hiç kimse
karıncanın kazandığını ağzından alamaz. Benim düzenimde her insan diğerine eşittir. Eğer; müslümansa imanında, eğer müslüman değilse insanlığında!
Her insan Malik katında kardeştir!"



Kitap iki kısımdan oluşur. Ali Şeriati’nin soruları ve ona yöneltilen sorular şeklindedir.


Rahime bağlı bir dünya diye bir pencere açar. Özellikle o konu insanların bakış açısına nasıl her açıdan inme isteği duyduğunu gösterir. Bir an okurken aklıma meşhur Hint filmi Avare gelmişti. Hırsızın oğlu hırsızdır. Varın bunu siz okurken kendiniz süzgeçten geçirin.


İçeriği oluşturan ve benim aklımda tutamadığım başlıklarda olabileceğini ifade ederek:

Yasaklı ve Hayır! üzerine kurulu din?
Eşitlik ibadeti hacc?
Namaz ve önemi nasıl değişti, nasıl olmalı?
Şimdiki gençler hacı, hoca teyze ve amcalardan neden daha bilinçli?
İslam devrimleri?
Yabancı filozofların dinler üzerindeki bakışları ve ekolleri?
Kerbela’nın önemi?
Kur’an’ın yeri neydi, şimdi nedir? Değişen kuran akşam başucuna konan sabah amelde unutulan, sadece korku mekanizmasında ve korunma için başvurulan bir kitap olmaya nasıl geldi? Büyü için kullanılan Kur’an?
Zulüm ve Sömürünün hizmetindeki imamet ?
Kadın ve erkeğin ilimdeki eşitliği, kadının ilimdeki birikim ve fikirlerinin toplumdaki etkisi?
İbadetleri Allah’a görevleri yaptım, bitti gözüyle rüşvete çeviren anlayışı?(yaşlanınca hac yaparım, kurban keser kurtulurum....)
İslam’daki dua dili ümmet olmaktan “ben” diline nasıl geçti?
Kur’an alimler elinde nasıl şu dua 1000 kez okunursa şehitlik sevabı yazılır, şu dua şunun için okunur şeklinde lanse edilerek manasını sadece duaya bağlanıldı?
Din alimler elinde afyon mu oldu?
Alimlerin Peygamber(sav) vasisi olmasından günümüze kadar geçirdiği değişimler? Para dininine döndürülen Kur’an önüne geçirilmeye çalışılan piyasa kitapları?


Ve daha bir çok soru, sorun ve açıklama ile anlam olarak çok derin ve ağır olmasına rağmen Ali Şeriati’nin anlaşılır lisan ve hitabı ile birde burdan bakın diyen kitabına uğrayın derim. Zira yazdıklarım kitabın içeriğinin fragmanıdır.


Keyifli okumalar!
165 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ali şeriatı "Sizi rahatsız etmeye geldim." diye söze başlayarak asıl dini rahatsız eden şeyleri günyüzüne çıkarmış. Anne Baba Biz Suçluyuz kitap ismine yakışır şekilde evlatların ebeveynlerini suçladıkları dini konulara yine evlatların gözünden bakarak Kuran'a uygun cevaplar bulmuş. Bu kitapta hem evlat oldum hem anne çünkü hem benim anne babama sorduğum daha doğrusu sormak istediğim soruları sorarken bir yandan kendime sormaya korktuğum soruları sormuş. Sorulan sorulara ebeveynlerinin verdiği gelenekçi cevapları asıl dinin cevapları ile karşılaştırarak bütün sorulara titizlik ile cevap vermiş . Kitaptaki keskin ve net eleştirilerin acılığını da kendi kusuru olarak gören Ali Şeriati yine bir kitabı ile gerçekleri acı ve kabul edilmesi zor birer zincir olarak tanıtmayı ihmal etmemiş. Bir Anne baba olarak hem evlatlarının sorularına cevap arayanlar hem de bir evlat olarak ebeveynelerine sordukları sorulara tatmin edici cevaplar bulamayanlar için harika kitap.

"Anne baba sizin din adına yaptığınız bu ama siz bunu yaparken bihaber olduğunuz gerçek dinden kopmuşsunuz."
165 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Ali Şeriati'nin okuduğum ikinci kitabı Anne Baba Biz Suçluyuz oldu. Kitap daha çok eleştirisel bir yapıya sahip. Eleştirdiği ise şiiliğin ya da din öğretilerinin yanlışlığı üzerine. Bu eleştirileri anne babanın çocuğa öğretisi üzerinden ele almış. Sade ve akıcı bir dili olması sebebiyle anlatmak istediklerini net olarak veriyor. Bazı görüşlerine katılmasam da Ali Şeriati'nin genel olarak yanlışlara karşı kesin görüşlülüğü, dik adımları insanı içten içe canlandıracak nitelikte, bu yüzden severek okuyorum kitaplarını. Herkese tavsiyemdir.
165 syf.
·7/10
Kitabda gənclərə dinin necə təqdim olunduğunu və necə təqdim olunmalı olduğundan bəhs olunur. Gənc pisxologiyası və valideynlərin səhvləri qələmə alınıb. Gənclərin dili ilə sərt tənqidlər mövcutdur. Kitabda bəyənmədiyim hissələr də oldu amma bəyəndiklərim ağır gəldi. Mütləq oxunmalıdır demirəm amma oxumağı tövsiyə edirəm.
107 syf.
·Puan vermedi
Ali Şeriati kendi çevresinde yaşadığı sıkıntıları anlatırken kendi çevremdeki aslında gümümüz sorunlarına da öyle güzel bir çözüm sunmuş ki okunması gereken bir eser bence akıcı sade bir dille derdin ilacını vererek çare olmuş derde
165 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Ali Şeriati denilince akla helen şeylerden biri sert üslubudur. Kendisine neden böyle sert konuştuğu sorulduğunda Şeriati; "Sizi rahatsız etmeye geldim" der. Bu kitapta da bunu mükemmel başarmış.Kitap iki bölümden oluşuyor. Dini geleneksel olarak anne babadan alıp üstünde düşünmeden benimseyenlere oklarını fırlatmış. Ali şeriati çok iyi bir sosyolog bunu kitaplarındaki gözlemlerinden okuyabiliyorsunuz. Üstünde düşünülmesi gereken bir çok haklı eleştiriye yer vermiş. Hedef tahtasında ne kadar şialar olsa da okuyan herkes kendinden bişey bulabilir.
165 syf.
Tam olarak şialara hitap etse de birazcık tarafsız düşünüp , önyargısız yaklaşınca pek de dışlama gereği duymuyorsunuz.
Yazar dilini olduğunca iyi kullanmış , deyim yerindeyse bazı sözler "cuk oturmuş " ...
Bilinçli bir şekilde okunursa alınacak bilgiler oldukça fazla ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Kerim Güney
Tam adı:
Prof. Dr. Kerim Güney
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Isparta, Türkiye, 28 Şubat 1962
Öğrenim Durumu:

Lise: Isparta Şehit Ali İhsan Kalmaz (ŞAİK) Lisesi, 1979, (Takdirname derecesiile mezun oldu).
Lisans: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü, 1983,(Dönem birincisi olarak mezun oldu).
Y. Lisans: İ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Elektronik Mühendisliği AnabilimDalı, 1988, (Üstün başarı derecesi ile mezun oldu).
Doktora: Erciyes Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Elektronik Mühendisliği Anabilim Dalı, 1991.

Akademik Ünvanlar

Arş. Gör.: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü,1983-1991.
Yrd. Doç.: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü,1991-1995.
Doçent: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektronik Bölümü,1995-2001
(Telekomünikasyon Anabilim Dalının Antenler Bilim Kolundan Doçentlik ünvanı almıştır).
Profesör: Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Bölümü, 2001-Devam Ediyor (Telekomünikasyon Anabilim Dalından Profesörlük ünvanı almıştır).

Yazar istatistikleri

  • 674 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 400 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.