Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve kalemini çok akıcı buldum. Okurla konuşuyormuş edasında olması, karakterlere dış bir gözle bakıp kendi yorumlarını belirtmesi de oldukça özgün ve keyifli olmuş. Erkek karakterimiz bana Kuyucaklı Yusuf'un Yusuf karakterini hatırlattı. Gururlu, sessiz karakterleri okumayı seviyorum ben. Gerçekçi bir karakterdi. Keza kitaptaki diğer karakterler de öyle. Hiç kimse ne çok iyi ne de çok kötüydü, gri karakterlerdi. Kitap boyunca Bunzo'nun içsel çatışmalarıyla da yakın bağ kurdum ben. Kitaptan iki puan kırmamın nedeni ise sonu oldu zira çok yarım kalmış bir sondu, bir neticeye varılmasını isterdim.
Savrulan BulutlarFutabatei Shimei · Tokyo Manga Yayınevi · 2024208 okunma
Bir dostunla sohbet ediyormuş hissi yaratıyor kitap. Çok içten ve gerçekçi bir dille yazılmış. Beyhan Budak'ın videolarını, söyleşilerini de takip ediyorum yıllardır. Her içeriği çok güzel.
Bu kitabı bitirmemin üstünden iki üç hafta geçti ancak inceleme yazmayı unutmuşum. Kapağını çok sevdiğim ve hatta ilk başta bu nedenle ilgimi çeken, sosyal medyada da sık sık gördüğüm bu kitap okurken beni huzurla sardı. Kitap bana modern dünyanın hızında yavaşlamayı, küçük şeylerle yetinmeyi, başkalarının değil kendi hayallerinin peşinde gitmeyi ve en önemlisi "Kahve yaparken sadece kahve yapmaya odaklanmayı" hatırlattı. Ben anda kalmaya, yavaşlamaya önem veren biriyim ve kitapta da benimle benzer düşünen fikirler görmek, bu düşüncelerimi iyice pekiştirmek memnun etti. Herkese öneririm; özellikle kitap ve kahve aşıklarına. Biraz durmak hepimize iyi gelecek. 🩷
Reşat Nuri Güntekin çok başka bir yazar. Kalemiyle insanı yazdığı romanın dönemine götürmeyi ve o anları yaşatmayı çok iyi biliyor.
Kitabın ilk sayfalarını okurken aklıma Çalıkuşu gelmedi değil. Her iki kitapta da bir öğretmen mevcut (hangisinin önce yazıldığını bilmiyorum) fakat ilerleyen sayfalarda hikayenin bambaşka olduğunu gördüm. Beni çok şaşırtan bir kitap oldu ve bir gerçeği kafama dank ettirdi: Hayatı tek bir pencereden görüyoruz. Kim olursak olalım asla tüm açıları görüp hayat hikayemize hakim olamıyoruz. Hikayedeki karakterlere objektik bakmamız da mümkün değil çünkü kimin ne yaşadığını tam anlamıyla bilemiyoruz. Sadece bize yansıyan taraflarıyla anlıyoruz gerçekleri, daha doğrusu anladığımızı sanıyoruz. Şu anda hepimizin farkında olmadığı, bilmediği bazı gerçekler var. Muhakkak. Çok ilginç değil mi? Zehra'nın gözünden okuduğumuz Mürşit Bey ile hakikattaki Mürşit Bey arasındaki farkı hangimiz normal görebiliriz ki? İşte bizim hikayemizde de bir Mürşit Bey var. Belki de biziz...
İyi ki okudum dediğim kitaplardan biri oldu, kesinlikle tavsiye ediyorum.
Bu kitabın ilkini geçen sene okumuştum. Şimdi ikincisini de okumak nasip oldu. Yazarın kendi hayatını anlattığı bu seriyi okurken içim ısınıyor, hayallerim tekrar gün yüzüne çıkıyor ve ben onlara sarılıyorum. Yine insanların ön yargı ile yaklaştığı kitaplardan biri, oysaki içinden çıkarılabilecek güzel mesajlar varken sırf içeriğinde Kore'ye dair şeyler var diye yüz buruşturanları görüyorum. İnsanların Kore'ye ve Korelilere olan ön yargısını hiç anlamadım zaten. Bazı düşünceler bize ait değil aslında, sadece birileri öyle diyor diye insanlar da öyle hissediyor, daha doğrusu hissettiğini zannediyor. Derin mevzu şimdi, en iyisi konudan sapmayayım.
Bu kitap da beni gülümseten hatta yer yer sesli güldüren, çiçek gibi bir kitap. Yazarı da öyle. Üçüncüsü de çıkacakmış. Duygu Didem ve Dongho'nun masalsı ama gerçek hikayesinin devamını merakla bekliyorum.