Bütün hayatım bir umumi yerden diğerine geçtiğim bölük pörçük zaman dilimlerinden ibaretniş gibi geliyordu, asla gelmeyen trenleri bekliyordum sanki. Gecenin geç saatlerinde istasyonda pinekleyip yolculara yirmi yıl önce raydan çıkan Geceyarısı Ekspresi'nin ne zaman kalkacağını soran o hayaletlerden biri gibi, tüm kapıların kapandığı ve sıcaklığın, insanların ve kulağa çalınan sohbetlerin dünyasından çıkmak zorunda kaldığım o korkunç saate kadar bir ışıktan diğerine dolaşırken o eski, tanıdık soğuğun ta iliklerime kadar işlediğini hissediyordum; sonra hepsi unutuluyordu, o sıcaklık, ışıklar, hepsi; hayatımda hiç ısınmamıştım ki ben, hem de hiç.