Anna Karenina Tolstoy'un "bir günah" olarak tasvir ettiği bir karakter diye düşünüyorum. Kitabın neredeyse hiçbir yerinde Annayı ve fiillerini destekleyen herhangi bir söylem yok. Yazar bile isteye okurlara karakteri sevdirmemek istemiş gibi. Bunun aksine Anna ile rastlaşan kitaptaki her karakterin Annaya bir hayranlık duyması da (vronisky'nin annesi ve Kiti dahil olmak üzere) bu düşüncemi destekliyor. Anna içinde bulunduğu çağa göre gayet donanımlı, olanca donanımına isnaden de son derece doyumsuz biri. Onunla bir arada bulunma fırsatı bulan herkes ondaki bu ahengi görüp hayranlık beslemekten kendini alıkoyamıyor ancak bir an olsun kendisini Annadan kurtarabilen herkes Anna ile temasın ne derece yıpratıcı olduğunu düşünmeye başlıyor. Bir türlü boşanmayı kabul etmeyen eşi, biricik aşkı vronisky ve her ne olursa olsun onu bırakmayan biricik arkadaşları Betsi ve Dolli dahil... Sonuç olarak Anna da kendisinin "bir günah" olduğunu varsayıyor ve tam da hikayesinin başladığı yerde hayatına son veriyor. Bu ölüm ne okurları, ne de kitaptaki diğer karakterleri hüzne boğmuyor, aksine herkeste tabiri caizse bir oh çekme durumu söz konusu oluyor. Sonuç itibariyle Tolstoy bu kitapta bir aşk hikayesini değil de, alalade bir doğrunun ahenkli bir yanlıştan bin kat daha mutlu edeceğini herhangi bir eleştiri söyleminde bulunmadan "izleyin ve görün" dermişçesine izah etmiş bulunuyor.