Leyla Coşan

Tanrım Bizi Türklerden Koru yazarı
Yazar
8.2/10
12 Kişi
49
Okunma
6
Beğeni
3.600
Görüntülenme

Hakkında

1971 yılında Almanya’da doğdu. 1989-1993 yıllan arasında Marmara Üniversitesi Alman Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nda Lisans eğitimi gördü. 1993 yılında Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisansını, 2000 yılında ise doktorasını tamamladı. 2010 yılında doçent olan Coşan halen Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Ünvan:
Öğretim üyesi
Doğum:
1971

Okurlar

6 okur beğendi.
49 okur okudu.
3 okur okuyor.
75 okur okuyacak.
4 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 43.2
Erkek% 56.8
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Papa II. Pius (1405-1464) İstanbul’un fethiyle ilgili şu sözleri söyler: “Geçmişte biz (…) yabancı ülkelerde yenilgi alırdık. Şimdi ise bizi Avrupa’da, kendi vatanımızda, kendi evimizde vuruyorlar.”
Tarih
“Luther’in Türklere yönelik hükümlerinin son derece sert ve toleranstan yoksun ifadelerle dolu olmasını, sadece siyasal bir bakış açısıyla açıklamak mümkün değildir. Siyasi taktikler bu eleştirinin sadece bir kısmını teşkil etmektedir. Diğer kısmı ise Luther’in gerçekleştirmeye çalıştığı Reformasyon konusuyla ilgilidir. Ona göre, Türk savaşları Reformasyonun önündeki en büyük engeldir. Tüm gücüyle Türklere karşı mücadele etmeye çalışan Kayzer, Protestanlığın içinde bulunduğu durumu göz ardı etmekte ve onlara gereken desteği vermemektedir. Türkler, “Tanrı’nın cezası, şeytanın aracı, inanç düşmanı, düzen bozucusu, kısaca deccal olarak gelmiştir”. Bu saydıklarının arasında, Türk tehdidinin yayılmasıyla birlikte, tüm hükümlerinin başında yer alan hüküm ise Türklerin Tanrı’nın öfkesinin sonucu yeryüzüne gönderilmiş bir ceza olduklarıdır. Tanrı, Türkleri korkunç öfkesini göstermek ve onları (Hristiyanları) cezalandırmak için araç olarak kullanmaktadır. Tanrı’nın Almanlara yönelik bu tedibi onun fikrine göre hak edilmiş bir cezadır. Luther, Alman halkının erdemsizliğinden, başka bir deyişle fenalığından dolayı, geleceğe karamsarlıkla bakmış ve bunun ileride kötü şeyleri beraberinde getireceğine önsezilerine dayanarak inanmıştır. Türk ordularının bu denli başarılı oluşları ve zaferler elde ederek ilerlemeleri ona göre önsezilerinin doğruluğunu kanıtlamış ve Almanlar “budalalıklarının” bedelini bu şekilde ödemek zorunda kalmışlardır. Türkler ise Luther’e göre bu gerçeği, yani zafer ve başarılarının kaynağını bilmemektedirler. Onlara göre bu olanlar tesadüf sonucu olmaktadır. Türklere karşı savaşmak, Tanrı’ya karşı savaşmak demektir.”
Sayfa 59 - Yeditepe Yayınevi (e-pub)
Tarih
Reklam
Reklam