Serhat Ulağlı

Serhat Ulağlı

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
105
Gösterim
Adı:
Serhat Ulağlı
Unvan:
Profesör
Kars’ta dünyaya gelen Serhat ULAĞLI, ilk orta ve lise öğrenimini Kars’ın Selim ilçesinde tamamladı. Daha sonra Cumhuriyet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatından mezun oldu. 1993 yılında ÖSYM tarafından organize edilen YLS sınavı sonucunda burs kazanarak Fransa’nın Toulouse Le Mirail Üniversitesi’nde “Infulance de la Litterature Sur la litterature Turque” başlıklı tezi ile yüksek lisansını tamamladı. 1998 yılında aynı üniversitede “İmage de l’Orient Turque Dans la Litterature Française” “adlı doktora çalışmasını tamlayarak doktor unvanı aldı.

Türkiye’ye dönüşünün ardından Harran Üniversitesi ve Muğla Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak, 2010 yılında Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nde Avrupa uzmanı olarak, 2012-2016 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde doçent doktor olarak çalışan Serhat ULAĞLI, halen Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü, Kişilerarası İletişim anabilim dalında profesör olarak görev yapmaktadır.
Çoğumuz hayatımızın bir döneminde zorunlu veya gönüllü kimlik muhasebesi yapmış, kimliğimizin toplumsal veya siyasal olarak ezildiği düşündüğümüz tarafları hakkında savunmacı bir yaklaşıma bürünmüşüzdür. Her birimiz için gündelik yaşamımızın gündemi olan veya oldurulan kimlik kavramı bu yüzden üzerinde düşünülmeyi ve tartışılmayı hak eder. Her girdiğimiz ortamda mutlaka gerçekten kim olduğumuzu anlamaya meyilli ısrarlı sorulara veya ötekileştirici gruplaşmalara tanık olmamız olasıdır. Medeni olduğunu ve hatta medeniyetin Öncüsü olduğunu iddia eden ülkeler içinde bile kimlik kavramı günümüze bütünleştirmenin değil ötekileştirmenin taşıyıcı kavramı olma fonksiyonunu sürdürmektedir.

Kimliğin bütünleştirici olmaktan ziyade ötekileştirici bir yapısı olduğuna ilişkin en yakın örnek İngiltere’de saldırıya uğrayan Suriyeli lise öğrencisine ilişkin sarsıcı haberdir. İngiltere’de Huddersfield kentinde Almondsbury adlı bir lisede 25 Ekim 2018 tarihinde gerçekleşen olayda İngiliz asılli bir öğrenci Suriyeli 15 yaşındaki öğrenciye önce kafa attı, yere yatırdı ve üstüne su döktü. Buna karşın gördüğü zorbalık sonrası ayağı kalkan Suriyeli çocuk ise ses çıkarmadan dönüp gitmek durumunda kaldı. Polis olayın ırkçı bir saldırı olduğunu raporladi.

Tabii bu medyanın bize gösterdiği kısım. Oysa görünenden fazlası muhakkak var. Bu olay hem kendini medeni diye adlandıran bir ülkede geçmesi hem kimlikle ilgili olması hem de eğitimle ilgili bir kurumda meydana
gelmesi açısından çarpıcıdır. Hayatın kendisine sözcüklerden çekinmeyi öğrettiğini belirten yazarlardan Maalouf “Ölümcül Kimlikler (2006)” adlı kitabında en açık gibi görünen sözcüklerin çoğu zaman en kalleş olduklarını belirtir (s.15). Bu sözde dost sözcüklerden biri de “kimlik”tir. Maalouf kimliklerin pek çok aidiyetin toplamindan oluştuğunu belirterek, ısrarla kişiyi tek bir kimlikle tanımlama isteğini ırkçı, ötekileştirici ve bu yönüyle ölümcül olarak nitelendirir.
Ünlüler üzerine gerçekleştirilen çalışmaların sonuçlarına göre küçük düşme önemli bir yer tutmaktadır (Benoit, 1997a:180). Brazeal (2008:147) samimi bir şekilde dilenen özürlerin ünlüler için önemini ortaya koyarken; Benoit ve Anderson (1996: 75) da suçlayanı suçlamanın ünlüler için sıklıkla kullanılan bir taktik olduğunu göstermiştir. Eğlence endüstrisi içerisinde yer alan ünlüler küçük düşme başlığı altında yer alan uygulamaları kullanmaya, hukuki suçların getirileriyle ya da şirket yönetimiyle ilgilenmedikleri için, diğerlerine göre daha meyillidir (Benoit, 1997a: 180). Benoit tarafindan Hugh Grant üzerine gerçekleştirilen çalışma konuya daha derin bir bakış açısının sağlanması ve bütüncül bir analizin ortaya konulması adına faydalı olacaktır. Benoit, (1997a: 177-186) Hugh Grant’in bir fahişe ile kamusal alanda yakalanması sonucunda imajını düzeltmek adına giriştiği çabaları analiz etmiştir. Grant olayın öncesinde yeni çıkacak bir filminin tanıtımını yapabilmek adına beş adet TV programı ile anlaşmış bulunmaktaydı. Grant bunları iptal etmek yerine imajını düzeltmek için bir fırsat olarak gördü ve her birine katılım gösterdi. Grant bu programlarda ilk önce Özür diledi (küçük düşme), bu tutumu insanların onda sevdikleri şeyin güçlenmesine neden oldu (desteklemek) ve ayrıca İngiliz Medyası Özelinde medyayı suçlayan bir söylem geliştirdi. (suçlayanı suçlamak) Benoit ayrıca bu stratejileri kullanarak Grant’in başarılı bir biçimde imaj restorasyonunu gerçeldeştirdiğini de belirtmektedir.
Gerbaudo, sosyal medyanın toplum hareketlenmelerini etkileyen üç temel özelliği olduğundan bahsetmiştir. Bunlardan ilki; kimlik ve bilinç oluşturma yeri olarak kullanılan özellikle de gençlerin genelde yakındığı sorunlarına çözüm bulabilmek amacıyla bir araya geldikleri dayanışma amaçlı düzlem olmasıdır (Dolgun Sütlüoğlu, 2014: 9). İkincisi ise; paylaşım vasıtasıyla geliştirilmiş sembollerle katılımcıların birbirlerinden haberdar olarak toplandıkları olumlu olumsuz duygularını aktardıkları ve daha iyi bir gelecek için duygu birikimlerini paylaştıkları bir alan olmasıdır. Bir diğer özellik de; toplumun rahatsız olduğu konuların eyleme dönüşmesine ve yönlendirilmesine hizmet eden bir sıçrama tahtası şeklinde çalışan, protestoların organize edilip üyelere iletilmesiyle hareketlenmeyi hızlandıran ve bunun geniş kitlelere yayılmasına vesile olan bir nevi kişisel gazete gibi çalışan bir mecra olmasıdır (Gerbaudo, 2012: 13).
Sosyal yapıların kendilerine has kuralları ve yaptırımlarının teknolojik gelişmeleri tetiklediği görülmüştür. Son iletişim teknolojisi olan internetin de bu sosyal ihtiyaçlardan etkilenmiş ve böylelikle yeni medya ve sosyal medya kavramları hayatımıza girmiştir. Genel anlamda bakıldığında bilgi iletişim teknolojilerinin özellikleri ve sosyal eylem bilhassa toplum yapısının inşası, gerçek ve sanal mekanın karşılıklı ilişkisi, dijital bölünme ve sosyal eşitsizlikler, kapalı toplumlarda globalleşmenin etkisi ve bunun global kamuoyuna yansıması gibi konuları içine alır. Facebook,Twitterve Youtube gibi sosyal ağların milyonlarca insanı bir araya getirerek yeni bir kamusal alan oluşturduğu görülmektedir. Böylelikle yeni medya yoluyla yapılan paylaşımların sonucu protestoların yaygınlaştığıni söylemek mümkündür. Sosyal medyanın örgütlenmeye, fikirlerin hızla yayılmasına ve kişilerarası hızlı ve anlık iletişimi gerçekleştirerek sosyo-politik olaylara tepkinin daha hızlı verilmesine imkan tanıdığı da aşikardır (Aykurt Şeşen, 2017: 4-9).
Medya ya da sosyal medya vasıtasıyla elde edinilen bilginin arka planı olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Sosyal medya bilgiyi yayarken aynı zamanda içinde yorum da bulundurmaktadır.Bunu da resim, müzik, Video veya emoji kullanmak suretiyle yapmaktadır. Bu şekilde subliminal mesaj barındıran bu içerikler planlı bir biçimde kullanılmaktadır (Dağıtmaç-Özbay, 2018: 66).

Ayru görüş etrafinda örgütlenen ve birleşen kitleler sosyal medya etkisiyle daha da büyüyerek kamuoyunda sosyo-politik bir güç unsuru haline gelmektedir. Bu tarz örgütlenme örneklerini Arap Baharı, Gezi Olayları, Wall Street İşgali eylemlerinde apaçık görmekteyiz. Başlangıçta ulusal çapta olmalarına rağmen, sosyal medya sayesinde evrensel kimliğe bürünen bu olaylar sosyal medyanın bu alandaki başarısını da kanıtlamıştır (Yağmur, 2015: 5 7-59).

Günümüzde hem geçerli ideolojinin karşıtı yaklaşımlar hem de kişiler arası bilgi aktarımı ve bağ kurma amacıyla topluma bilginin iletilmesi teknolojik gelişime uygun araçları kullanan medya tarafindan yapılmakta ve özellikle de toplumsal hareketlerin ortaya çıkmasında çok önemli rol oynamaktadır.
Beden, geçmişten günümüze toplumsal düzenin oluşturulması için sürekli olarak kullanılagelmiş bir araç/nesne olarak karşımıza çıkmıştır. Foucault (1986), Cinselliğin Tarihi kitabında, XVI yüzyıldan itibaren siyasi bir iktidarın/mekanizmanın insan bedenine disiplin tekniklerini yöneltmek ve nüfus düzenlemesi için bio-siyaset yapmak eğiliminde olduğunu vurgulamıştır. Buradan da anlaşılacağı gibi, beden manipüle edilerek toplumsal bir düzen inşa edilmek istenmiş ve bu yolla topluma hükmetmek çabası gösterilmiştir.

Tarih hiçbir zaman tüm insanların eşit görüldüğü ve herkesin eşit olarak değerlendirildiği bir zaman sahnesine tanıklık etmemiştir. Güçlünün güçsüz olan veya güçsüz olarak görülmek istenenin üzerindeki gerek ideolojik gerekse toplumsal üstünlük çabasına girişmesi, Beyaz’ın Siyah üzerindeki baskısı ve kendisini ayrıcalıklı olarak kabul edip siyahi bir insanoğlu gibi değerlendirmemesi tarih boyunca karşılaşılan bir durumu bizlere göstermiştir. Günümüzde bile bu duruma, -her ne kadar bir nebze düzelmiş görünse de- tanıklık etmek zor değildir. Tarihsel bir kritik ile bakıldığında Cornel West (1982), zencilerin insan olarak görülmesiinin modern Batı’da oldukça yeni bir keşif olduğunu ifade eder. AsIında bu durumun bu şekilde görülmesinin kaynağı Siyahi bedenlerin politikleştirilmesi ve belirli bir senaryoya uydurulmasının sonucu olarak Amerikan yaşamında bir tehdit unsuru gibi görülmesinden geliyordu. (Serhat Ulağli)
158 syf.
·Beğendi·9/10
Serhat Ulağlı Bey, genelde akademik camia tarafınca ilgiliyle takip edilmesine karşın kaleme aldığı ilk roman eseriyle oldukça başarılı bir kurgu dili sergilemiş. Eser baştan aşağıya motiflerle dolu; yani eserde adı geçen yer,zaman ve karakter-tiplerin her birinin ayrı ayrı bir anlamı olduğu gibi, bütünleşik de bir anlamı var:eserde vurgulanmak istenen mesaj, kitabın bütün satır aralarına sığdırılmış. Üstelik yazar, eserinde yalnızca motif kullanmakla kalmamamış,, aynı zamanda eser içerisine altı ayrı şifre de yerleştirmiş. . Bu sebeple muhakkak ki edebi değeri yüksek ve okumaya değer olan bu eser, ileriki zamanlarda edebiyattta hakiki yerini bulacağına inanıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Serhat Ulağlı
Unvan:
Profesör
Kars’ta dünyaya gelen Serhat ULAĞLI, ilk orta ve lise öğrenimini Kars’ın Selim ilçesinde tamamladı. Daha sonra Cumhuriyet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatından mezun oldu. 1993 yılında ÖSYM tarafından organize edilen YLS sınavı sonucunda burs kazanarak Fransa’nın Toulouse Le Mirail Üniversitesi’nde “Infulance de la Litterature Sur la litterature Turque” başlıklı tezi ile yüksek lisansını tamamladı. 1998 yılında aynı üniversitede “İmage de l’Orient Turque Dans la Litterature Française” “adlı doktora çalışmasını tamlayarak doktor unvanı aldı.

Türkiye’ye dönüşünün ardından Harran Üniversitesi ve Muğla Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak, 2010 yılında Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nde Avrupa uzmanı olarak, 2012-2016 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde doçent doktor olarak çalışan Serhat ULAĞLI, halen Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü, Kişilerarası İletişim anabilim dalında profesör olarak görev yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.