Pierre Ancet

Ucube Bedenlerin Fenomenolojisi yazarı
Yazar
9.0/10
4 Kişi
15
Okunma
1
Beğeni
906
Görüntülenme

Hakkında

Pierre Ancet 1971 yılında doğdu. Bourgogne Üniversitesi’nde felsefe doçenti olarak görev yapıyor. "l’Université pour Tous de Bourgogne"u (UTB) yönetmektedir. Biyoetik, engel ve yaşlılık, ucube olarak değerlendirilen bedenlerin temsili ve teratoloji üzerinde çalışmaktadır.
Ünvan:
Yazar
Doğum:
1971

Okurlar

1 okur beğendi.
15 okur okudu.
11 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Kendi bedenimde nasıl yönümü buluyor, kollarımı, bacak￾larımı, ellerimi, başımı ve gövdemi (parçalar arasındaki bağıntı￾nın gerçekliğinin) mutlak bilgi(si) olarak hissediyorsam, aynı şe￾kilde başkasının bedeninde de yönümü bulup orada olan biten￾leri hissettiğim izlenimine sahip olabilirim. Ama onun bedeni￾ni ancak benimkinden hareketle hissederim. İntropati (empati￾Einfühlung) bir gerçeklik olmaktan ziyade bir yanılsamadır. Şa￾yet acı çekiyorsam, çevik adımlarla ilerleyen birinin acıya na￾sıl katlandığını merak etme eğiliminde olurum. Eğer, sağlıklıy￾ken, felçli birini görürsem, belki de niçin bu durumundan ken￾dini kurtarmak için çaba harcamadığını merak edebilirim (çün￾kü, bedeninde gördüğüm felci içeriden hissetmem, bu yönde ne kadar çaba harcarsam harcayayım). Eğer bir bedeni gördüğümde bir şey hissedersem, başkası￾na duyduğum merhametten değildir bu, ne de gerçek bir empa￾tidendir (kendini başkasının yerine koyma anlamında). Bu ne￾denle bu bedenin benim eylemde bulunma hevesime dayattığı sınırlama arasından acı çekerim. İnteroseptif duyumsamalarım değişmez, ama imkân alanı sertçe sınırlanmış gibi görünür
Sayfa 79·Kitabı okudu
Gölge, nesnenin gerisinde bulunan fon gibi ya da net olarak fark edilenin gerisinde gö­rünenin muğlak sınırlarında belli belirsiz fark edilenler gibi değildir. Gölge, görünen şeyin tam da ortasında belirir ama eksik görülür. Gölge, aynı zamanda, algılanan değil, fazlasıyla algılanan bedene aittir, kişinin gözlerini alamadığı aşırı bir görü­nürlüğü olan bu bedenin varlığı, kişi gözlerini kapattıktan sonra bile uzun süre silinip kaybolmaz. Sanki zihin, ucubeyi yerli yerine oturtamadığı ve onu anlayamadığı için, görünüşünü bı­kıp usanmadan tekrar ederek hatırlama yoluyla kendine uydurmaya çalışır.
Edebiyat
Reklam
Reklam