Rene Girard

Rene Girard

Yazar
8.9/10
51 Kişi
·
183
Okunma
·
31
Beğeni
·
1739
Gösterim
Adı:
Rene Girard
Tam adı:
René Girard
Unvan:
Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof
Doğum:
Avignon, Fransa, 25 Aralık 1923
René Girard (25 Aralık 1923, Avignon) Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof. Eserleri antropolojik felsefe içinde değerlendirilmektedir.

Sayısı 30'u bulan eserleriyle edebiyat eleştirisi, eleştirel teori, antropoloji, teoloji, mitoloji, sosyoloji, iktisat, kültürel çalışmalar ve felsefe gibi birçok akademik alanda etkili olmuştur. Eserlerinin farklı alanlardaki alımlanması farklı olsa da, hakkında her geçen gün yeni çalışmalar yapılmaktadır.
Bir kadın bakıyor pencereden. Mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan. Umutsuz… Aşk, tam ortada duruyor. Adam bakıyor. Kadın ağlıyor. Aşk, geçip gidiyor.
Dostoyevski 1863’te Yeraltından Notlar’ı yazmak yerine delirseydi, Ezilenler’de deliliğinin öncü belirtilerini kolaylıkla bulabilirdik. Belki de 1863’te, Dostoyevski’nin önünde delilikten ya da dehadan başka çıkış noktası yoktur.
Kan, dokunduğu her şeye şiddetin ve ölümün rengini verir. Bu nedenle kan demek “intikam” demektir.
Rene Girard
Sayfa 52 - Alfa Yayınları
105 syf.
Girard'ın, psikososyal türde Dostoyevski analizi yaptığı eseri. Dostoyevski'nin ''olumsuzluğunu'' irdelerken, yaşadığı dönemin sosyopolitik ortamına dikkat çekiyor Girard. Özellikle saray baskısı ve çekilen travmatik yoksulluk ''Dostoyevski olumsuzluğu'' gibi bir toplumcu-gerçekçi edebi tutumu ortaya koyar. Bu yüzden Dostoyevski batıya karşı doğulu, zengine karşı fakir, suçsuzlara karşı suçludur. Her yerde ya muhaliftir Dostoyevski yada öteki. Girard, Dostoyevski incelemesinde bize eşlik ederken sosyopolitik ortamın yanında karşımıza sosyokültürel ortamını da çıkarıyor. Hem karakteristik olarak sanata olan eğiliminin yanında ailesinin onu rus yaşam şeklinin içinde tutması hem onu rus kültüründen uzaklaştırmışken diğer kültürlere de yabancı bir pozisyonda bırakmıştır. Yani Dostoyevski, hem kültürel, hem politik, hem sosyal açıdan psikopatolojik bir isimdir Girard'a göre.

Girard, kısacık kitapta derinlemesine bir Dostoyevski incelemesi yapmış. ve onun yeraltı dünyasını gün yüzüne çıkarmıştır. İşin trajikomik yanı ise aslında bir incelemeden ibaret olan kitaba inceleme yazmak oldu. Bunun yanında kitap, Dostoyevski okumalarında güzel bir kaynak.
256 syf.
Rene Girard'ın tek kitapta ve tek kavramda, Dostoyevski, Flaubert, Proust, Cervantes ve Stendhal çözümlemesi yaptığı harika kitabı.

Bu beş yazar üzerinden ''arzu'' olgusunu ele alıyor. Arzunun kendiliğinden oluşmayan yapısı üzerinde duruyor. Girard'a göre arzulamak, arzulayan ya da arzulanandan değil, üçüncü bir yoldan kaynaklanmakta...

Girard'ın ünlü bir teorisi var. Adı, ''üçgen arzu teorisi''. Bu teoriye göre üçgenin bir köşesinde özne, diğer köşesinde nesne, diğer köşesinde ise dolayımlayıcı vardır. Arzunun oluşumunu dolayımlayıcı adı verdiği yere bağlar. Bu noktada arzunun doğasında taklit olduğunu öne sürer ve özne, nesne ve dolayılayıcının birbirilerine olan 'ruhani mesafesinin' de bu arzu oluşumunun niteliğini belirliyor.

Romanları, romansal olanlar ve romantik olanlar olarak ikiye ayırıp, sadece özne-nesne arasında bağ olduğunu ve üçüncü köşeyi gizleyerek arzunun kaynağını özne ve nesneye atfeden romanlara romantik, dolayımlayıcıyı gizlemeyen romanlara ise romansal olarak kabul eder.

Daha basit şekilde anlatmak gerekirse, okuduğunuz romanda karakterler arasındaki ilişkilerde bir yapmacıklık seziyorsanız, karakterlerde sürekli bir davranışsal hatalar görüyorsanız bu eserler romantik olarak sınıflandırılır. Ancak okuduğunuz karakterin çetrefilli davranışları, kesitirilemeyecek bir öngörüsüz ortam yaratmış ve sizi eline geçirmişse işte o kitaplar da romansal eserlerdir.

Girard'da; Dostoyevski, Flaubert, Proust, Cervantes ve Stendhal'ın romanlarında üçgen arzu teorisini baz alarak inceliyor. Tabi bu isimler bahsettiği modelin en iyilerini bizlere sunan isimler. İnsan doğasında sürekli dolayımlayıcı ile var olan arzunun taklitçi olan yönünü araştıran ve romanlarında bunu açığa çıkaran yazarların bu yaptıkları şeye de ''romansal hakikat'' adını vermektedir Girard.
105 syf.
·1 günde
Dostoyevski'nin eserlerini okumak, onun hayatındaki gizli çatı katına çıkmakla başlar. Yani ha çatı katı, ha yeraltı... Çünkü insan, tüm gizlerini kendinden bağımsız yürütemediği o yeraltı dünyasına yahut da çatı katına saklar. Bu bağlamda Dostoyevski'yle yeraltına inmek, çatı katına çıkıp o tozlu çerçeveler arasında kaybolmak gibi külfetlidir.

Rus bir yazar... Döneminin tüm şartlarına kafa tutarak insan ruhunun o çekilmez labirentini eserlerinde yansıtarak gerek tarihsel bir arka fonda gerekse psikoloji alanının tüm nevrozunu hissettirek tüm çabasıyla kaleme alır.

Dostoyevski'yle birlikte onun dünyasına girerek yeraltından tüm sessizliğiyle ben burdayım demesine eserlerinde şahit oluyoruz. Şahit oluyorum. Her bir eserinde onun bir yanını keşfediyorum. Bu keşfe çıktıkça beni Dostoyevski yazınına çeken o realist tutumunu son damlasına kadar savunuyorum.

Dostoyevski ve yeraltı dendiği zaman onun Yeraltından Notlar'ı akla gelse de onun tüm çığlığı sadece bu eserinde değil, bütün eserlerinde yeraltılık kokuyor.

Henri Troyat'tan Dostoyevski biyografisini henüz sindire sindire okuduğumdan Rene Girard'dan bu kitabını yaşamöyküsü üzerinden değerlendirmek benim için hayli zor olsa da eserleri açısından baktığımda yaşamöyküsünden kalma izler eserlerinde yer yer kendini belli etmekte. Onun yeraltılılığı ise yaşamdan kalan bu izlerden kaynaklanmakta.

İnsancıklar'ının mağrur ama  Öteki'nin statüsü bozuk resmi ilişkilerine, Beyaz Geceler'inin hüznünden Yeraltından Notlar'ının keskin felsefesine, Suç ve Ceza'nın cesur psikolojisinden Budala'nın safça sevgisine... Dostoyevski'nin tüm eserlerini ele alarak teorik bağlamda Dostoyevski ve eserlerine dair sağlam çıkarımlar bulunan bu ince ama mana yönünden kalın kitap, sağlam bir kaynaklık teşkil ediyor.

Bu kitabı, Dostoyevski külliyatını okumaya başlamadan önce okuduğum için oldukça verimli geçen bir deneyim edindim. Dostoyevski'yi okumaya bu kitapla başlamanızı tavsiye ederim.
105 syf.
·12 günde·10/10
Kitabı sonunda bugün bitirdim büyük bir zevkle.
İlk olarak şunu söylemem gerekir ki kitap; psikoloji, felsefe,sosyoloji temelli ağırlıklı olup yazar gözlemlerini en ince ayrıntısına kadar yapmıştır. Bu gözlemlerde ilk olarak Dostoyevski’nin çocukluğundan başlayıp, yetişkinlik dönemine kadar kaleme aldığı eserlerinin kaynağının ne olduğunu, kimlerden etkilendiğini, ve her bir dönemdeki sosyal, kültürel, din, siyasal olgulardan etkilenip bunları eserlerine yansıtmıştır. Yani nesnel olguları öznel betimlemelerle tasvirlerle destekleyerek bunu açık, yalın bir dille okuyucuya aktarmiştir.
Diger yandan Rene Girard; Dostoyevski’yi anlatırken, eserlerinde gizli olan Yeraltı dünyasındaki o insanı tüm çıplaklığı ile açığa vurmuştur. Bunu yaparken o insanın, toplumla ilişkisini, kendi ile ilişkisini gözler önüne sermiş, eserlerdeki karakterlerin analizlerini , birbiri ile ilişkisini, bu karakterlerin gizli dünyasını en acımasız bir şekilde ortaya koymuş , eserlerde verilen mesajları bize aslinda Dostoyevski’nin karakterini , yapısını , iç dünyasını açık bir şekilde ortaya koymaya çalışmış, bunu da aslında varoluşsal olgu ile açıklamaya çalışmıştır.
Aslında bize demek istenen şu ki ; her insanın bizden gizlediği gururun, bencilliğin, gitgellerin yaşadığı , ruhsal dalgalanmaların yaşandığı, acımasız gerçeklerin var olduğu ve orada sürekli ölüp ölüp dirildiği bir YERALTI DÜNYASI'ndan bahseder.
Kitap daha cok aforizma niteliğinde olup toplam 118 tane alıntı yaptım. Kitabı çok beğendim çok güzel bir kitap. Çok severek okudum. O yüzden 10/10 derim
105 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Bu kitap için söylemek istediğim ilk sözüm: Son sözünün duvara asılacak kadar güzel olduğudur. Yazarın derin bir felsefi bilgi içinde kitaplar arası geçişleri çok iyi sunduğunu söylemek istiyorum. Her kitabını neden ve niçinleriyle yazdığını anlatan bir kitap okudum. Dostoyevski yazdığı yapıtlarında çoğu yerde yeraltı insanı olmuştur. Yeraltı insanın o gururlu tavırlarını dikkat ederseniz hemen hemen her yapıtında işlenmiştir. Dostoyevski bütün eserlerinde aslında kendiyle mücadele etmiştir. İnsancıklardan Karamazov Kardeşlere kadar süren bu yolculukta Dostoyevski’nin ne kadar yalnız bir adamın olduğunu her yönüyle hissedebileceğinizi düşünüyorum.

Dostoyevski’nin Turgenyev ile yaşadığı çetin mücadelede kitabın içinde çok güzel işlenmiş. Otobiyografik öğelerin kitabın belli yerlerine yerleştirilmesi oldukça doyurucu olmuş. Sonuç olarak Dostoyevski kitaplarını okumadan bu kitabı mutlaka okumak gerekir diye düşünüyorum. Dostoyevski’nin çıktığı bu yolda çok ince noktalardan geçerek nasıl büyük yazar olduğunu nelerle mücadele ettiğini okumak insanı gerçekten etkiliyor. Yazan için belli dönemlerde linç kampanyası başlatılmış ve yıpratılmak istenmiştir. Bu yüzden Dostoyevski Hristiyanlığı Rusluğunu sorgulayarak hep yalnız adamı oynamıştır. Bu kitaptan edilinen sonucun yazmak eyleminin Dostoyevski’nin kendini ifade ediş şekli olduğudur. Bildiğiniz Dostoyevski’nin karşınıza çok farklı bir şekilde çıkacağına bahse bile girebilirim. Bu da Kumarbazın etkisi olsun :)
480 syf.
orijinal adı la violence et le sacre.

rene girard şiddet ile kutsal'ın bağlantısını psikolojik, sosyolojik ve antropolojik bağlamda açıklar bu kitabında. toplumun kurucu unsurunun şiddet olduğunu, bu anlamda temelde şiddet ve dinin aynılaştığını, ilkel toplumların kendi içlerindeki yıkıcı şiddeti çok iyi işler. özellikle müslüman nüfusun fazla olduğu ülkelerde kadına yönelik uygulanan recm etme olayının geri planında nasıl bir psikoloji yatmakta olduğunun ipuçlarını veriyor.

toplum bilmine ve insan bilincine merakı olanların okuması gereken kitaplardan.
480 syf.
·8/10
Kurban kavramı güzel incelenmiş, şiddetin kaynağını ve gelişimini de güzel vermişler. Düşünmeyi sevip araştırma yazıları okumayı seviyorsanız alabilirsiniz.
Kerem
Kerem Dünyanın Kuruluşundan Beri Gizli Kalmış Sırlar'ı inceledi.
@SefaPezevengi·28 Ağu 2019·Kitabı okumadı
RENÉ GİRARD: 'SIRRIMSIN SIRDAŞIMSIN'

İnsanı vurgun yemişe döndüren yazarlar vardır. Metafizik olmayan bir anlamını da benim yüklediğim (yâhut; bana o anlamla kendini açan) 'Hakîkat' kavramını olur-olmaz kullanmayı sevmiyorum; fakat başka türlü nasıl anlatacağımı da bilmiyorum: Bu yazarlar, Hakîkat'e ve bizim hakîkatimize doğru baktıkları için olmalı bu hissiyât...
Çok erken yaşta tanıdığım René Girard da böylesi âdemlerden. O yaşlarımda neler hissettim bilmiyorum; fakat "Şiddet ve Kutsal"ı bir tren yolculuğunda okuduğum zaman, gittiğim şehre değil de daha sonradan hepten o yolun yolcusu olacağım Hakîkat'in dînî/mitolojik diyârına yaklaştığımı -ifâdeden âciz olsam da- duyumsuyordum galiba. Üstelik 'o belde'ye giden raylar, edebiyâtın diliyle döşenmişti...
Yıllar içinde geldiler: Deyim hâli genlerime kazınan "Günah Keçisi"; bâzı satırlarının hâfızı olduğum "Romantik Yalan ve Romansal Hakikat"; onu vâsıta kılarak beni anlattığını düşündüğüm "Dostoyevski/Yeraltı İnsanı"... Diğer kitapları, hiç hoşlanmadığım/beceremediğim 'hazzı erteleme' niyetiyle beklerken, özlediğim bir dostu birdenbire görmüşüm gibi çıkagelen: "Dünyanın Kuruluşundan Beri Gizli Kalmış Sırlar"...
***
'Hakîkat' gibi özel anlam yüklediğim ve ayağa düşürmekten korkup sık kullanmamaya gayret ettiğim 'ufuk-açıcı' tâbirini Girard için kullanmayacaksam, ne güne saklayacağım? Ufuk açmak, 'iki kere iki dört eder' realitesini vermez bana göre; 'acaba eder mi?' sorusunu da sordurur. Hattâ 'bu kadar da uçulmaz' bile dedirtir: O uçuyor diye biz de uçmak zorunda değiliz zâten; fakat yürüyüşümüzdeki edâyı etkilediğini, çoğu kez de faydası olduğunu görürüz.

Bu kitap için ne güzel söylemiş Michel Serres: "Darwin'in doğa bilimleri için yaptığını, René Girard beşerî bilimler için yapıyor." Ne yapıyor: Aristoteles'ten devraldığımız Mimesis'i (özün özü kabîlinden, 'taklit' diyelim mi?), Doğa'ya, doğamıza (yâni Hakîkatine) götürüyor. "Arzunun mimetik modele doğru sapma eğilimi"ni diyelim (hayvanı büyük parantezle başta ve dışta tutuyorum); mitolojiye, kutsala, felsefeye, antropolojiye, psikanalize, edebiyâta; özcesi, her bir parçamıza bakarak 'görüyor'.
***
Mitlerle hemhâl olanların hayret nazarıyla idrâk ettiği 'hiçbir şeyin değişmediği' (s.208) sırrını fâş ediyor Girard. Kendimize rağmen -Nietzsche'nin metaforuyla- kaybettiğimiz ve hep aradığımız rahmi, 'şiddetle' aramaya devâm etmek için...
480 syf.
·Beğendi·10/10
Şiddetin ortaya çıkışı,ritüelleri,kurban edimi,freudun karmaşaları,evlilik kuralları,mitos ve ayinlerin doğuşu,totem ve tabu konularının işlendiği eşsiz bir eser..mutlaka incelenmeli...
480 syf.
·6 günde·Puan vermedi
İlkel toplumlardan, tragedyalardan modern zamanlara uzanan kurban, ensest, tabu, totem, evlilik kavramlarını sosyolojik, psikolojik, etnolojik perspektiften inceleyen bir araştırma kitabı.

Freud un Oidipus kompleksi kuramının mitolojiyle olan derin irtibatını inceliyor kitap.
Oidipus bir kurban mıydı yoksa bir suçlu mu?
İlerleyen sayfalar boyunca Oidipus bazen kurban bazen suçlu olarak Freud un da katkılarıyla zihni meşgul ediyor.

(Kitabın daha verimli ilerlemesi için iyi bir mitoloji okumasına ihtiyaç var.)

Bazı kabilelerin ‘aynı’lığa karşı olan kati tahammülsüzlüğü, ikizlerin o kabilece uğursuz sayılması buradan da yola çıkarak ensestin aynılığı ürettiği için kötü sayıldığının anlatıldığı bölümler düşündürüyor.

Kurban kavramı hep şiddeti dindirmek için diri kalmıştır. Bu kurban bazen bir hayvan, bazen bir düşkün, bazen de bir çocuktur. Sırf şiddetin bitmesi için sunulan kurbanlar da bir şiddet göstergesi değil midir sorusunu sorduruyor yazar.
Şiddet asırlardır şiddetle önlenmiştir; kanlı ya da daha sessiz.

Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rene Girard
Tam adı:
René Girard
Unvan:
Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof
Doğum:
Avignon, Fransa, 25 Aralık 1923
René Girard (25 Aralık 1923, Avignon) Fransız edebiyat eleştirmeni, antropolog, filozof. Eserleri antropolojik felsefe içinde değerlendirilmektedir.

Sayısı 30'u bulan eserleriyle edebiyat eleştirisi, eleştirel teori, antropoloji, teoloji, mitoloji, sosyoloji, iktisat, kültürel çalışmalar ve felsefe gibi birçok akademik alanda etkili olmuştur. Eserlerinin farklı alanlardaki alımlanması farklı olsa da, hakkında her geçen gün yeni çalışmalar yapılmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 31 okur beğendi.
  • 183 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 322 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.