Mustafa Çiçekler

Mustafa Çiçekler

DerleyenÇevirmen
8.6/10
59 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
54
Gösterim
Adı:
Mustafa Çiçekler
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
432 syf.
·6 günde
Tasavvuf.. Derin bir umman. İdrak edemeyene anlamsız ve hatta küfür gibi gelebilen bir kapı. Tasavvuf için pişmek lazım (çok zor). Yada önyargı ve yüzeysel bakmayacağım diye bir niyetle başlamak lazım. Faydadan çok zarar olabilir mazallah.. "Sûret ehli benim sözlerime takılmış, içinde boğulmuş. Mânâ ehli ise, sırlarımı kavramış, işin eri olmuş."

İlk okuduğumda bazı cihetleri ağır gelmişti. Sindirememiştim.. Bu tarz eserleri âmiyane idrak etmemek için tekrarla mahiyetini keşfetmeye çalışmak lazım.
Bu sefer okuduğumda ağır gelen yerleri bambaşka gözüktü gözüme. Bir şeyhin; hafız, hadis alimi ve daha bir çok yönden donanımlı birinin girdiği ağır imtihan ve bu imtihan sonucu imanından oluşu, en ağır günahları işlemesi bölümü bu sefer farklı ve daha ders vericiydi.
Bu yolda hiçbir nefs hilelerden ve tehlikelerden emin olmamalı. Ruh bedeni terk edene kadar imtihanımız sürüyor. Çok iyi anladım efendim.
Hakiki dostun gün gelir senin yerine tövbe edip yalvardığı ve bu yalvarmanın seni kuyulardan kurtarıp gün ışığına eriştirdiği gerçeği anca bu kadar güzel teşkil edilebilirdi.

Aslında kitabın konusu bu değildi. Bu zor yola girmekten çekinen kuşlara Hüdhüd kuşunun ikna için anlattığı hikayelerden biri sadece. Kuşların şikayetleri, bahaneleri, korkuları, zaaflarıyla yola girmek istememelerinin hikayelerle cevaplanıp mazeretlerin silinmesi. Her bir hikaye ayrı bir sır. Hiçbir mazeret diri kalamıyor, lâyüad bürhanlarla yerle bir oluyor. Bütün dünyevi istek ve arzuların ortak cevabı " Bilmiyor musun ki ömrün, uzun olsun kısa olsun, iki soluktan ibarettir."


Kuşların bu yolculuğu bizim için bir âyine görevi görüyor. Onlarda benliğimizin sırlarını anadan üryan keşfediyoruz.
İki soluk için ah vah etmeyelim, altına gümüşe tamah etmeyelim, fani sevgilerde gark olmayalım vesselam.
156 syf.
·2 günde·8/10
Eser, Haşim'in İkdam gazetesinde 1928 yılı boyunca sanat ve edebiyat sütunlarında kaleme aldığı köşe yazılarından mürekkep. Yayına hazırlayan Mustafa Çiçekler'in, kitabın ön sözünde söylediğine göre sadeleştirmede aşırıya kaçılmamış fakat ben buna rağmen oldukça anlaşılır buldum. Ya Haşim nesirde çok açık bir dil kullanıyor ya da Çiçekler'in aşırıya bakışı biraz farklı.

Eserin dili ve üslubunu bir kenara bırakacak olursak, editöryal işçilik bakımından dağınık buldum. Kitabın ikinci kısmı olan seyahat bölümünde bu durum gözlenmese de kitaba ismini veren "Bize Göre" kısmında, daldan dala atlanmış gibi duruyor. Kronolojik sıralama yerine içerik bakımından birbirine daha benzer nitelikte köşe yazıları birbiri ardına sıralanabilirdi bana kalırsa. (Gazi başlıklı yazı hariç. O diğerlerine göre daha geç bir tarihte yazılmış olmasına rağmen, önemi bakımından girişten hemen sonraya yerleştirilmiş.)

Haşim, köşe yazılarının konularını günlük hayatta karşılaştığı durumlardan ve edebiyattan alıyor. Edebiyat ve sanattan bahsederken (özellikle şiirden) sızlanmayı andıran bir öfkeyle eleştiriler savuruyor. Ama Haşim'in onu haklı kılacak bir özelliği var: O, mevcut durumu eleştirirken durumu değiştirmek için hiçbir şey yapmayanlardan değil. Özellikle "Mecmua" ve "Münekkit" başlıklı yazılarına katılmamak elde değil.

Edebiyatta yeniliğin ve diriliğin yanında yer alan Haşim, toplumsal değişiklikleri hazmedebilmiş görünmüyor. Arada bir kendini tutamayıp serpiştirdiği kadın karşıtı yazıları önce 19. asırın son demlerinde yetişmiş bir adamın bu kadar modern olabileceği düşüncesiyle hoş görülebilir geldi. Fakat seyahat yazılarının yer aldığı bölümde Fransız kadınını pervasızca övüşüyle kafamı karıştırdı ve epey de kızdırdı. Özellikle "Erkekleşme", "Kürk", "Cazibe", başlıklı yazılarında açıkça kadın düşmanı bir tavır sergiliyor.

"Erkekleşme"de, yaygın intiharları dahi kadının ekonomik özgürlüğünü ele almasına, iş hayatına karışmasına bağlayıp bilime, siyasete vb. erkek alanı görülen alanlara ayak basan güçlü kadını, "Binlerce asırlık erkek medeniyetini anlamak ve benimsemek için işe pek geç koyulan kadın, şimdi müthiş bir gayrete mahkumdur. Er geç, zihin yorgunluğu, dünya yüzünü, saçı vaktinden evvel dökülmüş, cascavlak düşünür kadın başlarıyla da dolduracaktır." şeklinde tanımlıyor.

"Cazibe"de ise artık tamamen sınırını aşarak, kadına çekicilik tavsiyeleri veriyor. Tavsiyeleri, kadının çok konuşmaması ve yılışmaması yönünde. "Bazı kadın başları, gerçekte, altın, elmas ve yakuttan yapılmış tiksindirici birer alıklık deposudur." diyerek bize söylenecek hiçbir söz bırakmıyor.

Neticede, Haşim çağdaşı sanatçılara öfkeli, kadınlara mesafeli, bir yandan çocuksu bir yandan karamsar kişiliğini yaşadıklarıyla, yaşadıklarının düşündürdükleriyle bir gazete yazıları silsilesiyle açıkça ortaya koymuştur. Kimi yönleriyle okunası, kimi yönleriyle bir koliye kaldırılası bir eser.
432 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ben ilk defa bu tarz bir kitap okuyorum ama son olmayacak onu biliyorum. Mesnevi'yi okumadan önce ona en yakın eseri okumuş olmak çok iyi geldi. Aylar önce arkadaşım hediye etmişti "çok seveceksin" diyerek. Sizi tanıyan insanların kitap önermesi ve hediye etmesi lüksüne sahip olmak ne demek biliyor musunuz? Bilmiyorsanız umarım bilme şansınız olur.
*
KPSS nedeniyle en az 3 kez bu kitabın ismini duydum ve merakım kamçılandı. Okudum, cümleler üzerinde düşündüm ve bitirdim ama ne kadarını anladım, ne kadarını özümseyebildim bilmiyorum. Bunu başka eserler okudukça karşılaştırarak anlayabilirim. Bildiğim tek şey huzurla ve keyifle okuduğum.
*
Yalnız okurken ara ara dağıldığımı farkettim, keşke kitap 2'ye bölünseymiş yolculuğa hazırlık ve yolculuk olarak dedim. 2 cilt okumak çok daha akıcı gelirdi. Yine de gözbebeğim oldu. Okumamış olanlara tavsiyemdir, okuyun, okutun. Keyifli pazarlar.
310 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İnişleri, yokuşları, dolambaçları, yanlış menzillere götüren sapakları bulunan aşılması güç bir yoldur tasavvuf yolu. Ancak bu yolun sonuda ulaşılacak olan hedefin cazibesi ve ulaşmakla kazanılacak huzur yüzyıllardır bu yolun talibinin çok olmasına sebep olmuştur. Tabii ki taliplere yol gösterecek rehber kişiler ve eserler de mevcuttur.
İşte Hindistan halkının nazarında evliyaullahlık mertebesine ulaşmış olan Ziyâuddîn-i Nahşebî de eserinde bu yolun yolcularına ışık tutarak hedefe ulaşmak isteyenlere rehberlik etmektedir.

Bu eser yazıldığı tarihe kadar geçen dönemde gerekli menzilleri aşarak hedefe varanların tecrübeleri içerisinde tasavvuf ahlakı ve âdâbını adım adım anlatıp bu zengin dünyanın sırlarını açıklamıştır.
324 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Üniversite yıllarımda bir yazarın bu kitaba başucu kitabım dediğini işitmiştim. Bana ise okuyup bitirmek 2020 Ramazan orucundan bir gün önceye nasip oldu. Ramazanın ilk günü ise TRT 1’de kitabın diziye uyarlamış hali yayınlanmaya başlandı.
Kitap Allaha yakarış, peygambere ve dört halifeye övgü ile başlıyor. Tıpkı bir kaside gibi.
Kuran ayetlerini, peygamberimizin hadislerini, ayrıca nasihat ve yol gösteren tasavvufta ilerleme merhalelerini sembolik hikâyelerle anlatıyor. Her hikâyenin başında ve sonunda kıssadan hisse misali çıkarımlar yapılıyor.
Nefsin dizginlenmesi, zincirlerinin ele alınması gerektiği mesajı veriliyor. Ölmeden önce ölmek, nefsi öldürmek…
Kitapta sembolik olarak kuşların Hüdhüd kuşu rehberliğinde Kaf dağındaki, kuşların padişahı Simurg’a ulaşmak için çıktıkları meşakkatli yolculuklar anlatılır. Bu yolda kuşlar 7 zorlu vadi ile karşılaşır. Bu vadilerin hepsini aştıklarında Simurg’a ulaşacaklardır. Fakat ulaştıklarında ise…!!! Bu kısmı böyle bırakmak istiyorum.
Kitapta birçok kıssa anlatılmaktadır. Gazneli Mahmut, Cüneyd-i Bağdadi, Hz Rabia gibi isimlerin hayatlarından önemli kesitler verilmektedir.
Beni özellikle etkileyen iki hikâye oldu. Hz. Ömer’in Hz. Sa’d Bin Ebu Vakkas ile birlikte, adaleti ile ünlü Nuşirevan’ın memleketine ticaret amacıyla gitmeleri ve orada yaşadıkları olaylar. Bir diğeri ise Rum diyarında puta tapan Şeyh Sanan hikâyesi. Okuyun derim.
Kitaptan Alıntılarım
• Aşk şeyhin canına, imanına ve gönlüne üstün geldi.
• Yolumun sapmasına sebep olan şeytan ne güzel iş yaptı ve beni böyle güzel sapıttı.
• Dünya malına kapılan insan canını tehlikeye de atar, kanlara da bular, tuzak da kurar. Fakat ne çare ki istediklerini elde etse de sonuçta ölür.
• Ava çıkan avcılar nasıl bir kaplan avlar ve derisini yüzerlerse zamanı gelir ecel avcısı senin de derini yüzer.
• Dünyadan ve malından, makamdan, gösterişten, şatafattan elin çekersen huzur bulursun.
• Ahirette ölüm de öldürülecektir.
• Ey insanoğlu! Birini sevdin mi, uğrunda zahmetlere katlanmayı biliyorsun! Öyleyse Rabbinden gelen her şeye de katlan!
• Vücudundaki kibri yık, gururu yak, kendine gel ve hakiki kul ol!
• Allah için çekilen ah, gönle verilen manevi ilaçtır.
• Fakir bir şerbetçiye aşık olan zengin kadına aşk nedir diye sormuşlar, kadın: “ bütün kainata bedel hazinelerin olsa da hepsini bir bardak şerbet uğruna satmaktır” demiş.
156 syf.
"Damla şiir" şiirdeki saflığı ve yoğunluğu ifade eden bir terim. Kitaptaki daha ilk cümle Ahmet Haşim'in edebi üslubunu başka nitelikler aramaya gerek bırakmadan özetliyor. Seçilen cümlelerin ve kelimelerin damıtıldığı ve ince anlam işçiliği yapıldığı aşikar gözüküyor.

Bize Göre; Haşim'in 1927 yılında "İkdam" gazetesindeki; günlük hayata, edebiyata, fikir dünyasına, o günün güncel olaylarına kısacası hayatın kapsadığı tüm canlı ve cansız aleme dair kaleme aldığı kısa deneme yazılarının toplandığı bir nesir kitabı. Şiirdeki üslubunu düzyazıda da bulmak mümkün. Yazılarındaki iğneleyicilik, mizah, eğlenceli tarafı.

Son bölümü Fransa'ya yaptığı gezinin notlarından oluşuyor. I.Dünya Savaşı'nın üzerinden 10 yıl geçmiştir. Savaşın yarattığı ekonomik, toplumsal yıkımların onarılması sürecinde özellikle Paris'in mimari, edebi, sosyal dönüşümü üzerine o ülkenin insanlarının değerlendirmeleri ve Haşim'in gözlemleri yer alıyor.

İyi okumalar...
432 syf.
·23 günde·6/10
İçinde güzel hikayeler barındırsa bile benim için zor ve ağır ilerleyen bir kitaptı ama yinede yaşamımıza güzel tavsiyelerde bulunan bir kitap. Okuyun ama tek seferde bitirmeye çalışmayın yavaş yavaş sindirerek okuyun :))
432 syf.
·Beğendi·8/10
Kuşların diliyle nefs mertebeleri ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi, Fedüddin Attar da tam olarak bunu yapıyor.. simurga ulaşmak için geçilen vadiler... kuşların sayısı ve çeşitliliği, her bir vadide kaybedilenler eksilişler ve huzura varış. tüm hikaye bu çerçeve içinde mana yüklü metafizik alemi seyrisuluku, hakikat yolculuğunda nefsin halden hale geçişini kuşlar üzerinden anlayabileceğimiz/anlatabileceğimiz derli toplu güzel bir eser.
432 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın varlığını TRT “Kuşlarla Yolculuk” dizisinden sonra öğrendim ve dizisi yapılacak bir kitap olduğunu ilk satırlarından anladım. İnsanları kuşlarla simgeleyerek hakikati arama yolculuğunu, bu yolculukta başına gelecek herşeyi hatta gelmesi gerekenleri anlatan beyit halinde bir kitap. İçindeki eski Mutasavvufların, alimlerin hayatlarından kesitlerde size ayrı bir okuma tadı veriyor. Mevlana’nın neden etkilenip Mesnevi’yi yazdığı çok belli mutlaka okunması, iyice kafa verip incelenmesi ve ders çıkarılması gereken bir kitap
432 syf.
·Beğendi·8/10
Tasavvuf çok derin bir konudur. Burada onunla ilgili ister bilgi vermek, ister eleştirel konuşmak haddime değildir. Tasavvuf doğru bir yol da olsa, yanlış bir yol da olsa bu hakkı kendimde görmemekteyim. Çünkü laf söyleyecek kadar bilgim bulunmamaktadır. Fakat, tasavvuf yolunu, nefsin kemale erişmesini, ilahi Aşk’ı anlamak isterseniz Mantıku’t Tayr sizin için iyi bir başlangıç kitabı olacaktır. Günümüz şarlatanlarının romanlarını okuyacağınıza eski ama değerli bu kitapları tavsiye ederim. Pişman olmayacağınızı da buradan belirtebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Mustafa Çiçekler

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.