Sinan Okan

Sinan Okan

ÇevirmenEditör
7.6/10
74 Kişi
·
179
Okunma
·
0
Beğeni
·
21
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
248 syf.
·16 günde
"Bay Persano, hatırlatmak isterim ki ölülerin bilgeliğini aramak tehlikeli iştir "
Persano, " belki de artık öyle değildir, Bay Holmes " dedi
#sherlockholmes
64 syf.
·2 günde·9/10
İkizler ( Gabriel Ba, Fabio Moon ) Neil Gaiman'nın hikayesiyle iş başındalar. Sonuç yine harika. Sade ve muhteşem. teknik bu sefer sulu boya.... Gabriel Ba, Fabio Moon işlerini gözü kabalı alırım...
138 syf.
·Beğendi·6/10
Herhalde kitabın ne olduğunu bilen herkes "Don Kişot" u ve onu yazan Cervantez'in ismini uymuştur . Cervantez'in İnebahtı savaşında Osmanılıya esir düşmesi bana oldukça ilginç gelmişti ve bu adamı tanımak için bir kitabını daha okuyayım dedim.
Oldukça ince sayılabilecek bu roman iki köpeğin felsefe konuşması ile başlıyor ve bitiyor. Eğer "çok ağır olmayan " okurken arada sırada güldüren felsefe kitaplarını seviyorsanız okumanızda bir mahsur yok. İçinde güzel hikayeler var mesela ;
Chardondas adında birinin yaptığı rivayet edilen şeyi yapmakla yükümlü değilim.
Bu adamın koyduğu kanuna göre şehir meclisine silahlı girmek yasakmış ve cezası da ölümmüş.
Bir gün bu yasayı unutup kılıcını kuşanmış halde meclise girmiş ve onu uyardıklarında ,koyduğu kanunun ve suçunu hatırlayarak , o anda kılıcını kınından çıkarıp göğsüne saplamış .
Böylece kanunu koyan , çiğneyen ve cezasını çeken ilk kişi kendisi olmuş.
248 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Oldukça güzel bir polisiye roman. Yazar, bir arkadaşının hediye ettiği 3 adet orijinal Holmes hikayesini çeviriyor. Aslında Holmes ve Watson karakterlerinin gerçekte yaşamış isimler olduğunu eline geçen el yazması notların da bunun ispatı olduğunu söylüyor. İlk hikayede Necronomicon adlı bir kitabın peşine düşen bir adamı yakalamaya çalışan Holmes ve Watson'u izliyoruz. İkinci hikayede bir Lord'un önce ölmesi ve sonra dirilmesi ile başlayan olayla zincirinde Holmes ve Watson'un Van Helsing ile işbirliği yaparak Dracula'nın peşine düşmesini, en sonunda da siyanür ile zehirlenen bir kadının gerçek katilinin emekli olan Holmes tarafından bulunmaya çalışılmasını takip ediyoruz. Hikayelerden ilkinin içerisinde karakter olarak Holmes'u üretken Conan Doyle da Watson'un edebi temsilcisi olarak yer alıyor. Mutlaka okunması gerekenlerden.
228 syf.
·Beğendi·8/10
Artık değişik bir şeyler okumak istiyorum dediğim ve bu isteği arayışa dönüştürdüğüm esnada tanıştım Douglas Coupland'le. Bu okuduğum üçüncü Coupland kitabı ve hepsinde belli bir standart yakalamış durumda, sıradan insanların dünyasını farklı bir şekilde çözümlemesi ve insanların birbirleriyle olan etkileşimlerinin ince bir şekilde incelendiği güzel bir kitap Oyuncu 1. Anlatım dili biraz farklı, sizi bir şekilde avucuna alıyor ve bitmeyen bir merak uyandırarak kitaba ve kitaptaki karakterlerle bir ilişki kurmanızı sağlıyor.

Kitabın bölümleri 1. saat, 2. saat şeklinde ilerliyor ve her bir saatte 4 ana karakter gözünden anlatılıyor. 5. saatte ise "gelecek için açıklamalı terimler sözlüğü" var ve bence kitaba oldukça farklı bir tat katmış bir bölüm bu.
32 syf.
·Beğendi·10/10
Byung-Chul Han yorgunluk toplumunda geçtiğimiz yüzyılın bağışıklık paradigmasını; hasmane bir gayesi olmasa da, yabancının, “başkalığı sebebiyle” imha edildiği sistem olarak tanımlamıştı.

Devamında ise, immünolojik olarak tertip edilmiş dünyanın kendine has bir topolojisi olduğundan ve bu dünyanın evrensel değiş-tokuş süreçlerini engelleyen sınırlar, eşikler, geçitler, çitler, arklar ve duvarlardan imal edilmiş olduğundan bahsetmişti.

Shaun Tan Kayıp Şey’de ise, -bilerek veya bilmeyerek- Chul Han’ın immünolojik dünya paradigmasından yola çıkan illüstratif bir steampunk yorgunluk dünyası oluşturmuş.

Bu Dünya’da;

Pozitivist paradigmanın egemenliği ve var olan yaşamın rakamlara ve mühendisliğe indirgeniminin yol açtığı toplumsal hayatın mekanikleşmesini, zamanın ölü olarak doğumunu ve “yorgunluk toplumunun” etraflarında ki “yabancılığa”; -Kayıp Şey özelinde- “enerjik”, “kreatif”, “renkli” veya “sıradan olmayana” karşı -yani ve hatta- hayata karşı körleşmelerini ve hissizleşmelerini görüyoruz.

Kayıp Şey’de aslında bir çok klasik distopya eserinden esintiler bulmak mümkün. Lakin bu eserin distopik rüzgarına kalkan olan tek ve yegâne şey, yine Tan’ın o kendine has imzası olan “var oluşun dayanılır güzelliği” oluyor.

Eserleri her ne kadar gerçeğin karanlık ve acımasız yüzünü bütün çıplaklığı ile vursa dahi, o dünyanın muhakkak bir tarafında umudu, yaşamı ve varlığı görüyoruz.

Kayıp Şey, mekanikleşen bir yaşamda hayatın nüvesini yakalamanın ve kaybetmenin öyküsü.

Fırtınalı diyarlardan evine dönen küçük kızın “kızıl ağacını” bulması gibi, bizde şu fırtınalı dünyanın yorgunluğunda böyle halisâne sanatların sinesinde dinlenebiliyoruz.
228 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Kitap önizlemede yazdığı gibi beş saat içerisinde geçen olayları anlatmaktadır. İnsan iç dünyasını, düşünce yapısını, duyguları ve buna benzer soyut kavramları ayrıntısıyla okumaktan zevk almayanlar için kesinlikle sıkıcı diyebileceğim bir kitap. Ama okumaya değer olduğunu düşünüyorum. Zaten 200 küsür sayfalık bu kitabı elinize aldığınız gibi bitirmeniz mümkündür.
138 syf.
·8 günde·5/10
Platon kitaplarından birini okudum zannettim.Köpekler felsefe yapmış.
herkese hitap eden bir kitap olduğunu düşünmüyorum bende sadece başladım ve bitirdim.
138 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Bir süreliğine konuşma kabiliyeti kazanan iki bekçi köpeği ve onların konuşmasına şahitlik eden, hastane odasındaki yatağında onların konuşmalarını kaleme alan hasta bir teğmen. Farklı ve etkileyici bir kitap.
64 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Şu ana kadarki favori Neil Gaiman kitabım olan Partilerde Kızlarla Nasıl Konuşulur, orijinalinde bir kısa hikaye. Sonrasında çizgi roman dünyasının harika ikilisi Gabriel Bá ve Fábio Moon kardeşler tarafından çizgi roman olarak uyarlanıyor. Kendileri favori çizgi romanlarımdan biri olan Güngezgini başta olmak üzere birçok harika eserin yaratıcıları.

Bu kitaba karşı olan hislerimi aslında Patrick Rothfuss'un kitaba yazdığı övgü metni ile açıklamak mümkün. Asla Kralkatili Güncesi'nin devamını yazmayan ama bulduğu her fırsatta güzel amaçlar uğruna para toplayan koca yürekli Patrick abimiz, "Bu da nesi? En sevdiğim Neil Gaiman öykülerinden biri, çizgi roman dünyasının en inanılmaz isimlerinden ikisi tarafından büyük bir sevgiyle mi uyarlanmış? Lütfen. Paramı. Alın. Lütfen." demiş çok da doğru demiş.

Öykü inanılmaz ve zaten Neil Gaiman'dan da daha azını beklemiyordum. Öykünün anlattığı konuyu kavradığım anda Neil Gaiman beyefendiye bir kere daha hayran oldum. Adamın olayları düşünüş ve yazış tarzı beni her seferinde sanki ilk defa görüyormuşum gibi büyülemeyi asla bırakmayacak sanırım. İthakiciğim kitapların tekrar basımını yapsa da etrafa para saçıp bir sürü Neil Gaiman kitabı alsam.

Her ne kadar öyküye bayılmış olsam da, sanırım çizimleri olmasa kitaptan bu kadar etkilenmezdim. Bu iki adam nasıl yapıyor bilmiyorum ama her seferinde ellerindeki öyküyü daha da derinleştirmeyi ve büyütmeyi çok iyi beceriyor ve bunu sadece hikayeye görsel bir boyut kazandırarak yapıyorlar. "Daha iyisini de yapamazlar herhalde." dediğim her an beni haksız çıkartmayı da başarıyorlar. Bilmiyorum ya, çok seviyorum.

Öykünün filmi de varmış ama izlemem herhalde. Bendeki etkisini yitirmesini hiç mi hiç istemiyorum. Canım sıkıldıkça kitabın çizimlerine bakıp ferahlıyorum. Bu çok garip ve muhtemelen asla kelimelere dökemeyeceğim bir his ama bu üç inanılmaz sanatçı bende böyle bir etki bırakıyor.🤷‍️

Uzun lafın kısası alın okuyun. Zaten niye hala almadınız ki?

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 179 okur okudu.
  • 104 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.