Osman Arpaçukuru

Osman Arpaçukuru

YazarÇevirmen
9.1/10
294 Kişi
·
1.252
Okunma
·
9
Beğeni
·
584
Gösterim
Adı:
Osman Arpaçukuru
Unvan:
Türk Yazar, Mütercim Tercüman
Doğum:
Çankırı, Türkiye, 16 Aralık 1968
16 Aralık 1968 yılında Çankırı’nın Oluklu köyünde doğdu. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Ardından Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri, Hadis alanında yüksek lisans programına kaydını yaptırdı (1996) ve aynı yıl tezini vererek mezun oldu. İlke Yayıncılık’ta editör ve mütercim olarak çalışmaya başladı (1998). Kitap telifi çalışmalarına, çocuklar için hazırladığı 12 kitaplık “İman Bahçesi 1 -2” dizisiyle başladı. “Bir Dosttan Mektuplar” adını verdiği yazıları Sur dergisinde yayımlandı (2000-2003).
Graziani, başka bir vesileyle de Ömer Muhtar hakkında şu düşüncelerini kaleme alır:
“O, karşısındakine anında cevap verecek üstün bir zekaya sahipti. Aynı zamanda ileri seviyede denebilecek, çok geniş bir ilmî ve dini kültüre sahipti. Onun kesin tavırlı bir huyu vardı. O, dinine ait hiçbir şeyi ihmal etmeyecek ve dinini herhangi bir maddi menfaat karşılığında satmayacak kadar üstün bir kişiliğe sahipti. Dünyevi hiçbir çıkar peşinde olmayan bir kişiydi. Üstelik hayli fakir bir adamdı. Din ve vatan sevgisinden başka hiçbir dünyevi şeye malik değildi.”
Osman Arpaçukuru
Sayfa 27 - İlke Yayıncılık
Ve Ömer Muhtar’ın mücahitleri de, tıpkı on üç yüzyıl önce Peygamber (s.a.v.) ve sahabelerinin yaptığı gibi, özgürlük tutkusuyla canlarını ortaya koyarak işte bu yolu yürümeye çalışıyorlardı. Onlara bu çetin ve zorlu mücadelelerinde yardım etmek, sonucu ne olursa olsun benim için bir görev, namaz gibi terk edilmez bir ibadetti...”
Osman Arpaçukuru
Sayfa 125 - İlke Yayıncılık
Yine onun silah arkadaşlarından Muhammed Tayyib el-Eşheb de onun hakkında şu açıklamayı yapar: “Ömer Muhtar’ı çok iyi tanıyorum... Savaş günlerinin aşırı yorgunluğuna ve yine ağır kış gecelerinin soğuğuna rağmen gece namazını ve Kur’an okuyuşunu asla terk etmezdi. O zorlu gecelerde bizi de uyandırır ve namaz kılmamızı sağlardı.”
Osman Arpaçukuru
Sayfa 26 - İlke Yayıncılık
Ey Libya çöllerinin korkusuz aslanı!
Hak ve hakikat aşığı!
Bağımsızlık ve özgürlük sevdalısı!
Kanının son damlasına kadar halkını terk etmeyen, Yüce komutan!
Zalimin ve haksızlığın karşısında eğilmek bilmeyen, Asil duruş!
Bilmelisin,
Seni unutmadı senden sonra gelenler,
Ve unutmayacak sonra gelecek olanlar.
Bir Ömer Muhtar şehit oldu,
Şimdi bin Ömer Muhtar yollardadır
Kaybolan yitiğini aramaktadır.
Göğe bakıp mehtaplı gecelerde,
Parıldayan dolunay gibi nurlar saçarak, Haykırmaktadır,
Zulmün ve zalimin karanlık çehresine:
“Ölmedik biz hiçbir zaman,
Öldüremez bizi asla zaman,
Gelse de üzerimize ölüm kusan silahlarıyla,
İnatla ve inançla direneceğiz.
Bedenlerimizi verecek, ama
Ruhlarımızı asla teslim etmeyeceğiz.
Çünkü biz kanat açmışızdır göklere
En ötelere, uzaklara, cennete...”
Çünkü şöyle buyurmuştur Yüce Allah
Sözlerin en güzeli kitabında:
“Mü’minler içinde
Allah’a verdikleri sözde duran
Nice erler vardır.
İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip
O yolda canını vermiştir.
Kimi de (şehitliği) beklemektedir.
Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.
Allah sadakat gösterenleri,
Sadakatlerinden ötürü mükafatlandıracak,
Münafıklara dilerse azap yahut
Tövbelerini kabul edecektir.
Çünkü Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.”
Ey mücahitlerin üstadı!
Çöllerin unutulmaz aslanı!
Sen çağların karanlıklarını yırtıp aydınlatan,
Süreyya yıldız!
İçimizin karanlık çöllerinde,
Yönümüzü bulduğumuz,
Kutup yıldızı!
Şahadetin bir çağrıdır bize,
Nesillere ve Çağlara!
Şahadetin kutlu,
Mekanın Firdevs cennetlerin olsun!
|Osman Arapçukuru
Osman Arpaçukuru
Sayfa 153 - İlke Yayıncılık
Yalnız savaşa katılanlar değil, bütün insanlar ölecektir. Fakat cihad alanında meydana gelecek bir ölüm, dünya ve ahirette en şerefli bir ölümdür.
Osman Arpaçukuru
Sayfa 42 - İlke Yayıncılık
" Benim için İslam bir yoldu,üzerinde sonsuza kadar yürünecek bir yol. Bir son ya sa bir durak değil. Ve Ömer Muhtar'ın mücahitleri de,tıpkı on üç yüz yıl önce Peygamber (s.a.v)ve sahabelerinin yaptığı gibi ,özgürlük tutkusuyla canlarını ortaya koyarak işte bu yolu yürümeye çalışıyorlardı. Onlara bu çetin ve zorlu mücadelelerinde yardım etmek ,sonucu ne olursa olsun benim için bir görev,namaz gibi terk edilmez bir ibadetti..."
Osman Arpaçukuru
Sayfa 129 - İlke yayıncılık
Ama Müslüman kendi dini ve vatanı için gerekirse sadece eline geçirdiği bir sopa ile savaşmasını bilendir.
Osman Arpaçukuru
Sayfa 51 - İlke Yayıncılık
134 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Aslında bu kitaba inceleme yapmak niyetinde değildim ancak bir iki kişi isteyince -hadi bakalım bir küçük değineyim- dedim.
Kendisi sonradan tasavvuf yoluna girmiş ve bu yolda nefsini terbiye etmeye çalışmış biri olan İskenderi, bu kitapla gönlünüze şevk, şuur ve korku aşılıyor adeta. Tasavvuftan uzak veya bihaber olan varsa durmasın edinsin bu kitabı. Böyle ince bir kitap olması yanıltmasın, minik minik tokatlar yiyiveriyor insan. İçeriği nasıl ?
Evet , hayatlarını molozlar arasında idame ettirmeye çalışan ve bunu ruh dünyasının derinliklerinde daha da şiddetle yapmaya çalışan kardeşlerim var mı ?
-Vaaaaarrr .
O zaman Rabbimin, elinden azcık dermanlanmayı vesile kıldığı şu kitabı alın kardeşler. Size fısıldasın; nasıl tövbe etmek gerektiğini, nefsimizle yapmamız gereken büyük cihadı, Rabbimize zikri, O'na layık itaati, nasıl dostlara ve meclislere ihtiyacımız olduğunu, şükr etmeyi, bedbahtlıktan kurtulmayı, iradeli-takvalı olmayı, O'nun sevdiği kullarından olmaya çalışmayı, kalbin nelerden nemalanması gerektiği, huşu içinde olması gereken namazları ve ... Ve bunların aksi durumunda olabilecek felaketi, bizden geriye hiçbir şeyin kalmayacağı, bizi başka birşeylerin tatmin edemeyeceği, rehavetle varacağımız bitikliği, ruhumuzun diplerine kadar varacak virüsleri ...
Okuyun da yolunuzdaki taşları alsın bu kitap!
Birde ilgimi çeken bir nokta kendisi 14 yy başlarında vefat etmesine rağmen sanki bana sesleniyor. Yediğim şefkat tokatları cızır cızır aktı içime. Deruni gafletim çarpa çarpa günyüzü etti . En çok da uzun süre etkini sürdür sinemde , zira ahir zamanda haşyet pek mağlup rehavete. :(
Allah İbn Ataullah el İskenderi'yi cennet bahçelerinde görmeyi nasip etsin.
134 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
niye daha önce okumadım diyeceğiniz cinsten, hasta kalplerin ilacı bir kitap. :) yanı başınızda bulundurun, her gün 3-4 sayfa şifa niyetine okuyun, eminim iyi gelecektir.
134 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Hiç sevmediğim huylarımdan biri severek başladığım bir kitabı yarıda bırakmaktır. Yalnız, Gelin Tâcı; ara ara titretip kişiyi kendine getiren bir kitap olması hasebiyle sonuna kadar kendisini bana okuttu. :)
İnceleme hiç yapmadım, kitabı hakkıyla inceleyebileceğimi de sanmadığım için hiç bu işe girişmeyeceğim..

Derim ki ; okuyun, okutun, hediye edin..

Hasta kalbiniz varsa her gün bir doz kullanmayı ihmal etmeyin fm :)

Not: Herkesin kalbi hastalıklarla doludur.
DipNot: Herkesi kendim gibi zannediyorum :)
Teşekkürler.
134 syf.
·3 günde·Puan vermedi
بسم الله الرحمن الرحيم
"Ademoğlunun kalbi, ateş üzerinde kaynayan tencereden daha fokur fokurdur."
Hem dünyayı hem de ahireti güzelleştirecek reçeteler veriyor.
Şifa niyetine okunmalı ahali :)
272 syf.
·10/10
Bu kitabı 1k okurlarından bir okurumuzun tavsiyesi ve canım dostum @Gokyuzunun_Ogrencisi'nın hediye etmesi üzerine (Allah ikisinden de razı olsun) okumaya başladım
Kitabın dili gerçekten çok akıcı ve sade. Okuyupta anlamadığım kısımlarını sanki anlamadığımı hissederek bi sonraki bölümünde açıklaması da kitabın ayrı bir güzelliği :))
Her yazılanı ayetler, hadisler ve aktaran kişilerle delil sunarak anlatması en muhteşem yönü diyebilirim.
Bu kitap bana her sayfasında yaptıklarımı, yapıyor olduklarımı ve yapacaklarımı kısaca bütün "an"larımı sorgulamam gerektiğini ve sorgularken de bunu nasıl yapmam gerektiğini en ince ayrıntısına kadar anlatan bir kitap!

Sorgulamaksızın gidilen yol yanlış kapılara çıkarır!
136 syf.
İbn Ataullah İskenderî'yi ve hikmetli kitaplarını çok seviyorum. Yazdığı her cümle yüzüme soğuk su gibi çarpıyor. Beni sarsıyor sonra tefekkür ettiriyor ve iyileştiriyor.
Kalplere ilaç olsun niyetiyle yazılmış olan "Gelin Tâcı" kitabının az sayfası olmasına rağmen uzun süredir elimde. Öylede kalacak gibi duruyor. Tek bir sayfasına günlerimi ayırabilirim. Çünkü kalbime iyi geliyor.
Eserlerinin muhtevasını hikmet kavramı oluşturuyor. Uzun uzun düşündürüyor, hakîkât ne sorusunu çoğu zaman bize yöneltiyor. Ve kalbi ele alıyor. Ruh aleminizi tanıyorsunuz Gelin Tacı kitabında. Evvelâ insan olmayı, sonra ahlâklı bir kimse olmayı, sonra hakîki bir mü'min olmayı, ümmet olmayı ve en sonunda kul olmayı öğrenmek için çabalıyorsunuz bu kitabı bitirdiğinizde.
Okuyanlara şifa olması temennisiyle. İstifadeli okumalar...
Kalbime ilaç gibi gelen birkaç cümle:
"Gecenin ortasında uykuyu bölüp, kıldığın iki rek'at namaz, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir. Hastaları ziyâret etmen, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir. Cenâze namazını kılman Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir. Eziyet veren şeyleri yoldan uzaklaştırman, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir. Yere bırakılmış halının, onu savuracak bir kola ihtiyacı vardır. Senin için Allah Teâlâ'yı zikirden daha faydalı ibâdet yoktur. Çünkü zikir, ayakta duramayan, rükû ve secde yapamayan yaşlılar ve hastalar için de kolay bir ibâdettir...
~
O halde kalbini temiz tut ki, gaybın kapıları sana açılsın. Günah işlemeyi bırakıp, zikir ve tevbe ile Allâh'a dön. Kapıyı ısrarla vurana kapı açılır."
134 syf.
·Puan vermedi
- Rızık konusunda şüphe etmek, rızkı verenden şüphe etmektir. Sen kendine bir şey alacağın zaman güzel olanını seçiyorsun. Fakat Allah'a karşı hareket ve davranışlarında bu özeni hiç göstermiyorsun.
- Gerçekten bütün geceyi ders vererek geçirirsen, nefsinin hoşuna gider de, aynı gece iki rekat namaz kılmak sana zor gelir. - İnsanlar bir tuhaf oldular, artık ahiret için biraraya gelmiyorlar. - Sakın ümitsizliğe kapılıp "kapılar bana kapandı" deme, kapıyı ısrarla vurana, kapı açılır.
232 syf.
·6 günde·Puan vermedi
İnceleme olarak ele alınması gereken kitapların başında yer alması gerektiği kanaatindeyim.
Ömer bin Abdülaziz...
Halifeliği süresince Hulefa-i Raşidin'in yolundan gittiği için beşinci Raşid halife diye de bilinir. İki yıl gibi kısa bir zaman diliminde neredeyse halkının tamamının refah seviyesini zekat verecek kimse kalmayacak kadar yükselten ve Hz. Ömer'in hem soyundan hem izinden giden mübarek halifenin iktisatçılığı, sadakati, fedakarlığı çok usta bir şekilde kaleme alınmıştır. Okunmasını tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Arpaçukuru
Unvan:
Türk Yazar, Mütercim Tercüman
Doğum:
Çankırı, Türkiye, 16 Aralık 1968
16 Aralık 1968 yılında Çankırı’nın Oluklu köyünde doğdu. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Ardından Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Temel İslam Bilimleri, Hadis alanında yüksek lisans programına kaydını yaptırdı (1996) ve aynı yıl tezini vererek mezun oldu. İlke Yayıncılık’ta editör ve mütercim olarak çalışmaya başladı (1998). Kitap telifi çalışmalarına, çocuklar için hazırladığı 12 kitaplık “İman Bahçesi 1 -2” dizisiyle başladı. “Bir Dosttan Mektuplar” adını verdiği yazıları Sur dergisinde yayımlandı (2000-2003).

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 1.252 okur okudu.
  • 83 okur okuyor.
  • 886 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları