Müthiş bir kitaptı. Öncelikle İbn Sina’nın Hay bin Yakzan’ından, sonra İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzan’ından bilgiler verilmiş; daha sonra da eserlerin kendisi sunulmuş. İbn Tufeyl’in anlatısını bir baş ucu kitabı niteliğinde değerlendirebiliriz. Kendisinden sonraki birçok yazarı ve düşünürü etkileyen bir eser olmuş.
Hay’ın üç amaç yönünde kendisini zorunlu kıldığı mantığı ile bu baş ucu kitabını değerlendirebiliriz.
1- Hayvanlara benzerliğin gerektirdiği eylemler,
2- Gök cisimlerine benzerliğin gerektirdiği eylemler,
3- Zorunlu Varlık’a benzerliğin gerektirdiği eylemler.
Bizler de Hay gibi hayatımızı bu üç eylemler üzerinden yaşamalı ve üçüncü kategorideki eylemlerimizi kalıcı ve önemli kılmalıyız. İyi okumalar
Hay, aydınlatmaya çalıştığı insanlardan umut kestikten sonra bütün toplumu gözden geçirdi. Her sınıftan insanın kendi bilgisi ile yetindiğini, dünyevi istek ve eğilimlerini, bencil isteklerini tanrı edindiklerini gördü.
Absal, yalnızlığı, toplumdan soyutlanmayı seçti. Düşünmek, araştırmak, ders alınacak şeyler üzerinde durmak, anlamların derinliklerine dalmak onun doğal eğilimleriydi çünkü. Bu eğilimleri de ancak yalnızlıkta gerçekleştirebiliyordu.
Salaman ise toplumsal hayatı seçti. Salaman’ın doğasına da bu uygun düşüyordu. Düşünmekten kaçınıyor, dış anlamların yorumlanmasından kaygı duyuyordu. Toplum onun için bir sığınaktı. Kuşkularını, kuruntularını giderecek, şeytanın aldatmacalarından onu koruyacak bir sığınak.