Bu fikir, otantik Hermetik tradisyon, acaba incecik bir kanaldan
varlığını sürdürdü mü diye sormaya başladığımız noktada
alabildiğine önem kazanıyor. Metin şu şekilde:
"Seth'in çocukları" gök cisimleri ve bunların düzeniyle ilgili bu
çok kendine has bilgeliğin mucitleridir; bu icatlara yeterince aşina
olunmadan bu bilgeliğin kaybolması da mümkün değildir;
Adem'in önceden bildiği gibi dünya bir defa ateş kuvvetiyle, diğer
bir defa da büyük miktarda suyun yarattığı şiddet sebebiyle yıkılmıştı.
Onlar da iki sütun inşa ettiler, biri tuğladan diğeri taştandı.
Yaptıkları keşifleri her iki sütuna da bir güzel yazdılar. Tufan, tuğladan
sütunu yok etse bile, taş sütun kalacak ve bu keşifleri insanlığa
bildirecekti; aynca onların diktiği bir başka tuğla sütunun varlığını
da haber verecekti. Şimdi bu sütun Suriye ya da günümüzde
Seirad olarak bilinen ülkededir."
Bu metn' birçok yorum getirmek icap ediyor. Hemen dikkati
çeken bir nokta, Suriye yahut Sümer-Akad-Babil ülkesinde
"tuğladan bir sütun" olduğudur. Pek güzel, zaten bu ülke tuğlanın
vatanı sayılır! Tuğladan yapılmış zigurat ya da "büyük dağ"
buradadır. İsterseniz bu yapıyı dev bir sütun olarak düşünebilirsiniz.
Peki, taş memleketi neresi olabilir? Taş ülkesi, belli ki Mısır'
dır, büyük taş piramitler ül.kesi orasıdır. O Mide burada bağlantılı
iki kültür tasvir edilir; biri tuğladan diğeri de taştan eserler
meydana getirmiştir. Mısır' da Büyük Piramit bulunur; pek
çokları, temel yapısındaki oran ve ölçülerde, fevkalade ileri gitmiş
uygar kişilerce yapıldığını kanıtlayacak öğeler taşıdığını düşünürler.
Babil ve diğer şehirlerdeki büyük ziguratlar da, çok daha
harap bir durumda da olsalar, yapılarında çok derin bir şeyler
taşıyor gibidirler. Josephus Mısır'la Sümer'i ve farklı inşaat tarzlarını
birleştiren bir tradisyonun