Kitabe Dergi

Kitabe Dergi

Dergi
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
10
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
250 syf.
·Beğendi·7/10
"Yazmayı yaşama biçimi olarak görenler için dahi yazmak, bazen zordur. Eline kalemi alır ve direnir insan. Oysa akıntıda yol alan bir kayıktır kalem, kaynağından aldığı güçle bulur kendi yolunu. Suyun önünde durulmaz Kitâbe. Durdukça acılaşır göl. O halde yaşamın önünde durmak, zamana direnmek, yalnızca yorgunluktur. Ve insan, yazamadığı zaman yorulur..."

...diyor "ellerinde umut kırıntısı, kapı kapı dolanan" bir kız çocuğu.. Biraz dünyaya baş kaldırış, biraz yüreği gargamel suratlardan saklayış, biraz ruh, biraz beden.. Okunası kalemler, sorulası sorular, bazen kaçılası cevaplar, mesken edinilesi sokaklar, beklenilesi duraklar, duyulası sesler, gelişmek için çabalayan yürekler ve gidilesi çokça yol var..

Yazmalıyım derim hep kendime… Çünkü yazmak yaşamanın zorunlu eylemi. Yazmalıyım çünkü yazmak, her şeyden kaçtığımda, yalnızlığın en kuytu noktasında varoluşumu hissediş biçimi. Çünkü insan kendini ararken yaşadığını hatırlatacak bir diş ağrısına bile hasrettir. Yazmalıyım çünkü yazmak hissetmektir.

En derinde yaşadık ve çözüldü kalem. "Yan!" dedi önce. "Yan ve yansın yüreği, yandım sananlar. Sonra yaz Kitâbe. Yaz ve puslu gözlere inat, uyansın uykulu ışıklar.."
250 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Her canlı doğar, yaşar ve ölür. Biz toprağa tutunuyoruz. Bilmek adına ölüyor ve öldükçe yaşıyoruz." İlk sayıda ölüm ve aşk temasıyla beni karşılayan, iyi ki tanımışım dediğim dergiler içerisine giren Kitabe...
Bu hayatta en güzel şeylerden biri de dergi okumaktır heralde. "Acaba bu ayki tema nedir?" diye düşünürken, okudukça sayfalar alır götürür sizi... Bazen hikâyelerde kaybolur, bazen şiirlerle coşar bazen de denemelerle düşüncelere dalarsınız. İşte Kitabe tüm bunları yaşabildiğim bir dergi oldu benim için. Açıkçası "Edebiyat" dergisi olmasının hakkını vermiş olduğunu düşündüm okurken. Yazılardaki ince nüansları farkettiğimde kimi yerlerde daha iyi anlayabilmek için altını çizerek bir daha okudum.
Daha iyi anlatabilmek için şöyle diyebilirim: geleceğin İtibar Dergisi olabilir gibi hissettiğim anlar oldu.
Yazmamanın içlerinde derin bir yara oluşturacağını sezinleten kişilerce yazılmış olması ise doğru dergideyim hissi verdi. Okurken kaleme alanlarla kurabildiğiniz bağ da böyle düşündüren başka bir nedendir. Hissedilerek yazılmış, bir fikir sancısıyla, derdiyle oluşturulmuştu dergi. Satırlarda verilen "Hepimiz bu seslere sessiz kalarak cinayete kurban gittik farkında mısınız?" gibi ifadelerde bu duyguları hissetmemek imkânsızdı.
Kapakta Abdürrahim Karakoç'a yer verilmesi ayrı bir güzellik katmıştı."Ölmeyince sezilmiyor Mihriban" dizesi ve "Uyansın uyukulu ışıklar" sözleri sizleri ölmek üzerine derin bir tefekküre çıkarıyor. Ancak yazılara baktığımda tema ölüm ve aşk olsa da bunu hissetmekte zorlandım.Yazılar bu anlamda kapalı geldi. Konu çerçevesinde somutlaşılabilir biraz daha.
Edebiyatımıza nur topu gibi bir dergi daha doğdu... Tavsiye edilir :)
"Ben yaratıldım düştüm dünyaya lâkin ben kalmak için değil, biz olmak için yaratıldım. Beni yaratan kendine halife seçti kâinatta. Derim ki, "ben" olana "biz" olmak, "biz" olana halife olmak gerektir.
"Doğmak, tertemiz bir kâğıda düşen ilk mürekkep damlası... Doğmak, yaşanacak onca yıllık ömür filmine bir başlık bulma çabası..."
"Yazıyorum kalem güdük, hikâye kısa. Sen uzun bir sevmektin oysa..."
"Ölüm; ense köküm... Kavurucu serinliğim, aldatmaz mürşidim..."