Adı:
Öze Dönüş
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756004722
Kitabın türü:
Çeviri:
Ejder Okumuş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fecr Yayınevi
Batı'nın, bütün insanları, öz kültürlerinden, üretken, dinamik, heyecan dolu ve kendini arayan vasıflarından uzaklaştırıp yalvaran, dilenen, zelil ve taklitçi köleler durumuna getirmesi karşısında bugün ne yapmak gerek? Tek çare öze dönüştür. Eğer bu dönüş ırka olursa rasizm olur, faşizm olur, nazizm olur, bir tür ahmakça cahiliye şovenizmi olur. Ben ırka dönmek istemiyorum, insanları kana ve toprağa tapmaya sürüklemek istemiyorum. Yüz yirmi dört bin peygamber gelip bu mağrur ve kötü düşünceli beşeri, mutlak güzellik sahibi Allah'a kulluğa davet etmişlerdir. İnsan kulak vermiyor. Söz konusu ettiğimiz öze dönüş bizzat toplumun ruh ve vicdanındaki mevcut öze dönüştür. Bu, canlı bir özdür. Hâlâ yaşayan, hayat ve hareket sahibi bir öz. Acaba bu öz dinî bir öz müdür? Evet İslamî bir özdür. Peki hangi İslam?
Okuduğum 3. Ali Şeriati kitabı... Bütün kulliyatını okumak isteği uyandıran bir kitap oldu bu. Toplumsal meselelere, felsefeye, siyasete, taasuba ve yozlaşmaya kısacası insanı ilgilendiren herşeye ustaca değinerek hepimizin her gün şahit olduğu ancak fark edemediği satır aralarında kalmış tüm beşeri sıkıntıları ve kapitalizmin başımıza ördüğü çorapları mükemmel bir şekilde anlatmış Şeriati. Kısacası bu konulara ilgisi olan herkese tavsiye edeceğim bir kitap. Şimdiden iyi okumalar.
Bulanmış bir suyun içinde önümüzü görmüyoruz.Dost kisvesi adı altında kulağımıza gelen seslere yöneliyor girdaplar giriyor aldatiliyoruz.Onca kelime öğrendik . Yetmedi farkli dillerde farklı lehçelerde farklı kultürleden kelimeler öğrendik. Kelimeler evet kelimeler ne anlama geliyordu. Anlayamadik"George Orwell diyordu ya kelimeler yeni anlamlar kazanmis. Önce kelimeleri çalmislar sonra anlanmalarini.Her kulağa hoş gelen sözlere aldaniyoruz.Her kendine kurtarıcı vazfi yükleyen aldatıyordu bu kelimelerle .Her ortaya atılan yeni fikirler bize berrak su gibi gosterilip midemizi donduruyor bizi öldürüyor.Bize kan kusturuyordu.Sözün özü bir bulanmis zehirlenmis bir nehrimiz var . Hayat kaynağımız bu nehirdir . Kaynağına gitmeliyiz yoksa tüm çabalar sonuçsuz kalır. Kaynağına ulaştığımızda öz ordadir. Zehri ordan temizlesek herkes ordan suyu içecek herkes mutluluğa erişecek.
Artik Öze dönmeliyiz

-Bay_X(öze dönüş için)

Uzun bir aradan sonra kitabı bitirebildim. Bi dönem ara verdim. Bir ara okumayı yarım bıraktım. Ben bile bir kitap için kitaba dönmekte bu kadar uğraş verdiysem. Öze dönüş te o denli meşakkatli bir iş.
Yine üstad Ali Seriati beni, bizi rahatsız edici düşünceler söylemler sarf etti.(sizi rahatsız etmeye geldim ettim der ). Bu sefer öze dönüş için rahatimizi bozmamizi gerektiğini söyledi.Bu adam niye rahatsız ediyor kötü biri mi diye düşünenler . Hayır hayır !! bu farklı bir rahatsızlık rahat içinde yaşıyorsak diğer insanlar izdirap içinde ise rahatsız eder. Rahatsızlığı bu . Tolstoyun deyimiyle “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.” . Ali şeriati de Kim daha fazla insansa, daha fazla dertlidir. Adamın derdi dertlilere dertlenmesi,dertlilerin dertlerine derman olması.Bu ancak önümüze dönmekle mümkün peki ya özümüz ne ? Ben yine üstadın öz dediği şeyi kendi deyimiyle kendi kalemiyle yazayım .

(Defalarca okuduğum Kitabın arka kapağıdir)
Batı'nın, bütün insanları, öz kültürlerinden, üretken, dinamik, heyecan dolu ve kendini arayan vasıflarından uzaklaştırıp yalvaran, dilenen, zelil ve taklitçi köleler durumuna getirmesi karşısında bugün ne yapmak gerek? Tek çare öze dönüştür. Eğer bu dönüş ırka olursa rasizm olur, faşizm olur, nazizm olur, bir tür ahmakça cahiliye şovenizmi olur. Ben ırka dönmek istemiyorum, insanları kana ve toprağa tapmaya sürüklemek istemiyorum. Yüz yirmi dört bin peygamber gelip bu mağrur ve kötü düşünceli beşeri, mutlak güzellik sahibi Allah'a kulluğa davet etmişlerdir. İnsan kulak vermiyor. Söz konusu ettiğimiz öze dönüş bizzat toplumun ruh ve vicdanındaki mevcut öze dönüştür. Bu, canlı bir özdür. Hâlâ yaşayan, hayat ve hareket sahibi bir öz. Acaba bu öz dinî bir öz müdür? Evet İslamî bir özdür. Peki hangi İslam?
Toplumun içinde yaşadığı girdapları somutça teşhis etmektedir. Aslında ne yapmalı? sorusuna "Özümüze dönmeliyiz" demektedir. Bütün külliyatında, konușmalarında aslında bu öz olana dönüşü devamlı vurgulamaktadır ve anlatmak istemiştir.
bu kitapta cok fazla hz hasan ve hz buseyinden bahsedebilir ama hanifilerin bunu pek obemsemesi daha aydinlatici olacagini dusunuyorum. bizzat kitabin derinligini gormus olur sunuz. ve kendinizi gercek anlamda toplama gucu vermektedir
Şunu demek istiyordum: Bugün yanlış algılamalar dönemi sona ermiştir. Bu dönem tabiî olup her insan, olgunlaşma ve gelişme seyrinde bu dönemden geçer. Psikologlar şöyle der: Çocuk, başlangıçta, mesela susuzluğunu belirtmek için çeşitli hareketler yapar, bin bir türlü hâl içine girer, yüzlerce çeşit el ayak çırpar, onlarca çeşit ses çıkarır, bağırır. Her aşamada onun fazladan hareket, ses ve hâllerinde azalma olur. Bu ses ve hareketlerin boşuna olduğunu yavaş yavaş anlar ve onları tekrarlamaz. Böylece istediğini elde etmek için ağlamak, tepinmek, az ses çıkarmak ve nihayet su sözdiğünü telaffuz etmek gibi tek ses veya hareketi seç-çme dönemine erişir. Toplum da böyledir. Toplum, tabiî olayların bilimsel nedenlerini bulma veya mabuda inanma yoluyla sayısız ve kimi zaman da komik 'yanlış algılamalar aşamasından geçerek, yavaş yavaş seçimlerini ve yargılarını düzeltir, sonunda
tevhide ulaşır. Örneğin hastalandığında, artık bugün bunun filan yemekten zehirlenme sebebiyle olduğunu ve tedavisinin de filan ilaç olduğunu bilir. Dolayısıyla bugün artık ne pazartesi gününü uğursuz bilir, ne de on üç Safer gününü. Ne komşunun
yeşil gözünü uğursuz addeder, ne amcasının karısının keskin bakışını ve ne de sabahları sol taraftan kalkmayı. Toplumsal süreçte de bir kavim böyle bir dönemi geçirir. Bizim dışımızda diğer milletlerin de böyle serüvenleri olmuştur.
Ali Şeriati
Sayfa 51 - Fecr yayınları
Rousseau şöyle demektedir: "Halka yol göstermeyiniz, onların
sorumluluğunu tayin etmeyiniz, onlara sadece bakış açısı kazandırınız. Onlar kendi yollarını doğru bir şekilde bulacak ve
sorumluluklarını tanıyacaklardır.
Ali Şeriati
Sayfa 87 - Fecr yayınları
Kültürel sömürü düzeninde Doğu ve Batı ilişkisini gösteren bir Sordel diyalektiği vardır. O da şudur: "Batılı, Doğulunun kül-
tür, tarih ve şahsiyetini yadsımamalıdır. Çünkü bu durumda Doğulu savunmaya geçer. Batılı öyle bir şey yapmalıdır ki Doğulu kendisinin olumsuz olduğuna, kendisinin ikinci sınıf ırk,
Batılınınsa birinci sınıf ırk olduğuna inansın. Batılının aklı vardır; düşünür ve üretir. Doğuluysa sadece şiir söylemeli, tasavvufla ilgilenmelidir.” Oryantalistlerimizin çoğu işte bu nedenle, sufilerimize ait eserlerin yazma nüshalarına bu kadar önem vermekte ve her birini on defa tashih etmektedirler. Oysa bilimsel içerikli yazma nüshalarımızın yüzde yetmiş dokuzu kütüphane raflarında çürümekte, farelere yem olmaktadır. Kimsenin bun-
lardan haberi yok! Doğuluya, sadece zihinsel, soyut ve melankolik duyguların işine yarayacağını, gökten yere ve hayata geldiğinde Batı'nın sistemlerine tâbi ve Batı'nın ürettiklerini tüketmeye muhtaç olması gerektiğini anlatmak için dünyayı iki bölüme ayırmışlardır: Murdar ve çirkin olan maddî dünya Batı'ya;
maneviyat, ebediyet' ve metafizik dünya ise tümüyle Doğu'ya aittir. Doğu ile Batı dünyasını işte böyle taksim etmişlerdir.
Ali Şeriati
Sayfa 25 - Fecr yayınları
Afrikalı yerlilerin elbiseleri yoktur. Emperyalistler normal yollarla onların zevklerini değiştiremezler; dolayısıyla yerli halk kendi bez parçalarını üzerilerinden çıkarıp ithal malı kumaş ve bezleri örtünmezler. Öyleyse oraya önce kilise gitmeli ve onları Tanrı’nın ve İncil’in dinine inandırarak hidayete erdirmeli! Bu durumda namus ve haya kavramlarının ne anlama geldiğini öğrenen Afrikalılar mecburen kalmalı ve elbise giymeli! Bütün bu çabalar, Longshair ile Manchester mencusat ürünlerinin Afrika’ya girişine uygun bir zemin hazırlayabilmek için sarfedilmiştir.
Hümanist Ernest Renan bile şöyle diyordu: "Batı işveren/patron
ırk, doğu ise amele/işçi ırktır. Bunun içindir ki tabiat amele ırki çoğaltırken, patron ırkı azaltıyor.” Bay S. Freud da diyordu ki: "Batılı insan, teknolojik, yönetsel ve uygarlık yapıcı bir beyne sahipken Doğulu insan, düşünmekten, sistem ve sonuca
ulaşmaktan âciz vasat bir duygusal beyne sahiptir.” Fransız Komünist Partisi lideri, komünist hareketin dünyadaki sayılı liderlerinden Mouris Tours diyordu ki: "Cezayir ulusu, Afrika ulu-
su, Kuzey Afrika ulusu ulus değil, henüz ulus olma sürecindedirler.” Yani Fransız sömürüsünün bunlar üzerindeki sultası
açıklanabilir bir şeydir. Bunlar, uygarlıkla tanışmak, uygar millet olmak için acımasız ve gaddar emperyalizmin kucağında uzun bir sure yaşamak ve terbiye görmek zorundadırlar. Evet,
bay sosyalistin düşüncesi bu! Fakat adına çöl faresi dedikleri
böyle bir milletin, aşk ve iman dolu bir bilgi ve bilinç mucizesiyle, kendinde nasıl bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirdiğini gördünüz.
Ali Şeriati
Sayfa 16 - Fecr yayınları
Son iki yüzyıldır Batı'nın bütün çabası,insanların Batı'ya iman veya onu inkâr etmesini gerçekleştirmekten ibarettir.
Çağımızda başarılı bir insan olmak,toplumda anlaşılan bir unsur olmak ve başarılı bir düşünce tarzına sahip olmak isteyen herkes,toplumda fikrî etiketinin ne olduğunu belirlemek durumundadır.Günümüz ilerici yazarlarının,sanatçılar ve yazarlar bağlamında ortaya koydukları "Her yazar veya sanatçı kendi sınıfsal yerini belirlemelidir." sözünde olduğu gibi-ki bu,çok doğru bir sözdür-her birey, "Ben,her toplumda somut ve bilinen,taraftarları bulunan mevcut gruplardan hangisine bağlıyım?" diye düşünmeli,kendi toplumsal safını belirlemelidir.
Ali Şeriati
Sayfa 13 - Saflar Belirginleştiğinde

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öze Dönüş
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756004722
Kitabın türü:
Çeviri:
Ejder Okumuş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fecr Yayınevi
Batı'nın, bütün insanları, öz kültürlerinden, üretken, dinamik, heyecan dolu ve kendini arayan vasıflarından uzaklaştırıp yalvaran, dilenen, zelil ve taklitçi köleler durumuna getirmesi karşısında bugün ne yapmak gerek? Tek çare öze dönüştür. Eğer bu dönüş ırka olursa rasizm olur, faşizm olur, nazizm olur, bir tür ahmakça cahiliye şovenizmi olur. Ben ırka dönmek istemiyorum, insanları kana ve toprağa tapmaya sürüklemek istemiyorum. Yüz yirmi dört bin peygamber gelip bu mağrur ve kötü düşünceli beşeri, mutlak güzellik sahibi Allah'a kulluğa davet etmişlerdir. İnsan kulak vermiyor. Söz konusu ettiğimiz öze dönüş bizzat toplumun ruh ve vicdanındaki mevcut öze dönüştür. Bu, canlı bir özdür. Hâlâ yaşayan, hayat ve hareket sahibi bir öz. Acaba bu öz dinî bir öz müdür? Evet İslamî bir özdür. Peki hangi İslam?

Kitabı okuyanlar 57 okur

  • Dünyaya meyil merkezi
  • Derya Karaş
  • Fazilet Sara
  • Preacher
  • Hasan Ekici
  • HadRa
  • Merve Nur Yakut
  • Cezmi şeker
  • MFAM ∞
  • Çöl Sufisi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.8 (7)
9
%25 (4)
8
%18.8 (3)
7
%0
6
%12.5 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0