Sayat Ayık

Sayat Ayık

Tasarımcı
8.8/10
5.360 Kişi
·
24.497
Okunma
·
0
Beğeni
·
41
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
540 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Eğer Çalıkuşu'nu tek bir kelime ile anlatacak olsaydım bu kelime kesinlikle "naif" olurdu. Sanki okurken kitabı incitmek istemedim, Feride ile hüzünlendim, Feride ile çocuklaştım, yüreğim Feride ile bir attı. Türk edebiyatının en önemli romanlarından olduğu malumumuz; okumayı sevsin sevmesin, yaşı kaç olursa olsun isteyen herkesin çok rahat bitireceği, daha doğrusu bitirmek istemeyeceği eşsiz bir eser.

Tek şikayetim Feride ve Kamran sahnelerine doymamamdır, keşke o güzelim aşkı daha fazla sayfada okusaydık.. :)
408 syf.
·10 günde·10/10
Aşk, edebiyatta her zaman vardır; dönemlere ve akımlara bağlı olarak bazen az, bazen çok ele alınsa da aşk, edebiyatın en temel konusu olmuştur. Vaziyet böyle olunca aşk, Adem’e şiir de yazdırır, roman da yazdırır olmuş. La Rochefoucauld’un “Edebiyat olmasaydı aşk olmazdı.” Sözü ekseriya zihnimi meşgul etmiştir ve ben, onun bu düşüncesinin tersine; Aşk olmasaydı edebiyat olmazdı düşüncesini daha makul bulmuşumdur. Şimdi burada aşk nedir? diye bir tartışma başlatsak zannediyorum ki, her yorum getiren birey kadar, farklı tanımlar doğacaktır. Kaldı ki, bir aşk romanı veya şiiri okuduğumuzda dahi farklı anlamlar çıkarmamızda bundan kaynaklı değil midir?

Aşk dedim, edebiyat dedim ama hasılı, ne demek istedim ya da nereye varmak istedim, haklı olarak anlam veremediniz. Lütfen bu boş lakırdılarımı maruz görünüz ya da görmeniz lazım gelir mi demeliyim bilmiyorum. Çünkü ben on gündür Çalıkuşu’nun o zorlu hayatına tanıklık ediyor, onunla hüzünleniyor, şimdiki hayatımdan sıyrılıp onun hayatında önemsiz bir parça eşya olabilmenin hayalini kuruyor ya da ona, yaşadıklarına nazaran bir teselli bulmak istiyorum biçare vaziyette. İçinize işleyen şarkılar vardır, nasıl örnek versem… Belki Ezgi’nin Leyla türküsü gibi… Sözleriyle yüreğinize işleyen, müziği ile sizi alıp farklı diyarlara götüren şarkılar gibi…

Çalıkuşu tam da böyle bir eser alıp sizi farklı diyarlara götürecek türden… Öyle bir eser ki anlatacaklarımı anlatamayıp, her cümlenin ardına üç nokta koymama neden bir eser… Eser, öylesine içten öylesine samimi ki; faraza kitabı açacak olsam Feride’nin ruhu ile karşılaşıyor, tüm bu yaşadıklarından dolayı ondan defalarca özür dileyesim geliyor tüm suçlu benmişim gibi.

Çalıkuşunu pamuklara sarıp, saklayıp koruyasım geliyor, öylesine güzel öylesine naif, öylesine…

Hayattan sıkılıp ya da hayatın acımasızlıklarına karşı direnemeyen bütün iyi yürekli insanlara öneririm.
541 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Herkese nükseden çeşitli duygular vardır.
Severiz, üzülürüz, aşık oluruz... Bir şekilde bu duyguları kontrol altına almaya​ çalışırız.
Peki Çalıkuşu'nun yerine olsak.. Veya Gülbeşeker'in.. Ya da İpekböceği'nin...
Biz bu duygularımızı nasıl yönlendirirdik acaba?
Kitaba: Aşk, sevgi, merhamet, şefkat, acıma, ayrılık, ihanet, gurur, güzellik, yalnızlık, kıskançlık, gurbet gibi çokça tema hakim.
Bütün bu duyguların bir bedende fazlaca yaşanması insanı nasıl bir bitmişlik ve tükenmişliğe iter?
Ama o hoppa, yaramaz, küçük Çalıkuşu her yaşta bu duygulara baş kaldırmasını biliyor. Genellikle de hırçınlık başgöstererek bunu yapıyor.

Kitabı okurken Feride'nin bütün duygularına hakim olmamak işten değil. Adeta bizi elimizden tutup kitaba bağlayarak siz anlayın halimi, derdime ortak olun diyor. Okadar samimi kaleme alınmış ki bağlanmamak mümkün değil.

Bu güzel kitap, Reşat Nuri ile başlayan ilk serüvenim oldu. Bir şans olarak karşıma çıkmasaydı belki daha tanımayacaktım kendisini. Ve gerek cümle yapısı, gerek anlatış tarzıyla çok kaliteli.

Çalıkuşu, zamanında 4 perdelik bir oyun olarak "İstanbul Kızı" adıyla yazılmışken 1922 yılında, Vakit Gazetesinde​ "Çalıkuşu" adıyla roman olarak yayınlanmış ve büyük ilgi uyandırmıştır.
Duygusal olarak ağırlıkta gibi gözükse de toplumsal ve eleştirel bir yapısı da vardır.
Arkaplanda Osmanlı'yı gözler önüne serer. Dönemin siyasal, sosyal ve toplumsal yapısını da bizlere hissettirir.
Memurların sorumsuz tavırlarından, Müdürlerin insanlara karşı takındığı aşağılayıcı hallerden bürokrasideki çarpıklığı da görürüz.
Anadolu halkının yoksulluğunu, cehaletini, bağnaz yapısının da kitaba serpiştirildiğini unutmamak lazım. Aynı zamanda da yeni ve modern yaşama atılan bebek adımları da var.

Ve en önemlisini unutuyordum; Paşa'mın en sevdiği roman olduğu söyleniyor.

Tam okunası bir kitap.
Gerçek aşkı bulacaksınız sayfaları arasında. Sevgiyi, üzüntüyü, ayrılığı, ihaneti... Hepsi mevcut..

Eğer tanımıyorsanız, o ince daldaki kendi türküsünü çığıran Çalıkuşu'nu bir tanıyın. :)
544 syf.
İNSAN RUHU NE ANLAŞILMAZ BİR MUAMMA!

Bonjour, Reşat Nuri Güntekin beyciğim. Beni ''Acımak'' kitabından hatırlarsınız. Sizinle tanışma keyfine orada erişmiş idim. Şimdi ise Atatürk'ün okuduğu bilhassa en sevdiği kitap ile karşıma çıkıyorsunuz ve iddianızı daha ilk sayfalardan ileri sürüyorsunuz. Evet sayın Güntekin bu kitapla da beni müthiş surette dağıtmış bulunmaktasınız. Sizi çok seveceğim geldi. 10 bin sayfa yazsanız bu kitap yine kendini okuturdu emin olun.

Bu roman, bir aşk hikayesinden çok fazlası demek. Bu roman hepsinden öte kadının ikinci plana atıldığı ve hırpalandığı bir ortamda minnacık güzeller güzeli bir çalıkuşunun ayakta kalışını, acımasız yaşama karşı sergilediği duruşu ifade eder.

Reşat Nuri'yi az çok hepimiz tanırız, biliriz. Çalıkuşu'ndan, Yaprak Dökümü'nden. Ancak özyaşam öyküsü hakkında eminim ki pek çoğumuz bilgi sahibi değiliz. Harika bir yazar olmasının yanısıra Çanakkale milletvekili, Fransızca öğretmeni ve büyükelçilik yapmıştır. Anadolu'yu karış karış gezen ve vatanını çok seven biri olan Reşat Nuri’ye doğduğu topraklarda vefat etmek nasip olmamış. Karacaahmet mezarlığındadır naaşı. Reşat Nuri'yi 7'den 70'e her kesimin rahatça okuyabilmesinin en değerli sebebi eserlerinde kullandığı konuşma dili elbette. Bir kısmı ikinci kez dönüp okuduğunuz çok nadir oluyor. Romanları ile alakalı soruya şöyle cevap veriyor: ''konu, pek ilkel şekilde aklıma gelir. Hiçbir zaman, hemen derhal bu konunun planını yapıp da yazmaya başladığım vaki değildir. Bulduğum konuyu, zihnimde bir kenara atarım. Onu francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senenin geçtiği de olur. Bu müddet zarfında konuda bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını atarım, çıkarırım.''

Şimdi bunu okuyunca sormadan edemedim kendime acaba neleri çıkardı ya da ekledi de bu haliyle çıktı karşımıza Çalıkuşu. Okurken güldüğüm, iç geçirdiğim, tebessüm ettiğim, heyecanlandığım bir çok yer oldu. Aklıma hep Atatürk geldi. Ne hissetti, ne düşündü bunları okurken diye düşünmeden edemedim.

Jane Eyre kitabı ile birçok benzerlik gösteriyor Çalıkuşu. Muhakkak bir benzerlik, aynı kader örgüsü. Kesin suretle ayrılan vakalar olduğu gibi kesinkes bağdaşan olgular da mevcut. Bir de ne dikkatimi çektimi biliyor musunuz? Sene olmuş 2019! Dünya dili İngilizce, şartlar o biçim. Yani isteyen her birey bir şekilde İngilizce'yi öğrenebilir. Zamanında Fransızca'nın cazibesi bir kısım Osmanlı ve Türkiye'nin ilk başlarında ülkemizde vakıf dilmiş. Yani düşünün Fransız okullarının yanı sıra hiç adını bilmediğimiz yerlerde bile Fransızca dersi verilirmiş. Şimdi 1900'lü yılların başlarında oluşan bilgi ortamına bakınız bir de şimdiki zamana. Bu şimdiki zamana ''ing'' takısı taksan kaçar uzaklaşır. Öyle bir fena.

Evet Reşat Nuri Güntekin beyciğim, şimdi haddim olmadan size bir kaç eleştiri getireceğim müsaadenizle. Acaba konuları işlerken bir çok ilaveler yapıp kısımları çıkarırken bazı hatalar mı vuku buldu. Ah bu tesadüfler beni öyle bir yordu ki anlatamam. Yahu koskoca Türkiye, gezilen onca il, onca nahiyede karşılaşılan bunca tesadüfler teesüflere intikal ettiler. Böyle kaybolmuş gitmişken derinlere öyle bir açığa çıkmış bulundum ki. Neyse olur böyle şeyler, şartlar da diyemiyorum, diyemem. Beklenti arşa çıkmışken hele hiç olmaz. Bu da nazarı olsun eserinizin.

Evet bir diğer konuya gelince sene 1100, 1200, 1300, 1900, 2000, 2018 hiç farketmiyor. Yav biz de gerçekten bir sıkıntı var çözemiyorum. Belli bir plan içinde ilerliyoruz gibi. Yani kötülükler babadan oğula geçmiş, miras kalmış bizlere. Atalarımız bize onca söz, onca güzellikler bırakmış eyvallah. Hatta edebiyatını da çok iyi yapıyoruz, en iyisi biziz, en güzeli, en hatasızı. Ancak konu çıkara gelince bir çok şeyi çıkarıyoruz içimizden: haya, edep, vefa, vicdan. Çalıkuşu, uğradığı ihanete istinaden sevdiğinden, sevdiklerinden, İstanbul'undan kaçıp gidiyor yaban ellere. Ancak sığmıyor, sığdıramıyorlar onu. Kötülük, öyle durduğu gibi durmuyor içte, dilde. Salıveriyor zehrini dışarlara. Ne kadar sinirleniyorum ben böyle şeylere! Dedikodunuz batsın, çekemezliğiniz batsın, çıkarınız batsın!

Sonra söylemek isteyipte içimde kalan ne diye düşünüyorum, sanırım susacağım. Çünkü yazdıklarımın okunmadan beğenilmesini istemiyorsam susmalıyım. :) O kadar iç döktük, emek verdik değil mi?

Buraya kadar geldiyseniz, okuduğunuz için teşekkür ederim. İyi okumalar diliyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=rASV7F-umxo

Bu dizeler, yürekten akmış. Bunun yazarlıkla alakası yok. Bunları ancak hissederek yazarsın:

''Bu son ayrılık saatinde niçin hakikati saklamalı? Bu okumayacağın defteri ben senin için yazdım Kâmran. Evet, ne söyledim, ne yazdımsa hep senin içindi. Yanlış, çok yanlış bir iş tuttuğumu bugün artık itiraf edeceğim. Ben, her şeye rağmen seninle mesut olabilirdim. Evet, her şeye rağmen seviliyordum, sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kâfi gelmedi, istedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar değilse bile -çünkü buna imkân yok- ona yakın sevileyim. Bu kadar sevilmeye benim hakkım var.mıydı? Zannetmem Kâmran. Ben, küçük, cahil bir kızdım. Sevmenin, kendini sevdirmenin de bir yolu var, değil mi Kâmran? Halbuki ben bunları hiç, hiç bilmiyordum.''

''Kâmran, ben, seni sevmesini, senden ayrıldıktan sonra öğrendim. Hatta yaptığım tecrübelerle, başkalarını sevmekle sanma sakın. Gönlümün içindeki derin, hazin, ümitsiz hayalini sevmekle.''

''Kâmran, biz asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bugün dul kalıyorum... Bütün olan, geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin...''
544 syf.
·Puan vermedi
"Hazır olun!

Çalıkuşu‘nun günlüğü içerisinde bir yolculuğa çıkıyoruz. Tabii siz ona Feride de diyebilirsiniz. Veya Gülbeşeker… Velhasıl karar sizin."

Kitap hakkındaki yazımızı okumak için : http://1cay1kitap.com/calikusu/
544 syf.
·5 günde·Beğendi
Değerli 1k okuyucuları. Kitaplar hakkında elimden geldiğince duygu ve düşüncelerimi paylaşmaya çalışıyorum. Bunu en azından kitabı okumayanlara yol göstermesi amacıyla yapıyorum . Okuduğum kitapların içeriğinden çok, beğenimi ve bende bıraktığı etkiyi belirtmeye çalışıyorum. Uzun zaman sonra ilk defa bir kitap hakkında ne yazmam gerektiğine dair uzun uzun düşünmek zorunda kaldım. Evet bu kitap, Türk edebiyatının kilometre taşlarından biri olan Çalıkuşu'dur.
Kitabın ne anlattığına değinmeyeceğim. Kısaca şunu söylemek istiyorum ki; Başkarakter Feride ile roman boyunca birlikte yaşadım birlikte büyüdüm. O muzip çocukluk dönemi, uçarılığı, kendi kabına sığmaz tavırları ve o naif aşk hikayesiyle. Sonbaharda rüzgarın yaprağı havada savurması gibi hayatın Feride'yi Anadolu'nun ücra köşelerine sürüklemesine, o narin bedeniyle hayatla mücadelesine, sevgisine ve şefkatine tanık oldum. Onunla üzülüp onunla sevindim. Çaresizliğin pençesinde kalmış ceylan yavrusu gibi hayata tutunma çabası, ve sonunun mutluluğa erip eremeyeceğinin merakıyla kitabı bitirdim. Kadın gözünden bu uzun tasvir romanı yazdığı için de Reşat Nuri'yi ve kaleminin muazzam başarısını takdir ettim. Edebiyatımızın gücüne ve başarısına tanık olacaksınız. İyi okumalar.
541 syf.
1K'daki ilk hedefimdi Çalıkuşu'nu okumak. Neden bilmiyorum ama beni çeken bir şey vardı yıllarca raflarda, TV'lerde görüp de geçtiğim, hiç okumayı veya izlemeyi düşünmediğim Çalıkuşu için birden bir çekim olmuş ve ben onu okumaya karar almıştım.

"Beni böylesine saracağını hissediyordum ama sayfaların nasıl geçtiğini fark edemeyecek kadar akacağı aklımdan geçmezdi.

Allah'ım bitmesin, bitmesin bu kitap..."

Dedim de o da bitti işte ki veda etmesi benim için zor olan kitaplardan oldu. Genelde en sürükleyici romanların bile sonunu merakla bekeriz, ama bu kez öyle olmadı. Sonuçtan değil, ben süreçten ciddi anlamda etkilendim. Erkek olan bir yazarın bir kadını böylesine yaşayarak anlatabilmesi muhteşem. Hiçbir sayfasında sıkılmadan okuduğum nadir kitaplar arasında yerini almış bulunuyor. Mutluyum, hayatıma daha geniş bir pencereden bakmayı hatırladım.

Öyle ahım şahım büyüleyici bir konusu da yok hani, hemen herkes az buçuk bilir Feride'nin hikayesini. Ben de bildiğimi düşünüp hiç merak etmediysem demek hata etmişim. Güzellik içerikte veya sonuçta değilmiş bir daha gördüm, asıl güzellik ayrıntıda gizliymiş efendim.

- Ben dün akşam mühim bir karar verdim.
- Neye?
- Yaşamaya.

Evet yaşamaya, sevgili okur. Bütün bağlarımdan kurtulup bir müddet hayatın içine karışmaya...
Hoşça kal Feride...
Hoşça kal 1K...
544 syf.
SPOİLER

Öncelikle bu kitabı bana hediye olarak yollayan
Ferah/Duvar/ ablama çok teşekkür ediyorum :)
•••••••••••••••••••••••••
Nereden başlayacağımı bilmiyorum ya da ne yazacağımı çünkü bu kitap bana o kadar çok şey hissettirdi ki gerek Munise'nin vefatında gözlerimin dolması, gerek Kâmran ile Feride'nin kavuşmasın'da hissettiğim mutluluk her şeyi ile esir aldı bu kitap beni. Bazen ise az güldürmedi Çalıkuşu bizi =)
•••••••••••••••••••••••••
Yazarın kullandığı üslubu çok sevdim bir aşk kitabının bu kadar akıcı ve duyguları bu kadar hissettirebileceği aklıma hiç gelmezdi bir de bir zamanlar dizisini izlemiş olmanın verdiği önyargı da olunca bu kadar güzel eser beklemiyordum hiç ama şuan okumanın verdiği mutluluk içerisindeyim.
••••••••••••••••••••••••
Kitabın içeriğine hiç girmeyeceğim gidin alın bu kitabı kesin okuyun.
Kitaptan bir kaç tane beğendiğim alıntı ile yazımı sonlandırmak istiyorum;
#29744581
#29370601
#29546775

Bu kitabı okuyun okurken siz de hissedin yeri geldiğinde hüzünlenin ağlayın yeri geldiğinde ise Feride namıdeğer "Çalıkuşu' kadar mutlu olun.
Sağlıcakla kalın :))
544 syf.
·16 günde·10/10
Çalıkuşu sadece bir aşk romanı değil bence.Aşkın yanında,Feride'ye Anadolu'yu gezdirerek Anadolu'dan insan ve yaşam manzaraları sunmuş bize Reşat Nuri.Tekrar tekrar zevkle okunabilecek bir eser.Ben en çok eski dil sözlerle konuşulmasını seviyorum sanırım.Çok muzip ve hazır cevap bir hava katıyor karakterlere.Eğer filmini yada dizisini izledim yeter,diyerek okumuyorsanız ayıp size.

Romanda Reşat Nuri Güntekin'in birkaç romanında olduğu gibi, aşırı duygusallık var.Romanın kahramanları ya iyi ya da kötü insanlar.Eserin temelinde acıma ve sevme duyguları yatıyor. Çalıkuşu, herkesin anlayabileceği günlük konuşma diliyle yazılmış.
Romanın bir özelliği de, Anadolu'ya açılan ilk romanlardan biri olması.Bence bu çok önemli.Çünkü bu romana kadar yazılmış olan Türk romanları, genellikle İstanbul sınırları içinde sıkışıp kalmıştı.
Anadolu'yu, Anadolu halkının yaşamını anlatan ilk romanlardan biri olması bence Çalıkuşu'nu daha çekici bir roman yapıyor.
ben; beni bu kadar etkileyen, hem masalsı, hem gerçekçi; aşk ve hüznün böylesine güzel harmanlandığı bir başka türk romanı okumadım. kitabı ilk kez altıncı sınıfta okumuştum; çok beğenmiş, elimden düşürememiştim. sonraları tekrar okuduğumda yine aynı tadı alabildim. çalıkuşu'ndan sonra diğer reşat nuri kitaplarını da okudum; hiçbirinden sıkılmadan hem de.yinede çalıkuşu çok özel bir eser. okumayan gencimizin kalmamasını isterim.büyüklerimizden okumayan yoktur çünkü! üstelik reşat nuri'nin eserlerinin tadını bir kez aldınız mı, arkası mutlaka gelecektir...
544 syf.
Ne tatlı bir sevdadır, Çalıkuşu'nun hikayesi... O bir Gülbeşeker, bir Feride, bir İpekböceği, bazen Çalıkuşuydu. Her satırda kavuşmalarını merakla beklediğimiz hikayeydi Çalıkuşu... Yerinde beraber ağladık Feride ile. Beraber güldük satırlar boyunca. Bazen ise heyecandan o yazamadı, ben okuyamadım. Sevda, insanının yüreği yanında olmasa bile, gece gündüz yan yana çarpmasıdır. İşte sen bunu çok güzel anlattın be Feride...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 24.497 okur okudu.
  • 428 okur okuyor.
  • 6.679 okur okuyacak.
  • 300 okur yarım bıraktı.