Ufuk Yetişkin

Ufuk Yetişkin

9.2/10
15 Kişi
·
20
Okunma
·
11
Beğeni
·
853
Gösterim
Adı:
Ufuk Yetişkin
Unvan:
Türk Ekonomist, Yazar
Doğum:
Sivas, Türkiye, 22 Mayıs 1987
22 Mayıs 1987 yılında Sivas’ta doğdu. 2010 yılında Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’den mezun oldu. Lise yıllarından bu yana karikatür, müzik, tiyatro gibi çeşitli sanatlarla ilgilendi. 2010-2015 yılları arasında çeşitli internet sitelerinde köşe yazıları yazdı. 2013 yılında amatör bir toplulukla bir yıl boyunca tiyatro sahnesinde yer aldı. 2014 yılında çocuklarla birlikte “Umut” temalı bir resim sergisi açtı. 2015 yılında kanser hastaları yararına yayımlanan “Hayata Tutunma Öyküleri” adlı projede bir hikâye ile yer aldı. 2016 yılında ilk romanı “VITA-Buluşma” yayımlandı.
"Kalabalığı sevmiyorum. Anlaşabildiğim üç beş kişi haricinde kimsem yok zaten. Ne kadar çok insan, o kadar gürültü ve bir o kadar pislik gibi geliyor bana. Çünkü insanların iyi olmaya değil de sadece mutlu olmaya çalıştıklarını görüyorum."
"Her insan mutlu olmak ister, bunda ne var ki?"
"Başkasının mutsuzluğuna neden olma pahasınaysa, çok şey var."
"Bu nedenle de insanlardan uzak duruyorsun öyle mi?"
"Evet."
"...Çünkü dil gidene hep küserdi. Çünkü gitme demek, herzaman sözcüklere yüklenmiş bir görev değildi. Çünkü kalanın mı yoksa gidenin mi kaybettiği konusunda kararsız kalınan bu dünyada rivayete yer bırakmaksızın, giden kalanda yarım kalı, dil susardı."
Ufuk Yetişkin
Sayfa 26 - Postiga
Bir çocuk uğruyor rüyalarıma,gel,hayatı öğreteceğim sana diyor. Daha senin yaşın kaç demeye kalmadan öylece inanıyorum ona. Çünkü inanmaya ihtiyacım var, öğret diyorum. Sonra düşünüyorum ve diyorum ki, onun yaşına kadar düşmüş mü hayat meselesi... Yani o denli anlamıyorum hayattan. Hani derseniz ki, sen ne saçmalıyorsun birader, hayatın anlaşılmayacak nesi var diye, o zaman ben de size derim ki, 'Hadi sizin yaşınız ondan da, benden de büyük, siz söyleyin hayat nedir?' diye. Ama durun, siz de söyleyemezsiniz, söyleseniz de ben sizin cevaplarınıza başka sorular sorup boğarım onları. Çünkü anlatamazsınız, mutluyken istisnasız uğrayan kara haberi, gideni, kaybetmeyi... En çok da ölümü... Evet, evet ölümü anlatamazsınız bana... Ya arkadaş niye ha, niye? Niye ölür anneler babalar? Daha mürüvvet görecekler, düğünde halay çekecekler, torun büyütecekler, değil mi ama?..
... "Çocuk, "Yüklerin ağır", diye cevap verdi. "Sen aklındaki, kalbindeki, tüm benliğindeki yüklerden kurtulamadan cevapları alamazsın. Sen seni terk edenleri, sana söylenen yalanları affetmeden öğrenemezsin hiçbir şeyi. Ve sen terk ettiklerinden, nefret ettiğin herkesten af dilemedikçe açamazsın kendini gerçeğe", deyip, aralıksız söylenmeye devam etti..."
"Yaşamın içinde bulunan tüm insanî duyguların birbiriyle olan mücadelesi bizi kendi içimizde bulunan güçten uzaklaştırdı. Çözümü kendi iç dünyamızda bulmaktansa, dışarıda hazır sunulan çözümleri tercih etmemize zorladı bizi."
Bana göre Musa kinezi yeteneğine sahipti. Sadece Musa da değil, İbrahim ve İsa da kinezi yeteneğine sahiptiler. İbrahim'in içine atıldığı ateşte yanmaması, Musa'nın Kızıl Deniz'i ikitye bölmesi, İsa'nın suyun üstünde yürümesi... bütün bunlar olanların elementler üzerinde hakimiyet kurabilmelerinin sonucuydu...
...
Peki ama sahip oldukları yetenekleri kullanarak niçin kendilerini Tanrı olarak göstermemişler? Çünkü çok zekiydiler. Ne olursa olsun hata yapmaya müsait birer varlık olduklarını biliyorlardı, yani insandılar... Tanrı kadar sözü geçen ama ne olursa olsun insan. Çünkü 'elçiye zeval gelmezdi.'
Ufuk Yetişkin
Sayfa 99 - postiga
Oysa yanlış ve doğru diye bir ayrım yoktu. Onun yaşadıkları da herkesin yaşadıklarının neden ve sonucu, başlangıcı ve sebebiydi sadece. Muazzam bir düzeneğin içindeki her parçanın eşit miktardaki önemine sahipti aslında o da; iki sokak aşağısında oturan Şenyüz ailesinin, gece ansızın uyanıp da su içmek isteyen ve uyku sersemliğiyle bardağı mutfak bankosundan düşüren küçük çocukları Can gibi. Ve onların dahil olduğu bu düzenek; küçük çocuğun anne ve babası uyanınca ona kızmasınlar diye alelacele cam kırıklarını toplarken parmağını birazcıcık derin kesmesi, gürültüye uyanan annesinin onun elini kanlar içinde görünce kocasını uyandırıp hemen acile gitmeleri, o an nöbetinde telefonla konuştuğu sevgilisiyle kavga ederken konuşmasını yarıda kesen doktorun küçük çocukla ilgilenmesi, telefonun diğer ucundaki kadının kavgalarına bir son verip hamile olduğu haberini paylaşacakken kapanan telefona sinirlenerek kuzenini araması, kuzeninin telefonuyla uyanan kadının babasının horlamadığını fark edip kalbinin durduğunu anlayarak babasının hayatını kurtarması ve o adamın gerçekleştirilecek kalp ameliyatının Adil’in yaptığı hayat sigortası tarafından karşılanacak olması gibi kusursuz işleyen olağanüstü bir yapıya sahipti. Adına Hayat denilen, kader tarafından görünmez bir bağ ile tüm insanları birbirine bağlayan, göz ardı edilen her ufak ayrıntının aslında bir sonuca vesile olduğu...
Ufuk Yetişkin
Sayfa 41 - Postiga Yayınları
Şimdi fark ediyordu da, ne kadar değişik bir göz rengi vardı bu kızın; insanı ikileme sürükleyen bir derinlikte, iki farklı rengin kucaklaşması misali, hem yeşil ile elanın birbirleriyle bu kadar içli dışlı olmalarına ev sahipliği yapıp, hem de birbirlerinden bu kadar uzak durmalarına neden olan garip bir renge sahipti gözleri. İyi de bu kocaman gözlerin rengi neydi? Yeşil mi, ela mı? Bunun cevabını kestirmesi zordu ama şundan emindi: İnsanın çözmekten ve keşfetmekten bıkmayacağı kadar güzel, niyetlerini belli etmeyecek kadar da gizemliydiler.
Serinin ilk kitabı olan eser, mitoloji, bilim, gizem ve dinler üzerine kurgulanmış.
Ana karakter olan Adil kendi halinde, geçmişinin hesabını geleceğinin umutsuzluğu içinde yol alırken, gördüğü öncü rüyalar onu bambaşka bir gizemin içine sürükler...


İnsan acaba kendi gücünü keşfetmiş midir?
Dünyanın en zenginlerinden olan bir adamın Tanrı olma hayalini gerçekleştirmesi için yapılan deneyler, ona bu yolun sonunda acaba neler sunacaktır? Bu sorunun cevabını bildiğini düşünse de endişeleri ve korkuları onu yolundan döndürmeye yetecek midir?

Mistik öğretileri, mitolojik bilgileri bilim ile bira araya getiren Doktor Aykut Ulucan'ın bilimsel olarak yaptığı araştırmalar ve keşifler insanların sonunu mu yoksa gerçekten var olan güçlerinin keşfini mi sağlayacaktı? Bu sorunun cevabını arayan Doktor, keşiflerini dünyaya duyurmak için kendinden verdiği ödünler ile bu hizmetin nelere sebep olacağı konusunda ki tutarsızlıklar sonucu nasıl bir yol izlemesi gerektiğinine karar vermiş olsa da uygulamasını devam kitabına saklamış yazarımız...

Yedi Uyurlar'ın bulunduğu Selçuk'taki bir mağarada, Öğretmen öğrencilerine vaktin geldiğini söylemesi üzerine, Adil'inde hayatının kesişeceği noktada iyi ve kötünün, sevginin ve hırsın savaşı başladığında, Adil'in kendi geçmişi ile yüzleşmesi adına yaşadığı tüm bu olayların içine bilinçsizce çekilmesi, onun bilinmezliklerle dolu olan görevinin ne olduğunu anlamasına olanak sağlandığında, gerçeklikten kopuşu ve araştırmalara başlaması kitabı bir solukta okumama sebep oldu...

İzmir'in güzel sokaklarında, Adil'e eşlik etmek isteyeceğinize emin olabilirsiniz...
Kurgusu oldukça başarılı olan kitabının devamını okumak için biran önce çıkmasını diliyorum. Son sayfası öyle bir noktada kaldı ki, kitabın kapağını kapatınca olay yerinden bir süre çıkamadım...
Eren arkadaşıma sonuna kadar katılıyorum. Aslında ben biraz edebi açıdan bakıyorum kitaplara ama bu kitap bu anlamda da beni tatmin etti. Yazarın dili kullanımı çok iyi. Cümlelere hakim, anlatmak istediğini size tüm duygusuyla verebiliyor. Tüm bunların yanında ben en çok ana karakter analizine bayıldım. Bilindik tüm ana karakterlerden çok farklı. Sanki o benmişi gibi. Kızıyor, susuyor, ağlıyor, korkuyor. Gerçek bir insan gibi hareket ediyor. Hem de bütün bunları, başına gelen onca sıradışı olaya rağmen gerçekleştiriyor. Tepkileri çok insanca. Buradan bakınca yazarın metafor konusunda da çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Ana karakterini bize indirgerken, kitap içerisinde mitolojilerdeki tanrıların ve peygamberlerin de birer gerçek insan olduğunu savunan bir karakter ekleyerek bize bir mesaj yolluyor. Acaba bizler de onlar gibi mucizeler gerçekleştirebilir miyiz diye sorgulatıyor, derken Doktor adındaki karakter bunun gerçek olduğunu bizlere gösteriyor. Ne diyeyim, felsefeye, mitolojiye, dini bilgilere doydum, ama şimdilik. Şimdilik diyorum, çünkü yazar kitabın devamının geleceğini daha en başından söylüyor. Bakalım Adil adındaki ana karakter, insanlığın varoluş sebebini bulabilecek mi? Ayrıca bulursa şayet, buna tepkisi ne olacak? Yine biz gibi mi davranacak, yoksa sorumluluklarının gerektirdiklerini mi yapacak?
Gerçekten inanılmaz güzel bir roman. Çevremde okuyan herkes gibi ben de yazarın ilk kitabı olduğuna inanadım. Yazar bey üşenmemiş araştırmış ve bilgi birikimini aktararak çok güzel bir kitap ortaya çıkarmış. Bir kere sorgulamanızı, düşünmenizi sağlıyor. Belki de daha önce hiç aklınıza gelmeyen şeyleri bile, mi acaba diyerek düşünmeye başlıyorsunuz. Bir okur olarak tek sıkıntı yaşadığım yer kitabın sonu oldu. Çünkü yazar acımasızlık yapıp en can alıcı yerde bitirmiş kitabı. Şimdi bekle ki yeni kitap çıksın. Tebrikler.
Bu kitapta neler mi var?
Herşey!! İzmir'e, Ege'ye olan sevgim, ağustos ayında İzmir'de Saat Kulesi ve Kemeraltı gezim, yıllar önce çok ilgimi çektiği için Efes, Meryem Ana Kilisesi ve Yedi Uyuyanlar Mağarası gezim, Yunan mitolojisine olan ilgim, enerji ile ilgili merakım, dünyadaki bütün inanışları araştırma isteğim ve bunların bu kitaptaki ortak noktası beni oldukça etkiledi!
Tanrılar, Peygamberler, Yedi Uyuyanlar, iyiler, kötüler..

Mitolojik, fantastik, bilim kurgu kitapları sevenler, içinde biraz da aşk olsun diyenler oldukça mistik bir kitap

Bu kadar şey ve daha fazlası nasıl bir araya geldi derseniz o da yazarın muhteşem kurgusu

Profesörün öğrencileriyle 'kinezi' konusunu işlerken 'ön yargısız olmanın ve düşünmenin önemi' ni vurgulayan bölüm 5 belirtmeden geçmek istemedim.

Altı çizilesi o kadar çok cümle vardı ki..
"Bu görevi neden mi dil değil de o yeşil bakışlar üstlenmişti? Çünkü dil gidene hep küserdi. Çünkü gitme demek, her zaman sözcüklere yüklenmiş bir görev değildi. Çünkü kalanın mı yoksa gidenin mi kaybettiği konusunda kararsız kalınan bu dünyada rivayete yer bırakmaksızın, giden kalanda yarım kalır, dil susardı."

Kitap benim ilgi alanlarımın muhteşem bir kurguyla birleşmiş hali olduğundan mıdır bilmem ama ben çok sevdim Vita'yı, bir an önce de devamını okumak istiyorum
Şimdi Vita öyle bir kitap ki spoiler vermeden nasıl anlatacağım kestiremiyorum.Ama kısaca anlatmak gerekirse bile diyerek anlatmaya başlayamıyorum çünkü kısa cümlelere sığdıramayacağım bir kitap olmakla birlikte okurken adeta beni çıldırttı. (Bu iyi yönde bir çıldırma) Çünkü aklım gerçekten ermedi yani her sayfada macera,aksiyon bir o kadar arttı ki bir yandan tahmin edip bulmaya çalıştım bir yandan gerçek anlamda ağzım açıkta kaldı diğer yandan ise nasıl bunu düşünemem diye kendime kızdım
Her bir sayfada yazarın ne kadar bilgili olduğuna ve bu kitabın birçok kitaptan farklı olarak uzun yılların sonucu olduğuna tanık oldum. İtiraf etmek gerekirse güzel bir tanıklıktı.

Kitabın diline başlarda ciddi anlamda alışamadım çünkü artık aynı yazı tipi ve kurguya o kadar alışmışım ki mitoloji her ne kadar ilgimi çekerse çeksin alışmak zor geldi. Ama belli bir noktadan sonra öyle güzel sürüklendi ki ruhum kitapta, kitabın dili fazla tanıdık geldi.
Kitap bittiğinde aynen şöyle dedim "Bu muhteşem kitabı vaktimin bol olduğu zaman bir daha okumalıyım!" Ve bunu bana dedirten kitap sayısı çok da değildir şimdiden söylemeliyim Ah birde sonu demişken kitabın 2.si de çıkacak deyin bana lütfen.. Yoksa gerçek anlamda merak içinde ölebilirim!
Son olarak söylemek isterim ki bu kitabı okurken fazlasıyla gurur duydum. Kendi milletimin insanından,bir türk yazardan mitolojik bir bilimsel,maceralı kitap okumak çok farklı ve başkaydı. Okumadan önce yazar türk olduğu için gerçekten çok bir beklentim yoktu çünkü genel anlamda bu tür kurgular yazan yazarlarımız mevcut değil.
Hazır böyle bir yazar ve onun güzel bir eseri varken kaçırmayın okuyun! Çünkü böylesine bir maceraya zaten ihtiyaç duyuyorsunuz.
Ben kitabı henüz yeni okuyanlardanım gerçi kitap temmuzda çıkmış daha ama. Özellikle 11. Bölüme ba-yıl-dım. Yani bunu hangi kafayla yazmış yazarken ne kullanmış diye merak ettim. Bi de ben böyle kel kafalı, yaşlı başlı bi adam bekliyordum. Yazarım daha 29 yaşında olduğunu bi de çoooookkkkk tatlı olduğunu görünce çok şaşırdım. Kitabını geçtim havasıyla bile yakında ünlenir benden demesi. Benim bu hayranlığım sadece kendisine değil tabisi ben kitabınıda çok beğendim. İkincisini merakla bekliyorum. Çabuk gelsiiiiinnnnnnnnnnnnn :)(:
Bir kitap alıyorsunuz elinize 1. bölüm 2.bölüm 3.bölüm derken yok yok hemen bitmemeli diyorsunuz..
Böyle kitaplar sizin elinize geldiğinde araya kitap koyar mısınız?
Ben koyarım böylelikle sevdiğim kitabı daha irdeleyerek okuma fırsatı doğuyor bana..
Araya kitap koymadan bir solukta okuyanlarada saygım sonsuz..
Bu öyle bi kitap ki heyecanla başladığım her bölümde heyecanı katlanarak artandı.O kadar dolu dolu yazılmış ki bir bölümden diğer bir bölüme geçerken durup derin bi nefes alıyorsunuz sonra devam ediyorsunuz..
Ve diğer bölümde ne olmuştu demiyorsunuz resmen kitap okutuyor kendini..
Yazacak o kadar çok cümle var ki.Bu kadar kafi..Yalnız adından da anlaşılacağı üzere bu buluşma bakalım 2.seride şuan aklımda ki soru işaretleri gidecek mi yoksa gitmeyecek mi.. Şunuda demek isterim ki bu kitaptan bi "Supernatural" sezonu çıkar..
(Supernatural iki kardeşin doğaüstü varlıklara karşı verdiği mücadeleyi anlatmakta olan bi dizi Şuan 13.sezonda..)
Teşekkürler Ufuk Yetişkin sen hep yaz ben severek okurum
Kitabı henüz yurtdışında ikamet ettiğim için inceleyemedim fakat sabırsızlıkla kitabı elime alıcağım günü bekliyorum Ufuk Yetişkin eline sağlık Mübeccel hanımında yüreğine sağlık herkeze iyi okurlar.
Semavi dinler-Mitolojiler-Felsefeler arasında anlaşılır bir üçgen kurmak ve bilinenin aksine bunların farklı değilde birbirlerine çok benzer olduklarını göstermek gerçekten muazzam bir şey. Bide bunu ilk kitabında yapmaya çalışacaksın buna cesaret edeceksin. Helal olsun gerçekten. Doktor karakterinin öğrencilerine ders anlattığı bölüm resmen efsane. Ben okuduğum hiçbi kitapta böyle net bi sahne görmedim ne yalan diyim.
Asosyal bir hayat sürmeye çalışan Adil'in sıra dışı hikayesi.....
⭐Kitabı okurken yorulabilirsiniz gerek anlatılanlarla gerek karakterlere olsun sindirilerek okumak gerekiyor.
⭐Bir çok hikaye içiçe geçmiş durumda ama sonunda hepsi birbirine muhtedem bir şekilde bağlanıyor ki tam olayların en can alıcı noktasında kitap bitiyor.
⭐Buluşma var ama sonrası merak
⭐Bugün dünün sonucu aynı zamanda yarının sebebidir.Ve ne yazık ki tarih sadece bir kez yazilabilen bir şeydir

Yazarın biyografisi

Adı:
Ufuk Yetişkin
Unvan:
Türk Ekonomist, Yazar
Doğum:
Sivas, Türkiye, 22 Mayıs 1987
22 Mayıs 1987 yılında Sivas’ta doğdu. 2010 yılında Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’den mezun oldu. Lise yıllarından bu yana karikatür, müzik, tiyatro gibi çeşitli sanatlarla ilgilendi. 2010-2015 yılları arasında çeşitli internet sitelerinde köşe yazıları yazdı. 2013 yılında amatör bir toplulukla bir yıl boyunca tiyatro sahnesinde yer aldı. 2014 yılında çocuklarla birlikte “Umut” temalı bir resim sergisi açtı. 2015 yılında kanser hastaları yararına yayımlanan “Hayata Tutunma Öyküleri” adlı projede bir hikâye ile yer aldı. 2016 yılında ilk romanı “VITA-Buluşma” yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 20 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.