Ben bu kitapta aradığımı bulamadım. TikTok’ta alıntısına denk gelip romantik komedi tarzında eğlenceli bir şeyler okuyacağımı düşünüp hemen atlamıştım; ancak dram yönü daha ağır basan bir kitaptı. Benim gibi düşünenler için ufak bir uyarı olsun, çünkü ben okurken çok sıkıldım.
Yazarın anlatımı, sanki akşam olmuş da günlüğüne yazıyor gibiydi. Sevmedim. İhtilal’den sonra travma yaşıyor da olabilirim, emin değilim.
Dane Davenport, tam olarak adının hakkını veriyordu: Soğuk, işkolik, sessiz ve yakışıklıydı; buzlar prensi anlayacağınız. O kadar soğuk bir adamdı ki, ilk öpüşmelerini yakıştıramadım. Öyle düşünün. Karısının yanında çözüleceğini düşünüyor olabilirsiniz ama hayır, uzuuuunca bir süre çözülmüyor. Olduğunda ise kendi çapında.
Vienna Stratton, dört yıl boyunca özel asistanlığını yaptığı patronundan bir ricada bulunur. Gün gelir, bu ricasının kendisine 12 ay boyunca anlaşmalı evlilik olarak geri döneceğini bilse kabul eder miydi, emin değilim. (Şahsi fikrimi soracak olursanız, bence kabul ederdi.)
Anlaşmanın şartlarını, Vienna’nın ve Dane’in travmatik geçmişini merak ediyorsanız, geri kalanını kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz. İyi akşamlar.