Kusurlu insanlar, kendileri kötü olduklan halde kötülüğe çare bulmak, başka kusurlu insanlan düzeltmek istiyor, bunu zor kullanarak yapabileceklerine inanıyorlardı.
Ama bunun sonucu şu olmuştu: Gereksinim diyerek, tutkulu bazı kimseler bu sözde insanlan cezalandırmaya, düzeltmeye yarayan işi meslek edinerek insanları durmadan bozuyorlardı.
"Başkalarının farkın da bile olmadıklan şeyler üzerinde durduğum için ben mi deliyim, yoksa asıl onlar mı deli? .. " diye sormuştu.
Ama böyle adamlar -ki epey çoktular- onu hayrete, dehşete düşüren şeyleri öyle kendine güvenir bir şekilde yaparlardı ve yaptıklarının yalnız gerekli değil, aynı zamanda çok önemli ve yararlı olduğuna o derece inanırlardı ki, onların aklından kuşkulanmak güçtü. Bilincinin yerinde olduğunu bildiği için, kendisini de deli yerine koyamıyordu. Bu yüzden sürekli bir şaşkınlık içinde bulunuyordu.