Simon Roberts

Simon Roberts

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
7
Gösterim
Adı:
Simon Roberts
Unvan:
Antropolog
Simon Roberts , 1962 yılında LSE Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra 2 yıl süreyle Malawi’de yeni kurulan hukuk fakültesinde dersler verdi ve burada araştırmalar yaptı. Sonrasında yeniden LSE’ye dönerek o tarihten itibaren, Botswana Hükümeti’ne danışmanlık yaptığı 3 yıl (1968-71) hariç olmak üzere, hep burada çalıştı ve dersler verdi. Bu süre zarfında meşhur antropologlar, John L. ve Jean Comaroff ile ortak çalışmalar yaptı. Başlıca araştırma ve ilgi alanları, hukuk antropolojisi, alternatif anlaşmazlık çözüm yolları ve mülkiyet hukukudur.
“İlkel dediğimiz toplumlarda yasaların biçimlerine değil işlevlerine göre tanımlanması gerektiği yani, ne gibi düzenlemelerin olduğuna, sosyolojik realitelere, yasaların uygulanmasını sağlayan kolluk gücü yerine geçen kültürel mekanizmalara bakmamız gerekir”
Trobriand toplumunda, erkek kendi hanehalkını -eşi ve çocukları-doyurmaktansa kendi kız kardeşi veya onun kocasının ailesinin ihtiyaç duyduğunu sağlamakla görevlidir ve böylece kendi ailesinin ihtiyaçları da kendi kız kardeşinin erkek kardeşince karşılanmış olmaktadır.
Göçebe avcı-toplayıcıların ortak karakteristikleri; varolan uyumun sürdürülmesi ve ortaya çıktığında anlaşmazlıklarla başedilmesi anlamında bazı genel benzerliklerin ötesinde sınırlıdır. Birinci özellik olan sık sık hareket halinde olma, toplumsal kabul gören kuralların kapladığı alanı tanımlamaya dönük belli bir belirleyiciliğe sahiptir.
Eskimolar’daki nith-şarkıları, anlaşmazlık taraflarınca birer silah olarak da kullanıldığı gibi anti-sosyal bir davranışı nedeniyle suçlu ilan edilen bir topluluk üyesini, herkesin önünde küçük düşürmek için de kullanılmaktadır.
Bir avcı-toplayıcı toplumdaki kontrol mekanizmalarının görece önemi çevrenin doğasına ve bunu kullanım araçlarına olduğu kadar siyasal örgütlenme biçimine, söz konusu topluluğun değerleri ve inançlarına da bağlıdır.
Kuzey Batı Nijerya’da aterkil bir grup olan Tivler, vücutlarında tsav olarak bilinen belirli içkin karakteristiklere sahip olan insanların eylemlerinin, hastalık ve ölüme neden olabildiği inancına sahiptirler.
Pek çok devletsiz toplumlarda, bir anlaşmazlıkla ilgili varılan sonuç, özenli şölenler, tanıklar olarak atalara toplu halde edilen dualar veya bazı başkaca törensel prosedürlerle işleme sokulmuş olmaktadır.
‘Molao sefofu, obile otle oje mong waone’- ‘Yasa kördür, kendi
sahibinin bile başını yer’- şeklinde bir Tswana deyişi vardır.
Ortak etnik bağlılıkları olan gruplar arasında dövüşmelerin belirli bir siyasal ve sosyal organizasyonla bağlantılı olabileceği şeklindeki teoriler bağlamında, gruplar arasındaki çatışmanın, aralarındaki bağlılığı arttırıcı olabildiği yönündeki yaygın görüş üzerinde de ayrıca durmamız gerekir. Bu teori, en azından Sumner ve Simmel’e kadar geri götürülebilir. Sumner, bunu şöyle ifade etmiştir: “kendi grubumuz içerisindeki dostluk ve barış ile diğer gruba dönük düşmanlık ve savaş ilişkisi, birbiriyle bağıntılıdır. Dışardakilerle olan sıkıntılı durumlar, içerde barışı sağlayan şeydir.”
212 syf.
·2 günde·Beğendi
Kitap, çeşitli sorularla başlıyor.Bu sorulara karşılık çeşitli antropologlar ve etnologların ilkel kabile örnekleriyle genişletilerek okuyucuya sunuluyor.Örnek verirsek : "Yasalar, hangi şartlar altında ve evrim ölçeğinin hangi aşamasında ortaya çıkmaktadır?"
"Belirli hukuk sistemleri insani gelişimin hangi aşamalarıyla ilişkilidir?"
"Devletsiz toplumlarda düzenin sürmesini sağlayan şey nedir?"
"Farklı sosyal organizasyon biçimleriyle ilişkili olarak ne tür kontrol mekanizmaları olmasını bekleyebiliriz?" gibi sorular tüm bölümlere yayılmış bir şekilde karşımıza çıkıyor. Toplumların gelişmesiyle birlikte yasaların da o yönde gelişmesi beklenir. Yasaların biçiminden çok işleviyle alakalı problemler üzerinde durmalıyız.Yasaların uygulanmasındaki düzeneklerde sosyolojik veriler ve kültürel mekanizmalar önemlidir. Asıl önemlisi 'İlkel' denilen kabilelerde başlarında kolluk güçlerin veya denetim mekanizmalarının yeterince gelişmemesine bağlı olarak nasıl oluyor da belirli bir kural bütününe bağlı olarak bir arada uygun şekilde güvende kalıyorlar.Kitapta bunun cevabını aradım.Çeşitli ritüel ve tabuların ilkel kabileler üzerindeki etkisi yüksek.Afrika kabilelerinde 'Kara Büyü' fiziksel şiddetten daha korkutucu ve kara büyüyle tehdit ölümle tehdit gibi algılanıyor. Bazı kabilelerde konuşma eylemi güçsüzlük belirtisi olarak görüldü. Araya ara bulucular girdi ve çatışmaları yatıştırdı. Yiyecek sıkıntısı olduğunda kavgalı aileler bir araya geldi ve barış ortamı oluştu.Bu sıkıntı ortadan kalkınca tekrardan düşman oldular. Bazı kabilelerde yine kötü bir olay yaşanmışsa hırsızlık, ekin yakma, evleri ateşe verme gibi olaylarda öldürme cezaları nadir verildi. Cezalandırma biçimi olarak kabile üyeleri suçlu kişiyi bakışlarıyla psikolojik olarak baskıladı ve herkesin önünde kabile üyelerinden bir kişi suçlunun suçlarının yüksek sesle bağırdı.Suçlu bu olayları tekrar ederse ta ki son bulana kadar bu durum devam etti.En sonunda küçük düşmeye dayanamayarak ya o bölgeden ayrıldı ya da düzelme yoluna gitti. Buna benzer olaylar kitabı oldukça zenginleştirmiş. İyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Simon Roberts
Unvan:
Antropolog
Simon Roberts , 1962 yılında LSE Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra 2 yıl süreyle Malawi’de yeni kurulan hukuk fakültesinde dersler verdi ve burada araştırmalar yaptı. Sonrasında yeniden LSE’ye dönerek o tarihten itibaren, Botswana Hükümeti’ne danışmanlık yaptığı 3 yıl (1968-71) hariç olmak üzere, hep burada çalıştı ve dersler verdi. Bu süre zarfında meşhur antropologlar, John L. ve Jean Comaroff ile ortak çalışmalar yaptı. Başlıca araştırma ve ilgi alanları, hukuk antropolojisi, alternatif anlaşmazlık çözüm yolları ve mülkiyet hukukudur.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.