Zeynep Arıkan

Zeynep Arıkan

Çevirmen
8.5/10
298 Kişi
·
831
Okunma
·
0
Beğeni
·
45
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
540 syf.
·10/10
Bu kitabı okumadan önce "Beyaz Kraliçe " adlı eseri okumanızı tavsiye ederim.
Warwick Kontu (Kralyapan) kızları İsabel ve Anne'ye söz hakkı tanımadan sadece kendi hırsları adına saraya yakın olan ve kim güçlü ise ondan tarafta yer alan ve bu uğurda tüm değerlerini hiçe sayarak ;kızları adına çocuk yaşta evlilik sözleşmeleri yapıp kızlarından birinin tahta oturması için Kral Edward'a karşı gelmekten çekinmeyerek sonunu kendi elleri ile hazırlamıştı..
Anne ve İsabel babalarının ölümünden sonra saygınlıklarını geri kazanabilecekler miydi?
Saray etrikalarının içinde dost ve kardeş olarak hırslarını yenebilecekler miydi?
Anneleri kendi çıkarları için mi yoksa kızları için mi savaşacaktı?
1400 lü yıllarda İngiltere Krallığının karanlığı,toprak ve taht savaşları ,kız çocuklarının miraslarının eşe geçmesinin üzerine yazılmış harika bir eser.Tavsiye ederim...
650 syf.
·4 günde·8/10
O, ingiltere krallarının kardeşi, kızı, yeğeni, karısı ve annesiydi; taçsız bir prenses, damatsız bir nişanlı, düğünsüz bir gelindi.

Henry Tudor, savaş meydanında İngiltere tacını kazandığında, neredeyse 20 senedir savaşlarla bölünmüş ülkesini birleştirmek uğruna, düşman hanedanın prensesiyle evlenmesi gerektiğini biliyordu. Kaderinde York'lu Elizabeth vardı.

Ancak evleneceği kadın hâlâ ölü bir adama, Henry'nin savaşta alt ettiği düşmanı III. Richard'a âşıktı. Üstelik Elizabeth'in annesi ve İngiltere'nin yarısı, Beyaz Kraliçe tarafından bilinmeze gönderilen kayıp vârisin, hakkı olan tacı almak için döneceği günün hayalini kuruyordu. Henry tahtta yerini sağlamlaştırmaya çalışsa da, York Hanedanı'nın zaferi için dua eden bir İngiltere'de, insanların kalbini bir türlü kazanamıyordu. En büyük korkusu, tahtı elinden almak için bir yerlerde bekleyen bir prensti.

Genç bir adam ordularıyla İngiltere'ye geldiğinde Elizabeth büyük bir seçim yapmak zorunda kalacaktı. Zamanla sevmeye başladığı kocasının yanında mı olacaktı, senelerdir öldüğünü düşündüğü sevgili kardeşine mi koşacaktı? York'un gülü sonunda evine dönmüştü. Ve Kraliçe, tarafını seçmeliydi.
(Tanıtım Bülteninden)
800 syf.
·2 günde
Ardında onlarca soru bırakan ama zevkle okuduğum bir seri oldu Ölümcül Oyuncaklar. Uzun bir seri. Bu kitabı okurken geç buraları dediğim yerler oldu ama genel olarak iyiydi. Serinin tamamını okuduktan sonra filmin kesinlikle bir hayal kırıklığı olduğuna karar verdim. Filmdeki karakterlerin çoğunun fiziklsel özellikleri zıt yansıtılmış. Ama dizisini izleyemedim o konuda bir şey söyleyemiyorum. Kitabın konusuna gelirsek de Jace'in içinde yanan Cennet Ateşi'nin hikayesini okuyacağız.

Sebastian'ın -Jonathan- ne kadar takıntılı biri olduğunu bu kitapta daha iyi anladım. Ama bunların hepsinin Valentine'ın suçu olduğunu da unutmamak lazım. Kitabın %90'ını ona saydırmakla geçirdim. Çünkü onun deneyleri, hırsları, kıskançlıkları olmasaydı Jonathan normal bir Gölge Avcısı olarak dünyaya gelebilirdi.

Magnus'un gizemli hayatını çok merak ediyordum, bu kitapta açığa kavuşur sanıyordum ama Bane Günlükleri adında ayrı bir kitap olarak yazılmış ve hemen okumak istiyorum. Çünkü o Magnus Bane. Neredeyse 400 yaşında olan az biraz deli bir varlık. Varlık diyorum çünkü ona Büyücü demek basit kalır.

Simon en çok üzüldüğüm karakterlerden biri oldu. Ama sanırım Isabelle'le birlikte mutlu olacak. Kim bilir?

Luke ve Jocelyn'in hayatı daha çok karışamazdı derken onlarca şeyin olması da Cassandra Clare klasiği sanırım ama onlar da mutlu olacaklar. İnanıyorum.

Jace ve Clary'ye gelince onların geleceğinden biraz daha bahsetse fena olmazdı diye düşünüyorum 6 kitap boyunca onların aşkını okuduk ve böylece bitmesi beni üzdü diyebilirim.

En çok üzüldüğüm nokta ise Jocelyn'in normal bir çocuğa sahip olamaması ve Clary'nin abisiyle normal bir hayat yaşayamaması. Bir baba nasıl olur da çocuklarını bu hale getirebilir bilemiyorum. Serinin tamamında en nefret ettiğim karakterin Magnus'un babası olabileceğini düşünüyordum fakat Valentine her zaman nefret listesinin başını çekecek.
800 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bir daha bu kadar güzel bir seri ile karşılaşırmıyı? Bilmiyorum! Bildiğim birşey varsa cassandra clare kitabı bana yaşattı okuduğum seriler arasinda en iyisi teşekkür ederim cassandra clare
800 syf.
·9 günde·6/10
Kitapta çok fazla olay sığdırılmaya çalışılmış ama bu kurgu kargaşasına sebep olmuş. Sürekli kitabı aksiyonlu yapayım derken yazar biraz fazla abartmış diye düşündüğüm yerler oldu. Spoiler vermek istemiyorum ama kitabın gidişatı ve sonunda olanlar beni pek şaşırttı diyemem. Öngörülebilir sonlardan nefret ediyorum! Ama yazarın birtakım şaşırtmacalar yaptığı noktalar oldu. En azından herkes mutlu ve amacını elde etmiş diyebileceğimiz bir klişe yoktu. Simon’ı bu kitap daha çok sevdim. Sebastian'a sempati duymamı sağlayacak yerler oldu.

Kitaba farklı farklı çok fazla karakter katıldı. Etraftan aldığım duyumlara göre bazıları yazarın önceki serisi Cehennem Makineleri içinde yer alan karakterler olduğu için iki seri arasında bir köprü kurulmuş oldu. Ama onlarla ilgili bazı yerlerin çok fazla uzatıldığı ve içimi sıktığı gerçeğini göz ardı edemem. Belki bu Ölümcül Oyuncaklar Serisi’ni okumadan önce diğer seriyi okuyanlar için sorun olmamıştır ama ben onlar kadar severek okumadım o karakterlerin bölümlerini. Yani tavsiyem bu kitabı henüz okumamış olanların bu seriyi beklemeye alıp daha kısa bir seri olan Cehennem Makineleri serisini araya sıkıştırmaları. En azından bunu yapmak kitabın azımsanamayacak kadar bir kısmını daha çekilir kılacaktır.

Kitap akıcı ve üslup güzeldi. Diyalogların doğallığı hoşuma gidiyordu. Özellikle Magnus Bane’in alaycı ve sempatik konuşmaları cidden haz alarak okuduğum yerlerdi. Ancak çeviri de yadırgadığım yerler olmadı değil. 5 kitaptır “stel” olarak okuduğum şey bu kitapta “mızrakçık” olarak çevrilince onun farklı bir şey olduğunu düşündüm ve uzun süre adapte olamadım. Sessiz Biraderler gibi başka birtakım çeviri hataları da olmasa gerçekten daha iyi olurdu. Gereksiz yere uzatılmış olsa bile, son 3 kitap biraz ağır ilerlese de yine de okuduğuma değdiğini düşünüyorum. Bu tür serileri sevenler hemen okumalılar. Daha detaylı yorumlar için: http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...ennetatesisehri.html
275 syf.
·Beğendi·6/10
Jane Austen'ı ve özellikle Mr.Darcy'yi seviyorsanız bu kitabı beğeneceksiniz.Aynı zamanda hem 18-19.yy dönemlerini hem günümüzü yaşatan,kısa ve keyifli bir kitap.
800 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
geldik serinin sonuna :) aylarca heyecanla beklememize değmedi sanırım. Kitap genel olarak diğerleri gibi çok güzeldi ancak biraz tekdüze bi hal alıyor belli kısımlarda.
bazı kısımlarını okurken heyecanlanırken, diğer bir kısmı okurken sıkılabiliryorsunuz.
ilk 5 kitabında hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştım.
Neyse ki o mükemmel dünyaya yakışır bir sondu :))
420 syf.
·4 günde·10/10
Zaman yolculuğu ile ilgili, dizi tadında; film tadında bir kitap. Teknik ayrıntılarla okuyucuyu boğmuyor. Umarım yazarın geri kalan serinin devamı niteliğindeki 8 kitabı daha dilimize çevrilir.
763 syf.
·7048 günde·8/10
Daha önceden ölümcül oyuncaklar serisini okumuştum. Doğruyu söylemek gerekirse orada simon'ı çok sevmezdim.Can sıkıcı biri olduğunu düşürdüm clary peşinde dolaşan bir fare gibiydi benim için bu yüzden bu kitabı okumakta kararsızdım ve sonunda malec aşkına aldım kitabı ve simon'ı ilk defa anladım ve sevdim.Birini anlamak zordur kitap karakterlerini anlamak daha zor çünkü hem yazarı hemde tüm karakterleri birleştirip yeni biri olurlar.Kitap da en sevdim bölüm tabiki malec bölümü oldu küçük max,magnus ve alec bir aile olduğunu görmek sanki eski bir arkadaşını görmek gibi mutlu olduklarını bilmek mutluluk veriyor.
800 syf.
·3 günde·8/10
Veda ha? Tam bir veda sayılmaz ama yine de uzun süre bu karakterleri okumayacak olmak beni üzüyor. Tamam, kabul etmem gerekirse beni bazen sıktılar, (dördüncü ve beşinci kitabı pek beğenmediğimi ve zor okuduğumu söylemem gerekiyor sanırım.) Bu kitabın fazlalık yerleri var mıydı, emin değilim, ama rahat okuyabildim. Yani, 800 sayfa ve 3 günde bitti. Aslında 2 gün, dün hiç elime almamıştım ama konumuz bu değil...

Neyse, yorum yapamayacağım - ya da yapmayacağım - çünkü Jonathan ya da Simon için, ya da Max ya da Jordan ya da Raphael için üzülmek istemiyorum.

Ama söyleyeceğim son bir şey var, Zacheriah'ın kim olduğunu biliyordum, başından beri (hayran sayfalarını yalayıp yuttum diyebilirim - çok spoiler okumasam da kim olduğunu biliyorum). Ve kendisi beni etkiledi. Yani söylediği her şey, duyguları, bağları beni etkiledi. Bu seriden sonra direkt Geceyarısı Leydisine başlamayı düşünüyordum, günümüzden devam etsin diye ama serinin ne serisi olduğunu unuttuğum mekanik'le başlayan geçmişi Will, Jem ve Tessa'yı anlatan seriyi okuyacağım. (İnşallah.)

Bu seriye başladığım için memnunum, başlamadıysanız, ya da yarıda bırakmaya karar verdiyseniz devam edin bence.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 831 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 604 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.