Yalçın Koç

Yalçın Koç

Yazar
9.8/10
4 Kişi
·
9
Okunma
·
11
Beğeni
·
428
Gösterim
Adı:
Yalçın Koç
Unvan:
Türk Akademisyen, Düşünür, Yazar
Doğum:
Tokat, Türkiye, 1950
1950 yılında Tokat'ta doğdu. 1973 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü'nden mezun oldu. 1974'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Sistematik Felsefe ve Mantık Kürsüsü'nde doktora çalışmasına başladı. Burada, 'Doğa'nın Kuvantum Mekaniksel Betimlemesi ve Ölçme Sorunu' başlıklı teziyle 1978 yılında felsefe doktoru ünvanını kazandı.
1982 yılında 'Determinizm ve Mekan' başlıklı teziyle 'Sistematik Felsefe ve Mantık' alanında felsefe doçenti ünvanını aldı. 1988 yılında uluslararası bir fizik dergisinde yayınladığı 'Bell Eşitsizliklerinin Kuvantum Mekaniği'nden Çıkartılması Üzerindeki Sınırlandırmanın Önemi' başlıklı takdim tezi ve kuvantum mekaniğinin mantıksal yapısı esasında inşa ettiği yeni bir aritmetik kuramı üzerindeki çalışmasıyla sistematik felsefe profesörü ünvanını kazandı.
1989-93 senelerinde uluslararası teorik fizik çevrelerinde kuvantum kuramının genişletilmesini imkansız kıldığı kabul gören 'Bell eşitsizlikleri'nin evrensel olmadığını gösterdi. Kuvantum mekaniğinin genişletilmesi yönünde bazı yeni imkanlar ve bazı yeni sınırlandırmalar içeren teoremler ispat etti ve bunları makaleler halinde yurtdışındaki çeşitli dergilerde yayınladı.
Platon, Kant, Frege ve Freud uzmanlık alanlarıdır. Bu konularda çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştirdi.
1974-1975 senesinde bir ortaokulda aritmetik öğretmenliği yaptı. 1976 senesinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim asistanı olarak başladığı akademik görevine 1977'den itibaren Boğaziçi Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü ve Felsefe Bölümü'nde devam etti. Felsefe Bölümü başkanlığı, Fen-Edebiyat Fakültesi dekanlığı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü müdürlüğü görevlerini yürüttü.
Princeton Üniversitesi Felsefe Bölümü, Pittsburgh Üniversitesi Bilim Felsefesi Merkezi, Boston Üniversitesi Bilim Felsefesi Merkezi ve Trieste Uluslararası Teorik Fizik Merkezi'nde çalışmalarda bulundu.
1998 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden 48 yaşında emekli oldu. Halen Antalya'nın küçük bir köyünde eşiyle birlikte yalnız yaşamakta ve zeytin yetiştirip sabun yapmaktadır.
"Sophronei, gnothi seauton" söyleminin anlamımı, Eflatun'un "fikriyatı" itibariyle, Türkçe'de, "yaklaşık" olarak şöyle ifade ederiz:

"Tanımayı örten iştah ve öfkeden nefs'ini arındırarak, nefs'ine mahsus 'öz'ü' gör.
Anadolu mayası''nı ''bilmeyen'', ''mevcut durum''u, ''Anadolu'' için ''son(final)'' zanneder. Oysa, “Anadolu”nun, nice “son” zannedilen “safha”yı, “sonlandırdığını” hatırlayamaz. Nasıl hatırlasın?
Yalçın Koç
Sayfa 368 - Cedit Neşriyat
“Ana dili “Türkçe” olup da, Grek-Latin-Kilise diyarına mahsus “fikriyatı”, bu diyara mahsus “ölçüler” ve “değerler” itibariyle “okuyarak”, Anadolu’ya “gömlek biçenler”in “fikri ahvali”, kısaca söylersek, “iki arada bir derede kalmışlık” şeklinde özetlenebilir.

Bu halde bulunan “düşünce ehli”nin, herhangi bir coğrafya itibariyle, “yeni ufuklar tesis eden” ve “çığır açan” fikri ürünler” vermesi imkansızdır. Son birkaç yüzyıldaki “fikri ahvalimiz”, ne yazık ki bu düşünceyi doğrular niteliktedir.”
"Attike" bilinmeden, "Eflatun" anlaşılamaz; "Eflatun'un sahnesi", "Attike"ye mahsustur. Buna, "Attike sahnesi" deriz.

"Attike'li Eflatun"un, "Sokrates" isimli "taş ustası"ndan "etkilendiği", hem Eflatun'un kendi yazdıklarından, hem de başka kaynaklarda bildirilen malumatlardan anlaşılmaktadır.

"Taş ustası Sokrates" in "etkiledikleri" arasında, kayda değer bir şahsiyet de "Ksenophon"dur.

Ancak, "Ksenophon"un "metinlerinde" bahsettiği "Sokrates" ile, "Eflatun"un "söz" yoluyla "tesis" ettiği "Sahne"de ortaya çıkan "Sokrates", neredeyse "esas" itibariyle farklıdır.

Ksenophon"un bahsettiği şekliyle "Sokrates", gerçek bir "Attike'li"ye daha yakın durmaktadır.

Eflatun'un "tesis" ettiği "sahne"de, yani "söylem"de, temsilen "tekhne" icraatında bulunan, yani "ustalığını" sergileyen "sophos Sokrates", Eflatun'un bizzat kendisine "giydirip kuşattığı" bir "kılık"tan ibarettir. Bu "kılık", elbette ki, "taş ustası Sokrates"in kendisine de temas eder; "zenne"nin sahnedeki "elbisesi"nin, "taklid'in esası"na temas ettiği ölçüde.
Bu diyarda "Kilise", "düşünceyi(rasyonel yetiyi) ve algıyı aşan" bazı konulara da işaret ederek, "birey"in bizzat "kendi esası"na yönelmesini engelleyen, "bireyin bizzat kendisinde derinleşme imkânı"nı ortadan kaldıran ve,"birey"i "yığınsal birey"e dönüştürerek,"yığınsal birey"lerden "yığınsal toplum" düzenleyen "kendinden menkul" bir "mevzuat manzumesi"dir.

Anadolu Mayası, sf. 17

-----------------------------------

Yığınsallık için asal sayıları örnek veriyor Yalçın hoca. Asal sayılar kendisi ve "1" ile bölünebildiğinden "asal"dır. Yani kendisi ve diğer doğal sayılar ile düşünülen "bölünebilirlik" ilişkisi yoluyla ortaya çıkıyor. Mesela "7" sayısı tek başına ele alındığında asallığı bizzat kendinden kaynaklanmıyor. Zira "birey" olmak, "kimlik" gerektiriyor ve bunlar da özünde "birlik" gerektiriyor.
İnsan’ın esası ahlak’tır.

Ahlak, kendi’ne dost(’luk)’tur; asl’a sadakat olarak.Ahlak’a mahsus asıl, cevher-isim’dir; yani aşkın’a mahsus hakîkat’tir; esas ise, (cevher-rabt’ed’e’n)-ism’e, cevher-ism’e
ve asl’i ism’emahsus birlik’tir.

Sadakat, nazari musiki esasında birlik seyr’i vasıtasıyla, aşkın’a mahsus hakîkat’in, bizatihi kendi (aşkın) olarak idrak’ıdır.

Ahlak, bu manada idrak suretiyle teşkil olur.
Bu bakımdan ahlak fikriyat esasında değer tesisi yoluyla ele alınamaz.Ethike ise, tahayyül yazımı esasında oluşturulan değerler manzumesi olarak fikriyattır.Ahlak esas alınmadan tesis edilen ethike, bu itibarla, hikâyat’tan ibarettir.

Hikâyat vasıtasıyla hakîkat’e temas edilemez.
Bu bakımdan, değerler manzumesi olarak ethike vasıtasıyla İnsan’a temas etmek, İnsan’dan, ethike yoluyla bahsetmek
imkan dahilinde değildir.
Bu diyara mahsus "fikriyat" yoluyla, "İnsan" kavramını tesis etmek imkânı bulunmaz. "İnsan" kavramının bulunmadığı diyarda, "maya"dan ve "öz"den söz edilemez.
368 syf.
Nereden gelip nereye gittigimizin şuuruna vardıracak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Yazarın dili oldukça ağırdır.Bu kitabı daha yalın bir dille kaleme almış. Türklerin mayasının ne olduğunu nerelere dayandığını merak edenlere tavsiye ederim mutlaka okuyunuz. Yalçın Koç

Yazarın biyografisi

Adı:
Yalçın Koç
Unvan:
Türk Akademisyen, Düşünür, Yazar
Doğum:
Tokat, Türkiye, 1950
1950 yılında Tokat'ta doğdu. 1973 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü'nden mezun oldu. 1974'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Sistematik Felsefe ve Mantık Kürsüsü'nde doktora çalışmasına başladı. Burada, 'Doğa'nın Kuvantum Mekaniksel Betimlemesi ve Ölçme Sorunu' başlıklı teziyle 1978 yılında felsefe doktoru ünvanını kazandı.
1982 yılında 'Determinizm ve Mekan' başlıklı teziyle 'Sistematik Felsefe ve Mantık' alanında felsefe doçenti ünvanını aldı. 1988 yılında uluslararası bir fizik dergisinde yayınladığı 'Bell Eşitsizliklerinin Kuvantum Mekaniği'nden Çıkartılması Üzerindeki Sınırlandırmanın Önemi' başlıklı takdim tezi ve kuvantum mekaniğinin mantıksal yapısı esasında inşa ettiği yeni bir aritmetik kuramı üzerindeki çalışmasıyla sistematik felsefe profesörü ünvanını kazandı.
1989-93 senelerinde uluslararası teorik fizik çevrelerinde kuvantum kuramının genişletilmesini imkansız kıldığı kabul gören 'Bell eşitsizlikleri'nin evrensel olmadığını gösterdi. Kuvantum mekaniğinin genişletilmesi yönünde bazı yeni imkanlar ve bazı yeni sınırlandırmalar içeren teoremler ispat etti ve bunları makaleler halinde yurtdışındaki çeşitli dergilerde yayınladı.
Platon, Kant, Frege ve Freud uzmanlık alanlarıdır. Bu konularda çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştirdi.
1974-1975 senesinde bir ortaokulda aritmetik öğretmenliği yaptı. 1976 senesinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim asistanı olarak başladığı akademik görevine 1977'den itibaren Boğaziçi Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü ve Felsefe Bölümü'nde devam etti. Felsefe Bölümü başkanlığı, Fen-Edebiyat Fakültesi dekanlığı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü müdürlüğü görevlerini yürüttü.
Princeton Üniversitesi Felsefe Bölümü, Pittsburgh Üniversitesi Bilim Felsefesi Merkezi, Boston Üniversitesi Bilim Felsefesi Merkezi ve Trieste Uluslararası Teorik Fizik Merkezi'nde çalışmalarda bulundu.
1998 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden 48 yaşında emekli oldu. Halen Antalya'nın küçük bir köyünde eşiyle birlikte yalnız yaşamakta ve zeytin yetiştirip sabun yapmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 46 okur okuyacak.