Seyfullah Erdoğmuş

Seyfullah Erdoğmuş

YazarDerleyenÇevirmen
8.5/10
28 Kişi
·
64
Okunma
·
0
Beğeni
·
194
Gösterim
Adı:
Seyfullah Erdoğmuş
Unvan:
Yazar
Şeyh Abdulkadir meclisinde konuşurken,sözünü kesti ve gözleri doldu.
'Annem vefat etti' dedi.Bu tarihi kaydettik.Bir süre sonra annesinin o vakitte vefat ettiğine dair haber geldi.
Bütün amelleri inceledim, yemek yedirmek ve güzel ahlaktan daha iyi bir şey bulamadım. Bütün dünya bana verilse, hiçbir aç ve fakir bırakmam, hepsini doyururum. Şu anda bana bin altın verilse, bir gece bile bekletmeden tasadduk ederim.
-Anneciğim! bana izin ver de Bağdat'a gidip, ilim öğreneyim. Sâlihleri, evliyâyı ziyaret edeyim.

Annesi de dedi ki:

-Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcı evladım, Abdülkâdir'im! senin ayrılığına dayanamam. Sensiz ben ne yaparım? Bu bakımdan müsâade edemiyorum.

Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, tarlada olan bitenleri anlattı. Annesi ağladı. Kalkıp babasından miras kalan 80 altını alıp, kırkını kardeşine ayırdı. Kırkını da bir keseye koydu ve keseyi elbisesinin koltuğuna dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki:

-Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkâdir'im! Hak teâlânın rızâsı için olmasaydı katiyyen bırakmazdım. Huzur ve esenlik içinde sefere çık! Yolun açık olsun! seninle belki ebedi olarak ayrılıyoruz. Sana son olarak nasihatım şudur ki:''Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme , doğruluktan asla ayrılma! Allahü teâlâ her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir''.

Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana rastgeldi ve aralarına katıldı. Hemedan'ı geçmişlerdi. Bir müddet yol aldılar. Arz-ı Tetrenk denilen mahalle geldiklerinde kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Eşkıyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldılar. Sıra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu:

-Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var?

-Üzerimde yanlız 40 altınım var.

Eşkıya inanmamıştı. Bırakıp gitti. İkinci bir harâmi sual edip, o da aynı cevabı alınca vaziyeti reislerine bildirdiler.

''Bu çocuk 40 altınım var'' diyor dediler.

Bu defa da reisleri sordu:

-Senin üzerinde ne var?

-Hırkamda dikili 40 altınım var.

Reisleri adamlarına dönerek dedi ki:

-Açın bakın, bakalım! Adamları üstünü aradılar, içinde 40 altın bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.

Eşkıya reisi hayretle sordu:

-Peki evlât, sen neden üzerinde altın olduğunu söyledin? Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri dedi ki::

-Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemiyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım?

Bu sözleri duyup hakikate şahit olan eşkıya başının gözleri yaşardı. Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakıp onunla kendi yaşını ölçtü. Kendisinin bu yaşa kadar nice hiyanet ve zulümler işlediğini, birgün Hakka yönelmediğini acı acı düşündü ve o güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırdı:

-Eyvah! biz de Allahü teâlâ söz vermiştik.::Bunca zamandır şeytana uyup ahdimizi bozduk. Fenalık yaptık. Yarın Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak? Sonra arkadaşlarına dönerek dedi ki:

-Ey arkadaşlarım! Bana bakınız, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâ karşı olan ahdimi bozdum. O'na isyan ettim. İçimden gelen bir pişmanlıkla bütün günahlarıma tövbe ile Rabbimin yoluna iltica ediyorum. Bundan böyle inşaallah, Hak teâlânın râzı ve hoşnut olmadığı bir şeyi yapmıyacağım. Reislerine pek ziyade bağlı olan eşkıyalar hep bir ağızdan dediler ki:

-Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrılmayız. Eşkıyalıkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!

Bunun üzerine kervan ehlinden ne alınmışsa sahiplerine iâde edildi. Bir sürü eşkıya Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin önünde tövbe etti. Kendisi tekrar yoluna devam ederek Bağdat'a vardı.
Allah'ın gölgesinden başka bir gölgenin olmadığı günde Allah'ın gölgesinde bulunacak yedi kişiden biri,Allah için birbirini seven,Allah için bir araya gelen ve Allah için ayrılan iki kişidir.
Seyfullah Erdoğmuş
Sayfa 133 - Abdulkadir Geylani'den rivayet edilen bir hadis-i şerif
340 syf.
·Puan vermedi
Arkadaşımla d&r’de denk geldiğimiz, sayfalarını karıştırıp hayretlere düştüğümüz, sonrasında hemen alıp, kendimize dışarda bir köşe bulup okuduğumuz bir kitap. Severek okudum, okumaya da devam ediyorum ara ara. İnsana ölümü hatırlatan, gözyaşları döktüren, uyandıran bir kitap. Tavsiye ederim.
303 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Abdulkadir Geylani hazretlerinin ilim öğrenmeye adanmış ömrünü anlatan güzel bir eser.Önce hayatı,hocaları,yetiştirdiği öğrencileri,çocukları,vaazları ve vefatına kadar olan süreç ele alınıyor daha sonra rivayet ettiği hadisler ve bazı ayet yorumlamaları ve menkıbeleri anlatılıyor.En son bölümde ise ravileriyle(rivayet eden) birlikte çoğunluğu çalgı aletleri,şarkı,satranç ve bazı şiirlerin kötü olduğunu bildiren hadisler konu alınıyor.Titiz bir çalışma olduğu kendini belli eden bir kitap.
İlim öğrenmek için annesinden ayrılan genç Abdulkadir,şöhreti tüm dünyaya yayılan bir eren oluyor.Allah şefaatlerine nail eylesin...
76 syf.
Kitabın son kısmındaki yazıyı paylaşarak kitabın önemini ve hatta içerisindeki bilgilerin hıfz edilmesinin elzem olduğunu belirtmek isterim.

Büyük hadis alimi İmam Nevevî'nin kaleminden Allah'ın kelamını okuma ve anlamaya çalışma ile ilgili önemli nasihatler...

Kur’an’ı okumak kadar nasıl okunulmasının bilinmesi de önemli..
340 syf.
·12 günde·9/10
Çevremizdeki tek gerçek ölüm...
Kimine göre bir yok oluş, kimine göre çetin bir azabın başlangıcı ,kimine göre sonsuz nimetlere kavuşmak ve ebedi rahatlık, kimine göre de en güzel mükâfat olan Cemalullah'a kavuşmada sadece bir engel. Refik'i Âla' ya kavuşma sevinci veya Şeb-i Aruz ilan edilmesi.
Asıl ilginç olan kişinin ne kalitede olduğunun ölümüyle birlikte kendine bildirilmesi. Göz açıp kapayıncaya kadar süren veya uzun bir yolculukta bir ağaç gölgesinde soluklanmak hükmünde olan dünya hayatının sona ermesi eşiğinde gerçek ve sürekli olan aleme başlangıç olan kapı. Her nefsin tadacağı, akla gelince ağız tadını kaçıran yok olamayış zamanı.
İmam Suyuti Hadisler eşliğinde başımıza gelecekleri madde madde toplayıp önümüze sermiş. Çoğu duyduğumuz fakat dikkat etmediğimiz şeyler diye düşünüyorum. "Ağızların tadını kaçıran ölümü çokça hatırlayınız" Hadisine ithafen kitap boyunca Rabıta kıvamında ölüm,kabir ve halleri aklınızdan çıkmıyor. Ne diyelim bu satırlar bizlere basiret ve azim versin İnşaAllah...
Belkide bir gün uykudan uyanır gibi kendimize geleceğiz . Etrafımız karanlık. Bizi sarıp sarmalamışlar. Sağ tarafımıza öylece yatırıvermişler toprağın üstüne. Beyaz örtümüz burnumuzun ucunda. Hareket de edemiyoruz. Bizi bırakıp gidenlerin adımları uzaklaşırken, ne olduğunu anlamamız uzun sürmeyecek belkide. Ölmüşüz ve evet kabirdeyiz. Ne oldu ki sanki ölüverdik. Yapacak dünyalık işlerimiz vardı bir sürü. Dahası ibadet borçlarımız ve yapmayı hep ertelediğimiz hayır ve hasenatlar vardı. Bitti. Geçici dünya da, hiç sallanmayacak sandığımız hayatımız da, zevklerimiz de, ailemiz de, çok sevdiklerimiz de. Bitti. Büyük bir gürültüyle gözlerimiz yerinden çıkacak gibi olsa da eğer çalışmışsak dersimize namaz,oruç,zekat,sadaka,Kur'an okumamız v.b. amellerimiz bize yoldaş orada. Azametli ve görevli iki melek işlerini yapıp suallerini sorarken onları tatmin edecek cevapları vermek zor olmasa gerek. O kadar cahil miyim, Rabbimi, Peygamberimi, dinimi, kıblemi bilemeyecek miyim? Söyleyiveririm bir çırpıda... İyi de, ya bunlarla yaşamıyorsak dünyada? Aldırış etmiyorsak bir çoğuna. İşte o zaman vah bana, ebedi aleme helak olarak başlamak ne zor bir şey olmalı. Gerçi kabir azabını kabul etmeyenler için bunların ehemmiyeti yok zaten. Bu kadar peygamber, alim, ulema, müçtehit, mezhep imamları .v.b. haber veriyorlar ama olsun. O'nlar ne anlar ,bizim aklımız var ya, bi de Kuran'da geçmiyor ya boş ver gitsin. Velhasıl hepimiz yakin olarak tecrübe edeceğiz. Rabbim yardım etsin cümlemize, bize imanımızı O bahşeyledi, korumamıza ve gereğini yapmamızda da yardımcı olacak en güzel dayanak yine O Elhamdülillah.

Yazarın biyografisi

Adı:
Seyfullah Erdoğmuş
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 64 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 69 okur okuyacak.