Sidney W. Mintz

Sidney W. Mintz

Yazar
9.0/10
2 Kişi
·
4
Okunma
·
0
Beğeni
·
16
Gösterim
Adı:
Sidney W. Mintz
Tam adı:
Sidney Wilfred Mintz
Unvan:
Antropolog
Doğum:
16 Kasım 1922
Ölüm:
27 Aralık 2015
Karayipler, kreolizasyon ve yiyecek antropolojisi konusundaki çalışmaları ile tanınan Amerikalı bir antropologdu. Mintz doktorasını 1951'de Columbia Üniversitesi'nde aldı ve birincil saha çalışmasını Porto Riko'daki şeker kamışı çalışanları arasında yaptı.
Diğer üç egzotik ithal ürün -çay, kahve ve çikolata- ile bağlantılı olarak şekerin tatlandırıcı yönü öne çıktı. Bu ürünlerin birisi, yani çay, İngiltere’nin en önemli alkolsüz içeceği olmuştur ve bu özelliğini o zamandan beri sürdürmektedir. Bunların hepsi tropikal ürünlerdir, hepsi de 17. yüzyılın üçüncü çeyreğinde İngiltere için yenidir,
“Yemeğe birlikte oturanlar, toplumsal olarak her bakımdan birleşirler; birlikte yemek yemeyenler ise birbirine yabancıdırlar, aralarında dindaşlık yoktur ve karşılıklı toplumsal ödevleri bulunmaz".
Şeker” dediğimiz sakaroz, karbonhidrat ailesinden organik bir kimyasal maddedir. Ticari olarak çeşitli bitkisel kaynaklardan elde edilebilir ve bütün yeşil bitkilerde bulunur.* Sakaroz, karbondioksit ve sudan fotosentez yoluyla üretilen bitkisel bir besindir; bu nedenle de canlıların kimyasal yapısının temel bir özelliğidir.
13. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Avrupa’daki tıbbi uygulamalarda şekerden o denli çok yararlanılıyordu ki, “şekersiz kalmış eczacı gibi” deyimi, tam bir umutsuzluk ya da çaresizlik
İçinde bulunmayı ifade eden bir anlam kazandı.
19. yüzyıl başlarında yazan îskoçya tarihçisi David MaePherson da geçmişe dönerek 1784’te çay vergilerinin düşürülmesine ve ondan sonra çay kullanımının daha da belirgin biçimde artmasına değiniyor;

Çay; toplumun orta ve aşağı sınıflarının yegane içkisi olduğu halde fiyatı yüzünden yeterince alamadıkları malt içkisinin yerine koyabilecekleri ekonomik bir seçenek oldu... Kısacası, ticari ve mali sistemimizde öyle bir konumda bulunuyoruz ki, dünyanın doğu ucundan getirilen çay ile Karayiplerden getirilen şeker, her ikisine navlun ve sigorta masraftan da eklendiği halde ... biradan daha ucuz bir içecek oluşturuyor.**
uyarıcı içeceklerin -kahve, çikolata ve çayın- tatlandırılması, yalnızca alışılmamış derecede acı oldukları için değil, içeceklere şeker katma alışkanlığı eski bir alışkanlık olduğu için de gelenek halini aldı.
1649-1685 yılları arasında hüküm süren II. Charles’ın Portekizli eşi Braganzalı Catherine, “İngiltere’nin çay içen ilk kraliçesi oldu.
herkesin neyi yiyip neyi yemeyeceği ve yediklerini nasıl yiyeceği konusunda güçlü duyguları vardır. Elbette, yiyecek seçimi, bazı bakımlardan, bulunabilirlikle ilgilidir; ama insanlar, hiçbir zaman, çevrelerindeki yenilebilir ve bulunabilir her şeyi yemezler. Dahası, insanların yiyecek beğenileri, kendi öztanımlarının merkezine yakındır: kendi bildiğinden çok farklı yiyecekleri yiyen ya da bildiği yiyecekleri farklı biçimlerde yiyen insanların adam akıllı farklı oldukları, hatta bazen insanlıktan biraz uzak oldukları düşünülür.
Açlık, bebeğin bağımlılığı ile bir parçası olması gereken toplumsal evren arasındaki ilişkiyi özetler. Beslenme ve bakım arasındaki bağlantı yaşamın sonraki dönemlerinde nasıl değişirse değişsin, bu iki olgu bebeklik ve çocukluk dönemlerinde birbiriyle yakından ilişkilidir.
346 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Sidney W. Mintz'in Türkçeye Şeker ve Güç (Şekerin Modern Tarihteki Yeri) adıyla çevrilen kitabı ile şekerin tarihine yolculuğa çıkıyoruz. Şeker diyerek basite alınabilecek bir ürünün başından neler geçtiğini okuyacağız.

Yazar, kitabın yazım süreci hakkında bilgi verirken, kendisine destek veren herkese teşekkür ettikten sonra, bu kitabın bir an da oluşmadığını da özellikle belirtir. Mesleği dolaysıyla (Antropolog) Karayip bölgesinin tarihini ve buranın Avrupalılarca fethedilmesinden sonraki süreçte yaşananları da iyi biliyor. 'Avrupalıların bilmediği bu tarım ürünlerinin' üretimini ve satışını inceler. Şeker, rom, kahve, çikolata. Bu ürünlerin hepsi Karayip bölgesinde besinken, Avrupa'ya taşınmasıyla birlikte 'meta' haline gelişin hikayesi anlatılıyor.

Yazarın antropolog olması dolaysıyla saha araştırmaları için gittiği Porto Riko'da şeker kamışı tarımı yapılan yerlerde de belli bir süre kalır.

Coğrafya yapısı, iklimi ve kültür yapısı haricinde, tarım yapılan toprakların mülkiyetinin de yerel halkta olmadığını, zaman içinde bu toprakların Amerikalı şirketlerin elinde olduğundan da bahsediyor. Karayiplerdeki bir cangıldan (balta girmemiş orman) Avrupa ve Amerika'ya taşınan ve sofralara doğrudan veya yiyeceklerle dolaylı bir şekilde gelen şekerin, şeker kamışı halindeyken şekere dönüştürülmesinin nasıl gerçekleştiğini de anlatıyor. Kitabın içinde tarih, üretim, hasat, işleme ve bunun satışı da yer almaktadır.

Kitap 1650 - 1900 yılları arası dönemi kapsarken, özellikle Büyük Britanya'da şeker tüketiminin tarihine odaklanılıyor. Şeker kamışından elde edilen şekerin adı olan 'sakaroz' inceleniyor. Tarihsel gelişimine kısaca değinildikten sonra ekim alanları, yetiştirilmesi ve şekerin elde edilmesi aşamalarından da bahsediliyor.

Kitap salt 'şeker'in tarihini de anlatmıyor. Bunun yanında şeker kamışının üretimi, bu üretim için gerekli olan arazi (Yeni sömürgeler lazım ya da var olanlar), bunu ekip biçecek ve toplayacak insan gücü (yani köleler, o zamanda Afrika'dan insan kaçakçılığı - köle ticareti) ve bunu işleyerek sanayi (Üretim araç gereçleri. Eski usuller haricinde yeni tekniklere de ihtiyaç duyulur), bunu sevk edecek gemiler (Buradan da gemi ile yapılan ticaret ve yeni gemilerin yapımı söz konusu olur) ve pazara ihtiyaç duyulur (Pazarda Avrupa). İç içe giren ve birbirini tamamlayan zincir misali bir örgü ile bir ticaret anlatılıyor.

Sömürgeci ülkelerin yani Portekiz, İspanya, İngiltere, Fransa'nın ama özellikle İspanya ve Portekiz'in Kuzey ve Güney Amerika kıtaları haricinde Karayipler bölgesi tabir edilen yerlerde özel çiftlikler (Plantasyon) kurarak yaptıkları emek - yoğun çalışma ve yüksek rekabet ortamında birbirleriyle çatışmaları da anlatılmaktadır.

Özellikle 17.yzüyılda tüm Amerika bölgesinde (Güney Amerika ve Karayipler) sömürgeleştirme çabaları artar. Hem işgal edilen adalara insan yerleştirme ve buralarda Avrupa'nın ihtiyacı olan tarım ürünlerini yetiştirme sahaları büyük rekabet içinde gerçekleştirilir. Bununla da kalınmaz, korsanlık faaliyeti ile (hem corsair hem pirates olarak) yük gemileri ele geçilir. Tarım faaliyetlerinin buralarda gelişmesi yavaş yavaş sanayi devrimine giden yolun da bir ölçüde açılmasını sağlar. Şu anda da dünyanın gelişmiş ülkelerinin gelişmişlik düzeyinde, buralarda elde ettikleri tecrübe (Üretim - ticaret - sanayi) olduğu ortaya çıkıyor.

Merkantalist ekonomiler, dışa karşı korumacı olsa da içerde sanayileşme, nüfus artışı ve özellikle altın ve gümüşün ülke içinde kalmasını savunur. Eğer değerli madenler (Altın ve gümüş hem üretim hem de ihracat yoluyla elde edilen) ne kadar çok olursa devletin ve halkın refah düzeyinin artacağına savunan bir sistem. 16. ve 17. yüzyılda merkantalist bir sistem egemendi ve bu da kitap içinde işlenir.

Şekerin tarihi, üretim yerleri, üretimde kullanılan araç gereçler yanında Afrika'dan 'Mal' olarak getirilen 'köleler' haricinde, özellikle İngiltere'deki şekere karşı tutum ele alınıyor. Arz-talep dengesinde zamanla arzın fazla olmasıyla fiyatların düşmesi neticesinde alt tabakanın enerji kaynağı olarak şekeri kullanması; şeker ile çayın birlikteliği, İngiltere'de açılan kahvehaneler, şeker kullanılarak yapılan yemek tarifleri gibi çeşitli bilgiler de aktarılıyor. Güneşin üzerinde batmadığı imparatorlukta, şeker 'Karayipler'den, çay Hindistan'dan gelir.

Çok bilimsel kavramlar, tezler, görüşler ve karmaşık formüller içerdiğini düşünüyorsanız yanılırsınız. Yazarın anlatımı ve Türkçeye tercüme edenin de iyi çevirisiyle rahat bir şekilde konular anlaşılabiliyor. Sizi raporlar ve analizler arasında girdaba sokmadan, şekeri anlatmaya çalışıyor. Kitabın son bölümlerinde ise ABD'de şeker konusu işlenir ve hazır gıda sektörünün yaygınlaşmasıyla kullanım alışkanlıkları hakkında bilgi verirken ayrıca yeni ürünlerin reklamlarla desteklenmesi (şeker ve yağın işlenmesi) de anlatılıyor.

Kitabın baskısı olmadığı için ancak sahaflarda bulunabilir. Bu kitap, Kabalcı Yayınevi tarafından 1997 yılında yayımlanmıştır. Sade ve güzel bir kapak tasarımına sahip. Özellikle bu konulara meraklı olan kişilere tavsiye ederim.

Bu kitabı 4 - 6 Eylül 2019 tarihleri arasında okuyup inceleme yazısı ise 27 Şubat 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sidney W. Mintz
Tam adı:
Sidney Wilfred Mintz
Unvan:
Antropolog
Doğum:
16 Kasım 1922
Ölüm:
27 Aralık 2015
Karayipler, kreolizasyon ve yiyecek antropolojisi konusundaki çalışmaları ile tanınan Amerikalı bir antropologdu. Mintz doktorasını 1951'de Columbia Üniversitesi'nde aldı ve birincil saha çalışmasını Porto Riko'daki şeker kamışı çalışanları arasında yaptı.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur okudu.
  • 11 okur okuyacak.