Mustafa Çalık

Mustafa Çalık

9.0/10
3 Kişi
·
4
Okunma
·
5
Beğeni
·
610
Gösterim
Adı:
Mustafa Çalık
Unvan:
Yazar, Siyaset Bilimci, Yayıncı
Doğum:
Gümüşhane, 1956
1956’da Gümüşhane’nin Çalık Köyü’nde doğdu.

Beş çocuklu bir ailenin baştan ikinci ferdidir.

1978 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

1979 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde başladığı doktora programını dört ay sonra terk etmek zorunda kaldı.

1980 yılında Uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladığı Devlet Planlama Teşkilâtı’nda 1984’de uzman oldu.

12 Eylül’ün ardından bir grup arkadaşıyla beraber Yeni Sözcü dergisinin kuruluşunda bulundu ve Fâzıl Mustafa müstearıyla köşe yazıları yazdı.

1983’de Yeni Hamle dergisinin çıkışına katkıda bulundu ve aynı şekilde müstear isimle bu derginin de yazı kadrosunda yer aldı.

1983-84 ders yılında Ankara ve Hâcettepe Üniversitelerinin muhtelif bölümlerinde ‘Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi’ dersleri verdi.

1985-87 yılları arasında ABD’de Denver Üniversitesi’ne bağlı Milletlerarası Çalışmalar Lisans-Üstü Okulu’nda Milletlerarası Politika Mastır’ı yaptı.

Bilâhare Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başladığı siyaset ilmi doktorasını, MHP Hareketi’nin Siyasî Sosyolojik ve Kültürel Kaynakları başlıklı bir tez savunarak 1992 yılında tamamladı.

1989 yılına kadar Devlet Planlama Teşkilâtı’nda çalışan ÇALIK, aynı yıl görevinden istifa ederek, bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye Günlüğü dergisini yayımlamaya başladı.

1996-97 ders yılında Hoca Ahmet Yesevî Türk-Kazak Üniversitesi’nde ‘Değişim ve Yenileşme Tarihimizin Temel Problemleri’ başlıklı lisans-üstü bir ders okuttu.

Bazı günlük gazetelerde (Yeni Ufuk, 1997; Kurultay, 1999; Ayyıldız, 1999-2000; Bugün,2006) kısa süreli köşe yazarlığı oldu.

Akademik çalışma sahası, siyasî kültür ve siyasî sosyoloji çerçevesinde bilhassa Türk siyasî hayatı ve siyasî kurumlar alt dalıdır.

Halen Türkiye Günlüğü dergisinin Genel Yayın Müdürlüğü’nü ve kendi kurduğu Cedit Neşriyât’ın editörlüğünü yürütmektedir. Bunun dışında doğduğu köyde orta ölçekli “mal-davar” besiciliği yapmaktadır.

İngilizce biliyor.

Dört kere evlendi, (Allah bağışlarsa) altı çocuğu, bir de torunu var.

Türkülere, “mala-davara”, atlara, güvercinlere, kangallara muhabbeti olduğu; tarihten, siyasetten, İttihad-Terakki’den, Fenerbahçe’den bahsetmeyi sevdiği rivayet edilmektedir.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Bir Asır Sonra Balkan Savaşları, alt başlık olarak gayet isabetli bir tercihle ‘Utanç Verici Bir Hezimetin Muhasebesi’ başlığını kullanmış. Kitabı derleyen kişi Türkiye Günlüğü dergisinin efsanevi ismi Mustafa Çalık.

Kitap bir derleme demiştim. İçinde Nevzat Kösoğlu ve Yılmaz Öztuna gibi rahmetli üstatların da mevcut olduğu 11 farklı yazarın 13 farklı makalesi var. Açık söyleyeyim her biri birbirinden ilgi çekici.

Balkan Savaşları bizim tarihimizin bence en acı sayfasıdır. Elbette bu görece bir durum ama asırlar boyunca verilen emek ve sonrasında orada geçirilen 500 yıldan sonra o koskoca vatanı sadece birkaç ay içinde kaybetmiş olmak inanılacak gibi değildir. Üstelik bu savaşlar eğer Trablusgarb’ı da sayarsak neredeyse tam 10 yıl sürecek olan bir savaşlar silsilesinin içinde. Ve bizim bilerek ya da cehaleten ıskaladığımız bir şey var; orası Avrupa Türkiye’si idi ve biz o savaşta bir vatan kaybettik.

Kitaba göz attığımızda enfes bir kapak fotoğrafının olduğunu ifade etmek lazım. Mola vermiş bir Türk askeri kıtasının fotoğrafı var kapakta. Mustafa Çalık’ın şahane takdiminin ardından rahmetli Yılmaz Öztuna hocamızdan Balkan Savaşının kısa tarihini okuyoruz. Mehmet Beşikçi, ilginç bir ayrıntıya dikkat çekiyor ve savaş öncesi kağıt üstünde muazzam bir güç teşkil eden redif birliklerin harp alanında nasıl darmadağın olduğunu anlatıyor. Doruk Akyüz ise sürekli çekilmek zorunda kalan ordumuzun Çatalca önünde yaptığı savunmanın, yeni bir tecrübe olduğunu ve siper savaşı denilen bu tekniğin Çanakkale’nin kazanılmasında önemli bir tecrübe basamağı olacağını anlatıyor.

Mustafa Yeni ise dönemin askeri yeniliklerinden birisi olan motorlu taşıtların savaşa olan etkisinden söz ediyor. Mesut Uyar, savaşı kaybetmemizdeki en büyük sebeplerden olan askeri politikamızın iflasını anlatmış.

Merhum Nevzat Kösoğlu ise Balkan Savaşları döneminde ortaya çıkan Enver Paşa efsanesini anlatırken, Paşa’nın özellikle Trablusgarp Cephesindeki başarıları ve sonrasında geldiği İstanbul’da gösterdiği ataklıkla Edirne’nin geri alınması hamlesindeki rolünü ortaya koyan bir yazı kaleme almış. Hasip Saygılı ise savaşın sürpriz bir şekilde kaybedilmesi ve hatta bizim için adeta bir felakete dönüşmesini anlatırken bu duruma yol açan sebeplerden , çeşitli kaynakları referans göstererek söz etmiş.

Oğuzhan Saygılı ise çok önemli bir eser incelemesi yapmış. Savaş döneminde İstanbul’a gelen ve burada pek çok görüşme yapan Tatar gazeteci Fatih Kerimi’nin kitabını inceleyen Saygılı, Kerimi’nin yaşadığı hayal kırıklılığı ve inanmakta güçlük çektiği İstanbul panoramasını nakletmiş bize. Kerimi’nin eseri savaş muhasebesi adına çok önemli bir kaynak oluşturmuş elbette. Dönemin ruh ve insan halini çok iyi yansıtmış.

Haluk Duman ise Balkan Savaşı’nın Türk edebiyatına yansımalarını incelemiş. Doğrusu hem o dönemde hem de sonrasında edebiyatçılarımız çok sessiz kalmışlar. Önemsiz birkaç şiirin dışında maalesef kayda değer pek bir eser yok. Bunun istisnası büyük hikayecimiz Ömer Seyfettin olmuş. Kendisi de cephede dövüşen ve esir düşen Ömer Seyfettin’in bazı hikayeleri bu anlamda önemli birer kaynağa dönüşmüş durumda.

İsmail Küçükkılınç ise iki makaleyle katkı vermiş kitaba. İkisi de çok değerli yazılar ve anlattığı insanlar da Balkan Harbi açısından aynı önemi haiz. İlkinde, sonrasında Sovyet İhtilalinin öncülerinden ve Stalin muhaliflerinden olacak olan Leon Troçki’nin yazdıkları var. Troçki, savaş alanına bir gazeteci olarak geliyor ve ayakta alkışlanacak kadar namuslu bir tavır takınıyor. Avrupalı ve Rus gazeteciler olayları çarpıtırken, yalan yazarken Troçki gerçeği anlatıyor. Türklere yapılan zulümleri, işlenen cinayetleri, sergilenen vahşeti aynıyla anlatıyor. Bu anlamda dürüstlüğü için her türlü teşekkürü de hak ediyor. Küçükkılınç’ın diğer yazısında ise bir Osmanlı Ermenisi olan Aram Andonyan’ın Balkan Harbi Tarihi kitabının anlatımı var. Tehcir sonrasında fanatik bir Osmanlı düşmanına dönüşecek olan Andonyan bu eserinde ise tam tersine, adeta bizden biriymiş gibi kullanmış kalemini. Gerçekleri bütün çıplaklığıyla anlatan Andonyan yaşanan felaketlerden ötürü de büyük bir hüzün yaşamış.
 
Velhasıl, Balkan Türk kültürüne alaka duyanlar için harika bir kitap bu… 

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Çalık
Unvan:
Yazar, Siyaset Bilimci, Yayıncı
Doğum:
Gümüşhane, 1956
1956’da Gümüşhane’nin Çalık Köyü’nde doğdu.

Beş çocuklu bir ailenin baştan ikinci ferdidir.

1978 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

1979 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde başladığı doktora programını dört ay sonra terk etmek zorunda kaldı.

1980 yılında Uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladığı Devlet Planlama Teşkilâtı’nda 1984’de uzman oldu.

12 Eylül’ün ardından bir grup arkadaşıyla beraber Yeni Sözcü dergisinin kuruluşunda bulundu ve Fâzıl Mustafa müstearıyla köşe yazıları yazdı.

1983’de Yeni Hamle dergisinin çıkışına katkıda bulundu ve aynı şekilde müstear isimle bu derginin de yazı kadrosunda yer aldı.

1983-84 ders yılında Ankara ve Hâcettepe Üniversitelerinin muhtelif bölümlerinde ‘Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi’ dersleri verdi.

1985-87 yılları arasında ABD’de Denver Üniversitesi’ne bağlı Milletlerarası Çalışmalar Lisans-Üstü Okulu’nda Milletlerarası Politika Mastır’ı yaptı.

Bilâhare Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başladığı siyaset ilmi doktorasını, MHP Hareketi’nin Siyasî Sosyolojik ve Kültürel Kaynakları başlıklı bir tez savunarak 1992 yılında tamamladı.

1989 yılına kadar Devlet Planlama Teşkilâtı’nda çalışan ÇALIK, aynı yıl görevinden istifa ederek, bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye Günlüğü dergisini yayımlamaya başladı.

1996-97 ders yılında Hoca Ahmet Yesevî Türk-Kazak Üniversitesi’nde ‘Değişim ve Yenileşme Tarihimizin Temel Problemleri’ başlıklı lisans-üstü bir ders okuttu.

Bazı günlük gazetelerde (Yeni Ufuk, 1997; Kurultay, 1999; Ayyıldız, 1999-2000; Bugün,2006) kısa süreli köşe yazarlığı oldu.

Akademik çalışma sahası, siyasî kültür ve siyasî sosyoloji çerçevesinde bilhassa Türk siyasî hayatı ve siyasî kurumlar alt dalıdır.

Halen Türkiye Günlüğü dergisinin Genel Yayın Müdürlüğü’nü ve kendi kurduğu Cedit Neşriyât’ın editörlüğünü yürütmektedir. Bunun dışında doğduğu köyde orta ölçekli “mal-davar” besiciliği yapmaktadır.

İngilizce biliyor.

Dört kere evlendi, (Allah bağışlarsa) altı çocuğu, bir de torunu var.

Türkülere, “mala-davara”, atlara, güvercinlere, kangallara muhabbeti olduğu; tarihten, siyasetten, İttihad-Terakki’den, Fenerbahçe’den bahsetmeyi sevdiği rivayet edilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 4 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.