"BeuteTürken" bu kavramı sanırım bundan on yıl önce TRT'de yayınlanan "Almanya'da Türk İzleri" belgeselinde öğrendim. 1683 yılındaki II. Viyana bozgunu ve ardından Osmanlı Devleti’nin Balkanlara doğru ricatı ile Avusturya ve Almanya içlerinde kalan esir Türkleri tam da o zaman öğrendim. On yıldır Almanya, Rusya, İran ve Çin içinde eriyerek kimliklerini kaybetmiş Türklerin trajik hikayelerini okuyorum ama en çok kalbime dokunanlardan biri "BeuteTürken" denen Almanlara esir düşen Türkler. Naziler iktidara geldiklerinde kişilerin soylarına dair kilise kayıtlarını incelemeye başladılar, güvenilmez buldukları Yahudileri bu şekilde deşifre etmek akıllıcaydı fakat öngöremedikleri bazı bilgilerle de karşılaştılar. Mesela ataları Türkken vaftiz edilmiş soyu günümüzde de devam eden bazı Almanlar, Avusturyalılar vardı. Mesela günümüzün en etkili Alman müverrihlerinden Götz Haydar Aly'nin soyu Christian Friedrich Aly adında vaftiz edilmiş bir Türktü. İsmi Yusuf olan bir Türk çocuğu Mittelfranken'de esirken Hristiyanlaştırılmış ve Protestan papazı olmuştu, bir başka esir Türk kızı Christian Moritz Grimm adlı bir papazla evlendirilmişti. Krala Sadakati ile nam salan Mehmet von Königstreu, Goethe'nin Türk akrabası olarak bilinen Sadok Seli Soltan arşivlerden fışkırmaya başladı. Bunların Kilise kayıtlarından okunabilmesi bir anda 400 yıl gerisine hatta daha da ilerisine götürdü bmevcut ilgileri. Haçlı sefeleri ile başlayıp 1683’te Viyana, 1685’te Neuhausel, 1686’da Ofen, 1687’de Mohaç, 1688’de Belgrad, 1691’de Salankamen ve 1697’deki Zenta savaşlarına kadar birçok Türk kızı, Türk oğlu esir alınarak Güney Almanya’ya getirilmişti. Eser onların, o esirlerin Almanya'daki izlerini araştırıyor. Bu eser alanında müthiş desem sizleri yanıltmış olmam sanıyorum zira Rusya'daki