Nil Bosna

Nil Bosna

Çevirmen
8.0/10
331 Kişi
·
955
Okunma
·
0
Beğeni
·
21
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Leylak Kızlar, ilk gördüğüm andan itibaren mutlaka okumalıyım dediğim kitaplardan. Kitabın konusu, ciltli baskısı, tasarımı ve Goodreads puanının (86450 kişinin oyuyla 4.30) olması, kitabı almamdaki en büyük etkenler...
Leylak Kızlar gerçek bir hikayeye dayanmakta. Kitapta sözü geçen Ravensbrück personeli ve tüm olayı anlatan Caroline ve Herta gerçek.
Nazi Almanya'sının toplama kampları içinde bulunan Ravensbrück, kadınlar için yapılan en büyük toplama kampı. 140 bin kadına cehennem olan kamp 1939 yılında Hitler'in emriyle inşa edilmiş.
Beni kitapta en çok etkileyen bölümleri, bu kadınların çeşitli deneye tabi tutulmaları. Ve tüm bu kadınlara, deney tavşanları, tıp kobayları denmesi. Dr.Karl Gebhard, kadınlarda yaralar açarak, bu yaralara sülfanilamid enjekte ederek birçok kadının ölümüne sebep olmuş. Kitabı ara ara elimden bırakıp üzerine düşündüğüm çok yerleri oldu. İnsanlar bu kadar kötü mü diye. Tüm bu vahşeti yaşatan kişilerin hiç mi vicdanları sızlamadı? Hiç mi pişmanlık duymadı?
Leylak Kızlar, insanın boğazında kocaman bir yumru bırakan, yarım kalmış hayatları anlatan en güzel kitaplardan biri. Kitabın arka kapak yazısını okuyunca sıradan, alışıldık bir konu gibi görünse de, yazar Yahudi soykırımını öyle ustaca işlemiş ki saygı duymamak mümkün değil. Toplama kampında yolları kesişen kadınların yaşamış oldukları psikolojik ve bedensel işkenceleri hissediyor,
yeri geliyor kırbaçlar, sopalar sizin sırtınıza acımasızca iniyor.
Bazen de yeri geliyor açlık çekiyor, üşüyor, en yakınlarınızın ölümüne tanık oluyor, bağırmak ağlamak istiyor ama sesiniz çıkmıyor.
Hiç ara vermeksizin bitirdiğim nadir kitaplardan biriydi Leylak Kızlar. Acı üstüne acı, dram üstüne dram. Sonra daha çok acı, daha çok dram. Bence bu tarzda yazılmış en güzel, en duygusal, en akıcı kitaptı.
Şiddetle tavsiyemdir!
⭐⭐⭐⭐⭐10/10
İlk 100 sayfasını okumakta zorlandım ama bu yazardan veya hikayeden değil benim odaklanmakta sorun yaşamamdan ötürüydü. Buna rağmen hikaye oldukça ilginç başlıyor. Kitabın isminin Kara Cadı olmasına rağmen, açıkçası bu kadar sihir beklemiyordum. Nora Roberts birkaç kitabını okuduğum bir yazar. O okuduğum kitaplara dayanarak bu şekilde fantastik bir dünyayla karşılaşacağımı hiç beklemiyordum. O yüzden biraz şaşırdım ve bocaladım ama fantastik kitapları sevdiğim için okumakta sorun yaşamadım. Yazarın bu konuda oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim hatta.
Karakterlerden oldukça etkilendim. Birbirleri ile olan iletişimleri, yakınlıkları, arkadaşlık, dostluk ve kardeşlikleri kalbimde bir yere dokundu. Sımsıcak bir duygu hissetmeme neden oldu. Kitabı okurken karakterler arasındaki ilişki beni hem etkiledi hem güldürdü. Hikaye bana göre ayrı bir heyecan.
Bu kitabı okumayı sevdim ve serinin devam kitaplarını da okumak için sabırsızlandım ama tekrardan söylemem gerekirse fantastik sevmeyen biri kesinlikle okumamalı. Ne saçmalıyor bu diyebileceği çok nokta olacaktır ama sevenler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Tüm o ritüeller, çemberler, elementler bana P.C.Cast'ı anımsattı. O yazarı sevenler için de ayrıca tavsiye edebilirim.
Romantizm ve arkadaşlığı harmanlayan hikâyeler yazmada bir usta olan Debbie Macomber'ın her zaman ortaya heyecan verici eğlenceli şeyler koyabileceğine güvenebilirsiniz.
Kalpsiz
The House of Rohan Serisi 1
Anne Stuart
sanki önce okumuş hissi vardı kitabı okumaya başladığımda . Hem de sonuna kadar Rohanı beğendiğimi hatırlıyorum hem de her satırını ama ne zaman okudum onu hatırlamıyorum neyse yorum yapayım bu güzel romana..
Rohan ah rohan o nasıl bir tavır o nasıl bir eğlence anlayışı resmen okudukça merak ettim seni
Ve elinor kızım sen ne tatlı çekingen ve hırçın bir kediydin öyle
Aslan kesilen her halini sevdim
Özelikle her konuda kardeşini koruman ve kendini her konumda feda etmen garip ama acıklıydı. Ama Rohan ile halin çok tatlıydi ama keşke keşke son elli sayfa bir iki yüz sayfa daha uzun olsaydı
Sevdim her satırını bilmiyorum ama böyle kitaplara ihtiyacım var beynimi rahatlatıyor sanırım
Konu üzerine bir şey yazmayım zaten tanıtım yazısında net belli . Ama bir şey söyleyeyim seveceksiniz
Bu seriye uzun süre ara verip, Cedar Cove serisini soluksuz okuduğum için, kitaba odaklanmam çok zor oldu. Karakterler birbirine karıştı kitabın ilk sayfalarında. Dönüp tekrar baştan başladım kitaba. Sonrasında bir solukta kitabı bitirdim. Debbie'nin kitaplarını okumak, beni kendi içimde huzuru yakaladığımı hissetmekle eş değer bir hisse sahip olmamı sağlıyor.
Serinin ilk kitabı Kayıp Dük'ü okuyalı neredeyse bir yıl oldu. Yine de tereddütsüz söylüyorum, bu kitabı kesinlikle çok daha fazla sevdim! Sımsıcak bir tarihi aşk romanıydı.

İlk kitapla eş zamanlı geçiyor. İlk kitapta olaylar kayıp Wyndham dükümüz Jack ve Grace'in gözünden anlatılırken; bu kitapta Jack ortaya çıkana kadar yani tüm hayatı boyunca varis ve dük olan Thomas ile nişanlısı Amelia'nın gözünden anlatılıyor.

Çok güzeldi, her bir satırı içime sindi. Kitabı kapatırken yüzümde sonsuza dek mutlu yaşadılar gülümsemesi oluşturdu!
Bazen içimde yoğun bir Julia Quinn okuma isteği doluyor. O anlardan birinde, evde okunacak o kadar kitap varken ben gittim kütüphaneden Kayıp Dük’ü aldım ve okudum. Güzel bir kitap olsa da yazarın diğer kitaplarının yanında biraz sönük kaldığını söylemeliyim. İki kitaplık bir serinin ilk kitabıymış Kayıp Dük. İnternetteki yorumlarda serinin diğer kitabı Hayal Etmediğin Kadar’ın daha güzel olduğunu okudum. Onu da okumak istiyorum ama şimdilik yazarın Bridgertons serisi favorim.
Kitabın geneline bakarsak konu bakımındanda içerik bakımındada oldukça güzel ve kaliteli. Fakat yinede kitabı okurken bi akıcılık bi heyecan hissedemedim. Bunun serinin ilk kitabı olduğu için olayları anlamamıza yönelik yazılmış olduğunu düşünüyorum ve diğer kitapların daha heyecanlı olacağına inanıyorum.
Giriş kısmı olayların nasıl başladığını açıklamak için yıllar öncesinin anlatımıyla başlıyor, bu kısmı açıkçası bayağı sevdim. Kitabın beğendiğim diğer yanıysa bazı fantastik kitaplardaki gibi büyüye az yer verilmiş olmamasıydı. Yeni büyüyle tanışan karakterimiz adım adım büyüyü öğrendi.
Başrol'ü oynayacağınız bir kitap. Emin olun bütünleşeceksiniz, anlatım dilinin sade olması yanında film tadında olması insanı büyülüyor.. sanki o üşümüyor da sen üşüyorsun :)
Yazarın ALS hastalığına yakalanıp eşi ve üç çocuğuna(tüm arkasında bıraktığı sevdiklerine) hatıra olarak bıraktığı bu kitapta ölümün çaresizlik olmadığını,eğer kesinleşmiş ve sizi sona götüren bir hastalığınız var olduğunu biliyorsanız(bilmiyorsanız ve hastalığınız yoksa ya da hiç olmayacaksa bile)dolu dolu yaşamak,kederlenmemek ve zevk almak gerektiğini gerçeklerle yüzleşerek okudum.Bazı kitaplar maalesef yeterince insana ulaşıp değerini bulamıyor.Benim için o kitaplardan biri oldu.Kesinlikle tavsiye ediyorum...Okurken çok ağlayacaksınız ama çok da şeyler kazanacaksınız diye düşünüyorum...ve kitabın sonundaki notla bitiriyorum incelememi...(Keyifli okumalar dilerim)
'Sona erdiği için ağlama,gerçekleşmiş olduğu için gülümse.' :))

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 955 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 524 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.