Sercan Arslan

Sercan Arslan

ÇizerEditörTasarımcı
8.7/10
191 Kişi
·
437
Okunma
·
1
Beğeni
·
156
Gösterim
Adı:
Sercan Arslan
Unvan:
Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
247 syf.
·86 günde·Puan vermedi
Felsefenin evreni, doğayı açıklamak amacıyla en genel sorunların analiz ettiğini biliyoruz. Doğayı, evreni açıklamak için bilime ihtiyaç duydular. Bugün bir insanın “Dünya” açıklamasıyla M.Ö yaşamış bir insanın “Dünya” açıklaması bir olmayacaktır. Çünkü bugün bilim yoluyla onun varlığı hakkında bilimsel veriler edip anlamı hakkında da yorumlar geliştirebilir. Ama M.Ö yaşayan insanları bilgileri kısıtlı ve yetersiz olduğu için bilimsel olmadan bir yorumlama getirmeye çalışacaktır ve yorumlamalarının genel olarak çeşitli din, inanış ortaya çıkacaktır.

Materyalizm: Her şeyin maddeden oluştuğunu, metafiziksel kavramı kabul etmeyen kuramdır. Georges Politzer kitapta anlatırken felsefenin temel sorusuna olarak madde ve ruh arasında ilişkiler olarak açıklıyor .Bunu da şu şekilde açıklar ( Madde ruhu yaratır) Bu durumda materyalistler dünyayı ve maddeyi yaratanın Tanrı değil ya da ruh( düşünce ve maddi olmayan şeyleri ) maddenin ruhu yarattığını düşünürler . Örneğin bu kitapla ilgili düşüncelerimi açıklayabilmek için kitabı okumam gerekiyordu yani bu kitap olmasa bu fikirleri açıklamış olmayacaktım. Yani kitap(madde ) benim düşüncelerimi (ruh) geliştirdi, yarattı. Yani kısaca materyalistler açıklamak için önce maddeye ihtiyaç duyarlar. İnsan nasıl düşünür derseniz? İnsanlar beyni olduğu için (keşke her beyni olan insan düşünebilse sevgili materyalistler) derler sonra akıldan bahsederler.

İdealizm: Bilgide düşünceyi temel olduğunu ileri süren. Varlığı insanın düşüncesi tarafından oluşturulduğunu öne sürer. (Ruh maddeyi yaratır) şeklinde açıklar. “Her şey bizim zihnimizde vardır “ diye düşündüklerinde ise Dünya’yı bir yanılgı ve insanlarda aslında onlar hakkında fikirlerimle tanıyorum onlar da maddi derlemelerden başka bir şey değildir . Tanrı ( ruh) Dünya’yı yaratmıştır. Maddi gerçekle uymayan fikirler vererek Dünya yanılgısını yaratır. Hatta insanlar yanılgıdır sadece varolan benim diyecek kadar yorumlar yapmışlar İdealistler.


Agnostisizm: Bilinmezci dediğimiz agnostikler gerçeği bilemediğimizden, Tanrı hakkındaki yorumlarında da varlığı, yokluğu bilinemez ne 500 yıl sonra teknoloji çağında da bilemem, kimse bilemez demiştir. Ama sadece metafizik konularda değil varlıklar hakkında da bir bilgiye ulaşamadıklarını, ulaşmak için insanın yetersi z olduğunu ileri sürüyorlar. Ve Engels bu tezi nasıl çürüttüğünü söylersem gülmeyin lütfen “Çöreğin varlığının kanıtı onu yiyebiliyor olmandır” ( aynı zamanda İngiliz atasözü) Çöreği yedikten sonra açlığın giderildiği onun kanıtı olduğunu söylüyor. Yani varlığın var olduğunun bilinebilir olduğunu söylüyor, kitapta agnostisizm hakkında güzel yazılar var Engels bu tezi çürütmüştür deyince daha etkileyici bir fikir bekledim.

Metafizik: Fizik bilimlerinin ötesinde kalan anlamına gelir, metafizik sorunları bu sorunların ortak niteliği ise hepsinin ontolojik olmasıdır. Şeylerin, hareketsizleri, özdeşlikleri içinde görülür yani varlıkları var olan boyutlarda düşünmüştür biz onları iki boyutlu olduğu halde üçüncü bir boyuta giremeyiz. Aşılmaz sınıf ayrımı ve zıtların karşıtlığı ilkesi. Yani şeyler, birbirinden ayrılırlar ve karşılıklı ilişkilerden sıyrılırlar.

Diyalektik: Diyalektikte söz konusu değişim mevcuttur. Her şeyin, değişmede olduğunu vurgular. Diyalektikte hareket başlangıcından itibaren, çelişki kavramıyla ve dolayısıyla karşıtlık kavramıyla bağlantılı olarak açıklanmaktadır; Marx maddenin hareketinin diyalektik iç çelişkilerinin ürünü olduğunu ileri sürer ve düşüncenin diyalektiği de bu noktada maddenin hareketinin bilince yansıması olarak değerlendirilir. Bu nedenle Marksist felsefe diyalektik materyalizm olarak ifade edilecektir


Not: Kitap Marksizmin açıklayan ilkelerden bahsediyor. Marx ve Engels’den çokça alıntı yapılmış. Kitap Marksist taraflı yazıldığını da söylebiliriz. Objektif bir şekilde yazılmamış olsa da detaylıca açıklanmış, soru cevap niteliğinde gitmiş. Çok akıcı bir kitap olduğunu söylemem incelememde de bilgi vererek birkaç maddeyi açıklamak istedim teşekkürler.
224 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Ali Şeriati'ye başlamak adına, kitaplarından derlenmiş düşüncelerini barındıran, aforizmalardan oluşan eser.

"Tabiatımı felsefe, hikmet ve irfanla yoğurmuşlar" diyor Şeriati. Hakikaten de böyle. Kitap boyunca irfanından esintiler sunmuş bize. Bize bugün hep söylenen ve yanlış olduğu bence su götürmez bir gerçek olan ''Felsefe ile uğraşanlar dinden sapıyorlar'' tezini çürüten kişilerden biri. Şeriati, insanı sorgulayan, hayatı sorgulayan bir sosyolog. Tıpkı her büyük şahsiyet gibi fikri ve ilmi yönü dolayısıyla büyük sıkıntılar çekmiştir. Hele bir de İran gibi bir ülkede bu fikirlerinizi beyan ettiğinizi hayal edin! Ondaki din anlayışı bambaşka. Korkutucu, baskıcı, insanı kalıplara sokan bir din değil. Huzura giden yol, bir başka âlemlere açılan kapı. Dini çok başka yaşayan ve düşünen biri gördüğüm kadarıyla.

Ve Ali Şeriati de her şeyin ölçüsü ve merkezi olarak insanı almış. Varoluşu sorgulamış. Felsefeyle dini harmanlamış. Hayatın köklerine inmiş. Bilmiyorum ama bana üslubu ve düşünce tarzı yer yer Cemil Meriç'i anımsattı. Ikisi de fikir işçisi ,ikisi de fikrin bekçisi. Ilk adım adına aforizmalardan başlamayı bilerek seçtim. Bakalim, düşüncenin derinliğine kitap kitap dalacağım.
288 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk dönemlerindeki o sancılı zamanları anlatan eserde, sekiz âlimimizin cevvâl ve macera dolu hayatları tafsilâtıyle mevcut. Bunların yanında, bu âlimlerimizin çağdaşı olan başka âlim ve mühim şahsiyetlerin de hayatlarından önemli kesitler bulacaksınız.
128 syf.
·5 günde·5/10 puan
Yanılmıyorsam okuduğum ilk hatırat kitabı bu kitaptır. Yosif Lyubenov Osmanlı Devletinde yıpranmaların olduğu dönemde, kendi milletlerinin tanınmasını isteyen esasen bulgar ve hıristiyan bir hekim. Kitap boyunca bir yandan esprili dili bir yandan da bozulmuş düzene eleştirileri dikkat çekiyor. Özellikle otacının yanında çıraklığa başladığını anlattığı kısımlarda açıkçası ben çok eğlendim. O dönemde var olan farklı kültürlere ait geleneklerden de bahsediyor, "Aaa aaaa" dediğim geleneklerin olduğunu da söylemeliyim. Hem biraz eğlenmek isteyen hem de tarihe merakı olan kimselerin okumasını önerebilirim.
256 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Türklerin İslamiyet’i kabulleri sonrası yaşanan sürecin en önemli mesafe taşlarından biri de Selçuklulardır. Nitekim idarî ve askerî sahaların dışında sosyo-kültürel anlamda yeni din ile bütünleşmenin sağlanması, Anadolu’nun Türkiye’ye dönüşmesi, Sünnî İslam’ın yeniden atılım gücü kazanması, İslam tarihinde ilk defa genele hitap eden eğitim kurumları olarak Nizamiyelerin kurulması, Osmanlı’yı bir cihan devleti haline getiren mirasın aktarımında Selçuklular başrolü üstlenmişlerdir.
247 syf.
·Puan vermedi
Felsefeye yeni başlayacak olanlar için tavsiye edilebilir nitelikte olan bu kitap Genel olarak idealizm -materyalizm ikilemi üzerinde durmuştur . Bunun dışında diyalektik materyalizme yönelmiştir. Çok yönlü olmasada felsefeye dair anlaşılabilecek tarzda bir kitap. Ancak doyurucu nitelikte değil:) basit anlaşılır bir dili var ancak felsefeye dair bir çok konu eksik ele alınmıştır.
304 syf.
·1 günde·10/10 puan
Öncelikle herkesin hakikat arayışında olup da bu kitabı okumaması eksiklik diye başlamak istiyorum. Başlangıç özünde olup ama senedi ve deliline göre önemli kitaplar arasında gire Gadir-i Hum meselesi kitabı gerçekten çok değerli bir eserdir. Kitap iki kısımdan oluşuyor. Söyleşiler ve Makaleler. İlk bölümde Büyük islam Alimlerinden olan Ayetullah Kamal Haydari`nin delil ve mantıksal islam tarihi incelemelerinden oluşup, ikinci kısımda ise Diğer değerli islam Alimlerinin
Gadir-i Hum olayı ile ilgili makalelerinden ve yazılarıdan oluşuyor. Eğer Gerçekleri araştırıp okumak öğrenmek istiyorsanız mutlaka bir gö gezdirin. Unutmayın gerçekleri okuyarak değil gerçekleri okuyup aklınızı kullanarak hakkı bulabilirsiniz...
158 syf.
·Beğendi
"Sen haykırdın binlere Bilal
Şehadetinle;
İsrail'in suru kadar etkili
üfleyerek, çölleşen ruhlara şehadeti...
Şimdi burcu burcu şehadete
Kucak açan, ilahî muştuya
Gark olmak isteyenler geliyor!
Geliyor, çünkü sen;
cihad gedikleri açtın
hareketsiz ruhlarda Bilal."

Şehid olmak herkese nasib olmaz. Ve şehadetiyle binlerce gence mücahid olmayı tebliğ etmek pek az kişiye nasib olur. Binlerce yürek Bilal Ağabey'lerinin 1987 senesindeki şehadeti ile uyandı, dünyanın gaflet uykusundan. Binlerce genç, İslâm'ın edebiyatını yapmanın değil, 'ölümü ölümsüzlük bilmenin' gerektiğini idrak etti. Binlerce genç, ayet-i kerimede geçen "İnananlardan ahdini yerine getiren erler vardır." erlerden olmak için hicret etti cihad meydanlarına. Afganistan'a, Çeçenistan'a, Bosna'ya, Şam'a... Onların hicreti cihaddı. Kalplerinde ise şehadet vardı. Zirâ şehadeti arzulamayana 'mücahid' denilmezdi.

Cihad, iki güzelden biri ile sonlanırdı. Zafer yahut şehadet. Ya muzaffer olunurdu ya da şehid.

Memleketindeki yaşıtlarının dünya zevklerine kandığı bir çağda, Bilal şehadet hasretiyle yandı durdu. Yaşıtları kızların peşinde kör olmuşken onun yüreği Rabb'inden başkasını istemiyordu. Şehadet, bir vuslattı onun için.

"Bu sensizliğin kaçıncı kışıdır bilmiyorum... Soruyorum kendime vakti şifadır, baharistan ne zaman diye?"

"Adanmışlığım İsmail misali, boynumu uzattım yoluna bekletme, sürgünüm uzar."

Dünyevî adanmışlıklar yalandı onun için. Zirâ bir kez bu lezzeti tadan yürek, gerisin geri nasıl dönsündü? Hep fazlasını arzuladı Bilal. Lâkin susuzluğu geçmedi. Yalnız şehadetti onu huzura erdirecek olan. Rabb'i için nefsini, bedenini feda etmek. Kanıyla sulamak, gelecek nesilleri.

Tağutlara ve iş birlikçilerine meydan okudu şehadeti ile. Nice mücahid hâlâ onun yolunda yürümekte. Ve nice mücahide, onun gibi yiğitler yetiştirme hasretinde.

"Utansın!
Utansın insanlık!
Demagoji yapanlar!
Çağ atlayan yeni nesil!
21. yüzyıl ve modern dünya!
Sizler, bizler, onlar ve yarınlar!"

Ve şu güzel ezgi ile bitireyim kelamı:
https://youtu.be/zVp5D0Ca6zE

Rabb'im şehâdetini kabul eylesin Bilal Yaldızcı.
240 syf.
·Beğendi·8/10 puan
İlk kitap gibi buda mükemmel tufan hocanın eline sağlık ama ilk kitabın konu seçimi 2. Kitaba göre daha başarılı tarihteki büyük olayların dünya ve türkiyeye etkilerini ele alan güzel bir kitap tavsiye ederim
280 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Sergüzeşt-i İstanbul
22.03.2020
Yazarın belirttiği gibi 'İstanbul üzerine ne yazılırsa yazılsın hep bir şeyler eksik kalır.'
Okur olarak da İstanbul üzerine ne okursak okuyalım hep birşeyler eksik kalır bencede.
İstanbul'dan mekanlar,simalar,olaylar konu başlıkları ile içeriklerinin hakkını veren,genel bilgiler dışında farklı bilgiler de okuyabileceğiniz bir çalışma.
Ropörtaj şeklinde olan kısımlar olumlu farklılık katmış.
Bayadır aklımda olan Yeldeğirmeni Mahallesini malum badireyi atlattıktan sonra ziyaret etmek lazım.
Topoğrafik şartları nedeniyle sahilinde kum biriken ve Rumcada 'kum' anlamına gelen 'Psamathia' adıyla anılan Samatya..
Aslanlı Yalı : Said Halim Paşa'nın Yeniköy'deki yalısının rıhtımında bulunan aslan heykelleri nedeniyle bu adı almış.
Vidalı Köşk : Abbas Halim Paşa'nın Heybeliada'da ki çivisiz sadece vidalama ile adını almış yapı.İstiklal Caddesi'ndeki Mısır Apartmanı da bu paşanındı.
Kavafyan Konağı: Bebek Yoğurtçu Zülfü sokakta bulunan konak İstanbul'un en eski sivil mimari örneğidir.
Beatles grubu Zilciyanların yaptığı el yapımı zilleri kullanmıştır.
.
Kelimelerimiz:
Sergüzeşt: serüven,macera
Filantrop:insansever
Ermenice : ...yan = ...oğlu

Yazarın biyografisi

Adı:
Sercan Arslan
Unvan:
Editör

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 437 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 423 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.