Kendi bedenimde nasıl yönümü buluyor, kollarımı, bacaklarımı, ellerimi, başımı ve gövdemi (parçalar arasındaki bağıntının gerçekliğinin) mutlak bilgi(si) olarak hissediyorsam, aynı şekilde başkasının bedeninde de yönümü bulup orada olan bitenleri hissettiğim izlenimine sahip olabilirim. Ama onun bedenini ancak benimkinden hareketle hissederim. İntropati (empatiEinfühlung) bir gerçeklik olmaktan ziyade bir yanılsamadır. Şayet acı çekiyorsam, çevik adımlarla ilerleyen birinin acıya nasıl katlandığını merak etme eğiliminde olurum. Eğer, sağlıklıyken, felçli birini görürsem, belki de niçin bu durumundan kendini kurtarmak için çaba harcamadığını merak edebilirim (çünkü, bedeninde gördüğüm felci içeriden hissetmem, bu yönde ne
kadar çaba harcarsam harcayayım).
Eğer bir bedeni gördüğümde bir şey hissedersem, başkasına duyduğum merhametten değildir bu, ne de gerçek bir empatidendir (kendini başkasının yerine koyma anlamında). Bu nedenle bu bedenin benim eylemde bulunma hevesime dayattığı
sınırlama arasından acı çekerim. İnteroseptif duyumsamalarım
değişmez, ama imkân alanı sertçe sınırlanmış gibi görünür