Nurullah Ankut

Nurullah Ankut

Yazar
9.5/10
103 Kişi
·
174
Okunma
·
18
Beğeni
·
1.218
Gösterim
Adı:
Nurullah Ankut
Unvan:
Yazar, Öğretmen, Politikacı
Doğum:
Konya, 8 Ekim 1945
Nurullah Ankut (d. 8 Ekim 1945, Konya), komünist eylemci, siyasi parti genel başkanı, emekli öğretmen, yazar. 15 Haziran 2005 tarihinden beri Halkın Kurtuluş Partisi genel başkanlığını sürdürmektedir.
Bu hükümet ümmetçi olduğu için ulusal değer taşımamaktadır. Bu yüzden de iktidarda kalabilmek ve küplerini doldurabilmek için ABD ve AB’nin her istediğini vermekten çekinmemektedir.
Türkiye 1950’den beri bir de İmam Hatiplerle, Tarikatlarla, Kur’an Kurslarıyla içeriden; ümmetçi, Ortaçağcı, ulusal değerlerden yoksun şeriatçı güçler tarafından kuşatılmış, bir anlamda çökertilmiştir.
175 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Sene milattan önce bilmem kaç bin. İnsanlar karnını doyurmak için bir şeyler topluyor. Sonra tarım devrimi oluyor. Karnını doyurabileceğinden çok daha fazla ürün elde ediyor. Elbette bir kısmını saklarken bir kısmını da diğer mallarla takas ediyor. Saklamayı yapan da takas etmeye giden de bu fazla (artık) ürüne el koymaya başladıkça zenginleşiyor. Herkesin ürettiği bu kamu mallarını cebe atıp, sonra insanlara yüksek faizle veriyor. Bu sınıfın adı tefeci- bezirgan sınıftır.

Sene milattan sonra bilmem kaç bin. İnsanlar üç kuruşa karnını doyurmak için çalışıyor, ay sonunu zor getiriyor, yokluklar içinde kamusal mallar üretiliyor. Elbette bu kamu mallarını özelleştirme adı altında 3 kuruşa peşkeş çekip kendi zenginleşirken halka uzun süreli borcu reva görenler değişmiyor. Çünkü sınıfsal karakterleri bu. Kamu malına düşman olmak. Arkasına medyayı, kanunları da alıyor, yalan başlıyor.

Bu tefeci sınıf ve derebeyler, Avrupa'da burjuvazi tarafından yıkılıyor ancak burjuvazi de zamanla gerici hale bürünüyor çünkü yıkılacak sınıf yok ancak muhafaza etmesi gereken kazanımları var. Tekelci kimliğe bürünerek Finans- kapitalleşiyorlar. Zaman zaman zayıflamış tefecilerle işbirliği yapan bu tekelleşmiş kapitalizm hala en büyük güç. Ancak en güçlü olduğu dönemlerin özlemini çeken tefeci sınıf o dönemlerin ideolojisine özlem duyuyor. Bugün din dedikleri o dönemki kendi dinleri. Ortaçağcı, çıkarcı, riyakar.

Kısacası kamu malına düşmanlık, dinin içini boşaltma, maneviyatçı geçinirken maddeye tapma tefeci sınıfın karakteri. Unakıtanlar, Babacanlar... Ulan hepiniz oradaydınız be! Herkes kendi sınıfına ve karakterine uygun davranıyor. Benim içim rahat.
Yorgun demokrat
Yorgun demokrat Tayyipgiller Kökeni ve Sınıf Yapısı Cilt II'ı inceledi.
185 syf.
·7/10 puan
(#95265144) İncelediğim kitabın ilk cildinde Tayyipgiller'in tarihsel kökeni, bu sınıfın sömürücü karakterinin nereden geldiği, toplumu nasıl buna rağmen ikna edebildikleri, iç ve dış dostları ve memlekete zararları anlatılmıştı.

2. ciltte ise iktidarlarının ilk yılları, AB, ABD, İsrail, tarikatlar ve imam hatiplerle ilişkileri anlatılıyor. Medyanın rolü anlatılıyor. Okuyun la işte okumayınca hepsi Amariga'nın oyunları diye gezip o Amerika'nın asıl oyuncağını göremiyorsunuz.

Bolca tekrar eden yerler vardı. Uzun inceleme yapacaktım da bu familyaya değmez. İyi okumalar.
132 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı bana okumaya sevdalı, kitap kardeşim gönderdi. Roman dışı türleri de okumayı, öğrenmek adına severim. Bu kitapta her ne kadar bir konferans konuşma metni olsa da içinde verilen bilgiler, bildiklerimizi hatırlatması açısından benim için faydalı oldu.
Kitap içeriğin anlatıldığı önsöz ile başlıyor, konferans metini olduğu için konferansta kaynak olarak kullanılan görsel belgesellerin bir bölümünün resimleri de var. Ben kitabı okurken bazı bölümlerdeki siyasi, dini yorumları, adı verilen kişilere yapılan eleştirileri tarafsız olarak, etkilenmeden okudum. Beni sadece gösterilen kaynakların doğruluğu, anlatılan teorinin içerdiği bilgiler ilgilendiriyor.
”Kadın Meselesi” der demez ne gelir aklımıza? İnsan gelir. Hepimiz insanız. Yarımız kadın, yarımız erkek. Kadın olmasa, erkek olmaz. Hani hep dedik ya; her şey zıddıyla birlikte vardır. Zıddı olmayan hiçbir şey yoktur doğada ve toplumda. Kadın Meselesi dedik mi hemen zıttı da aklımıza gelmeli. Yani ezen cinsiyet olan Erkek Meselesine bakmamız gerekir. Kısacası Kadın Sorununu tam anlamıyla kavrayabilmek için her iki cinsiyetin de sorununu gelmişiyle geçmişiyle, bugünüyle aydınlığa çıkarmamız gerekir. ( Arka kapak)
Kadının ezilmesi, “ikinci kalite” cinsiyet yaklaşımıyla ezilmesi, insanlığın geçmişinde ve tüm ortaya çıktığı günlerde de var mıydı? Yoksa o zaman yoktu da sonra niye oldu? Niye böyle bir sorun çıktı ortaya? Yani kadının niye ezildiğini neden 2. sınıf vatandaşlık verildiğini kadının tarihte ki yerini anlatıyor, daha önce yapılmış belgeseller ve belgeler eşliğinde.
Bir bölümde; “Bir Kadın Sorunu var. İyi de neden var? Bu soruyu sormamız gerekir, değil mi? Neden var? Buna en ilkin akla gelebilecek yanıt: Bu sorun, erkekler kadınları ezdiği için var.” Demiş yazar. Evet, haklıdır ama o kadar kısa değil bence; aslında erkek ezdiği kadar kadın artık ezilmeye isyan ettiği için sorun oluyor. Yoksa ezilmek kadının canına tak dedirtmese, kadın isyan etmese, ezilmeye devam etse bir sorun yok…
Kaynak olarak gösterilen belgesellerin linkleri verilmiş; bu linklerden izleyerek de daha detaylı bilgi sahibi oluna bilir. Bir de CD var kitapla birlikte tabii bunu da izlemek lazım. Ben daha izlemedim; yorumu yetiştirebilmek adına en kısa zaman da izleyeceğim.
Bir bölümde; “Mücadelenin amacı: Üreyim ve Üretim Savaşı” bölümünde: ‘Sağlıklı şekilde neslin devamı için en sağlıklı üyelerin çiftleşmesi, sadece bu üyeler aracılığı ile soyun devam ettirilmesi gerekir.’ Cümlesini okuyunca aklıma önce “Mendel ve bezelyeleri” sonra da Hitler ve Ari Irk fikri geldi.
Tarihten günümüze gelişim ve toplum kurallarına değinilmiş. Bunlardan birkaç ana başlık verirsek:
1-Annelik içgüdüsü; tüm canlılarda evladını koruma.
2- Sağlıklı nesiller için sağlıklı bireyler çiftleşecek.
3-Sürüde ‘Lider’ olacak. Lider en sağlıklı- en güçlü olarak neslin devamı için tüm dişilerle olacak ( harem). Dişi liderden başka erkekle olamaz. Ama 3-4 senede bir lider yaşlandıkça yeni lider / genç erkek gelir. Yeni lider tüm bebekleri öldürür, kendi nesli için. Anneler buna isyan eder ve evlatlarını kurtarmak için ‘Liderlik’ sistemine başkaldırır. “Sadece liderle beraber olunur” kuralını yıkar. Sonra dişi beğendiği erkeklerle olur. Sürü kuralları değişir.
4-Yüzyıllar geçip, aksaklıklar ortaya çıktıkça sürüye yeni kurallar konuyor: ‘ Baba birey kızıyla çiftleşemez.’
5-Düşüncelerimizin kaynağı toplumdu. Kişiyle toplum sürekli ilişki- çelişki içindedir. İnsan olmadan toplum olmaz, toplum olmadan insan olmaz. Belirleyici olan toplumdur.
6-İnsanlık primattan Homo Sapiens’e dönerken evrim sürecinde her gelişmede, basamak çıktığında yeni kural geliyor. Buda genelde önceki kuralı yıktığı için ilk kurala uyuyor yani “Zıtlık kuralı; her şey zıddıyla vardır.” Cinsel serbesti den zıddına dönüldü; erkek birey annesi ve kızı ile dişi birey babası ve oğlu ile hatta bir üst nesil büyük anne ve büyük baba / torun arası cinsel birleşme olmuyor.
Konuşma metni olduğu, belgesel görüntüleri ile desteklendiği, gelişim aynı anda tarihsel, fiziki, coğrafi, toplumsal gibi değişik açılardan ele alındığı için bende yorumumu yazarken sıçramalar oluyor ister istemez, kusura bakmayın.
Metinden çıkan birkaç sonuç başlığı:
1-Herakletios;”Pana Rei” diyor “ Her şey akıyor, değişiyor.”
2- Her değişim, zıtların çarpışmasıyla ve ortaya yeni bir sentezin çıkmasıyla olur.
3-Her şey zıddıyla bir arada olduğu için bu zıtlıklar süreç içinde zorunlu olarak birbirleriyle çarpışır ve yeni bir sentez oluşturur.
4-Hiçbir şey bir anda olmaz. Her şey az ya da çok, uzun ya da kısa bir sürecin ürünüdür.
5-Mücadelenin amacı: Üreyim ve Üretim savaşı
6-Toplumsal örgütlenme üretici güçleri yaratır.
7-Orta Barbarlık Konağına kadar toplumu yöneten kadındır.
8- Yedi sanatında ilham kaynağı kadındır.
9-Maddi zenginlik, çapul savaşları ve etkinliğini kaybeden kadın… Tanrıçalar yerine erkek tanrılar…
10-Mitolojilerde kadının alta düşürülme süreci
11-Tarih boyunca erkek hiçbir dönemde tek eşli olmamıştır
12-Günümüzde kadının ezilmesinin enstrümanları: ekonomik eşitsizlikler, gelenekler, dinler, töreler, yasalar…
Bu ana başlıklar altında konuların açıklamaları var.
Özgür Gülsoy
Özgür Gülsoy Sevrci Soytarı Sahte Sol’un HKP’ye Yönelik Fiili Saldırıları Üzerine'yi inceledi.
141 syf.
·Beğendi·10/10 puan
2007-2012 yılları arasında, Kürt şovenist hareketine yaranmak adına, Türkiye yurtseverliğini anti-şovenist temelde savunan proletarya sosyalistlerine sistematik saldırılar uygulayan, bugün HDP'de yer alan hareketlerin hikayesi bu kitapta. Özellikle Figen Yüksekdağ'ın örgütlü olduğu ESP'nin saldırıları geniş yer tutmakta. Bugün HDP (eskiden BDP) adlı hareketin nasıl bir sol, devrim düşmanı olduğu da bu kitapta anlaşılabilir.
175 syf.
·1 günde·10/10 puan
Yaklaşık 7000 yıldır sınıflı toplum düzeninde (ezen ve ezilen) yaşıyoruz. Ondan önceki toplum düzeni ise sınıfsız yani ilkel sosyalist toplum düzenidir. Ve bu düzen sınıflı topluma oranla daha çok zamana yayılmış ve milyonlarca yıl insanlar eşit, özgür ve barışçıl bir düzen içerisinde yer almışlardır.

Kapitalizmin 15.yy'da gelişimi ile birlikte tarih tekrardan yazılmaya başlanıyor. Sınıflı topluma geçiş ile birlikte bilim de, politika da ve tarih de artık tarafsızlığını yitiriyor. Çünkü sınıflı toplum ile birlikte parababaları ekonomik ve siyasi iktidarlarının devam etmesi ve daha uzun ömürlü olması açısından tüm her şeyi tarafına çekiyor, satın alıyor.

Bugün düşünen ve sorgulayan her insan hayatın içerisinde yer alan çelişkileri çözümleyebilmek açısından yani bu soruya yanıt bulabilmek açısından öncelikle tarih kitaplarını kurcalıyor. Bu olumlu eğilimin yanında çoğumuzun bilmediği bir de olumsuz bir gerçeklik vardır: Yukarıda da bahsettiğim gibi; sınıflı toplumda burjuvazi tarihçilerin büyük çoğunluğunu kendi safına çekmeyi başarmıştır. Bugün çoğumuzun gördüğü tarih şarlatanları bu gerçekliğin ürünüdür.

İlerici olduğunu düşündüğümüz, muhalif gibi görünen tarihçiler bile bugün ''sınıf savaşlarını'' yani insanların ezildiği, sömürüldüğü bu düzenin çelişkilerini, sebeplerini netçe ortaya koyamazlar. Televizyonlarda, dergilerde vb. birçok yerde sık sık karşımıza çıkmaları bu sebeptendir. Çoğu tarihçiler burjuvazinin çizdiği sınırları aşamaz, çıkamaz. Kendi kişisel çıkarı da buna uygun düşmez.

Sınıflı toplumda her şey taraflıdır dedik. Ve yukarıda buna değindik. Bu kitap da aynı şekilde öyle. Ancak yukarıdaki değerlendirmenin aksine bu kitabın özü, insanlığın milyonlarca yıldan bu yana başına gelen tüm olayları ve bugün ki dünya düzeninin ana sebeplerini objektif bir şekilde ortaya koyup, tarafını da insanlığın kurtuluş amacına adamasına dayandırmaktadır. Özünde memleketimize ihanet içerisinde olan Akp'nin Reisi ve avanesinin tarihsel gelişimini ortaya koysa da diğer taraftan bugün neden saatlerce çalışıp kıt kanaat geçinmek zorunda kalıyoruz? İnsanlık neden hep geriye doğru gitmekte? gibi soruların cevabını en sıradan insanımızın bile anlayacağı açıklıkta aktarılması kitabın amaçladığı hedefe ulaştığını göstermektedir. İçerik hakkında ön bilgi edinmek isteyenler alıntılara göz atabilirler. Kİtabın yarısı alıntılarda mevcuttur :)

Mutlaka okuyunuz ve okutturunuz!
149 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Hiç aklınıza 68 kuşağının neden başarısız olduğu geldi mi? İşte bu konu üzerine bir eleştiri ve özeleştiri gerçekleştiriyor Nurullah Ankut... THKO, THKP/C ve TİİKP örgütlerinin 1970'lerde grup olarak ortaya çıkışı ve sonrasında gelinen süreç, bir film gibi anlatılıyor ve çıkarılan dersler üzerinden genç devrimcilere önerilerde, uyarılarda bulunuluyor.
Özgür Gülsoy
Özgür Gülsoy Tayyipgiller Kökeni ve Sınıf Yapısı Cilt I'ı inceledi.
175 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Türkiye'de iktidarı AB-D emperyalizmi desteği ile ele geçiren Tayyipgiller çetesinin hikayesini anlatmakta kitap. Ancak hikaye, sanıldığı kadar kısa değil. Bu çetenin üye olduğu tefeci-bezirgan zümrenin tarihsel gelişimini de anlatıyor aynı zamanda kitap. Bundan dolayı din, sosyoloji, ekonomi, felsefe gibi alanları da içine alarak çok önemli tespitler bilince çıkartılıyor.
554 syf.
·26 günde·10/10 puan
Referandum ve adalet yürüyüşü sürecini değerlendiren kitapta hem AKP, hem de iktidar ortağı Y-CHP'nin bulunduğu durum tüm çıplaklığı ile ortaya konulmakta. Dönemle ilgili soru işaretleri olanların mutlaka okuması gereken, hacimce büyük fakat kolay anlaşılabilir bir kitap.
Özgür Gülsoy
Özgür Gülsoy 12 Mart Öncesi Sosyalist Hareketin Kısaca Değerlendirilmesi'ni inceledi.
55 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Türkiye'de detaylı bir ÇKP takipçisi Türkiye partileri eleştirisi yoktur. ÇKP takipçisi hareketlerin önderlerinin, Türkiye'nin özgün devrimci önderi Hikmet Kıvılcımlı'ya karşı olan karalama hareketlerini teşhir eden bu kısa kitap, ayrıca ÇKP takipçisi hareketlerin Türkiye'deki hatalarını da eleştiriyor ve aynı şekilde İbrahim Kaypakkaya'da, pratikteki direncinin hakkı teslim edilerek eleştiriliyor.
85 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Halkın Kurtuluş Partisi Birinci Olağan Genel Kurulu konuşmalarından oluşan kitap, devrimcilere örnek olabilecek önderlerin yaşamlarından çeşitli kesitler sunarak yön gösteriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nurullah Ankut
Unvan:
Yazar, Öğretmen, Politikacı
Doğum:
Konya, 8 Ekim 1945
Nurullah Ankut (d. 8 Ekim 1945, Konya), komünist eylemci, siyasi parti genel başkanı, emekli öğretmen, yazar. 15 Haziran 2005 tarihinden beri Halkın Kurtuluş Partisi genel başkanlığını sürdürmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 174 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 270 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.