Franz Kafka / Milena’ya Mektuplar
.
.
Yüzünüzün hiçbir ayrıntısını net olarak hatırlayamadığımı fark ettim. Yalnızca kafedeki masaların arasından geçerek gidişiniz , silüetiniz,giysiniz; bunlar hâlâ gözlerimin önünde. ( s.16)
*
Numaralandırıyorum,
En azından bu mektupları,
Hiçbirini kaybetmeyesin diye,
Benim seni kaybetmeyeceğim gibi o küçük parkta..(s.114)
*
Senden uzak yaşadığım sürece kendimi korkuya tümüyle teslim etmekten, hatta onun istediğinden de büyük bir teslimiyet göstermekten başka çarem yok ve ben bunu kendi isteğimle, kendimi kaptırarak yapıyorum, korkunun içine tümüyle dalıyorum..(s.179)
*
Yorgunum, hiçbir şeyi anlamıyorum, başımı kucağına gömmekten, ellerini başımda hissetmekten ve sonsuza kadar böyle kalmaktan başka bir şey istemiyorum. (s.181)
*
Ne olursa olsun bu mektup bir şifa benim için, kendimi eski mektupların altında canlı canlı gömülmüş gibi hissediyor ve kıpırdamadan yatmak zorunda olduğuma inanıyordum, belki de gerçekten ölmüştüm. (s.253)
*
Yola çıkacak gücüm yok ; seninle karşılaşma düşüncesine daha şimdiden katlanamıyorum, beynimdeki basınca katlanamıyorum.
Mektubun bile benimle ilgili ölçüsüz ve dizginlenemez bir hayal kırıklığını ortaya koyuyordu, bir de karşına çıkacağım. Umudun olmadığını yazıyorsun ama benden tümüyle uzaklaşabilme umudunu taşıyorsun.
İçimde olup bitenleri ne senin ne de bir başkasının kavramasını sağlamam mümkün değil. Kendim bile kavrayamazken bunu nasıl yapabilirim? Ama asıl mesele bu da değil, asıl mesele net: Benim yakınımda insanca yaşamak mümkün değil; sen bunu görüyorsun ve hâlâ inanmak istemiyor musun?
(s.388/ 389)