Şans her zaman gerekir, diye düşünüyorum, Tanrı'ya şükür sağlıklısın da. Tahtaya vuruyorum. Peki ama mutlu muyum? Hayır, aslında hiç de mutlu değilim. Ama sonuçta hiç kimse mutlu değil ki.
Ne var ki bu kelimelerin üzerimde büyük etkisi vardı. Durmaksızın bunları düşünüyordum ve ancak insanlarla uzun süre çeşit çeşit ilişki içine girdikten sonra bu garip kelimelere yükledikleri anlamı kavrayabildim. Şuydu kastedilen: İnsan hayatını işler değil sözler yönlendirir. Bir şey yapma ya da yapmama imkânından ziyade farklı meseleler üzerine aralarında belirledikleri kelimelerle konuşmayı severler.
Atlar sadece kendi kendilerine acır, nadiren de kendilerini kolaylıkla yerlerine koyabildikleri varlıklara. Fakat yaşlılığı, sıskalığı, çirkinliği alacalı iğdişin suçu muydu?.. Olmamalıydı aslında. Ne var ki at zihniyetine göre suçluydu işte; yal- nızca güçlü, genç ve bahtiyarlar haklıydı her zaman, önünde uzun yıllar olanlar, lüzumsuz gerilimden her bir kası titreyenler, kuyruğu kazık gibi havaya dikilenler. Belki alacalı iğdişin kendisi de anlıyordu bunu ve dingin anlarında, suçunun bir ömrü geride bırakmak olduğunu, şimdi de bu ömrün bedelini ödemesi gerektiğini kabul ediyordu; buna rağmen o da bir attı ve yaşamlarının sonunda bizzat mahkûm olacakları şey için kendisini cezalandıran tüm bu gençlere baktığında sıkça aşağılanmışlık, keder ve infial gibi duygulara kapılıyordu.