Robert Hugh Benson

Robert Hugh Benson

Yazar
6.9/10
11 Kişi
·
30
Okunma
·
1
Beğeni
·
103
Gösterim
Adı:
Robert Hugh Benson
Unvan:
Yazar, Rahip
Doğum:
Wellington Koleji, İngiltere, Birleşik Krallık, 18 Kasım 1871
Ölüm:
Salford Cathedral, Salford, İngiltere, Birleşik Krallık, 19 Ekim 1914
Robert Hugh Benson AFSC KC * SG KGCHS, 1903'te 1904'te rahip olduğu ve Roma'da bir Katolik Kilisesi'ne kabul edilen bir İngiliz Anglikan rahibi idi. Çıktıları tarihi, korku ve bilim kurgu, çağdaş kurgu, çocuk hikayeleri, oyunlar, özür dileme, adanmışlık çalışmaları ve makaleleri içeriyordu.
"Ne yazık ki kaybediyoruz, kaybetmeye de devam edeceğiz. Hatta bana kalırsa her an gerçekleşecek bir felâkete de hazır olmalıyız."
Robert Hugh Benson
Sayfa 23 - Arunas Yayıncılık
Üstüne binen ağırlık öyle bir karanlığa çekiyordu ki; kendine de tüm bildiklerine de inanmaz hale geliyordu.
Robert Hugh Benson
Sayfa 306 - Arunas Yayıncılık
Huzura giden tek yol anlayıştan geçiyordu. Tüm insanların sahip olduğu bilgilerden ve birbirlerine anlayış göstererek kendilerini geliştirmelerinden edinilebilirdi ancak huzur.
Robert Hugh Benson
Sayfa 37 - Arunas Yayıncılık
"Fakat bazıları için durum çok daha zordu. Sadece, hayatta kalmaktan bir adım ötedelerdi. Ama artık içlerinde dini inancın zerresi kalmamıştı."
Robert Hugh Benson
Sayfa 25 - Arunas Yayıncılık
"Yarayı iyileştiren kudret, aynı zamanda onu nüksettirebilir, çiçeklerin açtığı güzelim yerler bir yangınla ya da depremle yok olabilir."
Robert Hugh Benson
Sayfa 296 - Arunas Yayıncılık
Önümüzdeki yıllarda insanlık, yaptıklarını hatırlayıp utanacak, zulmün kefaretini nasıl olsa ödeyecekti.
Robert Hugh Benson
Sayfa 289 - Arunas Yayıncılık
400 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Fakat bazıları için durum çok daha zordu. Sadece, hayatta kalmaktan bir adım ötedelerdi. Ama artık içlerinde dini inancın zerresi kalmamıştı."

Robert Hugh Benson, 1871 yılında İngiltere, Berkshire'da dünyaya gelmiş yazar ve aynı zamanda bir din adamıdır. Yazdığı kitaplar ise din, tarih, korku ve bilim-kurgu tarzındadır. Yazarın yaşadığı zamanı ve mesleğini göz önünde bulundurursak kitaplarının konusu çok cesaretli diye bilirim. İster o yıllarda, isterse de sonraki zamanlarda çok konuşulan ve tepki alan bir konu bence. En meşhur kitabı da "Dünyanın Efendisi" yazarın.

1907 yılında yayımlanmış kitap dünya edebiyatındaki ilk modern distopya örneği olarak kabul edilir. Bununla beraber romanın bir çok kehanet barındırdığı da yazıldığı dönemde kabul edilmiştir din adamları tarafından. Yazarın asıl göstermek istediği neydi ? Ve bunu başara bilmiş mi?

Olaylar İngiltere'de geçiyor ve yazar bir tarafta zor günlerini yaşayan, can çekişen din adamlarını gösteriyor bizlere. Kendi inançlarına ne kadar bağlı oldukları, gerçekten bir inanca sahip olup olmadıkları da farklı bir konu. Çünkü her gün kaç kişi yıllardır sürdürdüğü görevinden ayrılıyor ve derinlerdeki var olmayan "inançlarını" sorgulamaya başlıyor.

Diğer yanda artık insanı her şeyin üzerinde gören ve Tanrının insanda mevcut olduğuna inanan bir toplum var. Bunlar asıl olayların merkezinde bulunanlar. Çünkü onları da yöneten, kendi kurallarını ve "tanrılığını" kabul ettiren biri var- Felsenburgh. Peki kim bu Felsenburgh?

Sadece hitabet yeteneğiyle her kesi etkilemeyi başarmış bu insan birden ortaya çıkıyor ve yeni bir dünya yaratacağını, tüm düzenin değişeceğini, dinlerin ortadan kalkacağını kendisinin de "Efendi" olacağını söylüyor. Bir anlamda başarıyor bu dediklerini. Kendi etkisi altına aldığı bir çok insan artık ona tapmaya başlamış, doğru yolu sonunda bulduklarına inanıyorlar. Bu doğru yol nedir peki? Her kes için aynı mıdır? Okurken bunu düşünüyorsunuz. Hakikaten de tüm düşmanlıkların bittiği, huzurun sağlandığı bir dünya ola bilir mi? Bence bu mümkün olamaz, hatta eskisinden daha beter , yaşanılmaz bir yer olur dünya. Çünkü her ihtimalde insan var ortada.

Tabi ki düzenin değişmeye doğru gittiği bir zamanda, hiç kimsenin zarar görmeyeceği bir zamanda daha kötü şeyler de var. Ötenazi kurumları mevcut artık ve kendi hayatına son vermek isteyenler, yaşamlarından sıkılanlar hiç acı çekmeden öle bilirler. Ama o aşamaya gelene kadar çektikleri acı yetmez mi zaten? Tüm hayatı boyu kendi inancını sorgulayan ve neye inanacağını bilmeyen insandan daha kötü ne ola bilir ki? Ölüm anına yakın olan birinin yazdıklarında görüyoruz bunu. Kaç yıllık hayatını neye inanarak ve ya inanmayarak yaşadığını kendisi de bilmiyor ve bu bilinmezliğe son vermek oluyor tek çare onun için. Halbuki düne kadar Felsenburgh’un rehberliğini destekleyen ve diğer inançlara sadece bir cahillik olarak bakan biri bu kişi.

İnançlarını devam ettirerek yaşamak isteyenler de değişiyor tabi ki. Kitabın esas karakterlerinden biri olan rahip kendi mesleğinde oldukça başarılı. Ama kaç yıllık din adamı olmasına rağmen yaşadığı olaylar karşısında şaşkına düşüyor ve bir insanın gerçekten de "tanrı" ola bileceğine inanıyor kısa zamanda da olsa. Yazarın asıl görmemizi istediği de bu. Neye ne kadar inanıyoruz? Şartlar altında inançlarımız değişe bilir mi?

Bununla beraber sürekli bir barış yaratmak söz konusu. Hem kendi zamanlarında hem de gelecek neslin insanları için. Ama bu barış için kim ne yapıyor? Önemli olan bu. Ve nasıl sağlanacak bu barış?

Ve kitaptaki en esas fikirlerden biri bence yönetmek, dünyadan önce insanı, insanları yönetmek. Bir çok insan her zaman başkasının peşinden gitmeye meyillidir, çünkü kendi yolu yoktur ve neyi nasıl yapması gerektiğini bilmez. Yalnız emirler altında inancı yerine gelir. Kendine olan eminliğini de kazanır bu yolla. Gittiği yolun doğru olduğuna da ikna olmuştur..

Yazarın anlatım tarzını çok beğendim ve kitap oldukça akıcı. Basit gibi görünse de insanı çok yerlerde düşündüren bir kitap bence. Tarz olarak sevenler okumalı.

Keyifli okumalar...
400 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
1907 yılında kaleme alınmış olan bu kitapta yeni bir dünya düzeninin kurulmasına yönelik çalışmaları anlatıyor. Dünyadaki tüm dinler kalkacak, düzen değişecek. Ve DÜNYANIN EFENDİSİ tek olacak. Bu düzen de HÜMANİZM olacak. Peki bu tamamen barış, insan haklarının korunması, hiç kimsenin birbirinin canına kast etmeyeceği bir dünya düzenini kurmaya yönelik çalışmalarda nasıl bir yol izlenecek, verilen sözler tutulacak mı ? En önemlisi başarılı olunacak mı? Yoksa bu düzen kurulurken alınan kararlarda kendileriyle tezat oluşturabilecek tavırlar mevcut mu?

İşte bu soruların cevabını bu kitapta bulacaksınız ? Keyifli okumalar dilerim.
400 syf.
·59 günde·6/10
Kitabın son 150 sayfada toparlamasına rağmen, bazı detayları çok sevmeme mesela, ölen iki karakterin kitapta dünyadaki son iyi kişiler gibi gözükmesi, Mesih'in gelişinin anlatılışı, bir muhafazakar olan yazarın bir ateistin yaşadığı iç dünyayı anlatma biçimini beğenmeme rağmen 6 verdim. Çünkü hiçbir karakter bana kendi hikayesini tam anlatmadı. Kitabı alırken öylesine çok beklentim vardı ki, nasıl kitabın üzerine atıldığımı unutamıyorum bile.
Keşke kitabın evreninde daha çok siyasi toplantıya katılsaydım, Mabel ve Oliver'ın ilişkilerini daha fazla okusaydım diyorum. Belki o zaman daha fazla sevebilirdim.
400 syf.
·5/10
Akıcı bir roman 1907yılında yazılmış ve dünya klasiklerine girmiş. Sonuç olarak yine mehdi yi bekliyorlar. Sanki incilin roman versiyonu. Aslında kıssadan hisse. İnsanlık tarihi boyunca din adına çok zulümler yapıldı. Vatikan emeviler. Din onlar için Afyon oldu. Bu roman da konu olarak bunu işledi. İnsanlar inançlarını kaybediyor. Gerçekten sonuçları ile güzel senaryo
400 syf.
·9 günde·Beğendi·6/10
Robert Hugh Benson din adamı ve yazar.Bu eser dünya edebiyatı tarihinde ilk modern distopya olarak kabul edilmektedir.Papa Benedict XVI ve Papa Francis bu eserin birçok kehanet barındırdığına dair görüşte bulunmuştur.

Konusu hakkında şunları belirtirim ki; Hep varolduğu gibi savaş halinde olan dünyanın iki farklı inanç sisteminin birbirine karşı üstünlük kurmasını konu edinmiştir.İnanç farklılıklarına olan hoşgörüsüzlük insanlık için her zaman yıkıcı sonuçlar doğurmuştur.Çoğunluğun azınlığa karşı tutumu çok güzel anlatılmış.

Eser atmosferini güçlü şekilde hissettiriyor.Ve gayet akıcı okunmakta.Konusu, olaylar örgüsü ve karakterleri çok hoş.

Tüm bunlar dışında insanın önce kendi hayatı adına birinin gelip onu kurtaracağı inancını biraz düşünürsek, kitlelerin de tüm insanlık veya belirli gruplar üstünden kendilerini kurtarmasını istediği üstün güçlü insanlar hayal etmesi ve bunlara inanması garipsenemez.Çünkü insan sorumluluk almaktan kaçınır.Kendi hayatının kontrolünü hep bir başkasına emanet etmenin hayalini kurar.Genelleme olarak söylemiyorum ancak böyle bir grup her daim varlığını sürdürecektir.Ancak cesaret ile davranmak ve hoşgörü ile yaklaşmak her zaman iyi sonuçlar doğuracaktır.
400 syf.
·5/10
Hristiyanlık propagandası. Böyle kitaplar Marvel tarzı propagandanın ataları. Sizi ancak biz kurtarabiliriz, siz sıradansınız mesajı veriyor alttan. Edebi olarak da çok kuvvetli değil. Zaman geçsin diye okunur.
400 syf.
·Puan vermedi
Dünya barışı sağlamak isteyenler ve Katolik mezhebine mensuplar arasında geçen olaylardan bahseden bir kitap. İnanmayanlar Felsenburgh'un ya da insanın Tanrı olduğunu düşünüyorlar. Dünya barışını sağlamak için Roma'yı bombalayanların aslında bu şekilde yapmamasını düşünen Mabel, şiddetin şiddetle karşılık bulmaması gerektiğini, barışın bu şekilde sağlanamayacağını düşünüyor. İnanan ve inanmayanların vermiş olduğu bu mücadelede kimin kazandığı kitabın sonunda anlatılıyor.
Kitap çok ilginç, güzel ve akıcı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert Hugh Benson
Unvan:
Yazar, Rahip
Doğum:
Wellington Koleji, İngiltere, Birleşik Krallık, 18 Kasım 1871
Ölüm:
Salford Cathedral, Salford, İngiltere, Birleşik Krallık, 19 Ekim 1914
Robert Hugh Benson AFSC KC * SG KGCHS, 1903'te 1904'te rahip olduğu ve Roma'da bir Katolik Kilisesi'ne kabul edilen bir İngiliz Anglikan rahibi idi. Çıktıları tarihi, korku ve bilim kurgu, çağdaş kurgu, çocuk hikayeleri, oyunlar, özür dileme, adanmışlık çalışmaları ve makaleleri içeriyordu.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 30 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 22 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.