Rene Girard

Rene Girard

8.4/10
13 Kişi
·
42
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.026
Gösterim
Adı:
Rene Girard
Tam adı:
René Girard
Unvan:
Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof
Doğum:
Avignon, Fransa, 25 Aralık 1923
René Girard (25 Aralık 1923, Avignon) Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof. Eserleri antropolojik felsefe içinde değerlendirilmektedir.

Sayısı 30'u bulan eserleriyle edebiyat eleştirisi, eleştirel teori, antropoloji, teoloji, mitoloji, sosyoloji, iktisat, kültürel çalışmalar ve felsefe gibi birçok akademik alanda etkili olmuştur. Eserlerinin farklı alanlardaki alımlanması farklı olsa da, hakkında her geçen gün yeni çalışmalar yapılmaktadır.
Dostoyevski 1863’te Yeraltından Notlar’ı yazmak yerine delirseydi, Ezilenler’de deliliğinin öncü belirtilerini kolaylıkla bulabilirdik. Belki de 1863’te, Dostoyevski’nin önünde delilikten ya da dehadan başka çıkış noktası yoktur.
Gururlu insan, ancak kendini bilen ve kendini büyük bir titizlikle sorgulayıp küçümseyen insandır.
Tuhaftır, yeraltı gururu bayağı bir gururdur. En büyük sıkıntı kahramanın kendini somut anlamda çevresindekilerden ayırt edememesinden kaynaklanır.
Bununla birlikte, yavaş yavaş bu başarısızlığın bilincine varmaya başlar. Kendisiyle aynı arzuları duyan ve aynı başarısızlıkları yaşayan küçük memurlarla çevrili olduğunu görür.
Tüm yeraltı bireyleri gerçekte birbirlerine ne kadar benziyorlarsa, kendilerini o kadar “biricik” sanırlar.
Dostoyevski Yeraltından Notlar’dan sonra, uzun süre, belki de hâlâ yapıtlarının en ünlüsü olan Suç ve Ceza’yı yazar. Raskolnikov yalnız bir düşçüdür, coşkunluklarla bunalımlar arasında gidip gelir, gülünçlüğü takıntı haline getirmiştir. Dolayısıyla, o da bir yeraltı insanıdır, ama grotesktense trajik bir kahramandır, çünkü içinde yaşadığı hapishanenin görünmez sınırlarını sınamak ve aşmak için olanca gücüyle çabalar.
Rus olmaktan utanç, babasının oğlu olmaktan utanç, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski olmaktan utanç, işte tüm bu utançlar birikip birikip Karamazov’ların o güçlü esintisiyle hava alır, ferahlar ve dağılır.
Dostoyevski zindandan çıktıktan sonra, önce kararsızca, sonra sertçe Bielinski’den kalan ruhsal mirastan uzaklaşır, işte o zaman, orada burada anlattığı ve mahkûm edilmesine yol açan devrimci düşüncelerin kendi düşünceleri olmadığını anlar.
Yaratıcısına en çok benzeyen kahraman, siyasal ve dinsel duruşuyla olsun, kişiliğiyle olsun, hatta fiziksel görünümüyle olsun, Cinler’deki Şatov’dur.
“Ya gerçeğin ışıkları altında yeni bir hayata kavuşacak, ya da... nefret içinde [...] mahvolacak
Dostoyevski'nin eserlerini okumak, onun hayatındaki gizli çatı katına çıkmakla başlar. Yani ha çatı katı, ha yeraltı... Çünkü insan, tüm gizlerini kendinden bağımsız yürütemediği o yeraltı dünyasına yahut da çatı katına saklar. Bu bağlamda Dostoyevski'yle yeraltına inmek, çatı katına çıkıp o tozlu çerçeveler arasında kaybolmak gibi külfetlidir.

Rus bir yazar... Döneminin tüm şartlarına kafa tutarak insan ruhunun o çekilmez labirentini eserlerinde yansıtarak gerek tarihsel bir arka fonda gerekse psikoloji alanının tüm nevrozunu hissettirek tüm çabasıyla kaleme alır.

Dostoyevski'yle birlikte onun dünyasına girerek yeraltından tüm sessizliğiyle ben burdayım demesine eserlerinde şahit oluyoruz. Şahit oluyorum. Her bir eserinde onun bir yanını keşfediyorum. Bu keşfe çıktıkça beni Dostoyevski yazınına çeken o realist tutumunu son damlasına kadar savunuyorum.

Dostoyevski ve yeraltı dendiği zaman onun Yeraltından Notlar'ı akla gelse de onun tüm çığlığı sadece bu eserinde değil, bütün eserlerinde yeraltılık kokuyor.

Henri Troyat'tan Dostoyevski biyografisini henüz sindire sindire okuduğumdan Rene Girard'dan bu kitabını yaşamöyküsü üzerinden değerlendirmek benim için hayli zor olsa da eserleri açısından baktığımda yaşamöyküsünden kalma izler eserlerinde yer yer kendini belli etmekte. Onun yeraltılılığı ise yaşamdan kalan bu izlerden kaynaklanmakta.

İnsancıklar'ının mağrur ama  Öteki'nin statüsü bozuk resmi ilişkilerine, Beyaz Geceler'inin hüznünden Yeraltından Notlar'ının keskin felsefesine, Suç ve Ceza'nın cesur psikolojisinden Budala'nın safça sevgisine... Dostoyevski'nin tüm eserlerini ele alarak teorik bağlamda Dostoyevski ve eserlerine dair sağlam çıkarımlar bulunan bu ince ama mana yönünden kalın kitap, sağlam bir kaynaklık teşkil ediyor.

Bu kitabı, Dostoyevski külliyatını okumaya başlamadan önce okuduğum için oldukça verimli geçen bir deneyim edindim. Dostoyevski'yi okumaya bu kitapla başlamanızı tavsiye ederim.
Bu kitap için söylemek istediğim ilk sözüm: Son sözünün duvara asılacak kadar güzel olduğudur. Yazarın derin bir felsefi bilgi içinde kitaplar arası geçişleri çok iyi sunduğunu söylemek istiyorum. Her kitabını neden ve niçinleriyle yazdığını anlatan bir kitap okudum. Dostoyevski yazdığı yapıtlarında çoğu yerde yeraltı insanı olmuştur. Yeraltı insanın o gururlu tavırlarını dikkat ederseniz hemen hemen her yapıtında işlenmiştir. Dostoyevski bütün eserlerinde aslında kendiyle mücadele etmiştir. İnsancıklardan Karamazov Kardeşlere kadar süren bu yolculukta Dostoyevski’nin ne kadar yalnız bir adamın olduğunu her yönüyle hissedebileceğinizi düşünüyorum.

Dostoyevski’nin Turgenyev ile yaşadığı çetin mücadelede kitabın içinde çok güzel işlenmiş. Otobiyografik öğelerin kitabın belli yerlerine yerleştirilmesi oldukça doyurucu olmuş. Sonuç olarak Dostoyevski kitaplarını okumadan bu kitabı mutlaka okumak gerekir diye düşünüyorum. Dostoyevski’nin çıktığı bu yolda çok ince noktalardan geçerek nasıl büyük yazar olduğunu nelerle mücadele ettiğini okumak insanı gerçekten etkiliyor. Yazan için belli dönemlerde linç kampanyası başlatılmış ve yıpratılmak istenmiştir. Bu yüzden Dostoyevski Hristiyanlığı Rusluğunu sorgulayarak hep yalnız adamı oynamıştır. Bu kitaptan edilinen sonucun yazmak eyleminin Dostoyevski’nin kendini ifade ediş şekli olduğudur. Bildiğiniz Dostoyevski’nin karşınıza çok farklı bir şekilde çıkacağına bahse bile girebilirim. Bu da Kumarbazın etkisi olsun :)
Doğayı bütün sonuçlarıyla kabul etmelisiniz,her şeyiyle duvar duvardır.
Ama yüce tanrım, ya ben bir sebepten bu doğa kanunlarından haz etmiyorsam? O zaman beni niye ilgilendirsin bu doğa kanunları? Elbette, yeterince güçlü değilsem, bu duvarı yıkmaya kalkışmam saçma olur, ama gücümün yetmediği bu koskoca duvara tamamıyla teslim olup boyun da eğemem.
Şiddetin ortaya çıkışı,ritüelleri,kurban edimi,freudun karmaşaları,evlilik kuralları,mitos ve ayinlerin doğuşu,totem ve tabu konularının işlendiği eşsiz bir eser..mutlaka incelenmeli...

Yazarın biyografisi

Adı:
Rene Girard
Tam adı:
René Girard
Unvan:
Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof
Doğum:
Avignon, Fransa, 25 Aralık 1923
René Girard (25 Aralık 1923, Avignon) Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof. Eserleri antropolojik felsefe içinde değerlendirilmektedir.

Sayısı 30'u bulan eserleriyle edebiyat eleştirisi, eleştirel teori, antropoloji, teoloji, mitoloji, sosyoloji, iktisat, kültürel çalışmalar ve felsefe gibi birçok akademik alanda etkili olmuştur. Eserlerinin farklı alanlardaki alımlanması farklı olsa da, hakkında her geçen gün yeni çalışmalar yapılmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 42 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 80 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.