O sokağın kokusu, kedinin uca doğru tüyleri seyrelmiş kuyruğu ile arada değip hışırdattığı yaprak sanki benim olmuştu. O günü yaşamış ve bazı şeyleri benim olmak üzere almıştım.
Tüketiciye kral gibi bakılır pazarlamada. Her şey krala göre tasarlanır. Kralın beğenisiyle kimse alay edemez. Mal eninde sonunda kralı hoşnut etmek için allanır pullanır. Ama bunlar yeterli değil. Şımarık kralın o malı istemesi gerekir. İstemesi için çeşitli yöntemlerle “gereksinme” yaratılır. Örneğin herhangi bir mal, “yeni” imajıyla yeniden dürtüklenir. “ Yeni bilmem neyi alın. Yeni bilmem neyi alırsanız kazanacaksınız” denir.
Sistemin durmadan “gereksinim” yarattığı bir dönemde yaşıyoruz. insanın bir gün durup, “Bu gereksinim de nereden çıktı. Ben bunu kabul etmiyorum,” diyeceği güne kadar devam etmesi gereken bir mücadele bu.