Pam Jenoff

Pam Jenoff

7.4/10
117 Kişi
·
275
Okunma
·
7
Beğeni
·
654
Gösterim
Adı:
Pam Jenoff
Unvan:
Yazar
Doğum:
Maryland, ABD
Onu seviyor musun?
Artık sevginin ne demek olduğunu bile bilmiyorum ki. diye yanıtladı biktin bir sesle.
Pam Jenoff
Sayfa 233 - Pegasus Yayınları
Yanlış karar verme korkusundan kendini kurtarmazsan , hayatı dolu dolu yaşama şansını asla elde edemeyeceksin .
Pam Jenoff
Sayfa 180 - Pegasus Yayıncılık
Ben kadınların arkadaşlığından hoşlanmıyordum. Dedikodu yapmalarından ya da sürekli bir rekabet halindeymiş gibi birbirlerini süzmelerinden hoşlanmıyordum.
Pam Jenoff
Sayfa 67 - Pegasus Yayınları
Okyanusa bir şans daha vermelisin Gerçekten özgür hissedebilecegin tek yer orası dedi.
Onu bilemem. Dağlar da ınsani özgür hissettirir
Pam Jenoff
Sayfa 102 - Pegasus Yayıncılık
Kitapta İkinci Dünya Savaşı sonrasında insanların ruh hallerini, umutlarını, yeni başlangıçlara yelken açışlarını farklı yazarların işleyişiyle biz okurlara yansıtmış durumda. Birbirinden bağımsız haldeki on hikaye farklı bir tarz olmuş güzel bir kitaptı...
Spoi içerebilir.
Bu sefer Emma'nın değil Emma'yı kurtaran Marta'nın hikayrsini okuyoruz.Yıl 1945 ve Nazi kampında birçok ve ķötü işkencelere maruz kalan Marta'nın hikayesi.Yaşadığı zorluklardan sonra iyilesmeye çalışırken Paul ismindeki bir askerle tanışır.Paul ile çok güzel bir iliskileri vardır ve evlilik planları yaparlar.



Paul bir askerdir vr bindigini askeri uçak düşer ve Paul'un ölümüyle perisan olan Marta'nın sevdiği adamla yani Paul ile Londra'da evlilik planları suya düşer.Kısa bir süre de olsa Dışişleri Bakanlığındaki sereterlik işini kabul eder ve İngıliz diplomat ile kısa sürede olsa evliligi tadar.Ve bu evlilikte Paul'dan hamile kalan Marta çok mutludur.



Ama Ingiliz istibaratına giren casus aahesinde geçmişiyle bir bağlatısı olan haini bulunca her sey değişir.
Açıkçası "Yitik Kalpler İstasyonu" kitabında Sarah Jio'yu gördüğüm için merak edip okumak istedim. Sarah Jio ve onun tarzındaki yazarların biraraya gelerek oluşturdukları bu kitapta II. Dünya Savaşı sonrasında Grand Central İstasyonu'ndaki insanların hayatları anlatılıyor. Bir gün, tek yer ve birbirinden farklı birçok insan. Yazarların hikayelerinde birbirlerinin hikayelerinden bazı anlara ya da karakterlere dokunuyor olmaları kitabın güzel yanlarından biriydi bana göre. En çok Sarah Jio'nun kitaba da adını veren "Yitik Kalpler İstasyonu" hikayesini sevdim. Biraz kafa dağıtmaya, biraz zaman geçirmeye, biraz kendinizi yormadan başka bir dünyada kendinizi hissetmeye ihtiyacınız varsa okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar...
Spoi içeebilir.Aşk dolu bir kitap ve tüylerinizi kaldıracak bir kitap.Emma ana karakterimiz.Emma bir yahudir,ydni evli ve Polonya'da yaşıyor.Evliliğinin tadını çıkaramadan savaş başlıyor.Kocası Jacob Emma ile vedalaşıyor ve evlilik belgerini yakmasını istiyor.Emma annesinin evine taşınıyor,dvi bomboş kalıyor ve yan komşunun getto olduğunu ögreniyor.Mecburen gidip gettoya kaydını yaptırıyor.



Örgütün ve kocasının yardımıyla gettodan çıkarılıyor.Tabii ki bunu sahte kimlik ile yapıyor.Jacob,Emma'yı yengesi Krysia evine götürür ve yengesi Hristiyan olduğunu için Almanlarla bir alıp vermediği yok.Ve yenge bir direniş için destek vermektedir.



Georg Richwalder yani komutan cüselli,yakışıkli ve muhtemeş mavi gözleri olan bir adam.George ve Krysia bir akşam yemeğine davetliyken Georg Anna ile tanışır ve Georg,Anna'ya iş teklifinde bulunur.Anna Krysia'nın etkisiyle işi kabul eder ama ağır bedeller ödemek zorunda kalır.
Bir birinden ayrı 10 hikaye. Hepsinin yaşandığı bir tren istasyonu. 2. Dünya savaşı sonrası ve o zamanda yaşayan insanlar. Beni en etkileyen şüphesiz obsesiflikle ilgili bölümdü.
Spoi icerebilir.

Yıl 1919,yer Paris.



Birinci Dünya Savaşının yeni bittigi günlerde Margot Resonthal, barış konferansı için babasıyla Paris'e gelir.Bu dönemde herkes Almanları bir düşman gözüyle görür ve bu yüzden bir Alman olarak Paris'te olmak hiç kolay değildir.



Savaştan sakat olarak Berlin'e dönen nişanlısı Stephan ile bir gelecek kurması ona hiç iyi gelmemektedir ve hemen vazgeçmenin eşiğindedir,artık.Ve böyle düşünesindeki en büyuk sebep ise Paris'in asker ve diplomatlarla dolu olmaması ve Paris'teki barlardaki özgürlük,mum ışığında kahkaların siyasete karıştığı,aşk,şehvet,neşe ve tutkunun olduğu hayattır.



Margot çok geçmeden icindeki özgürlük,tutku ve güzel bir haaytın istegi ile güzel arkadaşlıkpar ve dostlar edinir.Ve bunlardan bazıları ise onun icin tehlikeli olduğunu çok geç fark eder.Özellikle yakışıklı yüzbaşı Georg tehlikeli olucaktır.



Georg'un yanında çevirmen olarak işe başlayan Margot her geçen gün Georg'a daha da baglanır ve daha da aşık olur.Bu yüzden hayata dair güvencelerini de kaybeder.Savaş ve aşk birbirine cok benzer ve insana zarsr verir.Bu yüzden midir bilmem ama hep acı,bir yanımız buruk kalır ve savrulan bir yaprak gibi savruluruz.Ve ana karakterimiz Margot'ta savrulan bir yaprak gibi geri döner.



Tsvsiye ederim
Devam kitabı olduğu için direk almıştım..Kumandanın Aşığı'nda ki karakter Emma değil onun hayatını kurtaran direniş arkadaşı Marta'nın hikayesiydi Diplomatın Karısı. Tabi benim aklım hikayesi bitmemiş olan Emmadaydı ve kitabın 229. Sayfasında onu görünce rahatladım.
Genelde Tarihi romanlarda kurgunun geride, tarihi gerçeklerin ön planda olmasını severim. Bu seri tam tersiydi. Bu yönüyle hayal kırıklığı yaşadım fakat Emma ve Marta'nın hikayesini sevdiğime karar verdim.
Yine de yazarın dilini pek başarılı bulduğumu söyleyemem. Fakat serinin ilk kitabına göre daha heyecanlı olduğu bir gerçek..
Diplomatın karısı 2.dünya savaşının bittiği ve yeni bir tehdit olan sovyetlerin kominist yaklaşımlarının olduğu dönemlerde geçen bir hikaye.. Doğu avrupa ülkelerinin savaşın bitmesine sevinemeden Rus tehditini yaşaması gözler önüne serilerken eski dostları buluşturuyor. Ve Marta hayatının şokunu tamda bu serüvende yaşıyor...
Eğer tarihi dönemleri anlatan romanlarda benim gibi kurgunun geri planda olmasını beklemiyorsanız kaçırmayın okuyun derim çünkü seveceksiniz..
Serinin üçüncü kitabı olacak mı şüphe içindeyim çünkü Emma'nın sonu kötü bir durumda yine bilinmezlikte kaldı büyük olasılıkla devam kitabı gelecek diye düşünüyorum.
Kristine Hannah'ı ve Sarah Jio'yu bir arada görünce düşünmeden kitabı aldım. Kitap bir sürü küçük hikayeden oluşuyor. Her bir hikaye farklı bir yazara ait. Hikayeleri birbirine bağlayan tek şey, tesadüf olarak terminalden geçerken görüp bahsettiği kişiler. Bu kişiler farklı öykülerin kahramanı. Kitap beklentimi karşılayamadı. 1. Dünya Savaşı sırasında yaşanılanlar, Yahudilerin yaşadıkları hikayeleştirilmiş bir halde. [Destan yazıp yazıp sildiğim kalan yorumum da kendime kalsın ;)]
Benim gibi tarihi romanları, kurguyla savaşın gerçeklerinin birleşimini okumayı sevenlerin kaçırmayacağı kitap denilebilir.!
Fakat savaş dönemini anlatan bir kitaba göre yazarın dilini yetersiz buldum. Gereken heyecan ve tarihin o içimize işlemesi gereken duygusunu yeterince yansıtamamış.

Yahudi kızı Emma'nın hayatta kalmak için Katolik Anna'ya dönüşürken eşi ve nazi kumandan arasında duygularında bocalayan iki ayrı kimliği gibi iki ayrı kadın olmasına zorlanan bir hikaye. Kitap bir seri ve Diplomatın Karısıyla bu hikayeye devam edeceğim.
Bu türü sevenler için tavsiye edebilir miyim bunu devamında paylaşacağım...
Kitaba büyük bir merakla başlamış olsam da benim için büyük hayalkırıklığı oldu. Hikayelerin sonu çok havada kalmış. Sarah jio ve Kristin Hannah sever bir okur olsam da bu kitabı beğenmediğimi söyleyebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Pam Jenoff
Unvan:
Yazar
Doğum:
Maryland, ABD

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 275 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 478 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.