“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.“
Bir yazarın babasının ölüm döşeğine düşmesiyle yazmaya başladığı roman. Bir yakınını kaybettikten sonraki üzüntü, acı, hüzün, çaresizlik… hepsini hissettiriyor. Bunun yanında hasta olan kişinin ölümü bekleyişi, yakın zamanda öleceğini bilmesi, bir aydan kısa bir süre daha yaşayabilmek için doktorla yaptığı konuşma çok etkileyici ve düşündürücüydü benim için.
Aslında hiç sıkmayan ve akıcı bir kitap olmasına rağmen birkaç sayfa okudukça okumaya ara verdim. Çünkü yazdıkları çok gerçek ve hepimizin hissedebileceği şeylerdi. İnsan ben bu durumu yaşarken ne yapacağım diye düşünmekten kendini alamıyor. Bu yüzden sindire sindire okumak gerekiyor.
Doğum gibi, yaşamak gibi, ölüm de tüm canlılar için doğal ama çok sevdiğimiz bir insanı kaybettiğimizde hayatımıza nasıl devam edebiliriz, bir daha tam anlamıyla mutlu hissedebilir mi insan, tamamlanmış hissedebilir mi?