GERÇEK: Zizek’in bütün yazılarının etrafında döndüğü temel sorunsal konu. Lacan’da gerçek, öteki ikisinin simgesel ve imgesel olduğu üç DÜZENden biridir. Zizek, erken dönem yazılarında gerçeği bazen korkunç bir varlık olarak sunmuş olsa da bu, gerçeğin dehşet ya da travmayla bütünleşmiş yanını ifade etme amaçlı bir anlatım aracıdır. Gerçek yalnızca gerçekliğin zıtlığa-dayalı'farkı [contradistinction] olarak var olur, ve dilin limitlerine, sınırlamalarına tekabül eder. Bu yüzden o, “KASTRASYON”un sonucu olan ve ANLAMLANDIRMA ZİNCİRİ içindeki dengesizlikten meydana çıkan dildeki eksiklik noktasından ele alınabilir. Ama o aynı zamanda, örneğin DÜRTÜnün doymak bilmez çarkı ya da KEYİF müstehcenliği gibi, dile direnenin bakış açısından da kuramlaştırılabilir. Gerçek üzerine düşünme yolları onunla doğrudan değil, yalnızca “kendi başına var olmayan - ancak bir dizi etkiyle, ama her zaman çarpıtılmış, yer değiştirilmeye uğratılmış bir biçimde mevcut olan bir neden” (İdeolojinin Yüce Nesnesi, 178) olarak ilişkilenir.