Patricia Duncker

Patricia Duncker

Yazar
7.4/10
5 Kişi
·
16
Okunma
·
1
Beğeni
·
568
Gösterim
Adı:
Patricia Duncker
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Jamaika, 29 Haziran 1951
1951’de Jamaika’da doğan Patricia Duncker, Cambridge’deki Newnham College’da İngiliz dili ve edebiyatı okudu. Oxford’daki St Hugh’s College’da İngiliz ve Alman Romantizmi üzerine doktorasını tamamladı. Hayatının önemli bir kısmını yolculuklara ayıran yazar, yılın belli zamanlarında Almanya’da ve Fransa’da dersler veriyor. 2007’den beri yaşadığı Manchester’da Romantik Dönem, Victoria Dönemi ve çağdaş İngiliz edebiyatı üzerine dersler vermeyi sürdürüyor. İlk romanı Foucault’yu Sayıklamak’la (Hallucinating Foucault, 1996) hem Dillons İlk Roman Ödülü’nü ve McKitterick Ödülü’nü kazandı, hem de başka ödüllere aday gösterildi. Miss Webster and Chérif (Bayan Webster ve Chérif, 2006), The Strange Case of the Composer and his Judge (Bestecinin ve Hâkiminin Tuhaf Davası, 2010), Monsieur Shoushana’s Lemon Trees(Mösyö Shoushana’nın Limon Ağaçları, 1997) ve Sophie and The Sibyl (Sophie ve Kâhin, 2015) yazarın dikkati çeken kitapları arasında. Aynı zamanda, Sisters and Strangers: An Introduction to Contemporary Feminist Fiction (Kız Kardeşler ve Yabancılar: Çağdaş Feminist Edebiyata Giriş, 1992) ile yazarlık ve edebiyat üzerine yazılarının yer aldığı Writing on the Wall (Duvara Yazmak, 2002) adlı incelemeleri de bulunan, edebiyat üzerine pek çok deneme ve makale yayımlayan Duncker, akademisyenliğin yanı sıra editörlük de yapıyor.
ama başka bir yalnızlık daha vardır ki, katlanılır şey değildir. bu da, çevrendeki insanların gördüğünden farklı bir dünya görmenden kaynaklanan yalnızlıktır. onların yaşamları seninkinden uzaktadır. arada ki uçurumu sen görürsün, onlar göremez. ama aralarında yaşarsın. onlar toprakta yürür, sen cam üstünde. onlar ortama uyum sağlayarak, herkese benzeyerek kendilerini güvende hissederler. sen ise mutlak farklılığının bilincin de, gizlenirsin.
Başka bir çeşit yalnızlık daha vardır ki...
Bir anlığına sessizleşti.
Onların yaşamları seninkinden uzaktadır. Aradaki uçurumu sen görürsün, onlar göremez. Ama aralarında yaşarsın.Onlar ortama uyum sağlayarak, herkese benzeyerek kendilerini güvende hissederler. Sen ise, mutlak farklılığının bilincinde, gizlenirsin.
Bana akıl hastanesinde ne yapmaya çalıştıklarını biliyor musun petit? Kendi deliliğimin sorumluluğunu bana yüklemeye çalışıyorlar. Bak, bu çok ciddi bir şey. Amma çirkin bir iftira..
"Ne kadar antiromantik olursa olsunlar," diye devam etti Germanist yavaş yavaş, "her yazarın bir ilham perisi vardır.
Rüyamda, onlara doğru uzanıyorum. Amacım, onların hayatını benimkinden ayıran uçurumu aşıp, o anı zamanda sabitlemek; değişimin yozlaştırıcı, yıpratıcı etkisini durdurmak, onları yoldaşığın ve muhabbetin bilindik neşesine sonsuza dek hapsetmek.
Yaşamda öyle zamanlar vardır ki, insanın düşünmeye ve görmeye devam edebilmesi için, düşündüğünden farklı düşünüp düşünemeyeceğini, gördüğünden farklı algılayıp algılayamayacağını öğrenmesi büyük önem taşır.
günümüzde felsefe - yani felsefe yapma eylemi - düşüncenin kendi kendisini elestirel bir şekilde ele almasindan başka ne olabilir ki? Ve insanın zaten bildiği şeyleri meşrulaştırmak yerine, nasıl ve hangi sınırlara kadar farklı düşünebileceğini öğrenmeye çalışmasından başka?
İlham perisi genellikle kadın biçimini alan, narsist bir saçmalıktır.Ya da en azından erkeklerin yazdığı çoğu şiirde öyle görünür.
Sürükleyici bir kitap her ne kadar başlarında ben ne okuyorum hissi verse de. Karakterimizin hakkında tez hazırladığı Paul Mİchael iletişime geçmesi ve aralarında geçen diyaloglar sizi cezbedecek. Kitapta dikkatimi çeken başka bir durum ise bütün karakterlerin betimlemesi ayrıntılı şekilde yapılırken ana karakterimiz kim olduğu belirsizliği çünkü kitapta adı geçen yazarların hepsi gerçek yazarlar ve hayat hikayeleri uyuşuyor.
Neyse başlarda sıkılacaksınız bence ama bırakmayın kapanışı çok iyi yapıyor yazar.
başlangıçta sıkıcı ve anlaşılmaz sonlara doğru birden hızlanan öykü. anlatıcının içine düştüğü ya da atıldığı çukur ve ilginç bir son. zaman zaman çok irrite edici olsa da okuduğum için memnun olduğum kitaplardan biri oldu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Patricia Duncker
Unvan:
Yazar, Akademisyen
Doğum:
Jamaika, 29 Haziran 1951
1951’de Jamaika’da doğan Patricia Duncker, Cambridge’deki Newnham College’da İngiliz dili ve edebiyatı okudu. Oxford’daki St Hugh’s College’da İngiliz ve Alman Romantizmi üzerine doktorasını tamamladı. Hayatının önemli bir kısmını yolculuklara ayıran yazar, yılın belli zamanlarında Almanya’da ve Fransa’da dersler veriyor. 2007’den beri yaşadığı Manchester’da Romantik Dönem, Victoria Dönemi ve çağdaş İngiliz edebiyatı üzerine dersler vermeyi sürdürüyor. İlk romanı Foucault’yu Sayıklamak’la (Hallucinating Foucault, 1996) hem Dillons İlk Roman Ödülü’nü ve McKitterick Ödülü’nü kazandı, hem de başka ödüllere aday gösterildi. Miss Webster and Chérif (Bayan Webster ve Chérif, 2006), The Strange Case of the Composer and his Judge (Bestecinin ve Hâkiminin Tuhaf Davası, 2010), Monsieur Shoushana’s Lemon Trees(Mösyö Shoushana’nın Limon Ağaçları, 1997) ve Sophie and The Sibyl (Sophie ve Kâhin, 2015) yazarın dikkati çeken kitapları arasında. Aynı zamanda, Sisters and Strangers: An Introduction to Contemporary Feminist Fiction (Kız Kardeşler ve Yabancılar: Çağdaş Feminist Edebiyata Giriş, 1992) ile yazarlık ve edebiyat üzerine yazılarının yer aldığı Writing on the Wall (Duvara Yazmak, 2002) adlı incelemeleri de bulunan, edebiyat üzerine pek çok deneme ve makale yayımlayan Duncker, akademisyenliğin yanı sıra editörlük de yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 16 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 54 okur okuyacak.