Zeynep Özkurt

Zeynep Özkurt

Çevirmen
7.7/10
37 Kişi
·
28
Okunma
·
0
Beğeni
·
38
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·9/10
Yeraltı adamı, ne yaptılar sana bu kadar
Gerçek mi hayal ürünümü gerçekten bilemiyorum. Yaşanılan birşeyler kesinlikle var gibi.
Hem sinir ediyorsun hem gulduruyorsun.
Subaya omuz atacak mı? Arkadasına tokat atacak mı? Lizayı yaşadığı hayattan iğrendirecek mi?
Konulara bak konulara
Okuyanlar bilecek ki hepsi son derece heyecanlı..

Kendimize bile itiraf edemediğimiz kötü yanlarımız bu kitapta ortaya çıkıyor.
Senin "iç sesin" artık beden bulmuş ve nefes alıyor. İki karakterle yaşıyor gibiydi.

Muazzam!
80 syf.
·1 günde·7/10
Geçmişte bu ünlü felsefecinin “Eristik Diyalektik” adlı eserini bir çırpıda okumuş, hayran kalmıştım. Bu kitabı da görünce hemen edindim!

Arthur Schopenhauer’in herkesçe sevilmediğini bilirsiniz. Özellikle hemcinslerim tarafından gerek düşünceleri gerekse kadınlara olan tutumu büyük eleştirilir. Ne yalan söyleyeyim kitabın “Kadınlar Üzerine” adlı kısmı beni de irite etti. Kadın cinsini iki eliyle tek bir torbaya doldurmuş, kötü ve genel yargılarla dolu bir kutuya bırakmış resmen. Buna rağmen baştan aşağı da haksız bulmadım kendisini tabii ki. Fakat bazı çıkarımları vardı ki, bir kadın olarak asla kendimde barındırmayacağım şeylerle itham edildiğimizi fark ettim. Sinirlendim de! Nitekim, ilk kısmın sonlarına doğru hiddetlenmeye başlıyor iken imdadıma kitabın ikinci kısmı yetişti.

“Cinsel Aşkın Metafiziği” adlı ikinci kısımda öyle doğru noktalara parmak basmış ki Schopenhauer, inanamadım. Aşk denilen şeyin cinsel arzu güdüsüne dayanarak ideal bir tür oluşturmayı amaçladığını savunuyor. Özellikle bahsini ettiğim bu ikinci kısım, ünlü filozof Nietzsche’nin bu konuya dair bakış açısının filizlenmesinde tohum rolünü üstlenmiştir. Söz gelimi Schopenhauer, birtakım gerçekleri gün yüzüne çıkarmakta usta olduğunu bana kanıtladı.

Totalde, kitabın ilk bölümünün var olan bazı kadınlara ithafen cuk oturduğunu söyleyebiliriz. Ancak tüm kadın cinsinin bu yargıları kesinlikle hak etmediğini düşünüyorum.
Aşkın ardındakileri didik didik etmek isteyenlere kitabın ikinci parçasını okumalarını tavsiye edebilirim.
Keyifle yaşayın!
80 syf.
·33 günde·6/10
Kitabı daha önce okumaya başlamıştım, kadınlar hakkında yazılanları okuduktan sonra -hiç sevmediğim halde- kitabı yarım bırakmak zorunda kaldım. Daha sonra tekrardan şans verdim ve okumaya başladım. İlk bölüm bittikten sonra yazarın dili yumuşadı. Schopenhauer, bu yazıları tez amaçlı yazmış. Kitabı okumadan önce Schopenhauer felsefesini anlamak gerek. Yoksa yazdıklarını anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Yazarın yazdıklarına katıldığım yerlerde oldu elbette ancak çoğu şu an kabul görmüyor. Eğer yazar, 1800lerde değil de 2000'lerde yani şu an yaşadığımız dönemlerde yazmış olsaydı eminim ki bu kadar açık bir şekilde ifade edemezdi yazacaklarını. İlerleyen dönemlerde bir kez daha okumayı düşünüyorum.
144 syf.
·Puan vermedi
Dostoyevski, psikolojik roman akımının en büyük temsilcisi. Bir insanın inişli çıkışlı iç dünyası nasıl olur çok güzel aktarmış ve herkes sevmeyebilir ama en azından bir tane psikolojik roman okuyayım diyorsanız Yer Altından Notlar'ı okuyun derim.
320 syf.
"Eğer şiddetli bir nevroz ve kırılmış bir bacak arasında tercih etme zorunluluğunda olsaydım, 'Bacağımı kırın, o kadar fazla canımı acıtmaz.' derdim.
Evet aynı zamanda bir psikiyatrist olan Fink aynen böyle söylüyor. Ona göre kırık bir bacağın iyileşmesi o kadar da uzun sürmez ve ayrıca bu iyileşme sürecinde bol bol ilgi görürsünüz.

Nasıl olur da zararsız ve ilgisi olmayan bir gerginlik, vücudu hiç istemeyeceği şekilde hareket ettirebilir sorusu yazarın bu kitabı yazmasının sebebi. Kitaba gerginliklerin çıkış sebeplerini anlatarak başlamış. Devamında gerginlikten kurtulmak için tavsiyelerde bulunuyor. Sözcükleri sarf etmeden önce bir kez daha düşünmek kendimizi anlamaya çalışmak bunlardan bazıları. Ama en çok üzerinde durduğu konu gevşemek. Kaslarınızı rahat bırakın, gözlerinizi kapatın ve gevşeyin.

Kitabı benzer yapıtlarından ayıran, yazarın üslubu. Kitap boyunca okumuş gibi değilde, yazarın karşında oturup dinlemiş gibi bitirdim.

Kitabı hafif çiseleyen yağmur, toprak kokusu, kuş cıvıltıları içinde bitirirken gevşemek hiç de zor gelmiyor bana.
Yağmur demişken, insanın saçlarını ıslatması için iyi bir neden :)
144 syf.
·9/10
Yeraltından Notları okuma onuruna eriştiğim için cok mutluyum. Geç okuduğum icin yine tanrıdan bagışlanmak diliyorum. Acının, yalnızlıgın ve sefilligin ne oldugunu hasta bir yazarın agzından duymak... gundelik hayatta bize basit gelen bir takım olgulardan felsefi çıkarımda bulunmak gibi mucizevi bir yapıya sahip. Yani kimse açlıgıyla övünmez veyahut yalnızlıgıyla. Ama konuya nereden baktiginiz önemli. İste üstad tamda burda devreye giriyor ve alışılmışın dışında bir bakış açısı sunuyor okuyucuya. Ayrıca yazar okuyucuyla sohbet havasında neredeyse onların görüşüne başvuracak edayla mürekkebi aksetmiş kitaba.. ki kitabın bazı yerlerinde okuyuculara "sizi duyar gibiyim" den dem vurması buna örnek gosterilebilir. Yaşlı, hasta, yoksul, kaba ama bir o kadar kibar bir adamla tanışmak onunla soğuk(!) Bir fincan çay icmek istiyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim..
Beni kıyametin kopmasıyla çaysız kalmam arasında bir seçime zorlasalar, dünyanın batmasını umursamaz, çayimdan vezgeçmeyecegimi haykırırdım.
Dostoyevski/ Yeraltından Notlar
80 syf.
·1 günde·1/10
Bir kadın olarak, kitapta kadınları bu kadar aşağılamasına, ikinci sınıf insan gibi göstermesine çok şaşırdım. Ve o kadar çok yerde bu kadar da haksızlık olmaz diye düşündüm..

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 28 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 27 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.