Stanley G. Weinbaum

Stanley G. Weinbaum

Yazar
8.5/10
79 Kişi
·
161
Okunma
·
5
Beğeni
·
267
Gösterim
Adı:
Stanley G. Weinbaum
Unvan:
Amerikan Bilim Kurgu Yazarı
Doğum:
4 April 1902
Ölüm:
Milwaukee, Wisconsin, ABD, 14 Aralık 1935
( 1902 – 1935)
“Bir düşü gerçeğe dönüştürmek için içersin,öyle değil mi? Ya istediğine kavuştuğunu, ya da nefret duyduğuna baskın geldiğini düşlemek için. Gerçeklikten kaçmak için içersin ve işin ironisi gerçekliğin bile bir düş olmasıdır.”
Çatlak herif, diye tekrar aklından geçirdi Dan.
Stanley G. Weinbaum
Sayfa 121 - İthaki Yayınları
" Aralıksız iki dakika boyunca bir dediği diğerini tutmadı ve eğer çıkardığı sesler bir lisansa ben de bir simyacıyım. "
"
Halkın bir kısmının geri kalanla işbirliği yapmayacağının ve bir psikolog tarafından anti-sosyal olarak nitelendirilecek bireyleri kısıtlamak için yasalara ihtiyaç duyulduğunun itirafıdır. Anti-sosyal bireylerin -suçlular gibi- hiç olmadığı bir toplumda yasalara veya polise ihtiyaç duyulmaz, değil mi?
"
Evet ama insanlar canlarını vermekte hevesli değillerdir.Onları ülkeleri uğruna ölme noktasına getirmek için vatanseverlik gibi bir duygu gerekir.
Stanley G. Weinbaum
Sayfa 60 - İthaki Yayınları
Bir sanrıya tutulmak! Hatta daha kötüsü,kelimenin tam anlamıyla hiç var olmamış fantastik bir ütopyada asla yaşamamış bir kıza tutulmak!
Stanley G. Weinbaum
Sayfa 144 - İthaki Yayınları
Yaşamı cansız maddeden ayıran nedir? İki şey: uyarılma ve uyum. Yaşam kendini çevresine uydurur ve uyum sağlama yeteneği ne kadar yüksekse organizma o kadar başarılı olur.
Stanley G. Weinbaum
Sayfa 98 - İthaki Yayınları
Yönetim bir zayıflık itirafı değil de nedir? Halkın bir kısmının geri kalanla işbirliği yapmayacağının ve bir psikolog tarafından anti-sosyal olarak nitelendirilecek bireyleri kısıtlamak için yasalara ihtiyaç duyulduğunun iftirafıdır. Anti-sosyal bireylerin (suçlular gibi) hiç olmadığı bir toplumda yasalara veya polise ihtiyaç duyulmaz, değil mi?
Anarşi işe yaradığı sürece ideal yönetim biçimidir. Emerson en iyi yönetimin en az yöneten olduğunu söylemiştir. Tıpkı Wendell Phillips ve sanırım George Washington gibi. Ve anarşiden daha az yöneten bir yönetim biçimi yoktur,çünkü anarşi bir yönetim bile değildir!
Stanley G. Weinbaum
Sayfa 77 - İthaki Yayınları
232 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
İthaki bilim kurgu klasikleri dizisinin 36. Kitabı olan Bir Mars Destanı’nın içerisinde 7 adet hikaye var. Bunlardan
ikinci hikaye(hayaller vadisi)
birinci hikayenin(bir mars destanı)
devamı olduğu için ve ayrıca yedinci hikaye(ideal)
altıncı hikayenin(eğer dünyaları)
devamı olduğu için beş adet hikaye var birbirinden farklı olarak diyebiliriz...
Kapak fotoğrafı ilk hikayeden esinlenip
oluşturulmuş.Ben en çok “pygmalion’ın gözlüğü” hikayesini beğendim. Çok güzel bir sona bağlamış yazar.Bu hikayede kendinizi adeta 8 boyutlu bir kutunun içerisinde hissedeceksiniz...


Yüzyılın en iyi bilim kurgu öykülerine kesinlikle bu kitaptan bir hikaye eklenmeliydi, oradaki 11 öykünün en az dördünden çok daha iyi öyküler var bu kitabın içerisinde. Keyifli okumalar..
232 syf.
Okuduğum en güzel bilimkurgu romanlarından biri diyebilirim. Yazar 20. yüzyılın başlarında yaşayıp o zamanın şartlarıyla sıradan bir insanın hayal gücünden çok daha yüksek bir hayal gücüne sahip olduğunun ispatıdır bu kitabı. Malesef 33 yaşında 1935 yılında hayatını kaybettiği için çok eserler bırakamamıştır. Yazarın anısına Mars'ta bir kratere adı verildi.
232 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İthaki bilim kurgu serisine daha yeni başladım sayılır aslında ve okuduğum birkaç kitap maalesef beklentimin altında kalmıştı. Bu kitaba o yüzden beklenti içine girmeden başlamıştım ancak kitap beni oldukça şaşırttı. Gerçekten çok güzel bir kitaptı. Yazar maalesef çok genç yaşta ölmüş. Eğer yaşasaydı eminim çok daha iyi eserler sunabilir ve hatta adı daha çok duyulabilirdi...

Yazarın dili oldukça akıcıydı. Zaten yazar kimya mühendisiymiş ve bunu kitaptaki bilgilerle de gösteriyor. Kitap akıp gidiyor ve her kısımda insanı meraklandırıyor. Hepsini ayrı ayrı çok sevdim ancak bence ilk dört öykü en güzelleriydi. Yani; Bir Mars Destanı, Hayaller Vadisi, Uyumun Doruğu ve Pygmalion'ın Gözlüğü kısımlarını aşırı sevdim. Sonraki hikayeler de güzeldi ancak ilk kısımdakiler beni daha çok etkiledi. Yine de her kısmı ayrı ayrı çok güzeldi.
232 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Evet incelememe bu kelimelerle başlıyorum çünkü bu kitap o kadar iyiydi ki daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum, hani insan sevdiği veya çok beğendiği bir şeyi açıklamaya kelimeler bulamaz ya o durumdayım şuan.

Kitabımız yedi kısa öyküden oluşuyor ve her öykü konu bakımından birbirinden zengin, öyle ki bir öyküyü okuduktan sonra, evet evet bu en iyisi olmalı diyorsunuz. Yazarımız birkaç öyküsünde dünya dışı organizmalardan bahsediyor ve bunu öyle iyi yapıyor ki insanın resmen ufkunu açıyor. Belirtmek isterim ki kitap 20. Yüzyılın başlarında yazılmış ama o zamanki kısıtlı bilgilerle bile ortaya bi şaheser bırakılmış.

Biraz da yazarımızdan bahsedelim Stanley G. Weinbaum, maalesef Weinbaum Bir Mars Destanını yazdıktan 1.5 yıl sonra vefat ediyor. Eğer yaşasaydı kesinlikle şuan en çok konuşulan ve en iyi bilimkurgu yazarlarından olurdu. Bu konu hakkında
Isaac Asimov'un kitapta önsözü bulunmakta okumanızı tavsiye ederim.


İyi okumalar
232 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Tanıştırayım, Stanley G. Weinbaum. 1934 yılında yayımlanan ilk öyküsüyle günümüzde bilimkurgu tarihinin en iyi yazarı ünvanını edindi. Kendinden sonra gelen tüm kitaplarda onu taklit eden öğelere rastlandı. Le Guin'in Mülksüzlerinde bile. Akciğer kanseri ile mücadele ederken bir düzine öykü yazdı. O öyküler günümüzde hala geleceği yansıtan formlara sahip. Hiç kitap yazamadı. Bir sene sonra, 1935 yılında akciger kanserine yenik düştü. Bir avuç öyküsü, günümüz kurgu soyağacını yarattı.
"Bir Mars Destanı" günümüzde uzun süre en iyi kurgu öyküsü kabul edilen (sonra Asimov' un öyküsü bu ünvanı edindi) öykü ve Weinbaum'un diğer 6 öyküsünü barındıran bir kitap. Öykülerin o tarihte yazılmış olması ve hala günümüz yazarlarına taş çıkarması muazzam.
Asimov onun için "Yaşasaydı....muhakkak gelmiş geçmiş en sevilen bilimkurgu yazarları listesinde başı çekerdi." demiştir.
Üstelik onun anısına Mars'ta bir kratere Weinbaum adı verilmiş.
Zevkle okuyun.
232 syf.
·9 günde·8/10
Bir Mars Destanı, Weinbaum'un başyapıtı olarak literatüre geçmiştir. Bu hikayeyi yazdıktan 1,5 yıl sonra ise hayata veda etmiştir. Yaşasaydı eğer Asimov'un dediği gibi gelmiş geçmiş bilimkurgu yazarları listesinde başı çekerdi.

Kitapta yazarın yedi adet öyküsü bulunuyor. Bunlardan ilk ikisi Mars'ta geçiyor ikinci hikaye ilkinin devamı niteliğinde. Bu gezegende yaşayan canlıların zeki oldukları üzerine hikaye kurgulanmış. Zaten böyle bir kurguyu ilk yazan da Weinbaum olmuştur.

Her öyküyü tek tek incelemeyeceğim ama şunu söyleyeyim; çoğu öyküsünden ayrı bir kitap konusu hatta film senaryosu bile çıkar. Okumanız gereken bilimkurgu eserlerinden. Okudukça daha çok yaşasaydı da hep yazsaydı biz de hep okusaydık diyeceğiniz bir yazar ile tanışmış olursunuz.
232 syf.
·1 günde·9/10
Bu seride şu ana kadar okuduğum en iyi kitap hiç kuşkusuz Maymunlar Gezegeni ama Bir Mars Destanı’na başladığım anda ona denk bir kitap okuduğumu anlamıştım. Bu farkına varış bende büyük bir heyecan uyandırdı, aradığını bulan bir insanın sevinci vardı üzerimde. Gezegenler arası yolculuğu anlatan kitapları okumanın ben de bir tür tutkuya dönüştüğünü hissediyorum, okurken ki duyduğum hazzın tarifi yok. Dünyanın dışı benim için muazzam güzellikte ve inanılamayacak kadar gerçek. Dünya güneş sisteminde ki dokuz gezegenden en büyük beşinci gezen. Güneşin içerisine tam 1 milyon 300 bin adet dünya sığabiliyor. Samanyolu galaksisinde “sadece dünya büyüklüğünde” en az 17 milyar gezegenin olduğu tahmin ediliyor. Bizim bulunduğumuz Samanyolu galaksisine en yakın galaksi olan Andromeda galaksisi ile aramızdaki mesafe 2.5 milyon ışık yılı. Evrende 2 trilyon galaksi bulunduğunu da göz önüne alırsak bizim galaksimiz koca devranda iğne ucu kadar yer kaplıyor ve hala dünyada ayak basılmamış yerler var. İnsan düşünmekte zorluk çekiyor gerçekten. Buradan Elon Musk amcaya sesleniyorum, Mars’a beni de götüüüüürr :)

Kitap 7 adet hikâyeden meydana geliyor, ilk iki hikâye birbiriyle bağlantılı. Bu sebepten ben ilk başta tek bir hikâye üzerinden gidilecek izlenimine kapıldım ve daha da hoşuma gitti ama erken sevinmiştim tabi. İlk iki hikâyeyi bitirip de üçüncüye başlayınca ayrı ayrı hikâyeler olduklarını anladım. İlk iki hikâyeden (Bir Mars Destanı ve Hayaller Vadisi) tek bir kitap yazılsa insan okumaya doyamazmış, o kadar tatlı, o kadar değişik. Hayaller Vadisi hikayesinde en iyi yönetim biçiminin yönetimin olmaması (anarşi) olduğunu ancak mükemmel ırk var olduğunda geçerli olabileceği savunuluyor. Üzerine düşündüğümde aslında hiç de mantıksız gelmiyor bana. Kitapta şu şekilde geçiyor, “mükemmel bir ırkta ona hiç ihtiyaç duymazsın; yönetim bir zayıflık itirafı değil de nedir? Halkın bir kısmının geri kalanla işbirliği yapmayacağının ve bir psikolog tarafından anti-sosyal olarak nitelendirilecek bireyleri kısıtlamak için yasaya ihtiyaç olduğunun itirafıdır. Anti-sosyal bireylerin –suçlular gibi- hiç olmadığı bir toplumda yasalara veya polise ihtiyaç duyulmaz değil mi?” Tabi bunun olabilme ihtimali bana göre imkânsız, sadece güzel bir ütopyadan ibaret. Hikâyelerin hepsi birbiriyle yarışır güzellikte, ayrı ayrı mükemmeller. Weinbaum'dan zamanının en iyi bilimkurgu yazarı unvanını hak ettiğini ispat eder nitelikte bir kitap.
232 syf.
·7/10
Merhabalar herkese :) Bugün, kendisiyle yeni tanıştığım bir yazarın kitabını yorumlayacağım. İthaki bilim-kurgu klasiklerinin 36. kitabı olan bu eserin yazarı Stanley Weinbaum amcamız. İthakiden okuduğum diğer bilim-kurgu kitapları gibi bunun da bir roman olacağını düşünerek aldım fakat 7 öyküden oluşan bir kitapmış. Bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı çünkü kısa öykülerdense uzun soluklu romanları her zaman tercih etmişimdir ama genel olarak sevdiğim bir kitap oldu diyebilirim.
İlk öykümüz kitaba adını veren Bir Mars Destanı ve onun devamı olarak da Hayaller Vadisi geliyor. Bu iki öykünün konusu Mars' a giden dört bilim insanını, onların maceralarını ve orada keşfettikleri yeni canlı türlerini hatta o canlıların belki de insanlardan daha uzun süredir hayatta olup, insanlardan daha zeki ve gelişmiş oldukların anlatıyor. Özellikle Tviil karakterine bayıldım.
Bu iki öyküyü ve diğerlerini sevsem de asıl bayıldığım Uyumun Doruğu ve Pygmalion' un Gözlüğü oldu. Uyumun doruğu biraz klasik ve aşina olduğumuz tarza bir öykü. Yine bir bilim insanımız bir ilaç geliştirir ve bu ilacı artık bir insan üstünde deneyip ne olacağını görme ihtiyacıyla neredeyse ölümün eşiğinde bir denek bulur ve deneğe enjekte ettiği ilaç hiç beklenmeyen sonuçlar doğurur. Bu sonuçların iyi mi kötü mü olduğunu okuyunca görürsünüz artık :) Diğer beğendiğim öykü Pygmalion' un Gözlüğü ise şöyle:
İzlediğiniz her şeyi gerçekten hissettiğinizi düşünün. Yani bir film izliyorsunuz ve filmde yağmur yağıyor değil mi? O yağmuru hissedebildiğinizi düşünün. Toprağa karıştığında oluşan o kokuyu bile sanki gerçekmiş gibi hissettiğinizi.. İşte Pygmalion Gözlüğünü taktığınızda tam olarak olan şey bu. Bir hayal dünyasına ışınlanıp baş karakter sizmişsiniz gibi her şeyi hissedebiliyorsunuz. Aşkı bile. Ve sanırım en kötüsü bu çünkü hisleriniz gerçek ama yaşadığınız şey bir kurmaca. Aslında en çok etkilendiğim öylü bu oldu. En fazla sıkıldığım ise Eğer Dünyaları oldu. O kadar sıkıldım ki şuan bile pek fazla bir şey hatırlamıyorum.
Şunu da eklemeden geçmeyeyim Weinbaum amcamız henüz tanınan bir yazar değilken, bir dergide yayımladığı Bir Mars Destanı adlı başta bahsettiğimiz öyküyle adını duyurmuş ve Isaac Asimov' un dediğine göre yaşasaydı bilim-kurgu yazarları listesinde başı çekerdi ama maalesef kendisi otuzlu yaşlarında kanserden ölmüş ve bize az miktarda öyküsünü emanet etmiş. Ve şöyle güzel bir şey daha öğrendim ki marstaki bir kratere yanılmıyorsam 1973 yılında onun adı verilmiş. Weinbaum Krateri :) Umarım okuduğunuzda seveceğiniz bir eser olur.
232 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Stanley Weinbaum yaşasaydı muhakkak gelmiş geçmiş en sevilen bilimkurgu yazarları listesinde başı çekerdi. Kitabın detaylı önsözü bu şekilde bitiyor. Isaac Asimov'dan böylesine bir giriş kitaptan beklentiyi haliyle arttırıyor. Yazar bu öyküleri yazdıktan 1 yıl sonra ölmüş ve maalesef başka bir kitabı da yok. O yüzden hiç acele etmedim okurken. Öyküler hep farklı konuları içeriyor. Mesela yarattığı dünya dışı yaratıkları çok zekice tasarlamış ve ayrıntılı özellikler vermiş. Ve o yaratıkların bölümlerini okuduğunuzda özellikle tiplemeleri birçok öyküye, filme ilham olduğu çok açık. Bir diğer hikayede VR gözlüğün benzerini tasarlamış ve mükemmel bir fantastik-bilimkurgu hikayesi çıkarmış ortaya. Uyumun Doruğu hikayesi, süper insan/mutant fikrini öne sürmüş ve yine üst düzey. 7 hikayenin ilk ikisi Bir Mars Destanı'nı konu alıyor. Son iki hikaye yine birbiriyle bağlantılı ve Profesör Van Manderpootz ile bahtsız Dixon Well'in öykülerini anlatıyor. İki öyküden Eğer Dünyaları mükemmel bir hikaye. Birde şu var, yazar kesinlikle aşk acısını baya çekmiş. Bu son iki hikayede çok belli :-) Kısacası şöyle söylemem lazım, sadece 1.5 yıllık yazarlık kariyerinde bu kadar az hikaye yazıp bu kadar çok etki bırakmak bence büyük başarıdır. Öyküleri, yaratıkları hep filmlere ve romanlara ilham olmuş. Kim bilir yaşasaydı daha neler neler yazardı demeden edemiyorum.

Öykülere Puanlarım
Mars destanı - 9.5
Hayaller vadisi - 9.5
Uyumun doruğu - 10
Pygmalion - 10
Üşütük Ay - 8.5
Eğer Dünyaları - 10
İdeal - 8

Yazarın biyografisi

Adı:
Stanley G. Weinbaum
Unvan:
Amerikan Bilim Kurgu Yazarı
Doğum:
4 April 1902
Ölüm:
Milwaukee, Wisconsin, ABD, 14 Aralık 1935
( 1902 – 1935)

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 161 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 147 okur okuyacak.