Ulus Baker'e göre " Yılmaz Güney'in bir sinematografisi var: hemen tanınan bir beyin etkisi bize bu onun filmi dedirtebiliyor. Onu çağdaş Brezilyalı yönetmen Rocha ile birlikte modem politik sinemanın kurucusu kılan şey. düşünce-bilinç-beyin üçlüsünde gerçekleştirdiği bir operasyondur. Eski politik sinema ya da klasik sinema politik olmak istediğinde, beyinleri kitlesel olarak daha üst bir bilinç düzeyine eriştirecek bir 'yumruk' sineması formülü ortaya çıkmıştı (Eisenstein). Yılmaz Güney'in dünya sinemasındaki yeri, Latin Amerika sinemasına paralel olarak. beyne verilen şokun çok farklı bir türünü icat etmiş olmasından geliyor"
Türklüğün temel niteliklerinden biri Türklüğünün farkında olmaması, onu dilbilimsel, kültürel ve tarihsel olanın üstüne çıkararak doğallaştırması; onu varlığın doğal hali, özü gibi tahayyül etmesidir.