Serge Latouche

Dünyanın Batılılaşması yazarı
Yazar
10.0/10
1 Kişi
10
Okunma
2
Beğeni
858
Görüntülenme

Hakkında

1940’ta doğdu. Sorbonne Üniversitesi’nde dünya ölçeğinde yoksullaşma konusunda iktisat doktorası (1966) ve Lille Üniversitesi’nde iktisadi epistemoloji alanında felsefe doktorası (1974) hazırladı. Halen Paris Sud Üniversitesi’nde emeritus profesördür. Entropia ve Revue du MAUSS dergilerinin kurucuları arasında yer aldı.
Ünvan:
Fransız ekonomi profesörü
Doğum:
1940

Okurlar

2 okur beğendi.
10 okur okudu.
30 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Türkçe Basıma Önsöz
Dünyanın Batılılaşması'nın Türkçeye çevrilmesini anlamlı bir olay olarak değerlendiriyorum. Bunun, bir bakıma, eşyanın doğasına uygun olduğu söylenebilir. Türkiye, gerçekten de yaptığım çözümlemede ve kitapla tanımlanan süreçte çok özel bir yer tutuyor. Bu ülke, sömürge durumuna düşmeden, tüm enerjisiyle Batılılaşmaya karar vermiş ve girişmiş çok çarpıcı bir örnek. Aynı zamanda, bu atılımın karşılaştığı güçlükleri, direnişleri ve belki de nihai başarısızlığı temsil ediyor. Bu Batılı kitabın Türkçeye çevrilmesi de, hem bu Batılılaşmanın, hem de bunun yarattığı sorunların ve karşılaştığı engellerin bir kanıtı. Kuşkusuz Türk aydınları, Üçüncü Dünya ülkeleri içinde, bu olayı ve ülkelerinin için de bulunduğu hazin çıkmazı tüm boyutlarıyla kavrayanla: arasında yer alıyorlar. Batı düşüncesini tanımaya can atarken Batılı bir eleştiriden ve kendi yaşadıkları kültürsüzleşme deneyimin den yola çıkarak Batılılaşmayı eleştirmekten geri kalmıyorlar. XVIII. yy. başında Osmanlı orduları Viyana kapılarına dayanmışken, Batı uygarlığının üstünlüğü çağdaşların gözünde hâlâ kuşkulu olabilirdi. 30-40 yıl sonra, İngilizlerin denizlerde, Avrupalıların dünyada kurdukları hegemonya artık tartışma götürmüyordu. Osmanlı İmparatorluğu, yenilikçi çarların Rusyası’yla az çok aynı zamanlarda tepki gösteriyor, gücünü ve yerini korumayı sağlayacak ilk reformları benimsemeye çalışıyordu. Kemalist devrimden epey önce Türkiye, Batılı vaat yarışının cehennem çarkı diye adlandırılabilecek anafora girdi. Bu, tam anlamıyla hazin bir durumdu; Türkiye Batılılaştıkça, çöküşüne çare bulunamaz oldu ve Batı'yla arasındaki uçurum büsbütün derinleşti ya da iyimser bir deyişle bu uçurum kapanmadı. O dönemde yabancı gözlemciler, Türkiye'yi modernleştirmek, uygarlaştırmak ya da Batılılaştırmak için 50 yıla gerek
Sayfa 10 - Paris, Nisan 1991·Kitabı okuyacak
İyi ya da kötü hangi güç, varlığın tek boyutluluğunu ve terk edilmiş kültürlerin kalıntıları üstüne davranışların uydurulmasmı zorla kabul ettirebilir? Batı, artık ne coğrafı ne de tarihsel olarak Avrupa'da; artık gezegende konup göçen bir insan kümesinin paylaştığı inançlar bütünü bile değildir; Batı'nın her türlü kişisel özellikten yoksun, ruhsuz ve bundan böyle efendisiz, insanlığı kendi hizmetinde kullanan bir makine olarak görülmesini öneriyoruz. Kendisini durdurmak isteyecek her türlü insan gücünden kurtulmuş olan çılgın makine, gezegeni kökünden koparma işini sürdürüyor. Makine, yerkürenin en ücra köşelerinde bile insanları işledikleri topraklarından sökerek onları kendi pompaladığı, sanayileşme, bürokratikleşme ve sınırsız teknikleşme ile pek de bütünleştirmeden kentleşmiş bölgeler çölüne kaldırıp atıyor. Artık anlamı kalmayan zenginlik, uçsuz bucaksız kentlerin göbeğinde alabildiğine gelişiyor. Kendisini yaratanlarm ruhu bile duymadan, makine, ancak toplumsal dokuyu tahrip ederek farklılaşmayı doğuruyor. Toplum ölçeğindeki bu ayrışma, sözümona toplumsal her türlü modelin somut evrenselleşme koşullarını ciddi şekilde frenliyor. Batılılaşma hareketi korkunç güçlüdür.
Reklam
Reklam