Samim Sakacı

Samim Sakacı

Çevirmen
7.9/10
89 Kişi
·
277
Okunma
·
0
Beğeni
·
26
Gösterim
Adı:
Samim Sakacı
Tam adı:
Uzm. Dr. Samim Sakacı
Unvan:
Çevirmen, Doktor
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1961
1961 yılında İstanbul’da doğdu. Avusturya Lisesi’nde, ardından da Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okudu. Çeviri yapmaya uzmanlık eğitimi sırasında başladı. Kamuda ve özel sektörde uzun yıllar hekimlik yaptı. Kitaplarını çevirdiği yazarlar arasında, Fernando Morais, Adam Blake, Jasper Kent, David Carnoy ve Warren Ellis var. Halen Edremit’te yaşıyor, roman ve tıp kitapları çeviriyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
544 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Sitede bir dünya popüler kitap var; okusanız da, okumasanız da artık belli başlı diyalogları ezbere biliyorsunuzdur diye tahmin ediyorum.

''Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.''

"Çocuklar boyama kitabı değildir, onları en sevdiğin renge boyayamazsın."

"Küçük Prens yine konuşmaya başladı:
'İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...'
'İnsanların arasında da yalnızlık duyulur' dedi yılan."

Tabi birde Olric Edebiyat'ı var(Evet, Olric Edebiyatı. Oğuz Atay'a ait olmayıp ona aitmiş gibi gösterilen alıntılardan oluşan modern türk edebiyatı)

-Onunla ne zaman lades oynasam kaybediyorum Olric...

-Neden efendimiz ?
-Kalbim ondayken nasıl aklımda diyebilirim ?



-Ne zaman ayran içsem uykum geliyor Olric...

-Neden Efendimiz ?

-Çünkü ayran içinde bulundurduğu laktik asit sayesinde uyku getirir Olric.


Bıla bıla... Demeye çalıştığım bu tarz populer kitapları okusanız da okumasanız da ne olduğunu az çok hepiniz biliyorsunuzdur. Peki hiç farklı kitaplara yönelmeyi düşünmediniz mi ? Sadece popüler olan kitaplar mı güzel oluyor ? Ya da reklamı çok iyi yapılmadı diye kitap kalitesiz durumuna mı geliyor ? Yok efendim öyle bir şey! Bir kitabın popüler olmasında ki en büyük sebep yine biz okurlarız. Tabi bu bazen çok kötü yerlere varıp, güzelim kitapları dalga konusu haline getirebiliyor.

Mesela Kürk Mantolu Madonna; Sanırsam çok fazla kitap okumamış ve karşıdaki insanlara kendinizi Türk Edebiyatı'na aşırı hakim olduğunuzu göstermek istiyorsanız en iyi tercihtir. He, bir de kahve eşliğinde okursanız mutlaka sizi doçent düzeyinde görebilirler...

Mesela Suç ve Ceza; Henüz sevgiliniz yoksa ve olmasını istiyorsanız, Suç ve Ceza sayesinde hem ortamlarda ''aaaa Suç ve Ceza mı? Evet evet okudum, çok güzel kitaptı.'' diyerek artistlik düzeyinizi artırabilir, hemde sevgili yapma ihtimalinizi %25 oranında artırabilirsiniz.


Demem o ki, bazı kitapların çok popüler olması çok da iyi bir şey değil. Belli bir yerden sonra durum hiç de hoş olmayan yerlere geliyor; peki ya Danilov Beşlemesi gibi, gerektiğinden inanılmaz düzeyde az bilinen kitaplar ? Onu napçez ? Gelin bir konuşalım bence...



Öncelikle baştan belirteyim: Bu kitap Danilov Beşlemesi'nin son kitabıdır. İlk kitap On İki'dir. Daha önceden onunla ilgili inceleme yazdığımdan (#30041112) bu sefer de son kitap adına yazmak istedim...

Geri döndüm, tabi siz bunu fark etmediniz de ben 2 dakika önce sayfa bağlantısı kopyalarken yanlışlıkla bütün yazdıklarımı sildim sanıp bilgisayarı fırlatmak üzereydim. Küçük bir şoktan sonra incelememe devam ediyorum izninizle...

Danilov Beşlemesi genel olarak hemen her insana hitap edebileceğini düşünüyorum. Macera aksiyon, korku gerilim, dram, aşk, polisiye öge, tarih, felsefe, fantastik öge... her şey var. Jasper Kent'in yalın ve sıkmayan uslubü ile yatın bir kenara tadını çıkarın.

Serinin ilk kitabı olan On İki'yi ilk okuduğumda 6.sınıfa gidiyordum. Ne zaman kitap bitse diğer gün ilk baştan başlıyordum. Bazen canım sıkılıyor, Aleksey'in opriçniklerle yaptığı savaşları teker teker okuyordum. Evimizin bahçesi çok karanlık olurdu ve ben ne zaman eve girecek olsam arkamda Yuda'nın çıkmasında korkardım. Tabi şimdi ilk kitabı da bilmem kaçıncı kez tekrardan okuyunca o gerilimi hissedemedim, ama eskisinden de daha güzel tat verdi. Maalesef, bu seriden kopamıyorum ve eminim en geç 2 yıl içinde tekrardan başlarım. Dileğim o ki, birileri daha bilsin, onlar da okusun, Danilov okuduğu için göremesem bile kardeşim gibi hissedebileceğim insanlar tanıyayım... Ama nerde !

Şunu da söylemeden edemem: Yazar henüz daha seriye başlamadan 1,2,3,4 ve 5. kitaplarda nerede ne yazması gerektiğini tamamen önceden kafasında canlandırmış. 5.kitabın son 10 sayfasında bunu size çok net bir şekilde gösterebiliyor. Sarsıldım, ciddi diyorum çok etkileyici bir final oldu. Tabi bunda benim seriyi 7 8 yıldır okuyup, finali daha yeni tamamlayabilmemin de payı var; ama ne bileyim çok seviyorum bu seriyi :D Hatta size şunu da anlatayım:

On İki'yi yine yarın yokmuşcasına okuduğum günlerde babamla Ankara'ya gitmiştim. Ankara dönüşü AŞTİ'ye vardığımızda bir sahaf serinin 2. kitabı On Üç Yıl Sonra'yı satıyordu. Düşünsenize deli gibi sevdiğiniz bir seri ve sonunda 2.kitabını bulmuşsunuz. Otobüse geçtim 3-4 saat boyunca kitapla göz göze geldim, artık o zamanlar nasıl etkilemişse seri beni :D

Lütfen okuyun ve beni de mutlu edin...

Ve tabi ki bu incelemelere de bakın:

#32016888

#31600179

''Bir rüyanın kâbus olup olmaması, içerik meselesi değil, ruh hali meselesidir.''

''Alçakgönüllülük yalan söylemenin başka bir biçimidir.''

"Geri gelecek misin ?"
"Tabi," diye yanıtladım, ama aslında hiçbir askerin böyle bir soruya kesin bir cevap veremeyeceğini gayet iyi biliyordum.''

"Maks bir haindi "
"Onu sevmiştim "
"Sevilebilecek hainler ve nefret edilebilecek vatanseverler vardı "

Saygı ve Selametle...
544 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10
Ve geldik 5 kitaplik seruvenin sonuna... Kitabi kapattigim anda keske devami da olsa ve okusam diye dusundum. Evet karakterler de hikaye de sona eriyor ve devami gelmez, ama bir tarih kitabi olarak da ele alindiginda o kadar doyurucuydu ki, 1. Dunya Savasi sonrasindan bugune kadarki Rusya'yi yine Jasper Kent'in kaleminden Danilov'larin gozunden okumayi cok isterdim.
Bu son kitap kesinlikle serinin en guzel kitabi. ilk 4 kitap evet cok guzeldi ama 4 kitap boyunca yazarin farkettirmeden ince ince kurguladigi ve ordugu hikayeye muhtesem, suprizlerle dolu bir son hazirlamis. Ve yine kitap bitince anladim ki, yazar daha 1. kitabin ilk kelimesini yazarken son kitabin son cumlesi zaten aklindaymis.
Gercekten etkilendim, ve gercekten hakedildigi degeri buldugunu dusunmuyorum. Daha cok okuyun, hepiniz okuyun, hatta benim gibi tadi damaginizda kalsin ve bir kac sene sonra yeniden okumak uzere kenara da koyun.
544 syf.
Bir söz öbeğinde Spoiler olabilir. Riske atmak istemedim, şimdiden uyarayim..:)

Beş kitaptan oluşan seriyi yeni bitirdim sayılır. Her bir kitaba ayri yorum yazmak yerine tek bir kitap uzerinden genel yorumumu paylasmak istedim. 《 Hakan Arık yaz bişeyler dedi aslında,dogrusu bu...:)》
Bazilarimizin Fantastik edebiyatı yoğun olarak okuduğu dönemler vardir. Mesela ben daha çok lise yıllarımda okurdum ve Anne Rice hayraniydim. Çogumuzun izledigi film Vampirle Görüşme kendisine aittir. Yazdigi karakterler asil, zengin acimasiz vampirlerden oluşurdu... Bazı kitaplarında olaylar Italyada geçer... Vampir kitaplarına ve Italyaya ilgim varsa sebebi Anne Rice tabii ki...

Yaşla ilgisi var mi bilmiyorum ama zamanla vampir temalı fantastik kitaplar beklentimi karsilamadi.
Aradan yillar gecti ki fantastik edebiyata tekrar bir dönüş yapmak istedim. Sonra 1000 k ile tanişmama vesile olan ruh ikizim Ebru Ince beni Danilov Beşlemesi ile de tanistirdi. Ve Rusya topraklarina dogru yolculugumuz basladi. Yaktın beni Ebru abla:) Hani demistin ya bu iş Savaş Barışa kadar gider... İste o mesele... (Rusyaya da merak vardı tabi) Neyse iyi ki de girdik bu topraklara...

1812 ile baslayan seri 1917 Rusya Devrimine kadar koskocaman bir Rusya tarihi sunuyor... Napolyonun Rusyayı işgali , Dekabristler, Romanov Hanedani ... derken , çarlık rejimine karşı ayaklanan Bolşeviklere kadar geliyoruz...
Yazarın gerçek olaylardan yararlanmasi "verdiği tarihi bilgiler" seriyi klasik vampir kitaplarindan tamamen ayiriyor. .

Her kitapta beklentinizi yuksek tutabilirsiniz. Yazar heyecanı bir üst seviyeye tasiyabilmis. Tarih bilgisi ile kendine hayran birakmistir...
Danilov beşlemesi ya da benim icin namı diğer Yuda Beslemesi( bu ismi ben koydum)
-Kitabi okuyunca neden boyle dedigimi daha iyi anlayacaksiniz- tarih ve fantastik kurgunun harmanlandigi doyurucu bir seri olmakla beraber akıcı uslubuyla sıkmadığından, paralel okumalarinizda size eslik edebilecek bir seri ayni zamanda...
Hikayeyi bitirdikten sonra;
-"kesinlikle bu seriyi tekrar okurum."
-"Neden filmi ya da dizisi çekilmemiş, hayret..." gibi düşünceler yeşeriyor zihinde...

Yıllar sonra fantastik/gerilim türünde okumanın verdiği doyurucu keyif harikaydi. Sizler de okuyun okutturun... Etrafınıza yayın... Bu kitap daha çok ilgiyi hakediyor gerçekten... İyi okumalar...
512 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Danilov 5 lemesinin dorduncu kitabi halkin iradesi... aslinda tek kitap olarak degil seri olarak hem tarih( ilk kitaptan itibaren fransa rusya savasi /rus mitleri/sona dogru romanovlar ile ) hem cok ayri bir vampir (vurdalak)turu hemde (ki romantik liseli vampir kitaplarindan cok cok ayri bir katagoridedir.. ) bazen bu serinin dizisi yada filmi cekilse nasil olur diye dusunuyorum sanirim yapilamaz.. :) beni en cok yoran. bir karaktere bircok isimle hitap edilmesi zaman zaman kim kimdi diye karistirsamda:)) sevdigim bir seri tavsiye ederim.... saygilar
544 syf.
·Beğendi
Tutmayan dizilerin, tutunamayan yönetmenleri, bu kitapların sayfalarını azıcık karıştırsa öyle muhteşem eserlere imza atarlar ki.. Ama nerde !
Bitmesin diye çok uğraştım, böyle aşk, böyle tutku, böyle savaş görmedim çünkü. Vampirler çok yaşasın. Danilov gibi insanlar daha uzun yaşasın. Bu savaş hiç bitmesin. Klasik vampir romanlarını bir kenara bırakın, bulabilirseniz tüm seriyi okuyun. Sayfa sayısı gözünüzü korkutmasın. Keyifle okuyacağınıza eminim.
544 syf.
·Beğendi·10/10
Sonunda bitti. Size yalan gelir, bu seri bitmeden ölürüm diye korkuyordum. 1812’de başlayan maceramız, hayırlısıyla bitti.

Aslında anlatmak, bahsetmek istediğim çok şey var. Bu seriyi okuyan biriyle saatlerce muhabbet edebilirim. Ancak burada dilimi tutmak zorundayım. Olur da bir gün okursanız tadını kaçırmak istemiyorum.

Son Ayin’de de karşımızda bir önceki kitapta genç bir subay olan ve dedesinin ve annesi Tamara’nın hayallerini gerçekleştiren Mihail var. Var ama yıllar acımasız. Mihail artık 60’ına merdiven dayamış, kalp hastası bir adam. Kendini siyasete vermiş ve yıl 1917. Birinci dünya savaşının son zamanları. Rusya bir yandan savaşla uğraşırken, bir yandan da Bolşevik ihtilali ile uğraşıyor. Mihail ve üvey dayısı şerefsiz Dimitriy (İkinci kitaptan beri gıcığım ben bu herife. Danilov’ların en irisi ama en haysiyetsizi) ile birlikte Rusya için en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Bir de vampirler Rusya’da toplanmış öldüğü söylenen Zimeyeviç’i geri getirmeye çalışıyorlar.

http://ucalisan.blogspot.com.tr/2015/07/son-ayin.html
512 syf.
·6 günde·10/10
Adam Blake ismini çok duyup okumadığım yazarlardan biriydi beklemekle hata etmişim Onlar çok güzel bi başlangıç oldu kitap için ne kadar övücü söz söylesem az kalır tek kelimeyle mükemmel
544 syf.
·Beğendi·9/10
Son Ayin'den önce, serinin bütünü için bir yorum yapmalıyım. 5 kitabın tamamını 6 ay gibi bir sürede okudum, ki bunun 5,5 ayı Son Ayin'i beklemekle geçti. Yazarın 19ncu yüzyıl Rusya'sına, Napoleon savaşlarından Bolşevik ihtilaline kadar geçen süreyi yakın plan gözlemi ve tarihe paralel işlenen, belki de hayatım boyunca en çok zevk aldığım, gerçekçiliğe olabildiğince yakın işlendiğini düşündüğüm fantastik kurgusuna hayran kaldım.

Son Ayin'e gelince, Danilov ailesinin son ferdinin vampir ırkı ile verdiği en zorlu mücadelenin bu kitapta işlendiğini düşünüyorum. Zira Aleksey'in opriçniklere karşı verdiği mücadeleden bile daha zorlu (kitabı okuyanlar kitabın ikinci yarısında Mihail'in durumunu kastettiğimi anlayacaklardır, spoiler vermek istemiyorum). Serinin son kitabı kesinlikle beklentilerimi karşılamıştır.

İyi okumalar.
512 syf.
·8 günde·8/10
Seriye üçüncü kitaptan başlamam nedeniyle üçünçü kitabı okurken biraz zorlanmıştım. Ancak dördüncü kitaba geçtiğimde ise üçüncü kitapdan temel olduğu için hiç zorlanmadan ve bir an olsun kitaptan kopmadan okuyabildim. Kitap çok akıcı ve sürükleyiciydi. Kurgusu diğer vampir kitaplarından çok farklı ve kendine özgüydü. Okurken olayların nasıl ilerleyeceğini, karakterlerin başlarına neler gelebileceği hakkında tahminlerinizi sürekli boşa çıkarıyor. Bu kitabı okuduktan sonra keşke serinin ilk iki kitabınıda okusaydım dedirtti bana.
552 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Serinin 3. Kitabı burda olabildiğince spoiler vermemem gerek amma velakin serinin bence finali yapılması gereken bir kitaptı bol aksiyonlu entrikayı şehveti bu kadar muzaam bir dille anlatmış olduğu serinin en iyi kitabı diyebilirim

Yazarın biyografisi

Adı:
Samim Sakacı
Tam adı:
Uzm. Dr. Samim Sakacı
Unvan:
Çevirmen, Doktor
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1961
1961 yılında İstanbul’da doğdu. Avusturya Lisesi’nde, ardından da Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okudu. Çeviri yapmaya uzmanlık eğitimi sırasında başladı. Kamuda ve özel sektörde uzun yıllar hekimlik yaptı. Kitaplarını çevirdiği yazarlar arasında, Fernando Morais, Adam Blake, Jasper Kent, David Carnoy ve Warren Ellis var. Halen Edremit’te yaşıyor, roman ve tıp kitapları çeviriyor.

Yazar istatistikleri

  • 277 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 179 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.