Sultaniyeli Johannes

Sultaniyeli Johannes

Yazar
8.4/10
7 Kişi
·
10
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Sultaniyeli Johannes
Unvan:
Din Adamı, Yazar
1398 yılında Mart ayında papalık fermanıyla Sultaniye piskoposluğuna getirilen İtalyan din adamı Johannes’in başpiskoposluğa atanmadan önceki yaşamına dair fazla malumat bulunmamaktadır. Johannes, 26 Ağustos 1398 tarihli papalık fermanıyla Sultaniye başpiskoposluğuna atanmış olmasına karşın, Fransa Kralı VI. Charles ve İngiltere Kralı IV. Henry’ye gerçekleştirdiği ziyaretlerde Timur’un gönderdiği itimat mektuplarını Farsçadan Latinceye tercüme ederken Sultaniye başpiskoposu unvanını, muhtemelen diplomatik misyonun ve şahsının önemini olduğundan fazla göstermek maksadıyla, “bütün Doğu’nun başpiskoposu” unvanıyla değiştirmiştir. 1402 yazına dek neler yaptığına dair yazılı kayıt olmamasına karşın, kaleme aldığı diğer eseri Libellus de Notitia Orbist’te muhtemelen Batı’yla diplomatik münasebetlerin tesisi için Timur’un sarayında bulunduğuna işaret eden pasajlar yer almaktadır. Ankara Muharebesi’nden sonra beraberinde Timur’un hususi olarak Fransa Kralı VI. Charles’a ve oğlu Mîrân Şah’ın tüm Avrupalı monarklara hitaben yazdığı mektuplarla birlikte yolculuğuna başlayan Johannes Venedik ve İtalya’da bir süre bulunduktan sonra 1403 yılı Mayıs ayında Paris’e ulaştı. Burada Kral VI. Charles’a yazdığı hususi mektubu sunan Başpiskopos, Fransa soylularınca ilgiyle karşılandı ve Timur’un kurmayı amaçladığı ticari ilişkiler konusunda ciddi adımlar attı. Timur’un 1405 yılında vefatına müteakip ortaya çıkan taht mücadelesi ve kaos nedeniyle, ticari münasebetlerin geliştirilmesine yönelik girişimleri boşa çıkan ve 1410 yılında Kırım’daki Cimbaliensis (Balaklava) diyakozluğuna atanan Johannes’e ilişkin bundan başka bir yazılı veri günümüze ulaşmamıştır.
"Ne kral ne de imparator unvanı taşır, ancak şu anda kudretli ve yüce bir senyördür, zira Semerkant şehrini ve Moğol İmparatorluğu'nu zapt ettiği günden beri Doğu diyarlarında ona denk başka bir hükümdar ne görülmüştür ne de işitilmiştir."
"Ülkesinde herhangi bir tacirin soyulması hâlinde, tacirin soyulduğu memlekette yaşayanların tümü zararın iki mislini ona öderler, tacirin uğradığı zararın beş mislini de Temir Bey'e öderler."
Bu Tatar senyörün adı bu minvaldedir ve Temir Bey olarak bilinir. Adı şu şekilde tercüme ve izah edilir: Temir Bey özel isimdir ve temir bizim lisanımızda fer yani “demir” demektir, bey ise “senyör” anlamına gelir, yani “demir senyör” manasındadır. Öte yandan başkalarının ona Tamurlan dediği de vakidir, buna mukabil tamir sözcüğü Fransızcada “topal”, ”aksak” anlamına gelmektedir. Bu ona hakaret amaçlı takılan bir lakaptır. Farsça ve Tatar diline böyle tercüme edilir. Ayrıca Fars dilinde ona Miritabam da derler ki bu da “senyör” anlamındadır, Calan ise “lider”, “baş” demektir ki adı “senyörlerin senyörü” anlamına gelir.
"Temir Bey'in meşru nikâhlı dört karısı ve sayısız cariyesi vardır. En büyük karısı İmparator'un kızıdır, adı Caron'dur. [Cengiz Han'ın soyundan gelen Kazan Han'ın kızı Saray Mülk Hanım]"
İran’da bulunan Sultaniye’deki katolik kilisesinin başpiskoposu olan Johannes, Timur’un Sultaniye’yi zaptının ardından Timur’la sarayına yakın bir kişi haline gelmiş ve bunun bir neticesi olarak 1398’de Timur’un bir elçisi sıfatıyla Venedik ve Cenova’ya gönderilmiştir. Bu görevlerinde efendisinin beğenisini kazanmış olacak ki 1402’de Ankara Muharebesi’nden sonra yeniden Avrupa’ya gönderildi. Bu sefer Timur, Sultaniyeli Johannes aracılığı ile Avrupalı muhataplarına Yıldırım Beyazid’i esir ettiğini müjdeliyor ve ardından da İpek yolunun önemli bir kısmının efendisi olmaktan başka, bu yolun limanlarının da çoğunun fatihi sıfatıyla temasın asıl nedenini, yani Avrupa ile ticaret ilişkilerini başlatmak ve yoğunlaştırmaları isteğini vurguluyordu.
Unvanları Temir Geracan, Sosmus’tur. Geracan, “imparator oğlu” veya “varisi” ilken, Sosmus ise “buyruğumuzun sözü” demektir. Unvanları arasında ne kral vardır, ne imparator ne de senyör.
Kimi hayatta bulunduğu süre içinde, kimisi de öldükten sonra ortaya atılan rivayetler; göreceli olarak çok kısa bir zaman aralığında geniş bir coğrafyada kurduğu devlet; savaş alanında hiç yenilgi yüzü görmemesi; Ortaçağ’ın efsaneleri arasına giren gaddarlıkları; Yıldırım Beyazid ile sonraki asırlarda Batı’da yazılan romanlara, opera eserlerine konu olan rekabeti ile bozkırın çıkardığı en ilginç karakterlerden biri.
1330’larda Moğol mirası gerek Çin’de gerek Türkistan’da ve gerekse İran’da çöküş emareleri gösterdiği bir sırada, yurt tuttuğu Kaşka Derya boylarında eski şanından çok uzakta bulunan Barlas boyuna mensup bir beyin evladı olarak dünyaya gelen bir çocuğun bozkırı yeniden ayağa kaldıracağını elbette kimse öngöremezdi.
Orta Asya ve Yakın Doğu coğrafyalarında yarattığı etki fıkralara ve efsanelere, mitlere konu olan, siyasi, kültürel mirasıyla kimi zaman ürküten, kimi zaman heyecan uyandıran Timur; bozkırdan çıkarak ordularının başında akınlar düzenleyen Fatih ethosunun belki son örneklerinden.
112 syf.
·Beğendi·10/10
bu kitap için söyleyeceğim ilk şey ; uzun süredir okuduğum en iyi çeviri idi. Az sayıda eski çağ dilleri cevirmeni olan ülkemizde, eski Fransızca, Latince, farsça gibi muhtelif dillerden başarı ile yapılmış çeviri için Ahmet Deniz Altunbaş'ı tebrik ediyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Timur hakkında çoğu kaynakta geçmeyen bazı bilgileri içeren bu kitap dönem tarihine ilgili herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. ayrıca çevirmenin dipnotları ile yaptığı zenginleştirme de kitaba ayrı bir hava katmış ve okuma zevkini, kalitesini artırmış. Oldukça iyi bir dipnotlandırma yapılmış olsa da bazı yerlerde dipnot eksikliği hissettiğimi belirtmek isterim. Daha geniş bir kitleye eserlerini ulaştırmak için çevirmenin dipnotlandırma ve açıklama konusunda daha Comer davranmasını tavsiye ederim. Son olarak, iyi okumalar dilerim herkese.
112 syf.
·Puan vermedi
Emir timur hakkında , sultaniyeli johannes tarafından Fransa krallığına gönderilen mektupları içeren , Timur’un devleti ve kendisi hakkında verilen bilgiler , yaptıkları ve savaştığı devletler , nelerden hoşlandığının anlatıldığı kısa bir solukta bitecek bir kitap.
Özellikle çevirmenin ustalıkla aktarması ve eski Fransızca ve Latinceye olan ilgisi takdire şayan, diğer eserlerini de merakla alıp okuyacağım inşallah.
112 syf.
·9/10
Öncelikle bu kıymetli eseri çok titiz ve güzel bir Türkçe ile çevirdiği için Ahmet Deniz Altunbaş'ı tebrik ediyorum. Kitap isminden de anlaşılacağı üzere Sultaniyeli Johannes'in elçi olarak gönderildiği Fransa'da Timur hakkında anlattıklarından oluşuyor, ancak içerisinde Timur ve VI. Charles'ın mektupları dahi var. Yazarın notlarıyla birlikte iyice zenginleşen kitap, döneme ilgisi olanların kesinlikle okuması gereken bir çeviri olmuş.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Timur’un fethettiği bugünkü İran topraklarında yer alan Sultaniye Başpiskoposu Dominiken tarikatına mensup İtalyan asıllı Johannes tarafından 1403 yılında kaleme alımın bu eser Timur hakkında batılı ve farklı bir dine mensup bir din adamı tarından kaleme alınmış olmasıyla da ayrıca önem taşımaktadır.

Timur’un elçiliğini yapmış, Fransa kralı ve diğer hristiyan devletlerine yazılan mektupları kaleme almış biri olarak onun Timur hakkındaki fikirleri ve özellikle Timur’un kişiliği, yaşamı, ordusu ile Ankara Savaşı hakkında verdiği bilgiler oldukça kıymetlidir.

Keyifli okumalar dilerim

Yazarın biyografisi

Adı:
Sultaniyeli Johannes
Unvan:
Din Adamı, Yazar
1398 yılında Mart ayında papalık fermanıyla Sultaniye piskoposluğuna getirilen İtalyan din adamı Johannes’in başpiskoposluğa atanmadan önceki yaşamına dair fazla malumat bulunmamaktadır. Johannes, 26 Ağustos 1398 tarihli papalık fermanıyla Sultaniye başpiskoposluğuna atanmış olmasına karşın, Fransa Kralı VI. Charles ve İngiltere Kralı IV. Henry’ye gerçekleştirdiği ziyaretlerde Timur’un gönderdiği itimat mektuplarını Farsçadan Latinceye tercüme ederken Sultaniye başpiskoposu unvanını, muhtemelen diplomatik misyonun ve şahsının önemini olduğundan fazla göstermek maksadıyla, “bütün Doğu’nun başpiskoposu” unvanıyla değiştirmiştir. 1402 yazına dek neler yaptığına dair yazılı kayıt olmamasına karşın, kaleme aldığı diğer eseri Libellus de Notitia Orbist’te muhtemelen Batı’yla diplomatik münasebetlerin tesisi için Timur’un sarayında bulunduğuna işaret eden pasajlar yer almaktadır. Ankara Muharebesi’nden sonra beraberinde Timur’un hususi olarak Fransa Kralı VI. Charles’a ve oğlu Mîrân Şah’ın tüm Avrupalı monarklara hitaben yazdığı mektuplarla birlikte yolculuğuna başlayan Johannes Venedik ve İtalya’da bir süre bulunduktan sonra 1403 yılı Mayıs ayında Paris’e ulaştı. Burada Kral VI. Charles’a yazdığı hususi mektubu sunan Başpiskopos, Fransa soylularınca ilgiyle karşılandı ve Timur’un kurmayı amaçladığı ticari ilişkiler konusunda ciddi adımlar attı. Timur’un 1405 yılında vefatına müteakip ortaya çıkan taht mücadelesi ve kaos nedeniyle, ticari münasebetlerin geliştirilmesine yönelik girişimleri boşa çıkan ve 1410 yılında Kırım’daki Cimbaliensis (Balaklava) diyakozluğuna atanan Johannes’e ilişkin bundan başka bir yazılı veri günümüze ulaşmamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur okudu.
  • 17 okur okuyacak.