Şem'i

Şem'i

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Adı:
Şem'i
Tam adı:
Prizrenli Şem'i
Unvan:
Divan Şairi
Doğum:
936
Ölüm:
1529
Üsküp yakınlarındaki Prizren’den olup Türk edebiyatında “Şem‘î” mahlasını kullanan on şairden biridir (Karavelioğlu, XXXII [2005], s. 65-80). Asıl adı bilinmemektedir. Ailesi ve öğrenimi hakkındaki bilgiler de son derece sınırlıdır. Hayatı boyunca belirli bir işle uğraşmadığı için düzenli bir eğitim alamadığı söylenebilirse de şiirlerinden kendini yetiştirdiği anlaşılmaktadır. İstanbul’daki Şeyh Vefâ Hankahı’nda Ali Dede’ye (ö. 917/1511-12) intisap ederek kendisinden tasavvuf terbiyesi aldığı ve uzun süre burada inzivâ hayatı yaşadığı bilinmektedir. Latîfî ve Âşık Çelebi, Şem‘î’yi dünya işlerine kıymet vermeyen, derviş tabiatlı bir kimse diye niteler. Sehî onun Mevlevî olduğunu ve Ali Dede’nin müntesiplerini irşad etme amacıyla Edirne’de debbâğlar çarşısı içindeki Şeyh Muslihuddin Dergâhı’nın şeyhliğine tayin edildiğini ve bir süre burada kaldığını söylemektedir. Âşık Çelebi, Şem‘î’nin geçimini Vezir Pîrî Paşa’nın in‘âmlarıyla sürdürdüğünü belirtmektedir. Künhü’l-ahbâr’da onun Mesîhî’nin yakın arkadaşı olduğu kaydedilmektedir. Kaynaklarda Şem‘î’nin bir gece elindeki mumla (şem‘) dostlarını, “Bu gece Şem‘î’nin şebistânı vardır” diyerek davet ettiği ve o gece uykuya dalıp bir daha uyanmadığı bildirilir. Mezarı İstanbul’da Şeyh Vefâ Camii hazîresindedir. Vefatına Edirneli Nazmî, “Meskenin nûr ede Şem‘î ol Ahad” (936) mısraıyla tarih düşürmüştür.

Şem‘î’nin şairliği hemen bütün kaynaklarda mahlası ile mum arasındaki ilişki ve mumun ışığı, aydınlatma özelliği, parlaklığı göz önüne alınarak anlatılmış, âşıkane, mestâne ve yürek yakan şiirler söylediği belirtilmiştir. Hasan Çelebi’ye göre Şem‘î olgun sözlü, açık söyleyişli bir şairdir; güzel söz söyleyenler onun etrafında pervane gibi döner. Âşık Çelebi, gönül okşayan şiirlerinin bulunduğunu söylerken çağdaşı olan şairlerden aşağı kalmadığını ve hiç kimsenin aşk beldesine onun kadar rehberlik edemeyeceğini vurgular. Türkçe’yi ustaca kullanan şair şiirlerinde halk söyleyişleriyle atasözü ve deyimlere çokça yer vermiştir. Şem‘î, divanının bir yerinde kendisinin Necâtî gibi bir şair olduğunu iddia eder (Okun attı yayın yastı Necâtî / Yürü var Şem‘iyâ meydan senindir).

Şem‘î divanının müstakil bir nüshası Hayati Develi’nin özel kütüphanesinde olup Kahire Millî Kütüphanesi ile John Rylands Kütüphanesi’ndeki divanlar mecmuasında derkenar halinde mevcuttur. Murat Ali Karavelioğlu, bu üç nüsha ile şiir mecmualarındaki manzumelerinden hareketle bir doktora çalışması yapmıştır (bk. bibl.). Buna göre divanda on beş kaside, kırk dokuz beyitlik bir mesnevi, ikisi murabba, biri muhammes olmak üzere üç musammat, 191 gazel, dört kıta ve iki beyit yer almaktadır. Kasideler Yavuz Sultan Selim, Kanûnî Sultan Süleyman, Pîrî Mehmed Paşa, Makbul (Maktul) İbrâhim Paşa ve Tâcîzâde Câfer Çelebi için yazılmıştır. Osmanlı Müellifleri’nde Şem‘î’nin başta Mes̱nevî şerhi olmak üzere çok sayıda şerh yazdığı belirtilmekteyse de sözü edilen kişi 1602’den sonra vefat eden Şem‘î’dir. Hüseyin Ayvansarâyî, Esrar Dede ve Ali Enver de Prizrenli Şem‘î ile şârih Şem‘î’yi birbirine karıştırmıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şem'i
Tam adı:
Prizrenli Şem'i
Unvan:
Divan Şairi
Doğum:
936
Ölüm:
1529
Üsküp yakınlarındaki Prizren’den olup Türk edebiyatında “Şem‘î” mahlasını kullanan on şairden biridir (Karavelioğlu, XXXII [2005], s. 65-80). Asıl adı bilinmemektedir. Ailesi ve öğrenimi hakkındaki bilgiler de son derece sınırlıdır. Hayatı boyunca belirli bir işle uğraşmadığı için düzenli bir eğitim alamadığı söylenebilirse de şiirlerinden kendini yetiştirdiği anlaşılmaktadır. İstanbul’daki Şeyh Vefâ Hankahı’nda Ali Dede’ye (ö. 917/1511-12) intisap ederek kendisinden tasavvuf terbiyesi aldığı ve uzun süre burada inzivâ hayatı yaşadığı bilinmektedir. Latîfî ve Âşık Çelebi, Şem‘î’yi dünya işlerine kıymet vermeyen, derviş tabiatlı bir kimse diye niteler. Sehî onun Mevlevî olduğunu ve Ali Dede’nin müntesiplerini irşad etme amacıyla Edirne’de debbâğlar çarşısı içindeki Şeyh Muslihuddin Dergâhı’nın şeyhliğine tayin edildiğini ve bir süre burada kaldığını söylemektedir. Âşık Çelebi, Şem‘î’nin geçimini Vezir Pîrî Paşa’nın in‘âmlarıyla sürdürdüğünü belirtmektedir. Künhü’l-ahbâr’da onun Mesîhî’nin yakın arkadaşı olduğu kaydedilmektedir. Kaynaklarda Şem‘î’nin bir gece elindeki mumla (şem‘) dostlarını, “Bu gece Şem‘î’nin şebistânı vardır” diyerek davet ettiği ve o gece uykuya dalıp bir daha uyanmadığı bildirilir. Mezarı İstanbul’da Şeyh Vefâ Camii hazîresindedir. Vefatına Edirneli Nazmî, “Meskenin nûr ede Şem‘î ol Ahad” (936) mısraıyla tarih düşürmüştür.

Şem‘î’nin şairliği hemen bütün kaynaklarda mahlası ile mum arasındaki ilişki ve mumun ışığı, aydınlatma özelliği, parlaklığı göz önüne alınarak anlatılmış, âşıkane, mestâne ve yürek yakan şiirler söylediği belirtilmiştir. Hasan Çelebi’ye göre Şem‘î olgun sözlü, açık söyleyişli bir şairdir; güzel söz söyleyenler onun etrafında pervane gibi döner. Âşık Çelebi, gönül okşayan şiirlerinin bulunduğunu söylerken çağdaşı olan şairlerden aşağı kalmadığını ve hiç kimsenin aşk beldesine onun kadar rehberlik edemeyeceğini vurgular. Türkçe’yi ustaca kullanan şair şiirlerinde halk söyleyişleriyle atasözü ve deyimlere çokça yer vermiştir. Şem‘î, divanının bir yerinde kendisinin Necâtî gibi bir şair olduğunu iddia eder (Okun attı yayın yastı Necâtî / Yürü var Şem‘iyâ meydan senindir).

Şem‘î divanının müstakil bir nüshası Hayati Develi’nin özel kütüphanesinde olup Kahire Millî Kütüphanesi ile John Rylands Kütüphanesi’ndeki divanlar mecmuasında derkenar halinde mevcuttur. Murat Ali Karavelioğlu, bu üç nüsha ile şiir mecmualarındaki manzumelerinden hareketle bir doktora çalışması yapmıştır (bk. bibl.). Buna göre divanda on beş kaside, kırk dokuz beyitlik bir mesnevi, ikisi murabba, biri muhammes olmak üzere üç musammat, 191 gazel, dört kıta ve iki beyit yer almaktadır. Kasideler Yavuz Sultan Selim, Kanûnî Sultan Süleyman, Pîrî Mehmed Paşa, Makbul (Maktul) İbrâhim Paşa ve Tâcîzâde Câfer Çelebi için yazılmıştır. Osmanlı Müellifleri’nde Şem‘î’nin başta Mes̱nevî şerhi olmak üzere çok sayıda şerh yazdığı belirtilmekteyse de sözü edilen kişi 1602’den sonra vefat eden Şem‘î’dir. Hüseyin Ayvansarâyî, Esrar Dede ve Ali Enver de Prizrenli Şem‘î ile şârih Şem‘î’yi birbirine karıştırmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.