Turgut Akpınar

Turgut Akpınar

YazarÇevirmen
7.4/10
8 Kişi
·
18
Okunma
·
0
Beğeni
·
22
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
215 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
"BEN JOHANNES SCHILT-BERGER, BAVYERA’DA DOĞDUĞUM ŞEHİR OLAN MÜNİH’TEN, MACAR KRALI SIGISMUND MÜSLÜMANLARA KARŞI SEFER AÇTIĞINDA, MAİYETİNDE BULUNDUĞUM DEREBEYİ LEIN-HARDT RICHARTINGER İLE BİRLİKTE ÇIKTIM."

Böyle başlıyor Schiltberger'in hikayesi. 14 yaşında savaşa katılıyor. Niğbolu savaşında Sultan Bayezid'e binlerce yoldaşı ile esir düşüyor ve işte o zaman ölümle ilk kez burun-buruna geliyor.

Muharebeden sonra savaş alanına göz gezdiren Sultan Bayezid göz yaşlarını tutamaz, tam 60 bin şehit vermiştir ve intikam alacağına yemin eder. O gün tüm esirlerin öldürülmesini emreder. Binlerce esirin öldürüldüğü o gün sıra Schiltberger'e gelince şehzade onun daha çocuk olduğunu görür ve babasından af diler. Öfkesine rağmen sultan merhametli davranır ve 20 yaşından küçük esirlerin öldürülmemesi emrini verir.

Kitabı okurken Schiltberger'in becerikli ve en kötü şartlarda bile zoru başaran bir insan olduğuna şahid oldum. Zira, kısa bir sürede sultanın en yakınındaki askerlerden biri olur. Ankara savaşında Sultanla birlikte Emir Timura esir düşer. Bizzat Emir Timur'un tüm seferlerinde yanında bulunur. Yazdıklarından öyle anlaşılıyor ki, Emir Timur fethettiği şehirlerde kelleden kule yapmayı hobi edinmiş. Sultan Bayezid maiyetinde geçirdiği zamanlarda Sultanın gaddar olduğunu düşünürdüm ama Emir Timur'un gaddarlığı karşısında bir hiç onunkisi. Sivası ele geçirdiğinde teslim olan askerlere kanlarını akıtmayacağına güvence vermiş, daha sonraysa onları diri-diri toprağa gömmüş, İsfahanda 7 bin çocuğun üstünden bizzat kendisi atıyla geçmiş ve öldürmüştür. Tüm bunları Schiltberger kendi gözleriyle görmüş.

Emir Timur öldükten sonra bir müddet Altın Orda'da tabi olduğu beyiyle saray çekişmelerinde bulundu ve nihayet arkadaşlarıyla kaçmayı başardı. Kitabını da 30 yıllık esirlikten sonra evine ulaşınca yazmaya başlamış, bu yüzden bazen yıllarda ve ya ordu rakamlarında yanlışlıkları var. Ve tabi ki de, her seyyah gibi duyduğu bazı fantastik olayları da kitabında belirtmiş.)

Tarihseverlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Tarihi, şahsiyetleri ve yaşadığı olayları bizzat gözleriyle görmüş birinden okumak oldukça eğlenceliydi benim için.
215 syf.
·27 günde·Beğendi·9/10
Kitabın isminin "Osmanlılar ve Tatarlar Arasında" olması gerekirken "Türkler ve Tatarlar Arasında" olarak tercüme edilmesi bence tam bir feceat. Alman olan yazar kitabın ismini doğru düzgün koyarken tercüme eden Türkün bunu bu şekilde çevirmesi kötü niyet değilse tam bir aptallık.

Yazar için tarihteki ilk türkolog deniyor.
Yazar Niğbolu savaşında Yıldırım Bayezid'e esir düşüyor ve 30 yıllık esaret de başlıyor.

Yazdıklarının çok büyük bir kısmı tevatürden ibaret de olsa gerçek olan kısmını duymak bile insanı değişik duygulara sürüklüyor. Mesela bugün dağlık karabağ olarak bilinen yerin o zaman da adının aynı olduğunu ve nüfusunun müslüman olduğunu söylemesi tarihe bir not düşme olmuş. Türklerin kelime-i şehadet getirirken "Tanrı birdir" diye başlamaları ve 600 yıl önce dahi kelime olarak "Tanrı" kelimesini kullanmaları çok ilginç.

Ancak gözüyle gördüğünü iddia ettiği bazı sahnelerin gerçek üstü olması ve bir müslüman olarak bizim bildiğimiz temel bilgileri dahi çok yanlış not etmesi hem de 30 yıl müslümanlarla beraber yaşamış bir kişi olarak yanlış yazması kitapta yazan bilgilerin güvenilirliğini bir hayli sorgulattı bana.

Iyi okumalar...
215 syf.
·8/10
O dönemleri gerçekten yaşayan birinden dinlemek inanılmaz bir deneyimdi. Çok keyif alarak okudum. Tarihle yakından ilgilenenler için ise inanılmaz bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
215 syf.
·2 günde·7/10
15. YY'da Bavyera'lı bir Alman , Macar kralının çağrısının üzerine Beyazıd'a karşı toplanan haçlı ordusuna katılıyor ve bugünkü Bulgaristan'daki Niğbolu'ya geliyor , savaşta Haçlı ordusu imha oluyor ve bizim Bavyeralı Osmanlı'ya esir düşüyor.
Beyzazıd'ın yanında Karaman seferine katılıyor ve bu savaşa şahit oluyor daha sonra meşhur Ankara savaşına da katılıyor. Burda bu sefer de Osmanlı yeniliyor ve Sultan Beyazid ile beraber Timur'a esir düşüyor.
Bu seferde Timur'un yanında takılıyor. Onun Ortadoğu ve İran'daki seferlerine şahit oluyor. Timur da öldükten sonra once Timur'un oğlunun daha sonra da Altınorda Han'ın esiri oluyor. Altınorda'daki yıllarında bir de Sibirya seferine şahit oluyor.
Tarih itibari ile tam da Altınorda'nın dağılma dönemi olduğu için çok fazla iktidar değişimine şahit oluyor.
Geçen 10'larca yıl sonunda bir şekilde özgür kalıyor ve sağ salim memleketine dönmeyi başarıyor ve anılarını -aklında kaldığı kadarıyla - yazıyor ve bu kitap ortaya çıkıyor.
Gerçekten ilgi çekici bir hayat hikayesi ve bu kitapın sadece var olması bile inanılmaz bir olay.
Fakat , yine de , tüm bunlara rağmen bu kitap benim için bir hayal kırıklığı oldu. Evet gerçekten çok ilginç anektdotlar mevcud ama ben çok daha ilginç gözlem ve tespitler de beklerdim. Onun yerine kitapın yarısı etraftan duyduğu dini efsaneler ve yarim yamalak bilgisiyle yazdıği İslami bilgilerle dolu.
Her şeye rağmen o zamanın bakış açısıyla yazılmış notları okumak ufuk açıcı bir deneyim oldu.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 18 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 16 okur okuyacak.